|
![]() Üyelik tarihi: 25.09.2006
Mesajlar: 310
Teşekkür etti: 1
25 Teşekkür 18 Mesaja aldı
| Kopyalayıp yapıştırmak serbest ise, biz de yapalım biraz: Hazret-i Ebu Hüreyre .:.: www.dinimizislam.com :.:. Hazret-i Ebu Hüreyre Hazret-i Ebu Hüreyre (radıyallahü teâlâ anh), eshab-ı kiramın büyüklerindendir. Adı Abdurrahman’dır. Eshab-ı kiram arasında Abdullah bin Ömer’den sonra, en çok hadis bilen budur. Yemen’in Devs kabilesindendir. Künyesi Ebu Hüreyre’dir. Resulullah efendimiz, bir gün eteğinde kedi yavrusunu severken görünce kedi yavrusunu seven anlamında Ebu Hüreyre ismini verdi. Yemen’deki Devs kabilesinin ileri gelenlerinden ve meşhur şair olan Tufeyl bin Amr’ın İslam’a davet etmesiyle Müslüman oldu. Hicretin yedinci yılında, Tufeyl bin Amr ve diğer iman edenlerle birlikte, Hayber’in fethi esnasında, Medine’ye geldi. Bir daha, Yemen’e dönmeyip Medine’de kaldı. Hazret-i Ebu Hüreyre, müslüman olduktan sonra, annesinin de müslüman olmasını çok istiyor, bunun için çok uğraşıyordu. Fakat bir türlü muvaffak olamıyordu. Bu hususta şöyle anlatmıştır: Bir gün Resulullahın huzuruna gidip, ya Resulallah, annemi İslam’a davet ediyorum, kabul etmiyor. Bugün de müslüman olması için ısrar ettim. Bana hoş olmayan sözlerle karşılık verdi, kabul etmedi. Hidayete kavuşması için dua buyurunuz dedim. Bunun üzerine Resulullah, (Allah’ım, Ebu Hüreyre’nin annesine hidayet ver) diye dua buyurdu. Duayı alınca sevinerek eve gittim. Eve varınca annem, ya Eba Hüreyre, ben müslüman oldum dedi ve kelime-i şehadeti söyledi. Ben sevincimden yerimde duramıyordum. Tekrar Resulullahın huzuruna koştum, sevincimden ağlayarak annemin müslüman olduğunu müjdeledim. Dedim ki, ya Resulallah, annemi ve beni müminlerin sevmesi için, bizim de müminleri sevmemiz için dua ediniz. Resulullah, (Allah’ım, şu kulunu ve annesini mümin kullarına, müminleri de onlara sevdir) buyurarak dua etti. Artık beni bilen ve gören her mümin sevdi.[Bu hadis-i şerif de gösteriyor ki, Ebu Hüreyre hazretlerini ancak mümin sever, ona ancak İbni Sebeci buğzeder.] Hazret-i Ebu Hüreyre, Peygamber efendimizin yanına geldikten sonra, Ondan hiç ayrılmadı. Ticaret, mal, servet gibi hiçbir meşgalesi yoktu. Bunlarla hiç uğraşmadı. Eshab-ı kiramın en fakiri olduğu için, Eshab-ı Suffa arasına katıldı. Eshab-ı Suffa, Mescid-i Nebi’de kalır, hep ilimle meşgul olurdu. Hazret-i Ebu Hüreyre, Peygamber efendimizin hep huzurunda bulunduğu için, pekçok hadis-i şerif işitmiş ve rivayet etmiştir. Hadis-i şerif öğrenme hususundaki gayreti çok fazlaydı. Bir defasında Hazret-i Âişe validemizden, Resulullahın sözlerini ve hallerini kim çok bilir diye sordular. Şöyle cevap verdi: (Resulullahın hâl ve sözlerini en iyi Ebu Hüreyre bilir. Yemin ederim ki, Ebu Hüreyre bütün vaktini Resulullahın huzurunda geçirmiştir.) Hazret-i Ebu Hüreyre, dört sene gibi bir zaman içerisinde, gece-gündüz Resulullahın huzurundan ayrılmamış, bütün işini, gücünü bırakmış, hep Peygamber efendimizin buyurduklarını dinleyip, ezberlemiştir. Hatta günlerce aç kaldığı halde, dini öğrenme gayretiyle buna katlanmıştır. Bu hususta kendisi şöyle anlatır: Bir gün açlığa dayanamayarak evimden çıkıp mescide gittim. Günlerce bir şey yememiştim. Oraya varınca, bir grup Eshabın da orada olduğunu gördüm. Yanlarına varınca, bu saatte niçin geldin ya Eba Hüreyre dediler. Açlık beni buraya getirdi dedim. Biz de açlığa dayanamayarak buraya geldik dediler. Bunun üzerine hep birlikte Resulullahın huzuruna gittik. Huzuruna varınca, buyurdu ki: (Bu saatte buraya gelmenizin sebebi nedir?) Açlık ya Resulallah dedik. Peygamber efendimiz bir tabak hurma getirdi. Hepimize ikişer tane hurma verdi. Ben birini yedim, birini sakladım. Resulullah bana buyurdu ki: (Niçin onu da yemedin?) Birini anneme ayırdım dedim. (Onu da ye, sana annen için iki tane daha vereceğiz) buyurdu. Sonra annem için iki tane daha verdiler. Yine Hazret-i Ebu Hüreyre anlatıyor: Bir gün Resulullah efendimize bir kase süt hediye getirildi. Ben o gün de çok açtım. Resulullah bana buyurdu ki: (Git Eshab-ı Suffayı çağır!) Çağırmaya giderken, bu sütün hepsi bana ancak yeter diye hatırımdan geçti. Eshab-ı Suffayı çağırdım, yüz kişi kadar vardı. Resulullahın