İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Kitablar ve Dergiler
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 06.07.2008, 07:36

 
yavuz1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.06.2008
Mesajlar: 6.190
Teşekkür etti: 231
555 Teşekkür 391 Mesaja aldı
Furkan dergisi 26.sayi çikti

ALLAH İTAAT EDENLERE KARŞI SEVGİ
İSYAN EDENLERE KARŞI NEFRET
Saadeddin Ustaosmanoğlu
sustaosmanoğlu@furkandergisi.com

Kâinatın Efendisi buyuruyorlar; “Nas uykudadır öldükleri zaman uyanırlar.”
Uyku hali farkındalığının hangi hâl’i ifade ettiğini kim nasıl anlayabilir. Ben idrak sahibiyim dememin bana ne faydası var? Ölçülerin yine ölçülerle(!) tepelendiği nefs meydanında, aldanmamanın hakîki ölçüsü ne?
İlim ve amelin meczine meydan vermeyen bilginin, nefs meydanında arz-ı endam etmesinin ne mânâya geldiğine, dikkat nazarımızı atfetmeyi becerebiliyor muyuz?
Kuru bilginin mahiyetine nüfûzu gerektiren gerekli ahlâk; ve nasıl olmalı?.. Bilginin çokluğu ve çeşitliliğinden kaynaklanan sahte tatmin duygusunun, bilginin hakiki mahiyetine nisbeti nasıl kurulmalı?
İlim ne? İrfan ne? Ahlâk ne?..
Bu “ne”lerin nereden nasıl neşet ettiği bir yana, birbirlerine karşı ve kendi içlerinde belirttikleri nüanslara, feraset nazarımızı atfetmemiz nasıl olmalı?
Ne olmalı? Nasıl olmalı? Niçin olmalı? Vs...
Bedavacılığa kaçmamak şartıyla, zamanüstü mânâ ifadesinde kelâm edenlerden, Abdullah İbni Ömer Radıyallahu Anhu’dan:
“Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceyi ibadetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem ve bu hâl üzere ölsem... Fakat gönlümde Allah’a itaat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı da bir nefret duygusu olmasa... Bütün bu yaptıklarımdan bir fayda göremem!”
Âmiyâne tâbirle, at izinin it izine karıştığı bu hengâmede, bu mânânın ifadecisi sağlam itikad zemini nasıl temin edilebilir? Dert bu!
Yapıp etmelerin, asgarî ahlâkî normlara bile uygunluğu gözetilmeyen böylesi bir vasat, itikad felâketine dûçar kaldığımızın alâmetidir... “Amaan; itikad da ne”, diyenlerin veya hâl ifadesinde böyle yaşayanların sayısı o kadar çok ki! Nasıl bir çukura yuvarlandık; izahı bile zor.

Değiştiğiniz İçin Allah da Sizi Değiştirdi
Hasan-ı Basrî Hazretleri anlatıyor... Sade bir dille... Sahabiye nisbetle zamanın insanını vasfediyor... Eğip bükmeden... Sadeliği nisbetinde derinliğinin nisbeti idrak edilmeyen ve sadeliği nisbetinde hikmet yıldızlarıyla donatılmış satırlar. Binlerce sahifeye bedel satırlar... Avamî dil küçümsemesine tâbi tutarak okuyanların canına okuyan satırlar... Canına okunanın, cana okumanın ne mânâya geldiğini idrak edememesinden dolayı mele mele baktığı satırlar...
Hülâsa, Allah dostlarının zaman üstü mânâ ifade eden sözlerine, söz üstü mânâ cihetinden bakabilenlerin zevk alacağı, bâkîsinin köy kurnazı ahmaklığı içinde sırıtacağı satırlar:
«Eyvah, eyvah... ne kadar da uzaklaştık! İnsanlarda güven kayboldu. Söylenir yapılmaz, bilinir sabredilmez. İman vardır ama yakîne ulaşmamıştır. Ne oluyor bana... erkekler görüyorum, akılları yok. Hışırtılar duyuyorum, kimsecikler yok. Evet, yemin ederim ki, cemaat içeriye, camiye girip çıktılar; öğrendiler, sonra da inkâr ettiler. Önce haram dediklerine sonra helâl dediler. Sizin dininiz, dilinizin üzerindeki lokma gibidir. Birinize, “hesap gününe inanıyor musunuz?” diye sorulursa, “evet” der. O ceza gününün sahibine yemin olsun ki, yalan!
Dine kuvvetle bağlılık, inançta yakîn seviyesine yükselmek, mümin ahlâkıdır. Mümin, akıllı ve ağırbaşlıdır. Yumuşaklıkta çok üstündür. Zorluklara katlanır. Zenginlikte gözü yoktur. Haklara riayet eder. Doğrudur; doğruluğunda insaf sahibidir. Hoşlanmadığı kimseye zulmetmez. Sevdiğine de tavizler vererek günaha giremez. Başkasının aleyhine dedikodu yapmaz. Alay etmez, başkasını ayıplamaz. Kendisi ilgilendirmeyen işin peşine düşmez. Aleyhinde bile olsa hakkı gizlemez. Başkasının başına gelen belâ için sevinmez. Başkası günah işlediği zaman da memnun olmaz.
Mümin namazında huşû içinde olur. Ruhunun hakkını verir. Sözü şifa, sabrı takva, sessizliği tefekkür, bakışı ibrettir. Öğrenmek için âlimlerle oturur. Konuştuğunda da bir şeyler öğrenmek için konuşur. İyilik yaptı mı sevilir, kötülük yaptı mı tevbe der. Tenkid edildiğinde kabul eder. Kendisine haksızlık yapıldığında da adaletle davranır. Sadece Allah’a sığınır ve sadece O’ndan yardım ister. Cemaat içinde vakarlı olur, yalnız başınayken de şükreder. Belâya sabırlıdır. Gafiller arasında oturduğunda Allah’ı ananlardan, zikir ehli arasında oturduğunda da tevbe edenlerdendir. Peygamber -aleyhisselatü vesselam-ın sahabileri de öyledirler... değiştiğiniz için Allah da sizi değiştirdi.» (İlk Sivil Direnişçi Hasan-ı Basrî, Ekrem Sağıroğlu, s.207)
Değişenin, kendisinde neyin değiştiğini farkedememesinden büyük felâket olmadığını idrak edememesi, inadda ısrarcı olmasına, ısrarı da ıslahının mümkünsüzlüğüne delâlet eder... Felâket!

