İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 11.07.2006, 17:20
 
refah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Yaş: 21
Mesajlar: 2.590
Teşekkür etti: 0
42 Teşekkür 27 Mesaja aldı
Srebrenica katliamının yıldönümü

İkinci dünya savaşında bu bedeller ve bu kayıplar birdaha verilmeyecek şekilde ödendiği söylenmişti. 50 milyon insanın hayatına malolan o faciadan gerekli derslerin çıkarıldığı söylenmişti.
Birdaha böyle bir facıaya kimseler kalkışamayacağı iddia ediliyordu. Birdaha böylesi faciaların yaşanmayacağı şekilde dünya yeniden şekillenmiş ve örgütlenmişti. Demokratik ve insan hakları kuruluşları var... Suç işlemeye kalkanları cezalandıracak gerekli askeri gücler var. NATO var, Birleşmiş Milletler var ve Batı medeniyeti var... deniliyordu. Evet bunların hepsi varolduğu gibi, BM kuruluş bildirisinde de bunlar yer almıştı. Batı dünyasının anayasalarında ve insan hakları kuruluşlarının tüzüklerinde bunların hepsi yazıldı. Bu uğurda beyannameler de yayınlandı. Dünya bu vaatler, bu evrensel beyannameler ve de yazılanlara inanmişti. Çünkü bunları yazan ve hazırlayanların büyük bir kısmı İkinci dünya savaşı vahşetini yaşamış ve insanlık faciasına şahit olmuş insanlardı. Onlar gelecek nesillere bu vatlerle bir dünya hazırlamışlardı... Ancak bütün bunlar hazırlanıp ilan edilirken bir şey unutuldu...

Bu değerler var. Bu kuruluşlar var.. Bu haklar var ... ancak bunlar müslümanlar için geçerli olmadığını söylemeyi, yazmayı ve beyan etmeyi unutmuşlar yada, tedbirlerini almasınlar diye bilerek yazmamışlar, beyan etmemişler ve söylememişler... Kim ne söylerse söylesin. Bosna’da yaşanan insanlık facıasına seyirci kalarak katliamcı sırp çetniklerini cesaretlendirenlerin bugün bu değerlerden tekrar söz etmesi ayıp olduğu kadar yalandır. Kendilerini savunacak hiçbir haklı
gerekceleri yoktur. Bu bir tarih ve bu bir tarihi hakikat olarak açık bir şekilde ortadır. Bunun en acı örneği Srebrenica’da yaşanan katliamlardır. Hemede bu değerleri bu kuruluşları hazırlayan Batılıların gözleri önünde ve onların güvencesi altındaki savunmasız insanlara yapılmıştır. Unutulmasın ki bu vahşeti yapanlar ve yaptıranlar kadar sorumluluklarını yerine getirmeyip canilere yol verenler, seyirci kalanlar ve izledikleri politikalarla o canileri cesaretlendirenler suçludur. Tarih onları lanetleyecektir.

Türkiye’nin istikrarlı büyümesinin önünü kesmek, Türkiyeyi uluslararsı camiada suçlu gösterme uğruna tarihin cöp tenekelerini karıştırarak belge arayanlar, tüm dünyanın gözleri önünde ve tv kanallarında naklen yayınlanan Srebrenica katliamı ve Bosna’da gerçekleştirilen soykırımı için ne yaptılar. 10 yıldır Srebrenica insanlık facıasının baş sorumluları olan ve halen 10 yıldır yakalanamayan Radovan karadziç ve Ratko Mladiç, gibi katillerin yakalanıp yargılanmaları için acaba bu cevreler ne yapmışlardır. Malüm cevrelerin beylerine bu vesileyle cağrıda bulunuyoruz ; „Tarihi belgelerde yeri olmayan sözde Ermeni iddiaları yerine her yönüyle belge olan ve dünya kamuoyunun vicdanını sızlatan Bosna Hersek, Filistin, Arakan ve Çeçenistan’daki soykırımlarını gündeminize alın“ diyerek serzeinişte bulunuyoruz. Evet bugün Srebrenica katliamının 10 yılı. İnsanlık onurunun ayaklar altına alındığı o kara günün yani 11 Temmuz 1995 tarihinin yıl dönümü. Bu tarih İnsanlığın imtihanı kaybettiği tarihtir. Bu tarih insan Hakları ve küresel barışcı kuruluşlarının maskelerinin düştüğü tarihtir. Bu tarih BM, NATO, AB ve daha birçok kuruluşun bittiği, tükendiği tarihdir. Hulasa bu tarih insanlık tarihinde kara bir leke olarak yerini bulan Sırp çetnikleri tarafından 8 bin müslüman Boşnak’ın topluca katledildiği tarihdir. Kısacası bu tarih Srebrenica analarınıni çocuklarının ağlaştığı tarihdir. 10 yılında Srebrenica şahitlerimizi anarken,Sırp canileri ve onlara destek verenleri vel hasılı bu vahşete sessiz ve seyirci kalanları lanetliyoruz...