emri üzerine, o süt kasesini alıp her birine ayrı ayrı verdim. Hepsi doyasıya içti. Resulullahın mucizesi olarak süt hiç eksilmiyordu. Sonra Resulullah buyurdu ki: (Ben ve sen kaldık, sen de iç!) Ben de biraz içtim. Tekrar, (İç) buyurdular. Tekrar içtim. İçtikçe, (İç) buyurdular. O kadar içtim ve doydum ki, artık hiç içecek hâlim kalmadı. Sonra da kaseyi alıp, Resulullah efendimiz de içti. Hazret-i Ebu Hüreyre, Peygamber efendimizden bizzat işiterek ve Eshab-ı kiramdan, bilhassa Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer ve Hazret-i Âişe’den hadis-i şerif rivayet etmiştir. Kendisinden de Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Ömer, Enes bin Malik, Vasile bin Eska, Cabir bin Abdullah başta olmak üzere 800’den fazla Eshab ve Tâbiin, hadis-i şerif rivayet etmiştir. Rivayetleri toplanıp yazılmıştır. Hazret-i Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiği hadis-i şeriflere, bütün hadis kitapları yer vermiştir. Hazret-i Ebu Hüreyre’nin, Peygamber efendimizin vefatından sonra en çok sevdiği ve meşgul olduğu iş, hadis-i şerif rivayet edip yaymak olmuştur. Hazret-i Ebu Bekir’in halifeliği sırasında idari işlerle meşgul olmayan Hazret-i Ebu Hüreyre, Hazret-i Ömer devrinde Bahreyn valiliğine tayin edildi. Hazret-i Osman’ın halifeliği zamanında Mekke kadılığı yaptı. Hazret-i Muaviye zamanında da Medine valisi oldu. Hazret-i Ebu Hüreyre, fazileti ve İslamı yaşamasıyla mükemmel bir numune idi. Geceleri çoğu kere ibadetle geçirir, sabaha kadar namaz kılar, Kur’an-ı kerim okurdu. Her ayın başında üç gün oruç tutardı. İbadetlerde çok ihtiyatlı hareket ederdi. Hep abdestli bulunur, Resulullah, (Abdestli olan vücud a’zasına Cehennem ateşi dokunmaz) buyurdu derdi. Ömrünün son günlerinde hastalandı. Hastalığını duyup gelenler, büyük bir kalabalık meydana getirdiler. Bu sırada o, Allah’ım sana kavuşmayı seviyorum. Bunu bana nasip eyle diye yalvarıyordu. 676 (H.57) senesinde 78 yaşında iken, Medine-i münevverede vefat etti. En büyük hadis âlimi Hazret-i Ebu Hüreyre’nin çok hadis rivayet ettiği için İbni Sebeciler tarafından kötülenmektedir. Hazret-i Ebu Hüreyre kötülenince, ahkam-ı şeriyyenin yarısı kötülenmiş olur. Çünkü, ahkam-ı şeriyyeyi bildiren üç bin hadis-i şerif vardır. Yani üç bin ahkam-ı şeriyye, sünnet ile belli olmuştur. Bu üç binin yarısını haber veren Hazret-i Ebu Hüreyre’dir. Onu kötülemek, ahkam-ı şeriyyenin yarısını kötülemek olur. Hazret-i Ebu Hüreyre, savaşta ve barışta Resulullahın yanından ayrılmazdı. Hafızası çok kuvvetli olduğundan, çok hadis-i şerif ezberlemişti. Eshab-ı kiramdan ve Tabiinden 800’den fazla kimsenin, kendisinden hadis öğrendiği Buhari’de yazılıdır. Hazret-i Ebu Hüreyre, (Bilerek bana yalan isnat eden, Cehennemdeki yerine hazırlansın) hadisinin râvisidir. Hadis rivayet etmek istediğinde bu hadisi zikrederdi. Birçok sahabi, onun hadis rivayetindeki üstünlüğünü kabul edip, ondan hadis naklettiler. (Hakim Nişaburi, III, 513) Hazret-i Ebu Hüreyre, sahabe ve muhaddisler nazarında son derece güvenilir, yüce bir şahsiyettir. (İmam-ı Buhari) O, benden daha hayırlı ve naklettiğini daha iyi bilendir. (Abdullah ibni Ömer) Elbette o, Resulullahtan bizim duymadığımız hadisleri işitmiştir. (Hazret-i Talha) (H. Nişaburi,III, 511) İmam-ı Şafii gibi büyük âlimler, (Hazret-i Ebu Hüreyre, kendi dönemindeki hadis râvileri içinde, hafızası en sağlam olanıdır) buyurmuştur. (İbni Hacer, el-İsabe fi Temyizis-Sahabe, IV, 205) Hazret-i Ebu Hüreyre, Resulullahın vefatından sonra 46 yıl yaşamıştır. Hazret-i Ebu Bekir gibi yaşlı ilk sahabilerin çoğu, Peygamber efendimizden sonra fazla yaşamadıkları için, çok hadis rivayet edememiştir. Hazret-i Ebu Hüreyre’nin bildirdiği hadis sayısı 5374 değildir. İmam-ı Ahmed’in Müsnedinde Hazret-i Ebu Hüreyre’den alınmış 3848 hadis yer almaktadır. Bu hadislerin yarısından fazlası (2269) mükerrer olup, hakikatte bütün Müsnedde, onun rivayetinde ancak 1579 hadis vardır. Çok hadis rivayet etmesinin sebeplerinden bazıları: 1- Peygamber efendimiz ile çok beraber olmuş ve ona hiç çekinmeden her çeşit soruyu sormuştur. Hazret-i Ebu Hüreyre, (Çok hadis rivayet etmemin sebebi şudur: Muhacirler, alış-verişle, ensar da kendi