Söz’e, Amel’e, Kâlb’e Dair
Yazımızı Hasan-ı Basrî Hazretleri’nin aynı eserdeki şu satırlarıyla noktalayalım:
«Siz insanları, yaptıkları işlere (amellerine-yaşayışına) göre değerlendirin; sadece konuşmalarına bakmayın. Zira Cenab-ı Hak, söylenilen her sözle beraber onu doğrulayan yahut yalanlayan bir ameli de şart kılmıştır.
Güzel bir söz (bir öğüt) duyduğunuz vakit, sahibini değerlendirmekte acele etmeyiniz. Onun sözü işine uygunsa ne âlâ! İşte bu ne güzel nimet! Fakat sözü işine uymuyorsa, sakın ona aldanma. Şu hâli ile o, yalnız miskinleri aldatabilir.»
Mesele, itminan bulmuş kâlble yapabilmekde... Ayet meâli: “Kâlbler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur”... Zikri, kendi nefsaniyetimize uydurarak tevil etme yerine, ehlinden öğrenmek de erdem.
yavuz1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 06.07.2008, 07:41

 
yavuz1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.06.2008
Mesajlar: 6.190
Teşekkür etti: 231
555 Teşekkür 391 Mesaja aldı

FURKAN MECLİSİ’NDEN

Sevgili Furkan okurları!
Son birkaç sayımız sebebiyle müsbet ve menfi tenkidlere muhatab olduk. Menfiler, müsbetlerin yanında devede kulak kalsa da, yine de bizim için önemliydi. Zira biliyoruz ki, menfi tenkid, nefsimizi acıtıcı olması bakımından olgunlaştırıcıdır. Müsbetlerde ise, gevşeme tehlikesi mevcut.
Furkan bir okuldur, demiştik geçen sayımızda ve Malcolm X’den bir misalle meselenin muhtevasına dair ipucu vermeye çalışmıştık. Teenni ile hareket tarzını düstur edinmeye çalışıyoruz, zira bunun dışındaki hareket tarzlarının Hakk’a nisbetin zayıflamasında etkili olduğunu bilfiil yaşayarak müşahede ettik.
Acelenin şeytandan, teenninin Allah’tan olmasına binâen, davranışlarımızın nasıl olmasına dair misalleri yaşayarak ve de idrak etmeye çalışarak yolumuza devam ediyoruz... Attığımız her taşın, yarasına merhem olduğumuz her fanînin, öte âlem hakikati nezdinde muhatabımız olduğu bilinci içinde hareket etmeye çalışıyoruz ki, bunun dışındaki her hamle yorgunluk misalidir.
Teenni ile hareket tarzımızın birçok gerekçesi var; ve bunların bir kısmını fâş etmenin lüzumsuzluğunu bilenler bilir. Lüzumlu olanlarını da uzunuzun anlatmanın gereği yok. Ama, bir tanesinin altyapısını kurmaya dair çalışmalarımızı, okuyucularımızın da yakîn ilgisine muhtac olması bakımından zikretmeye değer: 1999’daki yirmibin satışına ulaşmak.
“Bu, teenniyi değil aceleyi gerektirir” diyen okuyucularımıza da hatırlatalım; teenni ve aceleden anladığımız, zamanın içinde koşmak ve yorulup bîtap düşmek değil, zamanı koşturmayı öğrenerek dinç kalıp iş yapmaktır... Diyalektiğimizin temel esprisi olan “Batın Nisbeti” hakikati idrak edilmeden anlaşılması muhal hâl... Anlamaya çalışıyoruz; anladığımız kadar da iş ve amel...
Geçen sayımızda yayınladığımız Veteriner Hekim Fatih Lâtif’in mektubundaki içten feryatları okuyanlar, işin başında hangi belâlara maruz kaldığımızı ve en entipüften meselelerin üstesinden niçin gelemediğimizi anlamış ve hissetmişlerdir herhâlde... Ava giderken avlandığımızın farkına varabilmenin yolu bu idrakten geçiyor olmasına rağmen, en burun kıvırdığımız meselelerden biri olarak önümüzde duruyor olması ne hazin.
