İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > MESELELERİMİZ > Aile
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 16.10.2007, 21:00
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 17.905
Teşekkür etti: 123
812 Teşekkür 388 Mesaja aldı
Question Mehir, kadının hakkı mıdır?

Mehir, erkeğin evlenirken evlendiği kadına verdiği veya vermeyi kabul ettiği paraya veya mala denir. Mehir, nikâh anında konuşulmamış, belirlenmemiş hatta unutulmuş olsa bile evlenen kadın mehire hak kazanmış olur. Hatta mehir verilmeyeceği şart koşulmuş bile olsa yine de evlenen kadının mehir hakkı mahfuzdur. Yani nikâhtan çok sonra da olsa kadın mehirini isteme ve alma hakkına sahiptir. Ancak kadın isterse mehirini eşine bağışlayıp hakkından vazgeçebilir. Mehir konusu Kur’ân-ı Kerîm’de müteaddit âyetlerde işlenerek (en- Nisâ 4/4, 24) evlenen erkeğin, evlendiği kadına mehiri vermek zorunda olduğu açıklanmıştır. Evlenen erkeğin, kız tarafına verdiği para (başlık parası) veya mallar mehir yerine geçmez. Gelenek ve göreneklerle gelen birtakım düğün masrafları da mehirden sayılamaz. Mehirin satış bedeline, evliliğin de satış akdine benzetilmesi asla mümkün değildir. Yani mehir, satım bedeli değildir. Çünkü bir satım akdinde (antlaşmasında), satım bedeli sonuç değildir. O, akdin sıhhat şartlarındandır. Başta satım bedeli belirlenmediğinde akid fâsid (bozuk-bozulmuş) olur. Buna mukabil nikâh akdi mehir konuşulmadan kıyılacak olsa bu nikâh fâsid olmaz, yani bozulmaz. Mehir olarak her türlü mal ve parasal değeri olan her türlü menfaat tespit edilebilir. Mehirin üst sınırı yoktur, en az miktarı ise; Hanefîlere göre 10 (ilk asırda 10 dirhem yaklaşık iki koyun bedeli idi), Hz. Ömer kendi halifeliği döneminde evlilikleri kolaylaştırmak maksadı ile mehire bir üst sınır getirmek istemiştir. Fakat bu girişimini haber alan bir kadının kendisine “Onlara kantarla mehir vermiş olsanız da hiçbir şeyi geri almayın.” (en-Nisâ 4/20) âyetini hatırlatarak delil göstermesi üzerine bu düşüncesinden vazgeçmek durumunda kalmıştır.

Mehirin, belirlenmesi bakımından iki çeşidi vardır. Birincisi nikâh anında belirlenen mehir ki buna mehr-i müsemma denir. İkincisi nikâh anında belirlenmeyip tespiti daha sonraya bırakılmış mehire de mehr-i misil denir. Mehr-i misil evlenen kadının akrabaları arasında her bakımdan kendi konumuna benzeyen kızlara ödenen mehir emsal yani misal alınarak tespit edilir. Mehir, ödenme zamanına göre de ikiye ayrılır. Birincisi evlilik anında ödenen, “muaccel (peşin) mehir”, ikincisi ödenmesi sonraya bırakılan “müeccel (veresiye) mehir” dir. Ödemesi sonraya bırakılan veresiye mehir için ödeme zamanı için ne konuşulmuşsa o zaman ödenir. Eğer bir zaman belirlenmemiş ve bir ölüm veya ayrılık meydana gelecek olsa bu durumda mehirin hemen ödenmesi gerekir. Ölüm ve ayrılık olmamakla beraber mehirin ödenmesi devamlı olarak ve sebepsizce erteleniyorsa bu durumda kadına hakkının verilmemesiyle zulmedilmiş olur.

Mehirin ne faydası var? İslâm hukukunda mehire yer verilmesi kadına çok faydalar sağlamaktadır. Öncelikle mehir, kadını evliliğe ısındırır. Mehirle kendisi bir malî güce sahip olur ve onu istediği gibi değerlendirme, çalıştırma, harcama hak ve yetkisine sahiptir. Bu malî güç, kocanın tek taraflı irade beyanıyla boşama yetkisini kötüye kullanması durumunda kadına maddî bir destek olmaktadır. Ayrıca mehir miktarının yüksek tutulması, kocanın tek taraflı, keyfî boşamalarının önünü de almaktadır. Böylece evliliğin ufak sebeplerle, düşünmeden yıkılmasını önleyerek aile birliğine hizmet etmektedir.