mal ve mülkleriyle uğraşırken, ben Resulullahın meclislerindeydim) demiştir. (Müslim, Fedailüs-sahabe, Buhari, İlim) 2- İlme çok tutkundu. Resulullah ona bildiğini unutmaması için dua buyurmuştu. Hazret-i Ebu Hüreyre anlatır: Resulullah efendimiz, (İçinizden hanginiz elbisesini çıkarıp yere yayar? Bazı şeyler söyleyeceğim. Sonra elbisesini toplayıp, katlasın, sözlerimi hiç unutmaz) buyurdu. Paltomu çıkarıp yaydım. Resulullah efendimiz dilediğini söyledi. Paltomu giydim. Göğsümü kapadım. Bundan sonra, işittiğim hiçbir şeyi unutmadım. (Buhari, İlim 42) Hakim Nişaburi, şu haberi vermektedir: Bir zat, Zeyd bin Sabite bir mesele sordu. O da Ebu Hüreyre’ye gitmesini söyledi ve şöyle devam etti: Çünkü bir gün ben, Ebu Hüreyre ve bir arkadaşla Mescitte oturuyorduk. O sırada Resulullah geldi, yanımıza oturup, (Hepiniz Allah’tan bir dilekte bulunsun) buyurdu. Ben ve arkadaşım, Ebu Hüreyre’den önce dua ettik, Resulullah da bizim duamıza âmin dedi. Sıra Ebu Hüreyre’ye gelince, (Ya Rabbi, senden iki arkadaşımın isteği ile unutulmayan bir ilim dilerim) dedi. Resulullah efendimiz bu duaya da âmin dedi. Biz de, (Ya Resulallah, biz de, Allah’tan, unutulmayan bir ilim isteriz) dedik. Bize, (Devsli genç [Ebu Hüreyre] sizden önce davrandı) buyurdu. (Müstedrek III, 508, Nesai, III, 440) Hazret-i Ebu Hüreyre anlatır: (Ya Resulallah, kıyamette senin şefaatine nail olacak en mesud kişi kim) dedim. Bana, (Ya Eba Hüreyre, senin hadise olan sevginin çokluğunu bildiğim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacağını tahmin etmiştim. Kıyamet günü şefaatime nail olacak en mesud kişi, La ilahe illallah diyen müslümandır) buyurdu. (Buhari, ilim 339) 3- Büyük sahabilerle görüşüp onlardan birçok hadis almış ve böylece ilmi artmıştır. 4- Resulullahın vefatından sonra 46 yıl yaşamış ve hadisleri yaymakla meşgul olmuştur. Dört büyük halife ise devlet işleri ile meşgul olduğu için az hadis bildirmiştir. 5- Hazret-i Ebu Hüreyre, Resulullah efendimizden naklettiği hadisleri halka öğretmeyi, ilmi gizlemenin günahından kurtulmak için, kendine vazife kabul ediyordu. (Buhari) Bütün bunların neticesinde Hazret-i Ebu Hüreyre, sahabe içerisinde hadisi en iyi bilen, hadis alma ve rivayet etme hususunda diğerlerinden daha üstün bir duruma gelmiştir. İbni Ömer, onun cenaze namazında, (Resulullahın hadisini muhafaza eden) demiş ve ona rahmet dilemiştir. Ayrıca, (Ebu Hüreyre, Resulullahın sohbetine en fazla devam eden ve onun hadislerini en iyi ezberleyen zattır) derdi. (Tirmizi, Menakıb, 46) Ebu Hüreyre hazretleri buyurdu ki: (Bekara 159, Al-i imran 187. âyetleri olmasa idi, hiç bir hadis rivayet etmezdim.) (Buhari) (İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet ediciler lanet eder.) [Bekara 159] (Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü!) [Al-i İmran 187] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (İlmini başkasına bildirmeyen, hazineyi gömüp kimseye yardım etmeyene benzer.) [Taberani] (İlmini gizleyene, denizdeki balıklardan, gökteki kuşlara kadar her şey lanet eder.) [Darimi] (İlmini gizleyen kimseye, kıyamette ateşten gem vurulur.) [İbni Mace, Taberani] |
| | |
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
|
Zira dinimizislam sitesinden yapılan alıntıda Hüseyin Işık'ın:) | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
|
![]() Üyelik tarihi: 25.09.2006
Mesajlar: 310
Teşekkür etti: 1
25 Teşekkür 18 Mesaja aldı
|
(Nehc-ül-belâga) kitâbını Radî isminde bir şî’î yazmış olduğunu islâm âlimleri sözbirliği ile bildirdiler. Hindistân âlimlerinden Abdül’Azîz-i Dehlevî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Tuhfe-i isnâ aşeriyye) adındaki büyük kitâbında, bu kitâbı yazan Radînin yehûdî olduğunu uzun yazmakdadır. Hindistânda Rampur şehrinde, İmtiyâz Alî Arşî isminde bir şî’î 1389 [m. 1969] senesinde, (İstinâd) isminde kitâb yazarak, Nehc-ülbelâganın doğru olduğunu isbâta kalkışmış ise de, vesîka olarak ileri sürdükleri, Abduh gibi masonlar ve belli şî’îlerdir. İstinâdın, 1393 [m. 1973] de Tahranda ikinci baskısı yapılarak islâm memleketlerine dağıtılmakda, (Sünnî) olan gençler aldatılmağa çalışılmakdadır. İmâm-ı Zehebî ve İbni Hacer-i Askalânî gibi derin islâm âlimlerinin, (Bu kitâbı, şerîf Radî yazmışdır) dediklerini, İstinâd kitâbı da önsözünde yazıyor. (Nehc-ül-belâga)nın bozuk olduğunu göstermek için, başka şâhid aramağa lüzûm yokdur. Müslümanlar böyle bozuk, şübheli kitâbları okumamalıdır. (Buhârî) ve (Müslim) ve benzerleri sağlam hadîs kitâblarını ve bunların şerhlerini [açıklamalarını] okumalıdır. Kaynak: Seadet-i Ebediyye | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