Gümüşcüler şehri Srebrenica


Bosna Hersek’in doğusunda, Sırbistan sınırına 10 km. Uzaklıktaki Boşnak kenti Srebrenica... Gümüş anlamına gelen Srebrenica Savaş öncesinde 36 bin müslüman Boşnak’ın yaşadığı mutevazı bir şehirdi. Tarihciler Srebrenicadan şöyle söz ederler ; „Ona sahip olan Gümüşe sahip olur, gümüşe sahip olan güçlü olur „ Yakın tarihimizin en utanc verici savaşı olarak kabul edilen Bosna hersek savaşında sırpların kuşatmaya aldığı 6 şehirden biri idi Srebrenica, Her taraftan kuşatılan ve şehre yiyecek yardımının bile girişine sırplar müsaade etmez iken ellerindeki terme catma silahlarla birbucuk yıl direnmeyi başarmıştı bu şirin şehrin yiğit insanları. Katliamın bu kadar büyük olmasının sebeplerinde biri de Sırp güçlerin Başkomutanı olarak bilinen General Ratko mladiç’in komutasında defalarca saldırıldığı halde şehrin alınamaması ve büyük kayıplar verilmesi olmasıdır. Evet mert ve cesurdu Srebrenicalılar. Ancak kuşatmanın yarılması mümkün olamazdı çünkü dışarı ile bir bağlantı kurulamadığı gibi Şehre insani yardım bile sokulamıyordu. Zepa, Bihac, Gorajde ve Saraybosna gibi Srebrenica’nında dayanmaya gücü kalmamıştı. İşte bu esnada Uluslararsı kuruluşların çağrıları ses getirdi ve


BM Güvenlik Konseyi, Bosna-Hersek'te, Saraybosna, Zepa, Tuzla, Gorazde ve Bihaç'ı "güvenli bölge" ilan eden 824 sayılı kararı oybirliğiyle kabul etti. Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'nin Bosna'da güvenli bölgeler oluşturulması kararının, askeri güç kullanılarak uygulamaya geçirilmesine karar verilmesi halinde katkıda bulunmaya hazır olduğunu açıkladı. Hem BM Güvenlik Konseyinin kararı hem de Türkiye’nin açıklaması Bosna’da ve bilhassa kuşatma altındaki Zepa, Gorajde, Saraybaosna, Tuzla, Bihac ve Srebrenica’da bayram havası yaşanmasına sebep olmuştu. Çünkü onlar BM’ye ve aldıkları kararlara inanmışlardı. Kararın alındığı ilk aylarda Sırp çentikler geriye çekilmiş ve Srebrenica, Tuzla, Bihac, Zepa ve Sarayevo rahat nefes almaya başlamıştı. Çok az miktarda da olsa bu şehirlere insani yardımda ulaşmaya başlamıştı. Sırp lider Karadziç ve komutanı Mladiç her fırsatta “Biz İslam'ın Balkanlar üzerinden tekrar Avrupa’ya yayılmasını, saldırıya geçmesini önleyen Avrupa’nın ve Bati medeniyetinin öncü gücüyüz. Bize engel olmanız Hıristiyan medeniyetine, kültür değerlerine ihanettir” diyerek Güvenli bölgelerden duyulan rahatsızlıklarını dile getiriyor diğer yandan da tarihi bir kini kusuyorlardı.

