İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler Arama

  #1
Alt 21.01.2008, 18:28
..............
 
fecredoğru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 109
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?

Hamd önde de sonda da Allah’adır(a.c).

Allah’ın salât ve selamı yarattıkları içinde en güzeli, sırrının koruyucusu, Hatem’ul Enbiya Muhammed Mustafa ve onun tertemiz, pak Ehl-i Beyt’i üzerine olsun.

Kovulmuş şeytandan Allah’a(a.c) sığınırız.

Ebu Hureyre’den gelen hadisler Sahih-i Buhari ve daha birçok Ehl-i Sünnet hadis kaynağında büyük bir yer teşkil eder. Ancak tarih ve Ehl-i Sünnet’in büyük âlimleri Ebu Hureyre’nin pek de kaynak olarak gösterilebilecek bir sahabe olmadığını bildirmişlerdir.
Bu makalede bizler de Ebu Hureyre’nin Hz. Resul(s.a.a)’dan rivayet ettiği Hz. Musa ile ilgili hadisleri değerlendirecek ve Hureyre’nin hadislerine neden riayet gösterilemeyeceği üzerine duracağız. Dilerseniz önce Hureyre ne zaman Müslüman olmuş ona bakalım.


İbn-i Saad’ın “Tabakat”tında, İbn-i Hacer’in “İsabe”sinde ve Ehl-i Sünnet’e ait diğer güvenilir kitaplarda Ebu Hureyre’nin Hayber’in fethinde Müslüman olduğu yazılmıştır.

Buhari’nin(Alamat’ın Nübüvvet’i fi’l-İslam babı) rivayetine göre Ebu Hureyre, Resulullah (s.a.a) ile üç yıldan fazla görüşmeye muvaffak olmamıştır.

İbn-i Hacer “İsabe”de, Hâkim “Müstedrek”te, İbn-i Abdulbirr “İstiab”da şöyle naklediyorlar: “Ebu Hureyre hicri 57 yılında 78 yaşındayken Akik Vadisi’nde öldü. Cenazesini Medine’ye getirip Baki mezarlığında defnettiler”.


Resulullah’ın (s.a.a) yalnızca üç yıl sahabesi olan bu kişi Resulullah’tan (s.a.a) beş bin civarı hadis nakletmiştir. Bunun yanında onun hadislerine ne halife Ömer ne de Emir’el Müminin Hz. Ali (a.s) güvenmiş ve hatta Ömer bin Hattab Resulullah’tan (s.a.a) olmayan sözleri ona (s.a.a) isnat etmesi hasebiyle Ebu Hureyre’yi kırbaçlatmıştır. Bu olayı İbn-i Esir tarihinde H.K 23. Yılın olaylarında, İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul Belağa”nın 3. Cildinde şöyle anlatıyor:

“H.K 21 yılında halife Ömer, Ebu Hureyre’yi Bahreyn’e vali olarak gönderdi. Ona, Ebu Hureyre’nin kendisine mal toplayıp bir sürü at aldığı haberini verdiler. Bunun üzerine Ömer onu hicri 23 yılında görevinden aldı. Halifenin yanına gelir gelmez, halife ona: “Ey Allah’ın ve Allah’ın kitabının düşmanı, Allah’ın malını mı çalıyorsun?” diye kızdı. O da; “Asla hırsızlık yapmadım, onlar halkın bana verdiği hediyelerdi” diye cevap verdi. İbn-i Mes’ud “Tabakat”ın 4. cildinde, İbn-i Hacer Askalani “İsabe”de ve İbn-i Abdurabbih “Ikd’ul- Ferid”in 1. Cildinde şöyle yazıyorlar:

Halife Ebu Hureyre’ye; “Ey Allah’ın düşmanı! Seni Bahreyn’e vali olarak gönderdiğimde ayağında ayakkabın bile yoktu; şimdi asil atların ve 600 dinarlık malın olduğunu duydum. Bunları nereden aldın?” diye sordu. O da cevaben; “Bunlar halkın hediyeleriydi. Onları çalıştırdım, elimdekiler onlardan elde ettiğim kârlardır.” dedi. Ömer yerinden kalkıp onu o kadar kırbaçladı ki sırtından kan akmaya başladı. Sonra, Bahreyn’de biriktirdiklerinden 10 bin dinaralıp Beyt’ul- Mal’a vermelerini emretti.
Ömer, sadece kendi halifeliği zamanında değil, Resulullah’ın zamanında da Ebu Hureyre’yi yere düşene kadar dövdü.” Ayrıca bu olayı Müslim kendi Sahih’inin 1. Cildinde de anlatmıştır. İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul Belağa”nın 1. cildinde şöyle yazıyor: “Ebu Cafer İskafi (Mutezli şeyhi) diyor ki; Şeyhlerimiz Ebu Hureyre’yi (akli yönden) sakıncalı bulup onun hadislerini kabul etmiyorlar.

Ömer onu kamçılayarak dedi ki; “Hadis nakletmekte çok ileri gittin. Zaten sana Peygamber’in adına yalan uydurmak yakışır!” İbn-i Asakir “Tarih-i Kebir”de, Muttaki “Kenz’ul- Ummal”da şöyle naklediyorlar: Halife Ömer onu kırbaçlayıp dövdü.
Resulullah (s.a.a.)’dan hadis nakletmesine engel olarak dedi ki: “Peygamber’den çok hadis naklediyorsun. Ondan taraf yalan söylemeye layıksın (yani senin gibi şahsiyetsiz biri Peygamber’in adına yalan söyler ancak.) Peygamber’den hadis nakletmeği terk etmelisin. Yoksa seni ya Devs’a gönderirim ya da Buzinelerin yanına.”


Ebu Hureyre’yi tenkit eden yalnızca halife Ömer değildir. Emir’ul-Mü’minin Hz. Ali (a.s) de Ebu Hureyre’yi çok kötü şekilde eleştirmiştir. İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul- Belağa”nın 1. Cildinde şöyle naklediyor: “Mevle’l- Muvahhidin Emir’ul- Mü’minin Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor: “Bilin ki! İnsanların (veya Yaşayanların) en yalancısı, Resulullah (s.a.a.)’in adına en çok yalan söyleyen Devslu Ebu Hureyre’dir.”

Bunun yanında Ümm’ül Müminin Aişe de Ebu Hureyre’nin mürtetliğini belirtenlerdendir. İbn-i Kutaybe “Te’vil’ul- Muhtelif’il- Hadis”te, Hâkim “Müstedrek”in 3. cildinde, Zehebi “Telhis’ul- Müstedrek”te, Müslim “Sahih-i Müslim”in ikinci cildinin “Ebu Hureyre’nin Faziletleri” bölümünde diyorlar ki; “Aişe onu defalarca reddederek şöyle diyordu: “Ebu Hureyre çok yalan söylüyor; o, Resulullah(s.a.a) adına da bir sürü yalan hadis uydurmuştur.”

Ebu Hanife şöyle söylüyor: “Resulullah’ın(s.a.a) sahabeleri genelde güvenilir ve adil idiler. Ben onların hepsinden senedi kime dayanırsa dayansın hadis kabul ediyorum. Ama senetleri Ebu Hureyre’ye, Enes bin Malik’e ve Semuret bin Cundeb’e dayanan hadisleri kabul etmiyorum.”

İşte sahabelerden, Ümm’ül Müminin Aişe’den ve Emir’ul-Mü’minin Hz. Ali (a.s)’den gelen rivayetlerle Ebu Hureyre kaynaklı hadislere neden güvenilmeyeceğine dair deliller.

Bunun yanında Ebu Hureyre’nin güvenilmezliğine dair son delilimiz ise onun Sıffin savaşında göstermiş olduğu ikiyüzlülüğüdür. Ebu Hureyre Sıffin’de namazları Hz. Ali ile kılıyor, yemeklerde ise Muaviye’nin sofrasından eksik olmuyordu. Zemahşeri “Rebi’ul- Ebrar”da, İbn-i bi’l- Hadid “Şerh-u Nehc’ul-Belağa”da şöyle naklediyorlar: “Ondan bu iki farklı hareketinin sebebi sorulduğu zaman şöyle diyordu: “Muaviye’nin muzeyresi ve yemeği daha yağlıdır, Ali’nin arkasında namaz kılmak ise efdaldır” Bu yüzden Ebu Hureyre “Şeyh’ul- Muzeyre” diye meşhur olmuştur”.