Hak olan mehirin tespit edilmesinde, ödenmesinde her iki taraf da birbirlerine saygılı, merhametli davranarak; güç yetmeyen taleplere temayül etmeden, adaleti yerine getirmek için ellerinden geleni yaparak verilen sözlerin arkasında sonuna kadar durmalıdır. Sahih (geçerli) bir evliliğin peşinden mehir borcunun vuku bulması için karı koca arasında sahih halvet (kimsenin giremeyeceği, eşleri kimsenin göremeyeceği bir mekânda eşlerin baş başa kalması) olması veya taraflardan birisinin nikâhtan sonra veya zifaf yada sahih halvetten önce ölmüş bulunmalıdır. Nikâh akdi yapıldıktan sonra zifaf veya sahih halvet vuku bulmadan önce bir ayrılık meydana gelecek olsa kimin ayrılığa sebep olduğuna bakılır, eğer ayrılığa erkek sebep olmuşsa mehirin yarısını karısına öder. Ayrılığa kadın veya velisinin kendisi adına sebebiyet vermişse bu durumda erkek kadına mehir ödemez.

Konu itimat tarafından (18.07.2010 Saat 12:17 ) değiştirilmiştir.
itimat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
  #2
Alt 16.10.2007, 21:07
Lanet İsrail !!!
 
Bahadır - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.08.2004
Yaş: 37
Mesajlar: 2.353
Teşekkür etti: 88
43 Teşekkür 23 Mesaja aldı
Rahman razi olsun.....
yine cok güzel bir konuya deginmissin....

Selam hidayete erenlerin üzerine olsun...
Bahadır isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Ya Rab ! Şu iman topluluğunu helak edersen yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmaz !
  #3
Alt 16.10.2007, 21:23
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
itimat burada cümleler arasında tezatlar var...

Alıntı:
Mehir nikâhın şartlarından değildir.
Demiş ama altına da

Alıntı:
Mehir, nikâh anında konuşulmamış, belirlenmemiş hatta unutulmuş olsa bile evlenen kadın mehire hak kazanmış olur. Hatta mehir verilmeyeceği şart koşulmuş bile olsa yine de evlenen kadının mehir hakkı mahfuzdur. Yani nikâhtan çok sonra da olsa kadın mehirini isteme ve alma hakkına sahiptir.
demiş....
Benim bildiğim Mehir nikahın şartlarından biridir herhangi bir mazeret olmadan bile bile mehir verilmezse nikah fasid olur hatta sen de demişsin ki:

Alıntı:
Mehir konusu Kur’ân-ı Kerîm’de müteaddit âyetlerde işlenerek (en- Nisâ 4/4, 24) evlenen erkeğin, evlendiği kadına mehiri vermek zorunda olduğu açıklanmıştır.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 16.10.2007, 21:38
 
Gülru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.06.2007
Yaş: 30
Mesajlar: 562
Teşekkür etti: 0
5 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Nikâhtan murad mehirdir, mehir ile nikâh esas olur.
Diğer bir ismi "Sadak" olan mehir, nikâh kıyma neticesinde erkek tarafından kadına verilmesi lâzım olan para veya maldan ibarettir. Evlenecek her müslüman kadının şer'an hakkıdır.


İslâm dinine göre mehir, nikâhın sahih olmasının şartlarından birisidir. Mehir olmaksızın nikâh sahih olmaz.

Evlenen kadının mehir almasının meşru oluşu Kur'an-ı kerim, Sünnet-i seniyye ve İcmâ ile sâbittir.

Mehrin nikâh için şart olması, Allah-u Teâlâ'nın kelâmı olan Kur'an-ı kerim'de yer almış olmasından ve emr-i ilâhi olmasından ileri gelir.

Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmaktadır:

"Nikâhınıza aldığınız kadınların mehirlerini bir hak olarak seve seve verin. Bununla beraber eğer mehirlerin bir kısmını kendiliklerinden gönül hoşnutluğu ile size bağışlarlarsa, onu âfiyetle yiyin." (Nisâ: 4)

Bu Âyet-i kerime mucibince mehir nikâhın şartıdır.

Evlilik bağı, sonucunda karı ve kocayı bağlayıcı, karşılıklı hakların meydana geldiği bir akittir. Bu haklar muhtelif Âyet-i kerime'lerde açıklanmıştır. Karı-koca arasındaki bu hukuka mehir de girmektedir.