Evet, onlar bunu yaparken Batı dünyasında tek dinli, tek kültürlü Avrupa isteyen, siyasiler onlara desteklerini yaşananlara müdahale yerine sessiz kalarak veriyorlardı. Çentikler gün geçtikçe Batı dünyasının siyasilerinden aldıkları sinyallerle her gecen gün cesaretlenip şımarıyorlardı. Kural tanımaz savaş uygulamalarının yanında kitlesel imha hareketlerini de korkmadan sürdürüyorlardı. BM tarafından ‘Güvenli Bölgeler’ ilan edilen şehirlerin güvenliğinden sorumlu Barış gücü UNPROFOR ‘a bağlı askerler ile tepeden tırnağa silahlı sırp çentikleri arasındaki dostluk, kuşatma altındaki Müslümanları korkutmaya başlamıştı. Birlikte oturup içki alemleri yapılıyordu. Zaman zaman Sırpların Müslümanlara yönelik saldırıları bir pazarlığın sonucu olduğu anlaşılıyordu. Müslümanlar BM barış gücüne bağlı askerlere olan güveni yavaş yavaş yok olmuş ve korkulu bekleyiş başlamıştı. Ancak yapabilecekleri çok şeyde yoktu, çünkü güvenli bölge ilan edilir edilmez Barış gücü tarafından “Sizin güvenliğinizi biz sağlayacağız. Güvendesiniz ve bu silahlara ihtiyacınız yok” diyerek ellerinden silahları alınmıştı. Evet, tüm bunların tuzak ve oyun olduğu çok geçmeden anlaşılmıştı.
BM ‘nin ‘Güvenli Bölgeler’ tuzağı

Aziz ruhu şad olsun, rahmetli Aliya İzzetbegoviç, BM tarafından Güvenli bölge ilan edildikleri halde Sırp çentiklerin kural tanımaz tavırları ve BM Güvenlik Konseyinin kararlarını hiçe sayan tavırlarının endişe verici olduğunu yetkililere bildirerek acil karar alınmasını istedi. Aliya İzzetbegoviç “Ya aldığınız kararlara sadık kalın ve kararlarınıza uyun. Bu kararlarınızı tanımayıp saldırılarını devam ettiren Sırp çentiklerini durdurun yada “Güvenliğinizden biz sorumluyuz” diyerek Müslüman halkın elinden topladığınız silahları geri verin. Aksi halde meydana gelebilecek her türlü olaydan siz sorumlu olursunuz” O düşmanını çok iyi tanıyordu. İnsanlıktan nasibini alamamış gözü kandan başka bir şey görmeyen canilerin acımasızca katliamlar yapabileceğini, o tahmin ediyordu. Aliya’nin bu çağrı ve uyarısına BM yetkilileri “Biz gerekeni yapıyoruz endişelenmeyin ‘Güvenli bölgeler’e giremezler” şeklinde olmuştu. Aliya bunlara inanamıyordu çünkü amatör telsizlerle kuşatma altındaki şehirlerden sürekli aldığı bilgiler onu korkutuyordu. Sırplar Barış Gücü askerlerinin gözleri önünde Güvenli bölgeleri bombalıyorlardı.


Ve tarih 11 Temmuz 1995’i gösteriyordu. Sırpların tüm hazırlıkları tamamlanmıştı. Her şey hazırlanan plan ve programa göre yapılıyordu. Srebrenica’ da görevli BM Barış gücü asker ve komutanlarıyla tüm pazarlıklar tamamlanmıştı. Sırplar ağır silahlarıyla sınıra dayanmış ve Müslüman yetkililere Şehri teslim etmelerini istiyorlardı. Üç Müslüman temsilci BM karargâhına gelir ve gördükleri manzara karşısında şaşırırlar. Srebrenica’nın güvenliğinden sorumlu BM barış gücü komutan Hollandalı General Thom Karremanes, Sırp Çentiklerinin komutanı Ratko.