İşte ünlü tarihçilerin dilinden Ebu Hureyre. Hepimiz bilmemiz gerekiyor ki senedi Ebu Hureyre olan hadislere güvenilmez. O hadisleri güvenilir sahabelerden de aramak gerekir.

............


devamı aşağıda

Konu fecredoğru tarafından (22.01.2008 Saat 18:10 ) değiştirilmiştir.
fecredoğru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 21.01.2008, 18:30
..............
 
fecredoğru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 109
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?

üstteki makalenin devamı yazı Hüseyin Işık a aittir

Şimdi ise gelelim yazımızın gerçek konusu olan Ebu Hureyre’nin Hz. Resul’e (s.a.a) isnat ettiği Hz. Musa ilgili hadislere. Öncelikle bu hadisleri tek tek inceleyecek ve Ebu Hureyre’nin güvenilmezliğini bu hadislerle sizlere bir kez daha ispatlayacağız.
Aslında bu hadisleri boş bir sayfaya yazsak bile sizler bu hadislerin gerçek olamayacağını bilir ve bu hadisleri kimin rivayet ettiğini hemen merak edersiniz ancak yine de ben şerhini de yapacağım hadislerin. İşte birinci hadis!

Buhari Sahihinin “Gusül” kitabında ve Müslim kendi sahihinin ikinci cüz’ünde “Musa’nın Faziletleri” babında ve İmam Ahmed bin Hanbel Müsned’inin ikinci cüz’ünde Ebu Hureyre’den şöyle naklediyorlar:

“Ben-i İsrail arasında şöyle bir adet vardı, herkes hep birlikte avret mahallini kapatmaksızın suya girip kendilerini yıkıyorlardı ve aynı zamanda birbirlerinin avrat yerlerine de bakıyorlardı. Böyle bir davranış onların arasında ayıp sayılmıyordu. Fakat Hz. Musa, kimse onun avrat yerini görmemesi için tek başına suya dalıyordu. Ben-i İsrail Hz. Musa’nın bu tavrına karşı şöyle diyorlardı: Hz. Musa’nın tek başına yıkanması ve bizden uzaklaşmasının sebebi bedeninde bir noksanlık ve fıtık olduğundan dolayıdır. İşte bundan dolayı bizim onu görmemizi istemiyor.
Bir gün Hz. Musa yıkanmak için bir suyun kenarına gitti, elbiselerini çıkarıp bir taşın üzerine bıraktı ve suya daldı. Taş Hz. Musa’nın elbisesiyle birlikte firar etti. Musa da onun peşine koyulup; “Ey taş elbisem! Ey taş elbisem!” (Yani elbisemi nereye götürüyorsun?) diyordu. Nihayet Ben-i İsrail Hz. Musa’nın avrat yerine baktılar! Allah’a ant olsun Musa’nın bir noksanlığı yoktur (yani fıtık değildir) dediler. Bu esnada taş yerinde durdu; Hz. Musa elbiselerini aldı. Daha sonra Hz. Musa taşı dövmeye başladı, öyle ki taş altı veya yedi defa inledi.”

Hz. Resul’e (s.a.a) isnat edilen hadisi sizler de hayretle okuyorsunuz değil mi? Ancak Ebu Hureyre’nin naklettiği diğer hadisleri görünce daha da şaşıracaksınız. Yalnız önce bu hadis üzerine birkaç kelam edelim dilerseniz.

Öncelikle avret yerleri açık suya girmeyi Allah’ın peygamberine yakıştırmanın mantıki ne tür bir delili olabilir. Allah’ın elçisi bir gelenek dahi olsa insanlara bunun yanlış olduğunu söylemiyor da onlara mı uyuyor? Nasıl bir komikliktir bu iddia! Bunun yanında Hz. Musa’nın (a.s) elbiselerinin üzerinde olduğu taş nasıl hareket ediyor? Diyelim bu bir mucizedir.
Acaba ne zamandan beri Allah mucizeleri Peygamberini rezil etmek için gösteriyor? Bu mucizenin Hz. Musa’nın rezil olmasından başka bir anlamı yoktur. Bir de en büyük komiklik Hz. Musa’nın (a.s) taşı dövmesidir ki ben bunu hiç anlamadım. Çünkü taş altı yedi defa inliyor üstelik. Allah’ın peygamberi taşın cansız olduğunu bilmiyor mu da dövüyor o taşı. Hayret! Binlerce defa hayret! Gelelim ikinci hadise!

Buhari Sahihinin birinci cildinin cenaze bablarında, ikinci cildinde ise “Musa’nın ölümü” babında ve Müslim de Sahihinin ikinci cildinde; “Musa’nın Faziletleri” babında Ebu Hureyre’den Hz. Muhammed’e (s.a.a) isnat edilen ilginç bir hadis nakletmişlerdir:
Ölüm meleği Hz. Musa’nın yanına gelerek; “Rabbinin davetini icabet et” dedi. Musa ölüm meleğinin gözüne bir tokat vurarak onun gözünü çıkardı. Melek Rabbine dönüp şöyle dedi: “Beni, ölmeyi istemeyen bir kuluna doğru gönderdin, o da vurup gözümü çıkardı.”Allah-u Teâlâ meleğin gözünü kendisine geri çevirip şöyle buyurdu:“Kulumun yanına dön ve de ki: Dünya hayatını mı istiyorsun? Öyleyse elini öküzün beline koy, eline ne kadar kıl çıkarsa onun sayısınca yaşayacaksın.”

Allah aşkına bu hadise inanmak mümkün mü? Hz. Musa (a.s) Allah’ın seçmiş olduğu ve kitap vererek mükâfatlandırdığı kullarından biri. Bir peygamber. Velev ki Azrail’i gördü, Allah’ın davetine “lebbeyk” demeyip de itiraz mı edecek. Zaten böyle bir durum imkânsızdır. Azrail’in gözü mü var ki Hz. Musa (a.s) vurdu da onun gözünü çıkardı. Hem ayet buyurmuyor mu birinin ölüm anı gelmişse o ne bir an geç olur ne de bir an erken.

Burada Allah (a.c) git de öküzden kıl koparsın kopan kıl kadar yaşayacak buyuruyor. Yine ayet demiyor mu Allah’ın kanununda değişme olmaz! Şimdi Allah Hz. Musa için kanunu mu değişti? Kesinlikle değil! Bu hadis tamamıyla uydurmadır. Böyle bir şey ne Resulullah’a (s.a.a) isnat edilebilir ne de mantıklı bir insan bunu kabul edebilir. Şimdi ise son hadisimiz ki bu hadise inanan bir insan gerçekten mümin olamaz, sapar gider.
Buhari Sahih’inin 6. Cildinde, İmam Ahmed b. Hanbel Müsned’inde, Tırmizi Sünnen’inde, Ebu Hureyre’den rivayet ederek Peygamber (s.a.a)'in şöyle buyurduğunu söylüyor:

“Âdem ve Musa (a.s.) tartıştılar. Musa ona dedi ki: "Sen, kendi günahın sebebiyle insanları Cennet'ten çıkaran ve onları bedbaht edensin.” Âdem dedi ki: "Ey Musa! Sen, Allah'ın, elçilik verip konuşmasıyla seçilmiş bir insansın. Böyle olmakla birlikte, Allah'ın beni yaratmadan önce kaderime yazdığı - veya üzerine yazdığı -bir işi yaptığımdan ötürü beni kınıyor musun?” Rasûlullah (s.a.a) dedi ki: “Böyle demekle Âdem, Musa'yı mağlup etti.”

Bu gerçekten de Hz. Musa üzerine ilginç bir hadis. Ancak bu sefer bir başka peygamber daha var kahraman olarak. Hz. Resul’e (s.a.a) isnat edilen hadise dikkat edin. Hz. Musa (a.s) nasıl da ilk günah inancıyla konuşuyor. Hz. Âdem’i (a.s) suçluyor. Hıristiyanlar gibi ilk günaha inanıyor ve sen bizi bu hale soktun diyor Allah’ın salih peygamberi.

Tevhit dininin peygamberi, Allah’ın şeriatının dünyadaki tebliğcisi bu sözleri ediyor. İnanılacak şey değil doğrusu. Peki, Hz. Âdem’in (a.s) yanıtına ne demeli? Demek Hz. Âdem’e yapmış olduğu hata Allah tarafından daha yaratılmadan önce yazılmış. Yani Hz. Âdem’in yasak olandan tatması (hâşâ) Allah’ın evvelden planladığı bir şeymiş. Bu cibriye (kadercilik) değildir de nedir? Hz. Resul (s.a.a) bunun haram olduğunu söylemiyor mu? Allah’ın peygamberi, ism-i Azam’ından hediye ettiği bir şahıs nasıl böyle konuşabilir? Kendi suçunu cahiller gibi kadere yıkabilir.