| .............. ![]() Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 109
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
hem övüp hem yermek hiçde akıl karı deyil ayrıca bende merak ediyorum şu alıntıdaki hadis ve diyerlerini rivayet etmekteki amacı neydi? yada gerçekten omu rivayet etmiş bu hadisleri?
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.821
Teşekkür etti: 2
83 Teşekkür 67 Mesaja aldı
|
Bir Hilmi Işık değil...Milyonlarca Hüseyin Hilmi Işık olsa...Onların ağanın bastı toprak mertebesinde olamaz... Ebu Hureyre... Hz. Peygamber'in misafirperverligi ve cömertligi sayesinde yasayan Ebû Hureyre Rasûlullah (s.a.s.)'in mescidinde sadece ibadet ve ilimle mesgul olan Ehl-i Suffe'nin en ileri gelen simasi idi. Hz. Peygamber'i büyük bir muhabbetle sevmis, onun sünnetine uygun olarak yasamis ve manevî yüce mertebelere erismistir (ibn Kesir, a.g.e., VIII, 108, 110) iffet sahibiydi, eli açik ve cömertti. Hz. Osman'in sehid edilmesinden sonraki fitne olaylarinda kösesine çekildi. Halk onun bu halinden kendisine söz ettiklerinde Rasûlullah (s.a.s.)'in su hadisini rivâyet ediyordu: "Fitneler çikacak. O zamanda, oturanlar ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen kosandan daha hayirlidir. Kim dönüp bakmaya yönelirse, o da ona yönelir. Kim bir siginak veya korunak bulursa onunla korunsun" (Buhâri, Menâkib, 25; Müslim, Fiten, I0) imam sâfii gibi büyük âlimlerin bildirdigine göre Ebû Hureyre kendi dönemindeki hadis nakledenlerin içinde hafizasi en saglam olanidir (ibn Hacer, el-isâbe fî Temyîzi's-Sahâbe, Misir 1328, IV, 205) Ebu Hureyre Hakkındaki bu Nakiller olmamış olsa bile...O Allah Rasulunun Dostu ide...O'nun Dost edindikleri hakkında İleri geri Konuşmaktan Alemlerin Rab'bi Olan Allah'a sığınırım... | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 25.09.2006
Mesajlar: 310
Teşekkür etti: 1
25 Teşekkür 18 Mesaja aldı
|
(Nehc-ül-belâga) kitâbını Radî isminde bir şî’î yazmış olduğunu islâm âlimleri sözbirliği ile bildirdiler. Hindistân âlimlerinden Abdül’Azîz-i Dehlevî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Tuhfe-i isnâ aşeriyye) adındaki büyük kitâbında, bu kitâbı yazan Radînin yehûdî olduğunu uzun yazmakdadır. Hindistânda Rampur şehrinde, İmtiyâz Alî Arşî isminde bir şî’î 1389 [m. 1969] senesinde, (İstinâd) isminde kitâb yazarak, Nehc-ülbelâganın doğru olduğunu isbâta kalkışmış ise de, vesîka olarak ileri sürdükleri, Abduh gibi masonlar ve belli şî’îlerdir. İstinâdın, 1393 [m. 1973] de Tahranda ikinci baskısı yapılarak islâm memleketlerine dağıtılmakda, (Sünnî) olan gençler aldatılmağa çalışılmakdadır. İmâm-ı Zehebî ve İbni Hacer-i Askalânî gibi derin islâm âlimlerinin, (Bu kitâbı, şerîf Radî yazmışdır) dediklerini, İstinâd kitâbı da önsözünde yazıyor. (Nehc-ül-belâga)nın bozuk olduğunu göstermek için, başka şâhid aramağa lüzûm yokdur. Müslümanlar böyle bozuk, şübheli kitâbları okumamalıdır. (Buhârî) ve (Müslim) ve benzerleri sağlam hadîs kitâblarını ve bunların şerhlerini [açıklamalarını] okumalıdır. Kaynak: Seadet-i Ebediyye Aynı kitapdan bir pasaj: 245 — EBÛ HÜREYRE “radıyallahü anh”: Adı Abdürrahmândır. Hayberde müslimân oldu. Hazret-i Ömer zemânında Bahreyn vâlîsi, hazret-i Osmân zemânında Mekke kâdîsi ve hazret-i Mu’âviye zemânında Medîne vâlîsi oldu. 57 [m. 676] senesinde, yetmişsekiz yaşında Medînede vefât etdi. Abdüllah bin Ömerden sonra, en çok hadîs bilen budur. Kaynak: Seadet-i Ebediyye Müellifin Eshab-ı Kiram isimli eserinden bir pasaj: Ehl-i sünnet âlimlerine göre, dört halîfenin de hilâfetleri hakdır, doğrudur. Çünki, gaybdan haber veren hadîs-i şerîflerden birisinde, (Benden sonra hilâfet otuz senedir) buyuruldu. Ya’nî tam, kâmil hilâfet otuz senedir. Bu otuz sene hazret-i Alînin