İhanetin belgesi Sırp general Mladiç, BM barış Gücü Komutanı Hollandali General Thom Karrremans bir arada katliam öncesi kadeh kaldırırken
Mladiç ile içki masasında kadeh kaldırıyorlardı. Sanki büyük bir zaferin bayramını kutluyorlardı. Masaya davet edilen üç Müslüman temsilciye bakarak, alaylı bir gülüşle yanındakilere “misafirlerimiz açtır önce biraz yemek verin sonra birlikte kadeh kaldıracağız.” Der. Bu laflara hep birlikte birde kahkaha atılır. İşte bu manzara büyük bir katliamın habercisi olduğunu anlayan Müslüman temsilcilerden Nesip Mancic ve İbo Memhedoviç “Biz BM Güvenlik konseyi tarafından ilan edilen ‘Güvenli Bölge’deyiz. Bu şehrin güvenliğinden Barış gücü sorumludur” derler. Sırp çentiklerin komutanı kendinden emin ve BM Barış gücü ile aynı düşünceyi paylaşmanın verdiği mutlulukla Müslüman temsilcilere yüksek sesle “ Bırakın bu hikâyeleri.

Bu topraklar bizim. Size Türkiye’ye kadar gidecek şekilde yollarınızı açacağız. Şehri 5 saat içinde gönüllü teslim ederseniz size bir şey yapılmayacak. Eğer direnmeye kalkarsanız. Biriniz sağ kalmaz bunu bilin. Önce gençler ve orta yaşlılar daha sonra kadın ve çocuklar ile yaşlılar gelip teslim olsunlar” Müslüman temsilciler BM barış gücü komutanına dönerek “Bunları duymuyor musunuz? Bizim güvenliğimizden siz sorumlu değimlisiniz.” Deyince Hollandalı sarhoş komutan “Aranızda anlaşın, çok kan dökülmesin” diyerek odadan çıkıyor. Çaresizlik içinde BM karargâhını terk eden üç Müslüman temsilci olup bitenleri şehir merkezinde bekleyenlere nasıl anlatacaklarını acı acı düşünüyorlardı. Srebrenica’ya derin bir sessizliğe bürünmüş. Sırplar büyük bir hazırlık içinde sadece gelecek başla emrini bekliyordu.

Aliya, telsizin başında hayatının en zor günlerini yaşıyordu

Sırpların Srebrenica’ya yönelik büyük bir saldırı yapma hazırlıkları içinde olduğu ve şehrin sınırlarına dayandıkları haberleri kuşatma altındaki başkent Saraybosna’ya ulaşmıştı. Cumhurbaşkanı rahmetli Aliya İzzetbegoviç, yardımcısı Eyüp Ganiç ve Başbakan Haris Silajdziç ve Genelkurmay başkanı General rasım Deliç ile toplandı halindeydi. Neler oluyor ve neler yapabiliriz sorularına cevap aranıyordu. Ancak karargâh’tan genç bir subay büyük bir telaş içinde Cumhurbaşkanlığı sarayının merdivenlerine hızla ilerliyordu. Görenler üniformalı bu genç subayın önemli bir haberi Cumhurbaşkanına ulaştırmak için can havliyle koştuğunu anlaşılmıştı. İki Dakka sonra o tarihi binanın geniş merdivenlerinde kalabalık bir ayak sesi yankılanmaya başlandı. Yüzlerinin rengi kaçmıştı. Kimsede ses yok ve büyük bir telaş içinde kapıda hazırlanan askeri araçlar ile Tüm Bosna’nın savunmasının idare edildiği gizli karargâhın telsiz bölümüne geçildi. Zar zor anlaşılan telsiz den insanın kanını donduran sesler ve çığlıklar yükseliyordu. Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç telsizin başına geçer.