Yoksa Hz. Âdem de mi cahil insanlar gibi kaderin, Allah’ın insana bir dayatması olduğunu mu iddia ediyor? Ya da Hıristiyanların Janseist mezhebine bağlı olanları gibi dünyanın Allah’ın bir oyunu olduğuna mı inanıyor? Elbette hayır. Hz. Âdem ve Hz. Musa bu tür isnatlardan uzaktırlar. Bir de bu hadiste sorulması gereken bir nokta daha var. Acaba bu iki peygamber nerede tartışıyorlar? Bu da ayrı bir soru işareti.
Bunun yanında Hz. Resul (s.a.a) Hz. Âdem’in (a.s) Hz. Musa’yı (a.s) mağlup ettiğini söylüyor. Demek Allah’ın peygamberleri arasında müsabakalar da yapılıyor. Bunu da öğrenmiş olduk Ebu Hureyre sayesinde.

Çok ilginçtir ki Ebu Hureyre uydurma hadislerinin bir kısmını Hz. Musa’ya ayırmış. Ve insan da bu hadisleri okuyunca düşünmeden edemiyor: Neden Hz. Yahya değil de Hz. Musa? Ya da bir başka peygamber değil de o? Özellikle Hz. Musa’yı seçmesindeki neden neydi acaba? Tabii bu da beyinleri bulandıran bir başka nokta. Fakat bizi burada ilgilendiren temel nokta: Ebu Hureyre’nin güvenilmezliğidir ki bu da bu hadislerle ve tarihi delillerle ortaya çıkmıştır.

Son olarak Allah’ın seçkinleri içerisindeki en değerlisi, sırrının koruyucusu, Resullerin sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) bir hadisiyle bu bahsi kapatmak istiyorum:

“Her kim ki benden olmayan bir sözü bana isnat ederse, cehennemdeki yerini hazır bilsin!” vesselam…

Konu fecredoğru tarafından (22.01.2008 Saat 18:11 ) değiştirilmiştir.
fecredoğru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 21.01.2008, 18:35
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Oldu bakalım sıraya da Ebu Hureyre(r.a) girdi....
Tasavvuf kaka, Ebu Hureyre yalancı, Muaviye kafir.....
Bakalım daha neler çıkacak:)
Allah'a bin kere şükürler olsun ki iyi ki selefiyye namlı zındıkadan beri kılmış bizi
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 21.01.2008, 18:49
..............
 
fecredoğru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 109
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
makalenin yazarını unutmuşum :) Hüseyin Işık

yazıyı okuyup yanlışlık varsa neden yanlış onu yazarsanız sevinirim deyerli kardeşim
elmnightmare
fecredoğru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 21.01.2008, 18:52
 
oguz95 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.09.2006
Mesajlar: 310
Teşekkür etti: 1
25 Teşekkür 18 Mesaja aldı
Kopyalayıp yapıştırmak serbest ise, biz de yapalım biraz:

Hazret-i Ebu Hüreyre .:.: www.dinimizislam.com :.:.

Hazret-i Ebu Hüreyre
Hazret-i Ebu Hüreyre (radıyallahü teâlâ anh), eshab-ı kiramın büyüklerindendir. Adı Abdurrahman’dır. Eshab-ı kiram arasında Abdullah bin Ömer’den sonra, en çok hadis bilen budur. Yemen’in Devs kabilesindendir. Künyesi Ebu Hüreyre’dir. Resulullah efendimiz, bir gün eteğinde kedi yavrusunu severken görünce kedi yavrusunu seven anlamında Ebu Hüreyre ismini verdi.

Yemen’deki Devs kabilesinin ileri gelenlerinden ve meşhur şair olan Tufeyl bin Amr’ın İslam’a davet etmesiyle Müslüman oldu. Hicretin yedinci yılında, Tufeyl bin Amr ve diğer iman edenlerle birlikte, Hayber’in fethi esnasında, Medine’ye geldi. Bir daha, Yemen’e dönmeyip Medine’de kaldı.

Hazret-i Ebu Hüreyre, müslüman olduktan sonra, annesinin de müslüman olmasını çok istiyor, bunun için çok uğraşıyordu. Fakat bir türlü muvaffak olamıyordu. Bu hususta şöyle anlatmıştır:

Bir gün Resulullahın huzuruna gidip, ya Resulallah, annemi İslam’a davet ediyorum, kabul etmiyor. Bugün de müslüman olması için ısrar ettim. Bana hoş olmayan sözlerle karşılık verdi, kabul etmedi. Hidayete kavuşması için dua buyurunuz dedim. Bunun üzerine Resulullah, (Allah’ım, Ebu Hüreyre’nin annesine hidayet ver) diye dua buyurdu. Duayı alınca sevinerek eve gittim. Eve varınca annem, ya Eba Hüreyre, ben müslüman oldum dedi ve kelime-i şehadeti söyledi. Ben sevincimden yerimde duramıyordum. Tekrar Resulullahın huzuruna koştum, sevincimden ağlayarak annemin müslüman olduğunu müjdeledim. Dedim ki, ya Resulallah, annemi ve beni müminlerin sevmesi için, bizim de müminleri sevmemiz için dua ediniz. Resulullah, (Allah’ım, şu kulunu ve annesini mümin kullarına, müminleri de onlara sevdir) buyurarak dua etti. Artık beni bilen ve gören her mümin sevdi.[Bu hadis-i şerif de gösteriyor ki, Ebu Hüreyre hazretlerini ancak mümin sever, ona ancak İbni Sebeci buğzeder.]
Hazret-i Ebu Hüreyre, Peygamber efendimizin yanına geldikten sonra, Ondan hiç ayrılmadı. Ticaret, mal, servet gibi hiçbir meşgalesi yoktu. Bunlarla hiç uğraşmadı. Eshab-ı kiramın en fakiri olduğu için, Eshab-ı Suffa arasına katıldı. Eshab-ı Suffa, Mescid-i Nebi’de kalır, hep ilimle meşgul olurdu. Hazret-i Ebu Hüreyre, Peygamber efendimizin hep huzurunda bulunduğu için, pekçok hadis-i şerif işitmiş ve rivayet etmiştir.

Hadis-i şerif öğrenme hususundaki gayreti çok fazlaydı. Bir defasında Hazret-i Âişe validemizden, Resulullahın sözlerini ve hallerini kim çok bilir diye sordular. Şöyle cevap verdi:
(Resulullahın hâl ve sözlerini en iyi Ebu Hüreyre bilir. Yemin ederim ki, Ebu Hüreyre bütün vaktini Resulullahın huzurunda geçirmiştir.)

Hazret-i Ebu Hüreyre, dört sene gibi bir zaman içerisinde, gece-gündüz Resulullahın huzurundan ayrılmamış, bütün işini, gücünü bırakmış, hep Peygamber efendimizin buyurduklarını dinleyip, ezberlemiştir. Hatta günlerce aç kaldığı halde, dini öğrenme gayretiyle buna katlanmıştır.

Bu hususta kendisi şöyle anlatır:
Bir gün açlığa dayanamayarak evimden çıkıp mescide gittim. Günlerce bir şey yememiştim. Oraya varınca, bir grup Eshabın da orada olduğunu gördüm. Yanlarına varınca, bu saatte niçin geldin ya Eba Hüreyre dediler. Açlık beni buraya getirdi dedim. Biz de açlığa dayanamayarak buraya geldik dediler. Bunun üzerine hep birlikte Resulullahın huzuruna gittik. Huzuruna varınca, buyurdu ki:
(Bu saatte buraya gelmenizin sebebi nedir?)
Açlık ya Resulallah dedik. Peygamber efendimiz bir tabak hurma getirdi. Hepimize ikişer tane hurma verdi. Ben birini yedim, birini sakladım. Resulullah bana buyurdu ki:
(Niçin onu da yemedin?)
Birini anneme ayırdım dedim.
(Onu da ye, sana annen için iki tane daha vereceğiz) buyurdu.
Sonra annem için iki tane daha verdiler.