hilâfeti ile temâm oldu. Bu hadîs-i şerîf, dört halîfenin de haklı olarak halîfe olduklarını göstermekdedir ve halîfelik sıraları da haklıdır. Ehl-i sünnet olmıyanlardan bir kısmı, üç halîfenin haksız olarak halîfe olduklarını söyliyorlar. Hilâfeti, güç kullanarak, zorla aldıklarını zannediyorlar. Yalnız, hazret-i Alî haklı olarak halîfe olmuşdu, diyorlar. Hazret-i Alînin diğer üç halîfe zemânında ses çıkarmaması, onlara itâ’at etmesi, ortalığı idâre etmek, fitne çıkarmamak içindi diyorlar. Peygamber efendimizin Eshâb-ı kirâmının, birbirleriyle yalandan ahbâblık etdiklerini, ikiyüzlü olduklarını sanıyorlar. Geçinmek için birbirlerine dost göründüklerine inanıyorlar. Çünki, bunların söylediğine göre, hazret-i Alînin halîfe olmasını istiyenler, üç halîfenin adamları ile istemiyerek arkadaşlık etmiş ve olduğu gibi görünmemişlerdir. Onlar da, hazret-i Alîyi sevmedikleri hâlde, güleryüz göstermişler, düşmanlıklarını gizlemiş, dost olarak görünmüşlerdir. Bunların söylediğine göre, Eshâb-ı kirâmın hepsi ikiyüzlü ve yalancı olmakdadır. İçlerinde olanın aksini göstermişlerdir. Bunlara göre, Muhammed aleyhisselâmın Ümmetinin en kötüleri, Eshâb-ı kirâm olmakdadır. Sohbetlerin, toplantıların en kötüsü de, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sohbeti olmakdadır. Çünki, bu kötü huylar, onlara, Onun sohbetinden, Onun nasîhatlarından gelmiş oluyor. Dünyânın en kötü zemânı Eshâb-ı kirâmın zemânı olmakdadır. Çünki: ikiyüzlülük, düşmanlık, birbirini çekememek, kin tutmak ile yaşamış oluyorlar. Hâlbuki, Kur’ân-ı kerîmde, Feth sûresinin son âyetinde meâlen, (Onlar birbirlerine karşı çok merhametlidirler) buyuruldu. Böyle kötü inanışlardan Allahü teâlâya sığınırız. Bu ümmetin önde gelenleri, en üstünleri böyle kötü huylu olurlarsa, sonra gelenlerde hiç iyilik bulunabilir mi? Acabâ, Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” sohbetinin üstünlüğünü ve ümmetin iyiliğini bildiren âyet-i kerîmeleri ve hadîs-i şerîfleri işitmemişler mi? Yoksa bunlara inanmıyorlar mı? Kur’ân-ı kerîmi ve hadîs-i şerîfleri bizlere Eshâb-ı kirâm ulaşdırdı. Eshâb-ı kirâm kötülenirse, onların bizlere bildirdiği din de kötülenmiş olur. Allahü teâlâ, böyle bozuk sözlerden, çirkin inanışlardan bizleri korusun! Böyle sözlerle, islâmiyyeti yıkmağa uğraşdıkları anlaşılıyor. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” Ehl-i beytini sevmek maskesi altında, islâmiyyeti bozmağa çalışıyorlar. Resûlullahın islâmiyyetini yok etmek gâyesinde oldukları anlaşılmakdadır. Allahü teâlâ, yurdumuzdaki müslimânları aldanmakdan korusun! Keşki, hazret-i Alîyi “radıyallahü anh” sevenlere saygı gösterselerdi. Onları münâfık, ikiyüzlü bilmeselerdi. Hazret-i Alîyi sevenler ile ona karşı olanların birbirleriyle yalandan arkadaşlık etdikleri, otuz sene birbirlerini aldatdıkları söylenirse, bunların hangisinde iyilik kalır? Bunların hangisinin sözüne güvenilebilir? Hazret-i Ebû Hüreyreye “radıyallahü anh” söğüyorlar, onu kötülüyorlar. Onu kötülemekle, islâmiyyetin emrlerinin, yasaklarının yarısını kötülemiş, çürütmüş olduklarını anlıyamıyorlar. Çünki, müctehid olan derin âlimler buyuruyorlar ki, islâmiyyetin emrleri ve yasakları üçbin hadîs-i şerîfden çıkarılmışdır. Ya’nî ahkâm-ı islâmiyyeden üçbini, hadîs-i şerîflerden anlaşılmışdır. Bu hadîs-i şerîflerden binbeşyüz dânesini hazret-i Ebû Hüreyre haber vermişdir. Bunun için, onu kötülemek, ahkâm-ı islâmiyyenin yarısını çürütmek, kıymetden düşürmek olur. İmâm-ı Buhârî buyuruyor ki, İslâm âlimlerinden sekizyüzden fazla kimse, hazret-i Ebû Hüreyreden hadîs-i şerîf alıp bildirmişdir. Bunlardan çoğu Eshâb-ı kirâmdan ve Tâbi’în-i izâmdan idi. Meselâ Abdüllah ibni Abbâs ve Abdüllah ibni Ömer ve Câbir bin Abdüllah ve Enes bin Mâlik hazretleri, hazret-i Ebû Hüreyreden hadîs-i şerîf nakl etmişlerdir “radıyallahü anhüm”. Hazret-i Ebû Hüreyreyi kötüliyen bir hadîs-i şerîf söyliyorlar ve bunu hazret-i Alî haber verdi diyorlar. Bu sözleri uydurmadır. Bu sözün iftirâ olduğunu derin âlimler meydâna çıkarmışdır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin Ebû Hüreyrenin ilminin, zekâsının artması için düâ buyurduğunu bildiren hadîs-i şerîf âlimler arasında meşhûrdur ve Buhârî-yi