İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Kitablar ve Dergiler
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 07.09.2007, 13:55

 
Fazılbey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.04.2007
Mesajlar: 380
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Aylık Dergi

ÖNSÖZ


Ağustos ayı zafer ayı… Eylül ayı ise büyük zuhurlara gebe bir ay…

Başörtüsü davası sürecinde İslâm düşmanlarını aciz bırakıp bozguna uğratan muazzam tecellilere şahit oluyoruz. 22 Temmuz seçim sonuçlarıyla birlikte darboğaza giren Türkiye’de, cumhurbaşkanının da seçilmesiyle birlikte bu süreçte önemli bir adım daha atılmış olundu.


Abdullah Gül, cumhurbaşkanı oluşunun ilk dakikalarında şöyle konuştu:

Çatışma ve kavga unsurlarını daha baştan ortadan kaldırmanın en kestirme yolu da yine laiklik ilkesine bağlılıktır.





Laikliğe bağlılıkla çatışma ve kavga unsurlarının kaldırılamayacağını Gül’ün kendisi de biliyor aslında… Gül, daha önce de “sözde değil, özde bağlıyım, rol yapmıyorum…” gibi laflar etmişti. Gül’ün bu tür ifadeleri sık sık kullanmakla, AKP’nin azgın ve saldırgan laikler karşısında tutunamamasından kaynaklandığı belli. Bakalım sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, temeli çatışmacı karakterde olan laikler karşında neler yapacak? Hep beraber göreceğiz.

Zafere ermek için savaşta dayanıklılık esastır. AKP için bir savaş, laikler için de dayanıklılık sözkonusu olamayacağına göre, peşin olarak söyleyelim ki, “çatışma ve kavga unsuru” olan her şey İBDA’ya yarar. Sayın Cumhurbaşkanımızın hiç hoşuna gitmeyecek ama söylemek zorundayız:

Türbanın lügattaki manalarından biri de, “çatışma ve kavga”dır.

Yeni cumhurbaşkanımız Türkiye’ye hayırlı olsun!


Geçtiğimiz haftalarda kardeş dergi BARAN’a yapılan saldırı girişimleri de göstermiştir ki, İBDA dışında kimse, keyfinin bozulmasını istemiyor. Yani bunlara göre mevcut düzen her şeye rağmen sürmeli ki, aşağılık hayatlarını da böylece sürdürebilsinler.


Hadis-i şerifte buyurulduğu gibi, müslümanlık bugün “elde tutulan ateş” gibi olmuştur. Biz bu “ateş”i dinini satanlara ve dinimize düşmanlara inat her yere sokacağız, tutuşturacağız. Çankaya da tutuşacak... Göreceksiniz!

Daha cumhurbaşkanı seçilmeden hadiselerin sirayet ve tırmanışını, BARAN dergisi vesilesiyle müşahade ettik. “Basın dünyasında deprem” diye işinden kovuluşu haber olan E. Çölaşan’ın alet olduğu gelişmeler bize şu mânâyı da açık etmiştir ki; Allah bu dini kâfirler eliyle de olsa aziz kılar, güçlendirir.

Bu yaz Ankara için fevkalade susuz geçti. Kuduzun su görünce deliye dönüşü gibi, kuduz İsl3am Düşmanlarının Çankaya ve etrafında başörtüsü görünce ne hâle gireceğini göreceğiz. Olacakları, hem AKP hem de Kemalist-laiklerin içinde bulunduğu ve saklayamadığı psikolojik depresyonların fiiliyata geçişini ellerimizi ovuşturarak seyredeceğiz.


İktidar sahibi iken her şeyin ellerinden kayıp gidişine şahit olduktan sonra ya kahrından geberecek, ya da saldırıya geçecek olan laikler henüz güç tamamen ellerinden gitmeden mutlaka bir girişim içinde bulunacaklardır. 80 yıldır tünedikleri yerlerden usulca çıkıp gidecek değiller. Bir gece ansızın birileri birilerini basabilir.


İçeride her iki taraf için havalar böylesine kasvetli ve dehşetli geçerken, eşzamanlı olarak dışarıdan da içeriye doğru bütün meseleler yeni meseleleri de arkasına takarak heyula gibi üzerlerine çökmüş durumda…


Kürt Meselesi, Irak, Ermeni meselesi, Kıbrıs, AB, Filistin, Ege, ekonomideki gelişmeler, Rusya’daki gelişmeler ve beklenmedik gelişmelere gebe bir süreç yaşanmaktadır. Yokuş aşağı olan bu gidişe İBDA olarak, nelerin nelere vesile olacağı hazırlığı içinde yoğunlaşmış olarak karşılamak gerekmektedir.