Yine Hazret-i Ebu Hüreyre anlatıyor:
Bir gün Resulullah efendimize bir kase süt hediye getirildi. Ben o gün de çok açtım. Resulullah bana buyurdu ki:
(Git Eshab-ı Suffayı çağır!)
Çağırmaya giderken, bu sütün hepsi bana ancak yeter diye hatırımdan geçti. Eshab-ı Suffayı çağırdım, yüz kişi kadar vardı. Resulullahın emri üzerine, o süt kasesini alıp her birine ayrı ayrı verdim. Hepsi doyasıya içti. Resulullahın mucizesi olarak süt hiç eksilmiyordu. Sonra Resulullah buyurdu ki:
(Ben ve sen kaldık, sen de iç!)
Ben de biraz içtim. Tekrar, (İç) buyurdular. Tekrar içtim. İçtikçe, (İç) buyurdular. O kadar içtim ve doydum ki, artık hiç içecek hâlim kalmadı. Sonra da kaseyi alıp, Resulullah efendimiz de içti.

Hazret-i Ebu Hüreyre, Peygamber efendimizden bizzat işiterek ve Eshab-ı kiramdan, bilhassa Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer ve Hazret-i Âişe’den hadis-i şerif rivayet etmiştir. Kendisinden de Abdullah ibni Abbas, Abdullah ibni Ömer, Enes bin Malik, Vasile bin Eska, Cabir bin Abdullah başta olmak üzere 800’den fazla Eshab ve Tâbiin, hadis-i şerif rivayet etmiştir. Rivayetleri toplanıp yazılmıştır. Hazret-i Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiği hadis-i şeriflere, bütün hadis kitapları yer vermiştir.

Hazret-i Ebu Hüreyre’nin, Peygamber efendimizin vefatından sonra en çok sevdiği ve meşgul olduğu iş, hadis-i şerif rivayet edip yaymak olmuştur. Hazret-i Ebu Bekir’in halifeliği sırasında idari işlerle meşgul olmayan Hazret-i Ebu Hüreyre, Hazret-i Ömer devrinde Bahreyn valiliğine tayin edildi. Hazret-i Osman’ın halifeliği zamanında Mekke kadılığı yaptı. Hazret-i Muaviye zamanında da Medine valisi oldu.

Hazret-i Ebu Hüreyre, fazileti ve İslamı yaşamasıyla mükemmel bir numune idi. Geceleri çoğu kere ibadetle geçirir, sabaha kadar namaz kılar, Kur’an-ı kerim okurdu. Her ayın başında üç gün oruç tutardı. İbadetlerde çok ihtiyatlı hareket ederdi. Hep abdestli bulunur, Resulullah, (Abdestli olan vücud a’zasına Cehennem ateşi dokunmaz) buyurdu derdi.

Ömrünün son günlerinde hastalandı. Hastalığını duyup gelenler, büyük bir kalabalık meydana getirdiler. Bu sırada o, Allah’ım sana kavuşmayı seviyorum. Bunu bana nasip eyle diye yalvarıyordu. 676 (H.57) senesinde 78 yaşında iken, Medine-i münevverede vefat etti.

En büyük hadis âlimi
Hazret-i Ebu Hüreyre’nin çok hadis rivayet ettiği için İbni Sebeciler tarafından kötülenmektedir. Hazret-i Ebu Hüreyre kötülenince, ahkam-ı şeriyyenin yarısı kötülenmiş olur. Çünkü, ahkam-ı şeriyyeyi bildiren üç bin hadis-i şerif vardır. Yani üç bin ahkam-ı şeriyye, sünnet ile belli olmuştur. Bu üç binin yarısını haber veren Hazret-i Ebu Hüreyre’dir. Onu kötülemek, ahkam-ı şeriyyenin yarısını kötülemek olur.

Hazret-i Ebu Hüreyre, savaşta ve barışta Resulullahın yanından ayrılmazdı. Hafızası çok kuvvetli olduğundan, çok hadis-i şerif ezberlemişti. Eshab-ı kiramdan ve Tabiinden 800’den fazla kimsenin, kendisinden hadis öğrendiği Buhari’de yazılıdır.

Hazret-i Ebu Hüreyre, (Bilerek bana yalan isnat eden, Cehennemdeki yerine hazırlansın) hadisinin râvisidir. Hadis rivayet etmek istediğinde bu hadisi zikrederdi. Birçok sahabi, onun hadis rivayetindeki üstünlüğünü kabul edip, ondan hadis naklettiler. (Hakim Nişaburi, III, 513)

Hazret-i Ebu Hüreyre, sahabe ve muhaddisler nazarında son derece güvenilir, yüce bir şahsiyettir. (İmam-ı Buhari)

O, benden daha hayırlı ve naklettiğini daha iyi bilendir. (Abdullah ibni Ömer)
Elbette o, Resulullahtan bizim duymadığımız hadisleri işitmiştir. (Hazret-i Talha) (H. Nişaburi,III, 511)

İmam-ı Şafii gibi büyük âlimler, (Hazret-i Ebu Hüreyre, kendi dönemindeki hadis râvileri içinde, hafızası en sağlam olanıdır) buyurmuştur. (İbni Hacer, el-İsabe fi Temyizis-Sahabe, IV, 205)

Hazret-i Ebu Hüreyre, Resulullahın vefatından sonra 46 yıl yaşamıştır. Hazret-i Ebu Bekir gibi yaşlı ilk sahabilerin çoğu, Peygamber efendimizden sonra fazla yaşamadıkları için, çok hadis rivayet edememiştir. Hazret-i Ebu Hüreyre’nin bildirdiği hadis sayısı 5374 değildir. İmam-ı Ahmed’in Müsnedinde Hazret-i Ebu Hüreyre’den alınmış 3848 hadis yer almaktadır. Bu hadislerin yarısından fazlası (2269) mükerrer olup, hakikatte bütün Müsnedde, onun rivayetinde ancak 1579 hadis vardır.

Çok hadis rivayet etmesinin sebeplerinden bazıları:
1- Peygamber efendimiz ile çok beraber olmuş ve ona hiç çekinmeden her çeşit soruyu sormuştur. Hazret-i Ebu Hüreyre, (Çok hadis rivayet etmemin sebebi şudur: Muhacirler, alış-verişle, ensar da kendi mal ve mülkleriyle uğraşırken, ben Resulullahın meclislerindeydim) demiştir. (Müslim, Fedailüs-sahabe, Buhari, İlim)

2- İlme çok tutkundu. Resulullah ona bildiğini unutmaması için dua buyurmuştu. Hazret-i Ebu Hüreyre anlatır: Resulullah efendimiz, (İçinizden hanginiz elbisesini çıkarıp yere yayar? Bazı şeyler söyleyeceğim. Sonra elbisesini toplayıp, katlasın, sözlerimi hiç unutmaz) buyurdu. Paltomu çıkarıp yaydım. Resulullah efendimiz dilediğini söyledi. Paltomu giydim. Göğsümü kapadım. Bundan sonra, işittiğim hiçbir şeyi unutmadım. (Buhari, İlim 42)

Hakim Nişaburi, şu haberi vermektedir:
Bir zat, Zeyd bin Sabite bir mesele sordu. O da Ebu Hüreyre’ye gitmesini söyledi ve şöyle devam etti: Çünkü bir gün ben, Ebu Hüreyre ve bir arkadaşla Mescitte oturuyorduk. O sırada Resulullah geldi, yanımıza oturup, (Hepiniz Allah’tan bir dilekte bulunsun) buyurdu. Ben ve arkadaşım, Ebu Hüreyre’den önce dua ettik, Resulullah da bizim duamıza âmin dedi. Sıra Ebu Hüreyre’ye gelince, (Ya Rabbi, senden iki arkadaşımın isteği ile unutulmayan bir ilim dilerim) dedi. Resulullah efendimiz bu duaya da âmin dedi. Biz de, (Ya Resulallah, biz de, Allah’tan, unutulmayan bir ilim isteriz) dedik. Bize, (Devsli genç [Ebu Hüreyre] sizden önce davrandı) buyurdu. (Müstedrek III, 508, Nesai, III, 440)

Hazret-i Ebu Hüreyre anlatır:
(Ya Resulallah, kıyamette senin şefaatine nail olacak en mesud kişi kim) dedim. Bana, (Ya Eba Hüreyre, senin hadise olan sevginin çokluğunu bildiğim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacağını tahmin etmiştim. Kıyamet günü şefaatime nail olacak en mesud kişi, La ilahe illallah diyen müslümandır) buyurdu. (Buhari, ilim 339)

3- Büyük sahabilerle görüşüp onlardan birçok hadis almış ve böylece ilmi artmıştır.

4- Resulullahın vefatından sonra 46 yıl yaşamış ve hadisleri yaymakla meşgul olmuştur. Dört büyük halife ise devlet işleri ile meşgul olduğu için az hadis bildirmiştir.