Görülüyor ki mehir bir Hakkullah'tır.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde buyurur ki:

"Bir kimse az veya çok bir mehir üzerine bir kadınla evlenir ve hakkını ödemek niyetinde olmayıp onu aldatırsa ve ödemeden ölürse, kıyamet günü zina yapmış olarak Allah'a mülâki olur." (Taberânî)

Mehir; muaccel ise nikâhtan önce veya nikâh kıyılırken verilmeli, müeccel ise mehrin miktarı ve cinsi belirtilerek en kısa zamanda verilmelidir.

Aksi halde ödemeden ölürse, Hadis-i şerif mucibince ömrünü zina ile geçirdiği için büyük günahla gitmiş olur. Ödemek niyetinde olsa bile, işi hafif tuttuğu için yine aynı durum olur.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde buyurur ki:

"Şartlar içinde en çok yerine getirilmesi gereken şart, kadınların ırzlarını helâllığa aldığınız mehirdir." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1161)

Nikâh şartları, başka şartlardan daha çok yerine getirilmesi gereken, öncelikle riayet edilmesi lüzumlu olan ve bu şartların zedelenmemesine çok dikkat edilmesi gereken bir şarttır.



Nisâ sûre-i şerif'inin 4. Âyet-i kerime'sinden başka Kur'an-ı kerim'de mehir hakkında başka Âyet-i kerime'ler de vardır:

İslâm dini kadınlara karşı iyi davranılmasını, eşleri onlardan hoşlanmasalar bile, kendilerinde hayır bulunacağı ümidiyle geçimsizliklerine sabretmelerini ve büyük bir kötülük işlemedikçe onlara eziyet edilmemesini emretmiş, eğer mutlaka ayrılmak gerekirse, bununla ilgili olarak da Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmuştur:

"Eğer bir eşin yerine başka eş almak isterseniz, evvelkine yüklerle mehir vermiş olsanız bile, o verdiğinizden hiçbir şey geri almayın." (Nisâ: 20)

En ufak bir şey almak apaçık bir günahtır, mâkul ve meşru olmayan bir şeydir. Hatta kendilerine henüz vermedikleri mehirden bir miktar mal varsa, borçlu olmaları sebebiyle onu da onlara vermeleri gerekir.

"İftira ederek ve günaha girerek verdiğinizi alacak mısınız? Onu nasıl alırsınız ki, birbirinize karışıp katıldınız, içli dışlı oldunuz! Onlar sizden kuvvetli bir teminat da almışlardı." (Nisâ: 21)

Bir yastığa beraberce baş koymuştunuz. Kalpleriniz birbirinize karşı sevgi duygularıyla dopdolu idi. Tek bir vücut gibi olmuştunuz. Aranızda karı-koca hukuku tahakkuk etmişti. Bununla mehirin vücubiyeti hak kazandı, karşılığı da alındı.



Ensar'dan bir zât mehir takdir etmeksizin nikâhlanmış, sonra da henüz gerdeğe girmeden boşamıştı. Bunun üzerine bu Âyet-i kerime nâzil olmuş ve Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendisine:

"Külâhını satarak bile olsa, o kadına bir bağış ver!" buyurmuştur.

Hazret-i Hasan -radiyallahu anh- boşadığı hanımlardan birine on bin dirhem gibi yüklü bir para vermiş, sonra da: "Bu, ayrılan bir sevgilinin verdiği az bir maldır." diyerek haysiyeti kırılan kadının gönlünü almıştır.




"Nikâh ederek yararlandığınız kadınlara kararlaştırılmış mehirlerini verin." (Nisâ: 24)

Zira mehir nikâhlanmanın karşılığıdır. Zifaf ile mehirin tamamı kocanın boynunun borcu olur.

"Mehirin takdir edilmesinden sonra, aranızda gönül rızâsıyla (yeni bir miktar üzerinde) anlaşmanızda size bir günah yoktur." (Nisâ: 24)

Bu kendi rızânızla yapılan meşru bir muameledir.

Kadının mehirin bir kısmını almamasında, hepsini bağışlamasında veya erkeğin belirtilen miktardan fazlasını vermesinde herhangi bir mahzur yoktur.

"Şüphesiz ki Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisâ: 24)

İnsanların yaradılışlarına uygun olan, erkeği de kadını da mutlu kılan nikâh akdini meşru kılışı da bu ilminin ve hikmetinin bir tecellisidir.