Bir de, son zamanların aktüel mevzuu olan Ulusalcılık, Kemalizm, Ergenekon meselesi var; ki bu konuya dair yaşananlar çerçevesinde, küçük cinliklere teşebbüs edenlerin varlıklarına şahit olduk... Her cinliğin peşinden koşturacak halimiz yok tabiî ki. Bu cinliklerin aldanışına muhatap olanlardan -varsa şayet- ricamız şu: Aslolan hüsn-ü zan olduğundan, (su-i zanna kapılıp vebâl yüklenmemeleri bakımından) şayet kayda değer bir iş, bir amel, bir dedikodu ile karşılaşmışlarsa lütfen bize danışıp meselenin hakikatine muttali olabilmek için bilgi asınlar. Meselenin künhüne vâkıf olmaksızın hakkımızda su-i zanda bulunan gönüldaşlarımıza hakkımızı helâl ediyoruz. Vâkıf olup da yapanlarla ruz-i mahşer karşılaşmasında meselemizi hallederiz.
Emniyet hissinin kaybolduğu nokta, nefse boyun eğdirilmeyen noktadır; ki bu noktada her meselenin ters yüz edilerek yansıtılması mümkün. Doğrunun yanlışta kullanıldığı noktalardan biri de budur. Hatta doğrunun saklandığı nokta da burasıdır.
Mânâmızın “Lain-i Ekber”le bir arada görünmesinden şiddetle nefret ediyor, tiksiniyoruz... “Baş Nefret Kutbumuz” üzerindeki kinimizin sulandırılmasına hiçbir şartta rıza göstermeyeceğimizi el ve âlem bilmeli. “Aslında Ebû Cehil sizin bildiğiniz gibi değildi; onun şöyle tarafları, böyle yönleri var” diyenlere mukavemetimiz ve muhalefetimiz bazı ayak oyunları teşebbüslerine de sebep oldu; ki bunları, gönüldaşlık gereği es geçiyoruz...
Bu konuda çevrenin aksülameli her şeyi açıklayıcı olmuştur. Yüzde yirmilik (!) antiemperyalistlerle (!) taktik bir mevzu olarak bile bir arada görünmenin nasıl bir kaygan zeminde yürümek olduğu anlaşılmıştır. Motivasyonu bitmiş Kemalistlerin son çığlıklarına, samimi mesajlar nazarıyla bakmak yanlıştır! İstifadeye çalışmak da, yanlış ata oynamak...
Hali hazırda yer gösteren konumda olmaları, elinizi verdiğinizde kolunuzu kaptıracağınızın alametidir. Onların “kin”i, İslâm’a karşı tükenmeyen bir kindir... Kuvvacı geçinen bir serserinin “You Tube”a düşmüş son bandı bile, bunların İslâm’ı ve müslümanları nasıl gördüklerinin tipik alâmetidir. Bunlardan hayır gelmez. Hayra hizmeti gâye edinmiş gönüldaşlarımıza bu sevdadan vazgeçmelerini şiddetle tavsiye ediyoruz... Ve bütün müslümanlara...
Cellatlarımız bize niçin gülümsüyor ki?!

Sevgili Furkan okurları!
Haziran ayında, teknolojinin azizliğine uğradık! Dergimizin hazırlık safhasında meydana gelen aksilikler nedeniyle Haziran ayında sizlerle bulaşamadık; affola…
Gelecek ay buluşmak duasıyla üç aylarınızı tebrik ederiz.
Allah-u Teâlâ layıkıyla bu mübarek gün ve geceleri idrak eylemeyi nasib eylesin.
O’na emanet olunuz.


FURKAN DERGİSİ İrtibat tel:02125265014 05388189179
yavuz1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 06.07.2008, 23:03

 
yavuz1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.06.2008
Mesajlar: 6.190
Teşekkür etti: 231
555 Teşekkür 391 Mesaja aldı


furkandergisi
yavuz1 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Furkan 29. Sayı yavuz1 Kitablar ve Dergiler 1 04.11.2008 00:14
Furkan Fm Yayinda yavuz1 Gençlik Lokali 0 29.06.2008 23:51
İsmail Aga & Ruhul Furkan Bismillah Fatihsultan Dini Bilgi ve Eğitim 0 31.08.2006 20:13
FURKAN DERGiSi 4. sayısı çıktı mesih nizamlı Kitablar ve Dergiler 0 28.05.2006 12:44
Kat Sayi Problemi cözülüyormu ? el-EMIN Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 6 16.10.2005 23:57


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:32 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49