5- Hazret-i Ebu Hüreyre, Resulullah efendimizden naklettiği hadisleri halka öğretmeyi, ilmi gizlemenin günahından kurtulmak için, kendine vazife kabul ediyordu. (Buhari)

Bütün bunların neticesinde Hazret-i Ebu Hüreyre, sahabe içerisinde hadisi en iyi bilen, hadis alma ve rivayet etme hususunda diğerlerinden daha üstün bir duruma gelmiştir. İbni Ömer, onun cenaze namazında, (Resulullahın hadisini muhafaza eden) demiş ve ona rahmet dilemiştir. Ayrıca, (Ebu Hüreyre, Resulullahın sohbetine en fazla devam eden ve onun hadislerini en iyi ezberleyen zattır) derdi. (Tirmizi, Menakıb, 46)

Ebu Hüreyre hazretleri buyurdu ki:
(Bekara 159, Al-i imran 187. âyetleri olmasa idi, hiç bir hadis rivayet etmezdim.) (Buhari)

(İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet ediciler lanet eder.) [Bekara 159]

(Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü!) [Al-i İmran 187]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(İlmini başkasına bildirmeyen, hazineyi gömüp kimseye yardım etmeyene benzer.) [Taberani]
(İlmini gizleyene, denizdeki balıklardan, gökteki kuşlara kadar her şey lanet eder.) [Darimi]
(İlmini gizleyen kimseye, kıyamette ateşten gem vurulur.) [İbni Mace, Taberani]
oguz95 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 21.01.2008, 19:08
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız fecredoğru
Mesajı göster
makalenin yazarını unutmuşum :) Hüseyin Işık

yazıyı okuyup yanlışlık varsa neden yanlış onu yazarsanız sevinirim deyerli kardeşim elmnightmare
Hangi makalenin yazarı Hüseyin Işık ilkinin mi ikincisinin mi...
Zira dinimizislam sitesinden yapılan alıntıda Hüseyin Işık'ın:)
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 21.01.2008, 19:08
 
oguz95 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.09.2006
Mesajlar: 310
Teşekkür etti: 1
25 Teşekkür 18 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız fecredoğru
Mesajı göster

İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul Belağa”nın 1. cildinde şöyle yazıyor:

İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul- Belağa”nın 1. Cildinde şöyle naklediyor:

İbn-i bi’l- Hadid “Şerh-u Nehc’ul-Belağa”da şöyle naklediyorlar:
............
Bir yazı daha kopyalayalım:

(Nehc-ül-belâga) kitâbını Radî isminde bir şî’î yazmış olduğunu islâm âlimleri sözbirliği ile bildirdiler. Hindistân âlimlerinden Abdül’Azîz-i Dehlevî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Tuhfe-i isnâ aşeriyye) adındaki büyük kitâbında, bu kitâbı yazan Radînin yehûdî olduğunu uzun yazmakdadır. Hindistânda Rampur şehrinde, İmtiyâz Alî Arşî isminde bir şî’î 1389 [m. 1969] senesinde, (İstinâd) isminde kitâb yazarak, Nehc-ülbelâganın doğru olduğunu isbâta kalkışmış ise de, vesîka olarak ileri sürdükleri, Abduh gibi masonlar ve belli şî’îlerdir. İstinâdın, 1393 [m. 1973] de Tahranda ikinci baskısı yapılarak islâm memleketlerine dağıtılmakda, (Sünnî) olan gençler aldatılmağa çalışılmakdadır. İmâm-ı Zehebî ve İbni Hacer-i Askalânî gibi derin islâm âlimlerinin, (Bu kitâbı, şerîf Radî yazmışdır) dediklerini, İstinâd kitâbı da önsözünde yazıyor. (Nehc-ül-belâga)nın bozuk olduğunu göstermek için, başka şâhid aramağa lüzûm yokdur. Müslümanlar böyle bozuk, şübheli kitâbları okumamalıdır. (Buhârî) ve (Müslim) ve benzerleri sağlam hadîs kitâblarını ve bunların şerhlerini [açıklamalarını] okumalıdır.

Kaynak: Seadet-i Ebediyye
oguz95 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 22.01.2008, 13:42
..............
 
fecredoğru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 109
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Hangi makalenin yazarı Hüseyin Işık ilkinin mi ikincisinin mi...
Zira dinimizislam sitesinden yapılan alıntıda Hüseyin Işık'ın:)
yanılıyor olmuyasın
hem övüp hem yermek hiçde akıl karı deyil

ayrıca bende merak ediyorum şu alıntıdaki hadis ve diyerlerini rivayet etmekteki amacı neydi? yada gerçekten omu rivayet etmiş bu hadisleri?


Alıntı:
“Ben-i İsrail arasında şöyle bir adet vardı, herkes hep birlikte avret mahallini kapatmaksızın suya girip kendilerini yıkıyorlardı ve aynı zamanda birbirlerinin avrat yerlerine de bakıyorlardı. Böyle bir davranış onların arasında ayıp sayılmıyordu. Fakat Hz. Musa, kimse onun avrat yerini görmemesi için tek başına suya dalıyordu. Ben-i İsrail Hz. Musa’nın bu tavrına karşı şöyle diyorlardı: Hz. Musa’nın tek başına yıkanması ve bizden uzaklaşmasının sebebi bedeninde bir noksanlık ve fıtık olduğundan dolayıdır. İşte bundan dolayı bizim onu görmemizi istemiyor.
Bir gün Hz. Musa yıkanmak için bir suyun kenarına gitti, elbiselerini çıkarıp bir taşın üzerine bıraktı ve suya daldı. Taş Hz. Musa’nın elbisesiyle birlikte firar etti. Musa da onun peşine koyulup; “Ey taş elbisem! Ey taş elbisem!” (Yani elbisemi nereye götürüyorsun?) diyordu. Nihayet Ben-i İsrail Hz. Musa’nın avrat yerine baktılar! Allah’a ant olsun Musa’nın bir noksanlığı yoktur (yani fıtık değildir) dediler. Bu esnada taş yerinde durdu; Hz. Musa elbiselerini aldı. Daha sonra Hz. Musa taşı dövmeye başladı, öyle ki taş altı veya yedi defa inledi.”
fecredoğru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 22.01.2008, 15:32
 
hayalEt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.821
Teşekkür etti: 2
83 Teşekkür 67 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız fecredoğru
Mesajı göster
yazıyı okuyup yanlışlık varsa neden yanlış onu yazarsanız sevinirim deyerli kardeşim
Ebu Hureyre (r.a) Allah Rasulunun Sahabelerindendir...bu bizim için Onlar Hakkında ileri geri konuşmamıza engeldir...

Bir Hilmi Işık değil...Milyonlarca Hüseyin Hilmi Işık olsa...Onların ağanın bastı toprak mertebesinde olamaz...

Ebu Hureyre...
Hz. Peygamber'in misafirperverligi ve cömertligi sayesinde yasayan Ebû Hureyre
Rasûlullah (s.a.s.)'in mescidinde sadece ibadet ve ilimle mesgul olan Ehl-i Suffe'nin en ileri gelen simasi idi.

Hz. Peygamber'i büyük bir muhabbetle sevmis, onun sünnetine uygun olarak yasamis ve manevî yüce mertebelere erismistir
(ibn Kesir, a.g.e., VIII, 108, 110)


iffet sahibiydi, eli açik ve cömertti.
Hz. Osman'in sehid edilmesinden sonraki fitne olaylarinda kösesine çekildi.
Halk onun bu halinden kendisine söz ettiklerinde Rasûlullah (s.a.s.)'in su hadisini rivâyet ediyordu:
"Fitneler çikacak.
O zamanda, oturanlar ayakta durandan,
ayakta duran yürüyenden,
yürüyen kosandan daha hayirlidir.