şerîfde (kitâbül ilm) kısmında yazılıdır. Şöyle ki: Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” buyuruyor ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin yanında oturuyorduk. Buyurdu ki, (İçinizden hanginiz elbisesini çıkarıp yere yayar? Ba’zı şeyler söyliyeceğim. Sonra elbisesini toplayıp, katlasın, sözlerimi hiç unutmaz). Paltomu çıkarıp yaydım. Resûlullah efendimiz dilediğini söyledi. Paltomu giydim. Göğsümü kapadım. Bundan sonra, işitdiğim hiç bir şeyi unutmadım. Hazret-i Ebû Hüreyre gibi bir din büyüğünü, hazret-i Alîye düşman sanarak o mubârek zâtı söğüp kötülemek ne kadar insâfsızlıkdır. Bu taşkınlıklar, hep aşırı sevmekden ileri gelmekdedir. Nerede ise îmânları gidecek. Eğer onların zannetdiği gibi hazret-i Alînin üç halîfeye istemiyerek itâ’at etdiğini, iki yüzlü olarak geçindiğini düşünsek bile, onun iki halîfeyi öven sözleri her tarafa yayılmış bulunmakdadır. Bu sözlerine ne diyecekler? Meselâ, hazret-i Alînin “radıyallahü anh” halîfe iken ve memleket idâresi elinde iken, üç halîfenin haklı ve doğru olarak halîfe olduklarını bildirdiğini bütün kitâblar yazmakdadır. Buna ne cevâb verecekler? Çünki ikiyüzlülük, nihâyet kendi hakkı bildiği hilâfeti istememek ve üç halîfenin haksız olarak halîfe olduklarını söylememekdir. Üç halîfenin hilâfetlerinin doğru olduğunu söylemek ve hazret-i Ebû Bekr ile hazret-i Ömerin müslimânların en üstünü olduklarını bildirmek, hiç de ikiyüzlülük olmayıp, bir hakîkati ortaya koymakdır. Bundan başka, üç halîfenin ve dahâ birçok Sahâbînin üstünlüklerini bildiren ve dünyânın her tarafına yayılmış olan sahîh ve sağlam hadîs-i şerîfler vardır. Eshâb-ı kirâmdan birçoğunun Cennete gideceği, hadîs-i şerîflerde ismleri ile müjdelenmişdir. Bu hadîs-i şerîflere ne diyecekler? Çünki, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” ikiyüzlülük yapacağını söylemek hiç câiz değildir. Her Peygamberin, her hakîkati olduğu gibi bildirmesi lâzımdır. Eshâb-ı kirâmı öven âyet-i kerîmelere acabâ ne diyecekler? Âyet-i kerîmelerde ikiyüzlülük hiç düşünülemez. Allahü teâlâ, insâf versin! Aklı olan herkes bilir ki, ikiyüzlülük çok kötü bir huydur. Hâinlikdir. Allahın arslanı olan hazret-i Alîde bu kötülüğün bulunacağını söylemek, çok yersizdir. İnsanlık îcâbı bir iki sâ’at veyâ bir iki gün böyle olacağı düşünülse bile, Allahın arslanının tâm otuz sene, hep bu kötü huyla yaşadığını söylemek, çok çirkin bir iftirâdır. Küçük günâha devâm etmenin büyük günâh olduğu bildirilmişdir. Hâinlerin, münâfıkların alâmeti olan bu kötü sıfata senelerce devâm edenin hâli acabâ neye varır. Bu sözlerinin kötülüğünü keşki anlasalardı da, hazret-i Alîyi kötü duruma düşürmemek için, iki halîfenin üstünlüğünü inkârdan vaz geçseler idi, ne iyi olurdu. Münâfıkların alâmeti olan ikiyüzlülüğün kötülüğünü anlasalardı, hazret-i Alîyi böylece lekelemek belâsından kurtulurlardı. İki belâdan hafîfini kabûl ederek, ikincisinden kurtulmuş olurlardı. Şunu da söyliyelim ki, iki halîfenin dahâ üstün olduğuna inanmaları, hiç de belâ değildir. Ya’nî hazret-i Alîyi küçültmez. Hazret-i Alînin halîfeliğe hakkı olduğunu ortadan kaldırmaz. Onun, halîfeliğe hakkı ve vilâyet derecesinin yüksekliği ve hidâyat, irşâd mertebesinin kuvveti, yine olduğu gibi kalır. Hâlbuki, birinci olarak halîfe olmak hakkı idi, bu hakkını elinden alanlara istemiyerek dost göründü demek, o büyük imâmı küçültmek, kötülemek olur. Çünki, ikiyüzlülük, münâfıkların alâmetidir ve yalancıların, aldatıcıların huyudur. Kaynak: Eshab-ı Kiram 06-Eshb- Kirm | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
|
Uyduruktan bu makaleyi Hilmi Işık değil biri onun adına yazarak size kakalamış siz de inanmışsınız... Şia takiyyesi size de bulaşmış.... | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.821
Teşekkür etti: 2
83 Teşekkür 67 Mesaja aldı
|
Sahabeler Hakkında...Yazılanlar olumlu olsun veya olmasın fark etmez...Günümüzde Alim Ulema Veli Şeyh Ustad edindiğiniz veya edindiğimiz ne kadar kişi varsa...Hepsi için sözüm geçerlidir... Bir değil...Milyonlarca...Alim Edindiğimiz...Ulema olarak gördüğümüz...Şeyh olarak bağlandığımız...Veli olarak medet umduğumuz...kişi veya kişiler olsa...Onların (Sahabelerden Herhangi birinin) Ayağının Bastığı Toprak mertebesinde olamaz...diyorum...Hilmi Işıkta buna dahil...Hüseyin Işıkta...Olumlu yazsada fark etmez...Olumsuz yazsada... (İslam dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur. Tevbe-100 | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.821