“ Ben Aliya, sizi dinliyorum”, “Sayın Cumhurbaşkanım, artık her şey bitti. Sırp çentikler şehrin kenar mahallelerinden merkeze doğru ilerliyor. Her tarafı yakıp yıkıyorlar. İnsanları evlere toplatıp evleri ateşe veriyorlar. Esir aldıklarını hazırlanan otobüslere ve kamyonlara bindirip, bilinmeyen yerlere kaçırıyorlar… Kendimizi savunacak bir avuç mermimiz yok. Her an burası da basılabilir ve bu ses kesilebilir. Şunu bilin BM Güvenlik konseyinin ilan ettiği Güvenli bölgeler bir tuzaktır. Srebrenica bitiyor Zepa’yı, Bihac’ı, Tuzla ve Saraybosna’yı kurtarın, Bosna size emanet” herkesin dona kaldığı o an Aliya’nın titreyen elinden telsizin ahizesi düşer. Büyük bir çaresizlik içinde yanındakilere döner ve emir verir. “BM ve Nato yetkililerine ulaşın, dünya ülkelerini arayın yardım isteyin acele edin. Türkiye başta olmak, üzere İslam ülkeleri devreye girsin her saniye aleyhimize olacak çabuk olun” Hayatını halkına adamış Boşnak Müslümanlarının doğal lideri rahmetli Aliya hayatını en zor anlarını yaşıyordu. Tüm kapılar çalınmış ancak bir çare bulunamamıştı. Uyarılarını ve çağrılarını dinletemedi. Çok uğraştı ancak hain tuzağı bozmaya gücü yetmedi.
Şehrin büyük bir kesimi ateşe verilir ve Şehir merkezine Bosnalı Sırp çentiklerin bayrakları dikilir. Sağ kalanlar iç kısma ayrılır. Çocuklar ve kadınlar, yaşlı erkekler ve genç ile orta yaşlılar, ayrı ayrı otobüslere bindirilip ayrı ayrı yerlere gönderilir ve netice 8 bin masum insan üç gün içinde katledilir ve toplu mezarlara gömülür. Bulunan kanıtlar ve BM savaş suçluları mahkemesinde ifade veren Sırp çentik asker ve komutanların ifadelerinden de anlaşıldığına göre 8 bin insanın büyük bir kısmı işkenceyle öldürülmüş. Bu sürede Srebrenica’daki genç kızların, kadın ve çocukların, eşleri, babaları önünde ırzına geçiliyor, tecavüz sırasında ölenlerle birlikte aynı sürede katliamlar da devam ediyor. Irzlarına geçilen kadın ve genç kızların büyük bir bölümü de intihar ediyor. Bu bilgiler Hollanda’nın Lahey Savaş Suçluları mahkemesi kayıtlarında alınan ifadelerle tescillenmiştir.


Bosna'daki savaşta 1993 yılından itibaren uygulanmaya konan "güvenli bölgeler" uygulamasının da gerçekte bir tuzak olduğunu açıkça görülmüştü. BM, NATO, AB ve diğer insani kuruluşlar güvenirliklerini Srebrenica olayı ile tamamen yitirmişlerdir. Sözde bu bölgeler silahtan arındırılıyor ve BM'nin komutasındaki Barış Gücü'nün koruması altına alınıyorlardı. Oysa olaylar hiç de öyle gelişmedi. Barış Gücü, güvenli bölgelerde Müslümanların silahlarını topladı, ancak güvenliklerini sağlamadı. Böylece Müslüman savunması kırılmış oluyordu. Sırplar bu "güvenli bölgelere" saldırdıklarında ise Barış Gücü yalnızca seyretti. Zaten "güvenli bölgeler" birer birer Sırpların hedefi haline geldiler. Önce Srebrenica, sonra Zepa ve Gorazde, daha sonra Saraybosna ve Bihaç. En son olarak da 1995 yazında Srebrenica ve Zepa Sırplar tarafından işgal edildi ve bu iki kentteki Müslümanlar etnik temizliğe tabi tutuldu; bazıları Tuzla'daki Müslüman bölgesine kaçabildiler, bazıları ise (yaklaşık 10 bin kişi) Sırplar tarafından katledildi. Srebrenica'yı korumakla görevli Barış Gücü görevlileri bir tuzak olduğu açıkça görülmüştür.