Kim dönüp bakmaya yönelirse, o da ona yönelir.
Kim bir siginak veya korunak bulursa onunla korunsun"

(Buhâri, Menâkib, 25; Müslim, Fiten, I0)

imam sâfii gibi büyük âlimlerin bildirdigine göre Ebû Hureyre kendi dönemindeki hadis nakledenlerin içinde hafizasi en saglam olanidir

(ibn Hacer, el-isâbe fî Temyîzi's-Sahâbe, Misir 1328, IV, 205)


Ebu Hureyre Hakkındaki bu Nakiller olmamış olsa bile...O Allah Rasulunun Dostu ide...O'nun Dost edindikleri hakkında İleri geri Konuşmaktan Alemlerin Rab'bi Olan Allah'a sığınırım...
hayalEt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 22.01.2008, 15:38
 
Ninja-Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 6.378
Teşekkür etti: 16
486 Teşekkür 347 Mesaja aldı
Bismillah....

aa. Hz. Ömer ve Ebû Hureyre

Hz. Ömer, kendisini çok severdi. Bahreyn’e vali tayin etmişti.. ancak daha sonra azletmiş ve yerine başkasını göndermişti. İhtimal sebebi de, ticaret yapıp bugünkü bir fakirin seviyesinde sermaye sahibi olmasıydı. O gün, valiler, idareciler, halifeler sermaye sahibi olamazdı. Matarasını sopasının ucuna takıp da tayin olunduğu vilayete giden ve aynı şekilde dönen valiler çoktu. Zaten, aksi davrananlar geriye çekilir ve icabında azledilirlerdi. O, bu ufacık sermayesini şüphesiz irtişâ, iltimas ve irtikabla toplamamıştı. Suçsuzluğu anlaşılınca Hz. Ömer, kendisini makamına iade etmek istemiş ise de Ebû Hureyre: “Bana bu kadarlık emirlik yeter” deyip, kabul etmemişti.[13] Hz. Ömer, yalnız Ebû Hureyre’yi değil, Sa’d b. Ebî Vakkas gibi, Aşere-i Mübeşşere’den bir zâtı ve Umeyr İbn Sa’d gibi, sahâbenin önde gelenlerini de vazifeden almıştı. Hattâ, Medâyin halkı, valileri Sa’d b. Ebî Vakkas’tan: “Namazı ta’dil-i erkâna riâyet etmeden kıldırıyor” diye şikayette bulununca, Hz. Ömer, İran fatihi bu büyük sahâbîyi sorguya çekmiş, bunun üzerine Sa’d b. Ebî Vakkas dolmuş, hüzünlenmiş ve: “Bunlar mı bunu bana diyor?” demiş, sonra da geçmişinden bazı şeyler anlatma lüzûmunu duymuştu:

“Biz, bu işe öyle bir zamanda sahip çıktık ki, yiyecek bir şey olmadığından ağaç yaprakları yer ve koyunların tersi gibi ıtrahatta bulunurduk. Bir gece o kadar açtım ki, idrarımı yaptığımda, idrarın topraktan çıkardığı sesle, yenecek bir cisim var gibi geldi bana. Elimi attım ve bir deri parçası buldum. Yıkadım, azıcık ısıttım ve ağzımda çiğnedim. O bana yirmidört saat yetmişti. Biz, İslâm’a o günlerde sahip çıktık. Şimdi, falan oğulları kalkmış, “Sa’d, namaz kılıyor, namazında ta’dil-i erkân yok, huşû, hudû’ yok, Allah’a karşı teveccüh yok” diyorlar...”[14] Ve, Sa’d İbn Ebî Vakkas (r.a), bir daha da Medâyin’e dönmek istememişti. Evet; Ebû Hureyre (r.a), azledilmekte de, vazifesine geri dönmek istememekte de tek değildi.

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 22.01.2008, 15:39
 
Ninja-Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 6.378
Teşekkür etti: 16
486 Teşekkür 347 Mesaja aldı
Bismillah....

bb. Hz. Ali, Hz. Osman ve Ebû Hureyre

Bazılarının iddia ettiği gibi, ne Hz.Osman, ne de Hz. Ali, Ebû Hureyre’nin karşısındaydı. Vâkıa bir gün Resûlullah’tan “halîlim” diye bahsedince Hz. Ali kendisine: “Resûlullah ne zaman senin halîlin oldu?”[15] demişti ama, bu, Hz. Ali’nin safvet, samimiyet ve ihlâsının, böyle bir sözü Alice tevfik edememesinden ileri gelmişti. Bir insanın, sevdiği bir kişi hakkında “halîlim” demesinde yadırganacak bir şey yoktur. Ayrıca, Hz. Ali (r.a) gibi, sâbıkûndan daha sâbık olan ve hâne-i saâdette yetişen birisi, bunu Ebû Hureyre’ye söyleyebilirdi. Emsal arasında konuşulabilir bu; ama, aşağıdan birisinin Ebû Hureyre’yi ta’n etme maksadıyla söylemesi asla doğru olamaz. Sonra, bunu Hz. Ali’nin Ebû Hureyre’ye ta’nı olarak görmek de, neyin ta’n olduğunu neyin ta’n olmadığını bilmemek gibi bir şey.

cc. Emeviler ve Ebû Hureyre

Hele Ebû Hureyre (r.a), iddia edildiği gibi, Hz. Ali’ye ve ehl-i beyte karşı, Emevîler’e de kat’iyen dost ve müdâhin de*ğildi. Fitneler zuhûr edince, o, her tarafta şu hadîsi rivayet edip geziyordu: ستكون فتن، القاعد فيها خير من القائم، والقائم فيها خير من

الماشي، والماشي فيها خير من الساعي... “Fitneler olacak. O fitnelerde oturan, (fitnelere karışmak için) ayakta durandan, ayakta duran fitnelere yürüyerek girenden, yürüyen de bilfiil fitneye koşup karışandan hayırlıdır..” [16]

Bu, onun içtihad ve düşüncesiydi. Belki, fitneleri bastırmak için Hz. Ali’nin yanında yer alması icab ederdi. İhtimal, Allah Resûlü’nün (s.a.s) bu hadîsi, o döneme bakmıyordu. Ama o, hadisden bu mânâyı çıkardı ve Hz. Ali Efendimiz (r.a), zamanındaki hadiselere karışmayıp, evinde oturdu. Allah korkusu ve salâbet-i diniyesi olmasaydı, bunu hiç yapar mıydı; hele hele, bazılarının iddia ettiği gibi kendisinde Emevî hayranlığı ve Muaviye taraftarlığı olsaydı, Muaviye’nin ordularına katılmaktan kendisini alıkoyacak ne vardı? Goldziher, Ahmed Emin, Ebû Reyye, Ali Abdürrezzak gibi hakikati ters yüz etmeye çalışanlar, asla bir hadîs kitabı olmayıp, edebiyatta ve bir dereceye kadar yorumda kendisine müracaat edilebilecek olan İkdü’l-Ferîd’i kaynak göstermektedirler. Her şeyden önce bu zâtlara, neyin nerden nakledilmesi gerektiğini öğretmek lazımdır. Gariptir, bu zâtlar, İbn Kesîr’in de, el-Bidâye ve’n-Nihâye’sinde, Ebû Hureyre’yi Hz. Ali’nin karşısında, Hz. Muaviye’nin yanında gösterdiğini ileri sürmektedirler. Oysa, İbn Kesîr, bu kitabında, onların iddialarının tam tersini söylemektedir. Ebû Hureyre’nin Emevî taraftarı olması şöyle dursun, aksine bir bakıma onların başlarının belâsıydı.[17] Abdülmelik’in babası Mervân’ın karşısına dikilir ve gözünün içine baka baka:

هلكة أمتي على يدي غِلْمةٍ من قريش “Ümmetimin helâki, Kureyş’ten birkaç gencin elinden olacaktır”[18] hadîsini rivayet eder, Mervân’ın: “Kimlerin elinden olacaksa, Allah’ın lâneti üzerlerine olsun” sözüne de: “İstersen ben, ismi, cismi, şekli ve şemâilleriyle onları size gösteririm” derdi. Yine sokaklarda gezer ve: اللهم لا تدركني سنة ستين “Allahım, beni 60. yıla (yani çolukçocuğun emirliği zamanına) çıkarma”[19] diyerek dua ederdi. Onun bu dileği, o kadar meşhurdu ki, Ebû Hureyre’yi gören herkes, aynısını mırıldanırdı. Allah, Ebû Hureyre’nin bu duasını kabûl buyurmuş, bu şanlı sahâbiyi, Hicret’in 59. senesinde vefât ettirmişti ki, 60. sene de ümmetin başına çoluk-çocuktan Yezid geçmişti.