Teşekkür etti: 2
83 Teşekkür 67 Mesaja aldı
|
Sahabelerin Din'deki önemine binaen o sözler söylenmiştir... Siz rahat olunuz... | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
| .............. ![]() Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 109
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
yazıyı tamamen reddetsek bile sorduğu soruda haklılık payı yokmu? Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi? peki ninja-kedi şu hadisler hakkında ne diyeceksin Hz. Musa hakkındaki hadisler. mesela bu hadis ne anlatmak istiyor??
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.821
Teşekkür etti: 2
83 Teşekkür 67 Mesaja aldı
|
Huyeyre değil Kardeşim...Hureyre...Ebu Hureyre (r.a) ![]()
Oda olmayınca...Böyle sağda solda bulduğun bütün israiliyyatları buraya Hadis diye eklersin...Sonrada İlmi bir Açıklama beklersin... Aynen şuan beklediğin gibi... | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| .............. ![]() Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 109
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
ne kadar güzel açıklamışsın hadis ilmindende çakıyorsun tebrikler valla ilmi bir açıklama veremediyin için sende bişey bilmiyorsun demekki bişey bilmiyorsun e ozaman niye başkasına sorduğum soruya cahilane cevap veriyorsun bilmiyorsan sus adam sansılar diye bir söz var ya hani :) ![]() bu forumda üyeler konulardan çok kişilerle ilgileniyor nedense benim acelem yok ben beklerim ilmi olan yazar olmayanda senin yaptığın gibi boş yazar neyse şimdi cevap veripde kişiseleştirme lütfen | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
|
| hayat;imân,cihâd, takvâ... ![]() Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
| |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
| İmâm Ebû Hanife |
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
|
Selefilerle kimi kastettiğimi de biliyorsun neden sordun anlamadım? | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
|
| hayat;imân,cihâd, takvâ... ![]() Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Peki bunu deme nedeniniz Ebu Hureyre ile ilgili olan yazıdan dolayı öyle değil mi? Ya'ni selef menhecinde olanların Ebu Hureyre ve Muaviye hakkında yukarıdaki (ilk yazıdaki) gibi inandıklarını düşünmenizden dolayı... Doğru anlayıp anlamadığımı teyid edince neden sorduğumu söyleyeceğim. | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
| İmâm Ebû Hanife |
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
|
Ben böyle düşünmüyorum diyeceksin anladığım kadarıyla... Ona göre soru soracaksın | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
|
| hayat;imân,cihâd, takvâ... ![]() Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Lâkin biz şunu anlamak istedik, siz sizin isimlendirmelerinizle Vehhabiler'in ya da bazılarının kabulüyle Selefiler'in Ebu Hureyre ve Muaviye hakkında kötü düşündüklerini ve yukarıdaki gibi anlayış geliştirdiklerini sanıyorsunuz. Böyle bir şey yok. Ne bizim gibi sadece "muslim" ismiyle yetinenler ne selefi adlandırmasını kabul edenler ve ne de sizin gibi muhaliflerin taktığı isimle Vehhabiler'in hiç biri Ebu Hureyre ve Muaviye hakkında kötü düşünmez. Hatta bu tür yazıları reddeder. Elm, farkında değilsiniz galiba, ama daha da kötüsü farkında olmadığınızın da farkında değilsiniz. Asılan yazı bir Şia yazısıdır. Selef menhecindeki kimse Nehcu'l-Belaga'yı sahih kabul etmez. Bu garip anlayıştakilerle (Şia) beraber, Muhammed Gazali , Ebu Reyye vb. akıllarının almadığı senedi sahih hadisleri reddederler. Selef nazarında sahabenin hiç birine dil uzatılamaz. Aynen bunun gibi Selef menhecinde olan kimse de sahabe hakkında konuşmaz. Buradan şunu çıkardım ki siz muhalif olduğunuz okulu tanımıyorsunuz. Acı gerçekten. fecre doğru; Yukarıdaki yazı çelişkilerle dolu bir yazı. Misakta; sevgili kardeş DarulErkam, Ebu Hureyre'ye dair bir yazı asmış, çok önceden gezerken görmüştüm. Gerekirse onu buraya asarız. Ya da biz yazarız. Peki siz Ebu Hureyre hakkında bizim yazdıklarımızdan sonra ne yapacaksınız? Önce bunun sözünü alalım. | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