Bu "güvenli bölgeler" tuzağının mimarı kimdi? Oldukça tanıdık bir isim: Morton Abramowitz. Evet, Bosna'da "güvenli bölgeler" oluşturulması fikrini ilk gündeme getiren kişi, İsrail'le olan bağlantıları nedeniyle adı "Mossad ajanı"na çıkmış olan Amerikalı Yahudi Morton Abramowitz idi. Ancak bilinen bir şey var ki oda Güvenli Bölgeler Müslümanlar için bir tuzaktan başka bir şey değildi. Ve yine anlaşılıyor ki Yahudi’nin planı, Sırp çentiklerinin işine yaramıştı. Müslümanların silahları bu bahaneyle alınmış ve Sırp katliamına kolaylık sağlanmıştı. Dünya kamuoyuna geç de olsa Srebrenica katliamını gündemine aldı ve soruşturma başlatmak için Hollanda’nın Lahey şehrinde BM Savaş Suçluları Mahkemesi kurulmuş oldu. Hollanda Birliği’nin ağır “ihmal” suçunu belgeleyen fotoğraf ve yazıları artık belgelenmiş oldu. Ele geçirilen filimler ve yazılı belgeler ile çok sayıda fotoğraf ile mahkeme duruşmaları sırasında alınan ifadeler, vahşetin boyutunu ortaya koymaktadır. 5 yılda tamamlanan soruşturma sonucunda soykırım belgeleniyor ve Hollanda’da 1995 Srebrenica katliamı sırasında da iktidarda olan hükümet, bu suçu “itiraf” ederek, 2001 yılında istifa ediyor... Ama iş işten geçmiş oluyor... Srebrenica katliamı, sadece, bir defada bu kadar çok insanın sistematik olarak katledildiği 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük katliam olarak BM arşivlerinde yer alıyor.

Vahşetin sonucu 7 bin torba kemik
İnsanın kanını donduran o korkunç katliamın sonucunda çok korkunç. Kayıplar Komitesi Başkanı Amur Maşoviç’in verdiği bilgiler şöyle ; “1992–1995 arası yaşanan savaşta 250 bin insan öldüğü tahmin ediliyor. Tahmin diyorum çünkü nüfus sayımı yapılamadığı için kayıplar ile ilgili net bilgilere ulaşılamıyor. Canını kurtarmak için ülke dışına kaçmış ve halen Bosna Hersek makamlarına bilgisi ulaşmamışlar da var. 28 bin kayıptan 20 binine ulaşıldı. Bu 20 bin insan cesedi 363 toplu ve 3800 tek mezarlardan çıkarıldı. . Bunlardan ancak 11 bininin kimliği DNA testi sonucu kimlikleri tespit edilebilmiş. Ulaşıldığı halde kimliği tespit edilemeyen 9 bin ceset ve 8 bin kişi halen kayıp. Açılan toplu mezarlardan çıkarılan 7000 çuval kemik Vizoko ve Tuzla’da ki Toplu mezar depolarında hazırlanan özel bölümlerde DNA tespiti için bekletiliyor. Toplu mezarların en büyüğü Srebranica yakınındaki Zvornik şehrindeki ormanlık bölgede bulundu. Bu toplu mezardan 629 ceset çıkarıldı. Toplu mezarlar konusundaki en büyük sıkıntı, Sırplar tarafından mezarların daha sonra anlaşılmaması için karıştırılması oldu. Bazen kol başka yerde gövde kemikleri başka bir yerde bulunuyor. Uzmanları en çok uğraştıran ve çok büyük zaman aldığından yakınıyorlar. Şimdiye kadar çıkarılıp kimlikleri tespit edilenler büyük bir törenle 11 Temmuz 2004 tarihinde Potoçari’deki anıt mezara defnedildi. Çalışmalar maddi imkânsızlıklar yüzünden yavaş sürüyor”

General Morillon, Miloşeviç’i uyarmıştım

Bosna Hersek’te yaşanan kanlı savaşın arkasındaki gizli gücün Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç olduğu bilinmektedir. Sırp caniler etki ve yetkiyi oradan alıyorlardı. Halen Hollanda’nın Lahey şehrinde devam eden BM savaş suçluları mahkemesinde yargılanan Milioşeviç’ın katliamlar konusunda defalarca uyarıldığı ortaya çıktı. BM savcıları hazırladıkları Miloşeviç aleyhindeki iddianamede Sırp güçlerini kontrol ettiğini, bu yüzden onların işlediği zulümlerden sorumlu olduğunu iddiası yer almaktadır... Miloseviç ise Bosnalı Sırp liderleri Radovan Karadziç ve Ratko Mladiç komutasındaki askerlerin Bosna’da işlemiş olduğu savaş suçlarından sorumlu olmadığında ısrar ediyor. Bosna-Hersek’teki BM güçlerinin eski bir komutanı olan Emekli Fransız General Philippe Morillon Lahey'deki BM savaş suçları mahkemesinde, Savaş suçlusu Sırbistan eski devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'i Mart 1993'te Srebrenica’da meydana gelebilecek "feci bir trajedi" olasılığı hakkında uyardığını söyledi. Eylül 1992'den Temmuz 1993'e kadar BH'deki BM koruma gücüne (UNPROFOR) komuta etmiş olan Morillon, karşılaştığı durumu şöyle anlattı.