Bu sayımızda Cumhuriyet’in kuruluşunda dönemin “garantör” devletleri tarafından içerideki işbirlikçilerine buyurduğu Lozan’ı ve Lozan’daki ihaneti gizleyen “Yurtta Sulh Cihanda Sulh ilkesi”ni sorguladık. Ayrıca yine cumhuriyet döneminde büyük sıkıntı ve zulüme maruz kalsa da mücadelesine devam eden Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin hayatını sayfalarımıza taşıdık.


Mübarek “üç aylar”ın sonuncusu Ramazan ayına girerken Ramazan ayınızı tebrik eder, İslâm âlemi için bereketli ve zaferlerle dolu geçmesini ümit ederiz.


İntikam hissiniz daim olsun!


www.aylikdergi.com
Fazılbey isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 02.10.2007, 12:05

 
Fazılbey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.04.2007
Mesajlar: 380
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Fazılbey isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 19.05.2008, 14:23

 
Battal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 323
Teşekkür etti: 2
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Selâm ile...

Mayıs ayı harb ayı...

Mayıs 1453, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethi!

Mayıs 1560, Piyale Paşa komutasında Celbe önlerinde zaferle neticelenen deniz harbi!



Mayıs 1601, Tiryaki Hasan Paşa'nın Kanije Zaferi!

Mayıs 1799, Cezzar Ahmet Paşa komutasında, Akka'da Napolyon'un ordusu mağlup!

Mayıs 1897, Gazi Ethem Paşa'yla Yunan'ı mağlup ettik.

Mayıs 1915, Seddülbahir savaşları...

Mayıs 1919, İzmir�in işgali...

Mayıs 1919, Büyük vatan dostu Vahidüddin Han'ın iradesiyle tayin edilen M. Kemal'in Anadolu'ya geçişiyle başlayan Kurtuluş Savaşı...

Ekonomik savaş... Mayıs 1740, Fransa ile kapitülasyonlar...

Kültürel savaş... Mayıs 1928, İslâm harflerinin kaldırılıp Latin harflerinin kabulü...

Fikir savaşı... Mayıs 1904, büyük aksiyon ve fikir adamı Necip Fazıl Kısakürek doğdu.

500 asırdır beklenen "mütefekkir yetiştiren mütefekkir" Üstad Necip Fazıl tarafından, "fikir haysiyetinin müstesna genci" olarak işaret edilerek Büyük Doğu fikir ve aksiyon bayrağını devralan İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu doğdu. Mayıs 1950...

Vefatının 25. yıldönümünde Üstad "hakkında yazılmış tek harika kitap"ın sahibi olan Salih Mirzabeyoğlu, hem künye hem de bünye itibariyle Büyük Doğu'nun aynıdır, aslının devamıdır, devam ettiğinin aslıdır. Salih Mirzabeyoğlu yaşayan Necip Fazıl'dır.

Büyük Doğu'nun Batı emperyalizmiyle savaşında fikir ve aksiyon mihrakı önce O'dur, sonra Salih Mirzabeyoğlu'dur. Büyük Doğu'nun aksiyon plânında İslâm bayrağını yükselttiği coğrafyamızda, bugünün aksiyoncusunun ufku, Salih Mirzabeyoğlu'dur. İslâmî bir dünya görüşünü çatan, her sahteliğin ve zıtlığın kendisine göre "şahsiyet" bulduğu İBDA Mimarı, ideolojilerin bittiği zırvalarıyla ademe mahkûm ediliyor zannedilirken, kendisi olmadan fikir ve aksiyon kıymetinin belirtilemeyeceği "mihrak-remz şahsiyet" oldu. Bugün artık dünya siyasetinde de kabul edilmiştir ki siyasetin merkezi Doğu'dur. Dünya Doğu'ya, "Fikir"e döndü. İBDA ile Büyük Doğu, dünyanın merkezi oldu: Merkezdoğu.

Onun da merkezi Türkiye!..

Bunun en büyük alameti, tüm sahteliklerin, inkâr ve mürtedliklerin çatısı altında toplaştığı AKP'nin gelişiydi. Bütün temelsizler ve asılsızlar Büyük Doğu'nun motifleriyle bezenerek Büyük Doğu'nun hakikatine küfrettiler. Küfrün "hakikati örtmek" mânâsından hareketle, zihinleri örtme işine İBDA Mimarı'nı cezaevi hücresine kapatarak başladılar. Buna yapılan en ufak katkı, o kişiye hem ilahî belâ ve musibet olarak, hem de adalet olarak geri dönecektir. İkisi de dünyada!..

O, Büyük Doğu'nun büyük tarih muhasebesini yapmış, -500 yıl!- her şeyi yerli yerine oturtmuş dünya görüşüyle, enkaz altındaki insanlığın çığlıkları arasında bizi bekliyor. "Kahramanın görünmek için sana ihtiyacı var!" buyuruyor. Fikir ve aksiyon kahramanının... Mayıs ayında, savaşların ayında doğmuş bu iki "remz şahsiyet"e layık olmaya çalışalım.