Konu itimat tarafından (18.07.2010 Saat 12:19 ) değiştirilmiştir.
Gülru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla

“Hakk kulundan intikamını yine kul ile alır,
İlm-i Ledün bilmeyen onu kul etti sanır.”
  #5
Alt 16.10.2007, 21:43
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 17.905
Teşekkür etti: 123
812 Teşekkür 388 Mesaja aldı
arkadaşlar sizlere minnettarım...

hata olabilir...

hata varsa düzeltiriz inşaallah...
itimat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
  #6
Alt 16.10.2007, 22:01
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız itimat
Mesajı göster
arkadaşlar sizlere minnettarım...

hata olabilir...

hata varsa düzeltiriz inşaallah...
Aynı cümle sorularla İslamiyet sitesinde de var...Sanırım oradan aldın...
Oradakiler de demek istediklerini anlatamamışlar ve de yanlış kelimeler kullanmışlar...
Mehirin yapılan akit üzere baştan verilmesi şart değildir evliliğin sonunda da verilebilir deseydi olurdu...Paraları olunca ikisinin beraber hacca gitme konusunda mehirleşmek gibi...

Ama mehrin başta konuşulması belirlenmesi vaciptir...
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 30.01.2008, 19:49
 
şebnem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.01.2008
Mesajlar: 177
Teşekkür etti: 15
22 Teşekkür 14 Mesaja aldı
Arkadaşlar cümleten sağolun.Ya sayenizde bilgileniyoz vallah.sizlere nasıl teşekkür etsek bilemiyoz.Rabbim razı olsun...
şebnem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
<img src=http://www.delikanforum.net/image.php?u=24235&type=sigpic&dateline=1201120704 border=0 alt= />
  #8
Alt 18.07.2010, 12:20
Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.....
 
itimat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2004
Mesajlar: 17.905
Teşekkür etti: 123
812 Teşekkür 388 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız Bahadır
Mesajı göster
Rahman razi olsun.....
yine cok güzel bir konuya deginmissin....

Selam hidayete erenlerin üzerine olsun...
amin ecmeın bahadır...
itimat isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL
  #9
Alt 27.07.2010, 06:47
 
Zikra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2008
Yaş: 23
Mesajlar: 2.944
Teşekkür etti: 1.262
1.064 Teşekkür 563 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız itimat
Mesajı göster
Hak olan mehirin tespit edilmesinde, ödenmesinde her iki taraf da birbirlerine saygılı, merhametli davranarak; güç yetmeyen taleplere temayül etmeden, adaleti yerine getirmek için ellerinden geleni yaparak verilen sözlerin arkasında sonuna kadar durmalıdır.
Cok dikkat edilmesi gereken bir sey..
Allah razi olsun abi..
Zikra isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 27.07.2010, 10:09
 
kavs-ı kuzeh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.03.2009
Mesajlar: 560
Teşekkür etti: 223
134 Teşekkür 90 Mesaja aldı
Dinimiz islam kadın haklarını gayet güzel bir şekilde açıklıyor kim demiş islamiyet kadına değer vermiyor,hakları çigneniyor,eziliyor diye?Rabbim her şeyin en güzeli, en iyisi ve en hayırlısı ile muamele eder.. Yaşantımızı tam anlamıyla Kur'an-ı kerim deki emirler ve yasaklara uyup Efendimiz (s.a.s)'in yaşantısına bakıp sünneti seniyeyi ifa etsek aile sorunu,evlilik sorunu,arkadşlık sorunu diye hiçbir sorun kalmazzzzzz!!


Rabbim bizleri dine uyanlardan,ayağı kaymayanlardan ve sevdiği razı olduğu kullardan eylesin (amin)
kavs-ı kuzeh isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
kadının kocası uzerındekı hakkı ve kocanı eşı uzerındeki hakkı afkankartalı Dini Bilgi ve Eğitim 3 21.07.2010 09:05
Kadının denize girmesi caiz mi? Kocanın buna engel olmaya hakkı var mı? itimat Aile 3 17.07.2010 12:55
Niçin kadının birden fazla erkekle evlenme hakkı yoktur? itimat Aile 2 14.07.2009 11:37
Kadının boşanma yetkisi var mıdır? itimat Aile 10 01.11.2008 12:51
Kadının çarşaf giymesi şart mıdır? itimat Aile 2 03.05.2008 12:52

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:29 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
Impressum - İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git