"Sırplar, intikam çemberi içinde bulunuyorlardı. Onları harekete geçiren şey intikamdan öte bir şeydi. Katliam yapmaktan çekinmiyorlardı. Uyarılara aldırmadan acımasızca insan öldürdüler. Mart 1993'te doğu Bosna’daki Srebrenica’yı ziyaret ettim, bölge aralıklarla bombardımana tutulmaktaydı; Bosnalı Sırp birliklerin kuşatması sonucu Srebrenica’ya yardım ulaştırılamıyordu. Gıda ve erzak sıkıntısına yol açmaya başlamıştı. Bölge korkunç gergindi ve her an bir katliam olabilir korkusu içinde ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Bana yardım edebilecek tek kişinin Miloseviç olduğunu biliyordum ve ona giderek durumu anlattım, O tarihte Miloşeviç etki ve yetkilerini kullanarak katliamların ertelenmesini sağlamıştı. Ancak, 11 Temmuz 1995 tarihinde yaşananlara neden mani olmadığını bilemiyorum"

General Morillon, korkularının iki yıl sonra gerçeğe döndüğünü ve Temmuz 1995'te Srebrenica'nın Bosnalı Sırp güçlerin eline geçmesinden sonra, BM tarafından güvenli bölge ilan edilmiş kentte Müslüman erkek ve oğlan çocuklarının katledilmesi olayını hâlâ unutamadığını ifade ederek üzüntülerini belirtiyordu

Suçluları Sırp istihbarat ve askeri kaynakları himaye ediyor

Bosna-Hersek istihbarat dairesi Haziran 2005 tarihinde hazırlanan rapor da Mladiç’in Belgrat’ın kuzeydoğusundaki Pancevo kentindeki bir askeri tesiste olduğunu bildirmiştir. Zanlının buraya Karadağ'ın Niksiç bölgesinde saklandıktan sonra yakın tarihte geldiği görüşüne yer verilmektedir. Raporda yer alan bilgi notunda Mladiç'i aralarında aktif görevdeki bir ordu subayının da bulunduğu üç kişi koruyor. Hazırlanan özel raporda cinayetleri Sırp Cumhuriyeti, şimdilerde dağılmış durumdaki Krajina Sırp Cumhuriyeti ve Sırbistan'dan üyelerden meydana gelen ortak bir polis gücü işlediği iddia edilmektedir.
İnsanın kanını donduran itiraflar

Yıllardır ifade vermemekte direnen Sırp komutanlar nihayet gerçekleri itiraf ediyor “Katliam emrini Karadziç ve General Ratko Mladiç”, verdi” Lahey’de devam eden BM Savaş Suçluları Mahkemesi’nde yargılanan sırp komutanların ifadeleri gerçeklerin ortaya çıkmasına yardımcı oldu. Ağustos 2001'de 46 yıl hapis cezasına çarptırılan Bosnalı Sırp General Radislav Krstiç'in Lahey'de görülen savunma duruşmasında verdiği ifade katliamların daha öncesinden hazırlandığını ve emri kimlerin verdiğini belgeliyor. “Srebrenica BM Barış Gücü ile görüşmeleri biz değil Radovan Karadziç ile Ratko Mladiç yürütüyordu. Güvenli Bölge ilan edilen srebrenica’ya girme fikri onlarla yapılan uzun görüşmelerden sonra planlandı. Yani gizli tutulmakla birlikte ciddi pazarlıkların yapıldığı belliydi. Çünkü engelleyici herhangi bir girişimde bulunmadan kapıların bize açılmasından belliydi. Srebrenica konusunda özel olarak 9 defa toplandık.