Bu sayımızda Üstad'ın vefat yıldönümü münasebetiyle gerçekleştirdiğimiz iki röportajımız mevcut. Dergimize misafir ettiğimiz Sayın Muzaffer Doğan ve Sayın Veli Avcı'dan da dinlediklerimiz, İBDA'sız Üstad'tan bahsetmenin tüm bedbahtlığı ve nasipsizliğiyle kalanlar için elbet bir şey ifâde etmeyecektir.

Üstad Necip Fazıl'ı aynı zamanda vefat ayı olan Mayıs'ta rahmetle anıyor, İBDA ile yürüyen Büyük Doğu bağlılarını selâmlıyoruz.

aylıkdergi
Battal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 16.07.2008, 21:01

 
Battal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 323
Teşekkür etti: 2
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Selâm ile...

AB-D emperyalizminin bu toprakları istilası yüzyıllık bir mesele... Onlar Türkleri haritadan silmek için geldiler ve İslâm topraklarına saldırılarında her türlü vasıtayı kullandılar.

Vahşi Batı istilacılarının gelişiyle, bir "insan tarifi" yapıldı. Demokrasiye iman etmiş ve onun getirdiği teamülleri içselleştirmiş bir "insan". Sömürge tipi olmak için bunu bir vaka olarak kabul etmek, sadece duymak ve görmekle mümkün değil tabi. Uzun bir süreç ister. Zehirli kavramlarla zihinlere zerk ediliyor.

Büyük Doğuculuktan Vahşi Batıcılığa geçmiş Abdullah Gül'ün, İngiltere kraliçesi Elizabeth'in Türkiye'ye gelişinde üniversitelilere "Erasmus Programı"nı hararetle telkin edişi, adı Batı'da Allah'ın adıyla beraber hatırlanan Türk'e karşı "büyük bir hamle"dir.

Batılı, kendisi müdahaleye gerek görmeden istediği sonuçları alacağına inandığı sömürge tipi insan kaynağını buldu. Bu sömürge tipi insan önce tarihini-geçmişini-soyunu hor gördü, akabinde bu topraklardan kökten bir kopuşla aradığı ilk hazzını tattı. Bu haz başka hazları getirdi. Yüzde 90'ı Batı hayat tarzından nefret eden insanımızın önünde, bir batılıyla kadeh tokuşturan siyaset adamı türedi. İçeride tedaviye cevap vermez halde ve kökten kazınmalıyken yılların nesilleri önünde resmi geçit yapan bu tip, "adam" sayıldı, "ehil" kabul edildi. Onun ehil kabul edilmesi için aldıkları hazzın aşağılık atmosferinin solunması şart.

Bu vasatı, demokrasi oyununu oynarken aralarında kurdukları sahte kutuplaşma ile kurdular. Oyun, siyasî-askeri-iktisadi-kültürel-sosyal vs tüm sahalarda görünen bütün kesimlerin hainlerince oynanıyor. Bu 'devlet propagandası' havasında içeride kurgulanıyor ve perdeleniyor.

Hafızalarımızı biraz zorlarsak öz insanımız nasıl bir insandı, dostu-düşmanı kimdi, bu tipi görünce nasıl bir tepki koyardı, bunun zengin misâllerini hatırlayacak bir tarihe sahibiz.

Her tarafı işgal altında olan bir vatanda bu şartları tersine çevirecek, batı hayat tarzıyla yetişip sömürge tipi insanı bu topraklardan sürecek irade, ancak yeni bir "insan" idrakiyle mümkündür.

Bu cümleden olarak, Büyük Doğu Projesi Başyücelik Devleti etrafındaki çalışmalarımız devam edecek...

TEMA vakfı kurucusu Sayın Hayrettin Karaca'yla gerçekleştirdiğimiz röportajda anlatılanlar bu mânâda ibretliktir.

Bu sayımızda ayrıca İtalyan müslüman yazar William Schwarz'a ait, dergimize gönderilen değerli bir çalışmayı ilgilerinize sunuyoruz.

İbn-i Arabî araştırmalarıyla Türkiye'de de tanınan Sayın William Chittick ile, İbn-i Arabî ve tasavvuf üzerine konuştuk.

Ve bir başka araştırmacı yazar Sayın Yılmaz Dikbaş'ın Amerikan terörünü ele alan çarpıcı incelemesi de bu ayki sayımızda...
Battal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
dergi vedAA Kitablar ve Dergiler 0 03.02.2008 01:03
dergi yasal,bulundurmak yasak şehidan Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 20.01.2008 15:54
11 aylık hükümet MaKKaH Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 8 04.07.2007 10:18
En iyi dergi? gençüsküdar Anketleriniz 25 14.05.2007 16:19
kitab dergi siir ve daha büssürü sey BITCHEF Kitablar ve Dergiler 1 22.08.2003 11:54


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:05 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50