| İmâm Ebû Hanife |
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
|
Mesela bu yazıyı buraya getiren kişi Mustafa İslamoğlu hayranıdır. Bir kaç Mustafa İslamoğlu hayranından da bu yazıların benzerini diğer forumlarda gördüm. Bir de Ferec Hüdür var. Yanlış hatırlamıyorsam adını buydu Kütüb-i Sitte'nin Kuran'a arzı adında hezeyan dolu bir kitap yazdı..Ben bunları kastettim... Mesela seninle bir kaç kez tartıştık sana hiç zındıkadasın dedim mi? | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
|
| hayat;imân,cihâd, takvâ... ![]() Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Tamam Elm, ilk mesajında "selefiyye zındıkası" diyerek umumi bir ifade kullandığın için karineden öyle anladım. Peki İslamoğlu Ebu Hureyre'yi red mi ediyor? Ya da Muaviye için dilini tutmuyor mu? (Gerçekten bilmediğim için soruyorum.) Bu arada hadis Kur'an'a arz edilir biliyorsunuzdur. Aişe validemiz -radıyallahu anhâ- bunu sıkça yaptı. Umar'ın radıyallahu anh bu konuda uygulaması var. Bu yüzden insanlara ta'n edil(e)mez. Bize zındıka deyip dememeniz bir şey değiştirmez bizim için. Sizin sözlerinizin nazarımızda (rabbanî âlimlerin Kuran ve sünnet çıkarımlarından delillendirilmedikçe) değeri yok, biz umûmî bir grubun yapmadığı bir şeyi onlara yüklemekle vebâle girmenizden sizi acil kurtarmaya vesile olmak istedik. Vesselâm... | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
| İmâm Ebû Hanife |
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
|
Ben onu şunun için örnek verdim....Bunların beslendikleri yer aynı... Sahabe eleştirilebilir hatta Kuran'a aykırı davranabilir mantığı önlerine sürüldü ve bu mantığın haddi aşma örnekleri bunlar.
Yukarıdaki yazı bu kitaptan alınmış bir yazıdır... Yukarıdaki yazı ve bunun gibi pek çok hezeyan var o kitapta...
Siirtliler kötüdür deyince Siirtlilerin hepsi anlaşılmaz... Biz Vehhabi ya da Selefî Mealci dediğimiz zaman kastettiğimiz zümre bellidir. Beni kurtarmana gerek yok... Yukarıdakileri kurtarmaya bak... | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
| hayat;imân,cihâd, takvâ... ![]() Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
İsmini ilk defa duydum. Kitabının ismi nedir?Ben "kurtarıcı" değilim ki Elm, ne dediğimi anlamamışsınız. Ayrıca sözün umum ifade ediyor. Mealcilerin selef menheciyle ilgisi nedir? İmam Şafii sadece Kur'an diyenlere güzel bir cevap vermişti asırlar öncesinde. Selefi-Mealci diye bir şeyi de ilk kez sizden duydum. | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
| İmâm Ebû Hanife |
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
|
Kitabın ismi de "Kütüb-i Sitte'nin Kuran'a arzı" Selefi ve Mealci ayrı olacak virgül olacaktı arada... Mealciler de aynı bu teraneleri söylüyorlar."Kurandakidin" gibi vesair sitelerde görebilirsin bunları... Beni acilen kurtarmaya vesile olmayı ümid ettiğini söyledin ki ben de onun üzerine dedim onları kurtarmayı ümit et... | |||||||||||||||||||||||||||
| | | |||||||||||||||||||||||||||
|
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
| |
LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.delikanforum.net/konu/72858-ebu-hureyre-hz-musa8217dan-ne-istedi.html | ||||
| Konuyu Başlatan | For | Type | Tarih | |
| Ebû Hureyre'yi Anlamak -I- | This thread | Refback | 22.12.2009 11:15 | |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Barzani Gül’den ne istedi | zumra | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 24.03.2009 15:57 |
| Hani bunlar Musa’nın çocuğuydu? | andelip72 | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 2 | 04.02.2009 18:15 |
| Afganistan’da Şehid Olan Ebu Musa et-Turki’nin Açıklaması | afkankartalı | Dini Bilgi ve Eğitim | 4 | 13.11.2008 20:33 |
| CHP : `Erbakan’ın bütün partileri, Türkiye’de dini esas alan düzen kurmak istedi.` | zafer_inananlarındır | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 64 | 23.08.2007 17:54 |
| Ebu hureyre | Damla_Duygu | Hadis Köşemiz | 1 | 27.07.2003 01:27 |