![]() Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 323
Teşekkür etti: 2
5 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| İlma' Dergisi ![]() Diyalektiği dil, estetiği ahlâkla birlikte telaffuz eden Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, “Gölgeler” Romanım Hakkında'ki röportajında “fikirde “diyalektik” ne ise, romanda da “estetik” o” diyor (Mirzabeyoğlu, Adımlar, s. 21). Mütefekkir, romanın sadece dille alakalı, estetik bir mesele olmadığını, fikir ve ahlâkla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. İslâm estetiğinin “Allah güzeldir, güzeli sever” ölçüsünü buna bağlı bir diğer ölçüyle birlikte ele aldığımızda Mütefekkir Mirzabeyoğlu'nun estetikle ahlâka neden vurgu yaptığı bir kez daha anlaşılır: “Doğrunun olmadığı yerde güzel de yoktur!” Bu iki ölçü bize estetikle ahlâkın yan yanalığını değil, biri olmadan diğerinin de olamayacağını söyler. Romanın tür olarak ortaya çıkışı tarihi, sosyal ve kültürel değişimler kadar bu değişimlerden etkilenen üç 'özne'yi de gösterir: Romancı, roman kahramanı ve roman okuru. Bu üç öznenin ilişkisi, romanın doğduğu çağ kadar değişim gösterdiği hemen her zaman diliminin neden aynı zamanda bir 'kriz'e denk geldiğini de açıklamaz mı? Batı romanı burjuvazinin sahneye çıktığı bir tarihte doğarken Türk romanı da modernleşme hamlelerinin hızlandığı bir döneme rastlar. Keza modernist romanla postmodernist 'anlatı'ların tarihi, sosyal, kültürel artalanları aynı zamanda birer 'kriz eşiği'ni ima eder. Bu eşiklerde öznelerin üçü de yaşanan krizlerin ortaya çıkardığı ahlâkî ve fikrî kırılmalardan etkilenir. Roman da bir edebî tür kadar aynı zamanda söz konusu kırılmalara değinen ahlâkî ve fikrî kaygıların taşıyıcısı, yansıtıcısı gibidir. Ancak Gölgeler bir roman olarak sadece bir krizi ve kriz döneminde yaşanan kırılmaları yansıtmaz; fraktal yapısıyla 90'lardan itibaren çokça denenen parçalı-metinlerarası anlatıları öncelerken, estetikle ahlâkın iç içeliğini vurgulayarak söz konusu anlatıların çoğunun es geçip önemsemediği 'fikir'i öne çıkarmasıyla, krize yönelik bir çözümü de işaret eder. Gölgeler özelinde romanı ele aldığımız bu sayımızın ilk yazısında Ahmet Celil Civan, epik, ironi, yurtsuzluk gibi 'romanesk' öğelere Georg Lukács ve Mihail Bakhtin tarafından getirilen farklı yaklaşımları karşılaştırırken bu öğelerin Gölgeler'de nasıl yansıdığını ele alıyor. Söz konusu öğelerin sadece estetik değil aynı zamanda etik bir artalana da sahip olduğunu söyleyen yazar, bu artalanın bir siyasî imkân olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini araştırıyor. Bir edebiyat eseri sinemaya uyarlanabilir mi? Bu uyarlama hem edebiyat okurlarını hem de sinema seyircisini memnun edebilir mi? Edebiyat-sinema ilişkisinin vazgeçilmez sorusunu soran Mustafa Er, edebiyatseverler kadar sinemaseverleri de memnun eden Michael Winterbottom’ın Tristram Shandy uyarlaması olan A Cock and Bull Story örneğinden yola çıkarak Gölgeler'in sinemaya uyarlanıp uyarlanamayacağını tartıştığı makalesinde ayrıca Gölgeler'i sinemaya uyarlamayı düşünenlere 'ipuçları' da veriyor. Bilâl Sami Oğuz, matematikçi Lewis Caroll'un Alice Harikalar Diyarı'nda romanını ele aldığı yazısında Caroll ekseninde roman ve matematik ilişkisinin izini sürüyor. Mehmet Şahin, makalesinde edebiyat sosyolojisinin edebiyatı incelerken hangi imkânlara sahip olduğunu, nerelerde hangi problemlerle karşılaştığını özellikle marksist yaklaşımlar çerçevesinde sorguluyor. Celil Civan ise postyapısalcı düşüncenin yazarı metinle ilişki içinde nasıl irdelediğini Roland Barthes ve Michel Foucault’nun yazarın ölümünü vurgulayan denemelerini odağa alarak değerlendiriyor. Şener Özönder, modern fiziğin geldiği aşamaya göz atarken söz konusu disiplinin günümüzde ele alıp tartıştığı problemlere de temas ediyor. Terry Eagleton, “bütün postmodern literatür Nietzsche’ye düşülmüş dipnotlardır” diyordu. Ancak yazarımız Dilara Sevinç, yazısında Nietzsche’nin nihilizm ve postmodernizme olan mesafenin yakınlığını sorgularken filozofun üstinsan düşüncesininin tasavvufa hiç de uzak olmadığını gösteriyor. Osman Temiz küreselleşen futbolla birlikte futbol seyircisinin değişen profilini örnekler vererek incelerken Ali Rıza Yaman yazısında Türk anayasal hareketlerinin arka plânında yer alan fikrî yapının belli başlı göstergelerini sergiliyor. Son iki yazımızın ilkinde Şener Özönder fizikteki temel sabitlerin etrafında gerçekleşen tartışmaları yansıtırken Mustafa Er, Elaine Scarry’nin Kitapla Hayal Etmek adlı çalışmasını değerlendiriyor. bu sayıda Gölgeler'deki Romanesk Ahmet Celil CİVAN Romandan sinemaya: Gölgeler'i filme uyarlamak Mustafa ER Alice Harikalar Diyarında Bilal Sami OĞUZ Edebiyat Sosyolojisinin İmkanları -Tarihsel Oryantasyon- Mehmet ŞAHİN Postyapısalcı Düşüncede Yazarın Konumu: Barthes ve Foucault Eksenli Bir Tartışma Celil CİVAN Modern Fiziğe ve Problemlerine Hızlı Bir Bakış Şener ÖZÖNDER Nihilizm ve Nietzsche Üzerine Dilara SEVİNÇ Küreselleşen Futbolda Değişen Seyirci Profili Osman TEMİZ Türk Anayasal Hareketinin Fikri Temellerine Dair Bir Değini Ali Rıza YAMAN Fizikte Temel Sabitler ve Temel Birimler Üzerine Tartışmalar Şener ÖZÖNDER ''Kitapla Hayal Etmek'' Mustafa ER www.ilmadergisi.com |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| feyz dergisi | evran | Kitablar ve Dergiler | 197 | 15.08.2008 11:23 |
| Beyan Dergisi | yusuf54 | Kitablar ve Dergiler | 3 | 09.06.2005 19:02 |
| Zafer Dergisi | Mikval | Kitablar ve Dergiler | 7 | 08.05.2005 06:03 |
| Aksiyon Dergisi | Mikval | Kitablar ve Dergiler | 4 | 23.04.2005 20:50 |
| Anlayış Dergisi | msabri | Kitablar ve Dergiler | 0 | 18.02.2005 20:01 |