Srebrenica’nın mutlaka Müslüman Boşnaklardan arındırılması gerektiği konusu ortak görüşümüzdü. Nasıl ve ne şekilde hareket edileceğını siyasi lider Radovan Karadziç ve askeri komutan General Ratko Mladiç açıkladılar. 8 ve 9 Temmuz 1995 tarihlerinde gerçekleşen iki ayrı toplantıda alınan kararlar açıklandı. Miroslav Deronjiç, olayların organize edilmesine yardımcı olunması için görevlendirildi. Toplantıda Karadziç, yüksek sesle "Miroslav, hepsinin öldürülmesi gerekiyor. Elinden geleni yap," emrini verdikden sonra, bize dönerek “sizde Miroslav Deronjiç ile koordineli olarak hazırlıklarınızı 14 Temmuz 1995 tarihine kadar tamamlayın” diyerek görevlendirme yapmıştı. O zaman Miroslav Deronjiç, Komutanlığının yanında Srebrenica yakınlarındaki Bratunac belediye başkanıydı”


Toplu mezarlardan çıkan cesetler DNA testi sonrası tabutlara yerleştirilip dini törenle Defnedilmişti. Tabutların çokluğu katliamın boyutlarının bir göstergesiydi.

Aynı mahkemede ise Miroslav Deronjiç şu itiraflarda bulunarak suçunu kabul ediyordu. “Srebrenica'nın 11 Temmuz'da düşmesi sonrasında, Karadziç'le yaptığım telefon konuşmamda kendisine çok sayıda Müslüman savaş esiri aldığımızı ve Bratunac kasabasına kamyonlarla naklettiğimizi bildirdim. Karadziç, başarılarımdan dolayı beni tebrik etti ve bana "Çok yakında birisi, esirlere ne yapılacağına dair talimatları getirecek," dedi. Ben ve bana bağlı ekipler gelecek talimatı bekliyorduk. Aynı günün gecesi, Bosnalı Sırp Ordu Güvenlik Şefi Ljubisa Beara yanımıza geldi ve "bütün esirlerin infaz edileceğine dair üst kademeden emirlerle" geldiğini belirtti. Bu emri Başkomutan General Radko Mladiç’den aldığını ifade etti”


Bosna’da 1992–1995 savaşı sırasında işlendiği iddia edilen savaş suçlarından kendisi de zan altında bulunan Deronjiç, Temmuz 2002'de SFOR birliklerince yakalanmıştı. BM savcılarıyla yaptığı savunma anlaşması kapsamında 30 Eylül'de, Mayıs 1992'de 60 Müslümanın öldürülmesi olayıyla ilgili olarak hakkındaki insanlığa karşı suç ithamını kabul etti. İtiraflar birbirini takip ediyor ve Bratunac tugayında görevli eski bir istihbarat subayı olan Momir Nikoliç verdiği yeminli beyanda, çok sayıda Bosnalı Sırp yetkilinin operasyon hakkında görüştüğünü açıkladı. Momir Nikoliç, katliamdan önce Krstiç'in Mladiç'le birlikte iki toplantıya katıldığını söyledi. O zamanlar Radislav Krstiç'e rapor veren tugayın komutanı olarak görev yapan Yarbay Dragan Obrenoviç de, tugayın katliamda Mladiç'in emirleri doğrultusunda yer aldığı şeklinde ifade verdi. İddia makamı bu itiraflardan sonra Radislav Krstiç’a daha önce verilen 46 yıl hapis cezasını, BM mahkemesinin en yüksek cezası olan ömür boyu hapse çevirmesini istiyor. Momir Nikoliç ile Dragan Obrenoviç, savcılarla yaptıkları savunma anlaşmaları kapsamında kendilerine yöneltilen birer savaş suçunu kabul etti.

Mehmet Koçak
habervakti.com'dan alınmıştır
refah isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Ey Siyonistler ! Müslümanları namaz kılan köleler yapamayacaksınız !
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bugün Halepçe katliamının 21. yıldönümü... toprak_21 Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 8 18.03.2009 10:32
Filistin Katliamının Tek Çözümü - Mutlaka Okuyun ahmetsecer Dini Bilgi ve Eğitim 0 16.01.2009 15:47
Genozid in Srebrenica Enzar Sonstiges 0 26.02.2007 19:53
Saadet Partisi’nin 4.kuruluş yıldönümü ile Kıbrıs Barış Harekatı’nın 31. yıldönümü gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 12 29.07.2005 11:14
Srebrenica Katliami ts-IUS-of Davet ve Duyurular 2 13.07.2005 03:00

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:39 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
Impressum - İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git