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 22.01.2008, 15:39
 
Ninja-Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 6.378
Teşekkür etti: 16
486 Teşekkür 347 Mesaja aldı
Bismillah....

dd. Hz. Âişe ve Ebû Hureyre

Hz. Âişe Validemiz’in Hz. Ebû Hureyre’yi tenkid ettiği iddiası da bektâşî hikâyesi gibi, başı-sonu ve sebebi açıklanmayan bir siyakta verilmektedir. Vâlidemiz, hâne-i sâadetlerinde namaz kılarken, Ebû Hureyre de onun duvarının dibinde oturmuş, hadis rivayet ediyordu. Vâlidemiz, namazını bitirdikten sonra onların yanına geldi ama, Ebû Hureyre’nin gittiğini görünce “Resûlullah’ın hadisleri, arka arkaya süratli eklenip söylenmez”[20] dedi. Validemiz’in bundan maksadı ihtimal, o mübarek sözlerin boşa gitmemesi ve dinleyenlerin hafızalarına nakşolması için Ebû Hureyre’yi temkine davet etmekti.

ee. Ebû Hanîfe ve Ebû Hureyre

Ebû Hanîfe, sözde: “Ben üç sahâbînin sözünü hüccet kabul etmem. Bunlardan biri de, Ebû Hureyre’dir” diyesiymiş. İmâm-ı Â’zam, â’zamlığıyla te’lif edilemeyecek bu sözü kat’iyen söylemez. Şayet söylemiş olsaydı, Hanefî mezhebinin önemli imamlarından Fethu’l-Kadir sahibi allâme İbn Hümâm: “Ebû Hureyre, önemli fakihlerden biridir” demezdi. Evet, İbn Hümâm gibi mühim bir allâme, başının bağlı bulunduğu mezhebin imamı Ebû Hanîfe’nin: “Ben, kendisini hüccet kabul etmem” diyeceği bir Ebû Hureyre hakkında bu sözü sarfetmezdi. Kaldı ki, İmam-ı Â’zam’ın, nerede böyle bir söz söylediği de belli değildir.

Ebû Hureyre, beşbinin üstünde hadis rivayet etmiştir. Bu hadisler, bir kitap halinde toplandığında, Kur’ân’ın bir buçuk katı kadar bir hacme ulaşır. Kur’ân-ı Kerim’i altı ayda, hattâ daha kısa bir sürede hıfzeden çok insan vardır. Resûlullah’ın yanında dört yıl kalan, hafıza ve zeka kahramanı ve Resûlullah’ın (s.a.s) duâsına mazhar olmuş bir sahâbînin, bu kadar hadîsi ezberleyemeyeceğini iddia etmek, o sahâbîyi -hâşâ- ahmaklıkla itham etmek olur. Sonra, rivayet ettiği bütün hadîsler, bizzat Resûlullah’ın ağzından işittikleri değildir. Kendisinden bazı sahâbiler hadîs aldığı gibi, o da Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Fazl, Ubeyy b. Ka’b ve Hz. Âişe Validemiz gibi (Allah hepsinden râzı olsun) sahâbîlerden hadîs almış ve rivayet etmiştir.

Kaldı ki Ebû Hureyre, tâ kendi zamanında bile denenmiştir. Mervan, Ebû Hureyre rivayette bulunurken, bunların yüzlercesini kâtibine gizlice yazdırmış ve ertesi sene, Ebû Hureyre’den aynı hadisleri rivayet etmesini istemiş, Ebû Hureyre de, “Bismillâhirrahmânirrahîm” diye başlayıp aynı hadîsleri kelimesi kelimesine tekrar etmiştir.[21] Tâ o zaman Ebû Hureyre’yi imtihana çekenlerin payına mahcûbiyet düştüğü gibi, bugün de, ve gelecekte de, bu şerefli sahâbîye, sünnetin bu mühim direğine söz söyleyen ve söz söylemek isteyenlerin de payına sadece mahcûbiyet düşecektir.

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 22.01.2008, 15:40
 
Ninja-Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 6.378
Teşekkür etti: 16
486 Teşekkür 347 Mesaja aldı
Bismillah...

Kaynakça:

[13] İbn Sa’d, Tabakât, 4/335-336; İbnü’-Esîr, Üsdü’l-Ğâbe, 6/321; İbn Hacer, el-İsâbe, 4/210
[14] Buhârî, Ezân, 95.
[15] İbn Kuteybe, Te’vîlü Muhtelifi’l-Hadîs, s.27, 51.
[16] Buhârî, Fiten, 9; Müslim, Fiten, 10
[17] İbn Kesîr, el-Bîdâye, 8/116.
[18] Buhârî, Fiten, 3; Müsned, 2/288.
[19] İbn Kesîr, el-Bidâye, 8/122.
[20] Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe, 160.
[21] Müstedrek, 3/509, 510.

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 22.01.2008, 16:05
 
oguz95 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.09.2006
Mesajlar: 310
Teşekkür etti: 1
25 Teşekkür 18 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız hayalEt
Mesajı göster
Bir Hilmi Işık değil...Milyonlarca Hüseyin Hilmi Işık olsa...Onların ağanın bastı toprak mertebesinde olamaz...
Seadet-i Ebediyye müellifi merhum böyle bir yazı yazmamıştır. Yalancı birisi bir balon uçuruyor, hemen inanıyorsunuz. Yukarıda naklettiğim yazıyı görmedin mi? O sapık yazıda, Nehc-ül-belâga kitabı kaynak gösterilmiş. Seadet-i Ebediyye'de şöyle yazılı:

(Nehc-ül-belâga) kitâbını Radî isminde bir şî’î yazmış olduğunu islâm âlimleri sözbirliği ile bildirdiler. Hindistân âlimlerinden Abdül’Azîz-i Dehlevî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Tuhfe-i isnâ aşeriyye) adındaki büyük kitâbında, bu kitâbı yazan Radînin yehûdî olduğunu uzun yazmakdadır. Hindistânda Rampur şehrinde, İmtiyâz Alî Arşî isminde bir şî’î 1389 [m. 1969] senesinde, (İstinâd) isminde kitâb yazarak, Nehc-ülbelâganın doğru olduğunu isbâta kalkışmış ise de, vesîka olarak ileri sürdükleri, Abduh gibi masonlar ve belli şî’îlerdir. İstinâdın, 1393 [m. 1973] de Tahranda ikinci baskısı yapılarak islâm memleketlerine dağıtılmakda, (Sünnî) olan gençler aldatılmağa çalışılmakdadır. İmâm-ı Zehebî ve İbni Hacer-i Askalânî gibi derin islâm âlimlerinin, (Bu kitâbı, şerîf Radî yazmışdır) dediklerini, İstinâd kitâbı da önsözünde yazıyor. (Nehc-ül-belâga)nın bozuk olduğunu göstermek için, başka şâhid aramağa lüzûm yokdur. Müslümanlar böyle bozuk, şübheli kitâbları okumamalıdır. (Buhârî) ve (Müslim) ve benzerleri sağlam hadîs kitâblarını ve bunların şerhlerini [açıklamalarını] okumalıdır.

Kaynak: Seadet-i Ebediyye

Aynı kitapdan bir pasaj:

245 — EBÛ HÜREYRE
“radıyallahü anh”: Adı Abdürrahmândır. Hayberde müslimân oldu. Hazret-i Ömer zemânında Bahreyn vâlîsi, hazret-i Osmân zemânında Mekke kâdîsi ve hazret-i Mu’âviye zemânında Medîne vâlîsi oldu. 57 [m. 676] senesinde, yetmişsekiz yaşında Medînede vefât etdi. Abdüllah bin Ömerden sonra, en çok hadîs bilen budur.

Kaynak: Seadet-i Ebediyye



Müellifin Eshab-ı Kiram isimli eserinden bir pasaj:

Ehl-i sünnet âlimlerine göre, dört halîfenin de hilâfetleri hakdır, doğrudur. Çünki, gaybdan haber veren hadîs-i şerîflerden birisinde, (Benden sonra hilâfet otuz senedir) buyuruldu. Ya’nî tam, kâmil hilâfet otuz senedir. Bu otuz sene hazret-i Alînin hilâfeti ile temâm oldu. Bu hadîs-i şerîf, dört halîfenin de haklı olarak halîfe olduklarını göstermekdedir ve halîfelik sıraları da haklıdır. Ehl-i sünnet olmıyanlardan bir kısmı, üç halîfenin haksız olarak halîfe olduklarını söyliyorlar. Hilâfeti, güç kullanarak, zorla aldıklarını zannediyorlar. Yalnız, hazret-i Alî haklı olarak halîfe olmuşdu, diyorlar. Hazret-i Alînin diğer üç halîfe zemânında ses çıkarmaması, onlara itâ’at etmesi, ortalığı idâre etmek, fitne çıkarmamak içindi diyorlar. Peygamber efendimizin Eshâb-ı kirâmının, birbirleriyle yalandan ahbâblık etdiklerini, ikiyüzlü olduklarını sanıyorlar. Geçinmek için birbirlerine dost göründüklerine inanıyorlar. Çünki, bunların söylediğine göre, hazret-i Alînin halîfe olmasını istiyenler, üç halîfenin adamları ile istemiyerek arkadaşlık etmiş ve olduğu gibi görünmemişlerdir. Onlar da, hazret-i Alîyi sevmedikleri hâlde, güleryüz göstermişler, düşmanlıklarını gizlemiş, dost olarak görünmüşlerdir. Bunların söylediğine göre, Eshâb-ı kirâmın hepsi ikiyüzlü ve yalancı olmakdadır. İçlerinde olanın aksini göstermişlerdir. Bunlara göre, Muhammed aleyhisselâmın Ümmetinin en kötüleri, Eshâb-ı kirâm olmakdadır. Sohbetlerin, toplantıların en kötüsü de, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sohbeti olmakdadır. Çünki, bu kötü huylar, onlara, Onun sohbetinden, Onun nasîhatlarından gelmiş oluyor. Dünyânın en kötü zemânı Eshâb-ı kirâmın zemânı olmakdadır. Çünki: ikiyüzlülük, düşmanlık, birbirini çekememek, kin tutmak ile yaşamış oluyorlar. Hâlbuki, Kur’ân-ı kerîmde, Feth sûresinin son âyetinde meâlen, (Onlar birbirlerine karşı çok merhametlidirler) buyuruldu. Böyle kötü inanışlardan Allahü teâlâya sığınırız. Bu ümmetin önde gelenleri, en üstünleri böyle kötü huylu olurlarsa, sonra gelenlerde hiç iyilik bulunabilir mi? Acabâ, Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” sohbetinin üstünlüğünü ve ümmetin iyiliğini bildiren âyet-i kerîmeleri ve hadîs-i şerîfleri işitmemişler mi? Yoksa bunlara inanmıyorlar mı? Kur’ân-ı kerîmi ve hadîs-i şerîfleri bizlere Eshâb-ı kirâm ulaşdırdı. Eshâb-ı kirâm kötülenirse, onların bizlere bildirdiği din de kötülenmiş olur. Allahü teâlâ, böyle bozuk sözlerden, çirkin inanışlardan bizleri korusun! Böyle sözlerle, islâmiyyeti yıkmağa uğraşdıkları anlaşılıyor. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” Ehl-i beytini sevmek maskesi altında, islâmiyyeti bozmağa çalışıyorlar. Resûlullahın islâmiyyetini yok etmek gâyesinde oldukları anlaşılmakdadır. Allahü teâlâ, yurdumuzdaki müslimânları aldanmakdan korusun! Keşki, hazret-i Alîyi “radıyallahü anh” sevenlere saygı gösterselerdi. Onları münâfık, ikiyüzlü bilmeselerdi. Hazret-i Alîyi sevenler ile ona karşı olanların birbirleriyle yalandan arkadaşlık etdikleri, otuz sene birbirlerini aldatdıkları söylenirse, bunların hangisinde iyilik kalır? Bunların hangisinin sözüne güvenilebilir? Hazret-i Ebû Hüreyreye “radıyallahü anh” söğüyorlar, onu kötülüyorlar. Onu kötülemekle, islâmiyyetin emrlerinin, yasaklarının yarısını kötülemiş, çürütmüş olduklarını anlıyamıyorlar. Çünki, müctehid olan derin âlimler buyuruyorlar ki, islâmiyyetin emrleri ve yasakları üçbin hadîs-i şerîfden çıkarılmışdır. Ya’nî ahkâm-ı islâmiyyeden üçbini, hadîs-i şerîflerden anlaşılmışdır. Bu hadîs-i şerîflerden binbeşyüz dânesini hazret-i Ebû Hüreyre haber vermişdir. Bunun için, onu kötülemek, ahkâm-ı islâmiyyenin yarısını çürütmek, kıymetden düşürmek olur. İmâm-ı Buhârî buyuruyor ki, İslâm âlimlerinden sekizyüzden fazla kimse, hazret-i Ebû Hüreyreden hadîs-i şerîf alıp bildirmişdir. Bunlardan çoğu Eshâb-ı kirâmdan ve Tâbi’în-i izâmdan idi. Meselâ Abdüllah ibni Abbâs ve Abdüllah ibni Ömer ve Câbir bin Abdüllah ve Enes bin Mâlik hazretleri, hazret-i Ebû Hüreyreden hadîs-i şerîf nakl etmişlerdir “radıyallahü anhüm”. Hazret-i Ebû Hüreyreyi kötüliyen bir hadîs-i şerîf söyliyorlar ve bunu hazret-i Alî haber verdi diyorlar. Bu sözleri uydurmadır. Bu sözün iftirâ olduğunu derin âlimler meydâna çıkarmışdır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin Ebû Hüreyrenin ilminin, zekâsının artması için düâ buyurduğunu bildiren hadîs-i şerîf âlimler arasında meşhûrdur ve Buhârî-yi şerîfde (kitâbül ilm) kısmında yazılıdır. Şöyle ki: Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” buyuruyor ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin yanında oturuyorduk. Buyurdu ki, (İçinizden hanginiz elbisesini çıkarıp yere yayar? Ba’zı şeyler söyliyeceğim. Sonra elbisesini toplayıp, katlasın, sözlerimi hiç unutmaz). Paltomu çıkarıp yaydım. Resûlullah efendimiz dilediğini söyledi. Paltomu giydim. Göğsümü kapadım. Bundan sonra, işitdiğim hiç bir şeyi unutmadım. Hazret-i Ebû Hüreyre gibi bir din büyüğünü, hazret-i Alîye düşman sanarak o mubârek zâtı söğüp kötülemek ne kadar insâfsızlıkdır. Bu taşkınlıklar, hep aşırı sevmekden ileri gelmekdedir. Nerede ise îmânları gidecek. Eğer onların zannetdiği gibi hazret-i Alînin üç halîfeye istemiyerek itâ’at etdiğini, iki yüzlü olarak geçindiğini düşünsek bile, onun iki halîfeyi öven sözleri her tarafa yayılmış bulunmakdadır. Bu sözlerine ne diyecekler? Meselâ, hazret-i Alînin “radıyallahü anh” halîfe iken ve memleket idâresi elinde iken, üç halîfenin haklı ve doğru olarak halîfe olduklarını bildirdiğini bütün kitâblar yazmakdadır. Buna ne cevâb verecekler? Çünki ikiyüzlülük, nihâyet kendi hakkı bildiği hilâfeti istememek ve üç halîfenin haksız olarak halîfe olduklarını söylememekdir. Üç halîfenin hilâfetlerinin doğru olduğunu söylemek ve hazret-i Ebû Bekr ile hazret-i Ömerin müslimânların en üstünü olduklarını bildirmek, hiç de ikiyüzlülük olmayıp, bir hakîkati ortaya koymakdır. Bundan başka, üç halîfenin ve dahâ birçok Sahâbînin üstünlüklerini bildiren ve dünyânın her tarafına yayılmış olan sahîh ve sağlam hadîs-i şerîfler vardır. Eshâb-ı kirâmdan birçoğunun Cennete gideceği, hadîs-i şerîflerde ismleri ile müjdelenmişdir. Bu hadîs-i şerîflere ne diyecekler? Çünki, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” ikiyüzlülük yapacağını söylemek hiç câiz değildir. Her Peygamberin, her hakîkati olduğu gibi bildirmesi lâzımdır. Eshâb-ı kirâmı öven âyet-i kerîmelere acabâ ne diyecekler? Âyet-i kerîmelerde ikiyüzlülük hiç düşünülemez. Allahü teâlâ, insâf versin! Aklı olan herkes bilir ki, ikiyüzlülük çok kötü bir huydur. Hâinlikdir. Allahın arslanı olan hazret-i Alîde bu kötülüğün bulunacağını söylemek, çok yersizdir. İnsanlık îcâbı bir iki sâ’at veyâ bir iki gün böyle olacağı düşünülse bile, Allahın arslanının tâm otuz sene, hep bu kötü huyla yaşadığını söylemek, çok çirkin bir iftirâdır. Küçük günâha devâm etmenin büyük günâh olduğu bildirilmişdir. Hâinlerin, münâfıkların alâmeti olan bu kötü sıfata senelerce devâm edenin hâli acabâ neye varır. Bu sözlerinin kötülüğünü keşki anlasalardı da, hazret-i Alîyi kötü duruma düşürmemek için, iki halîfenin üstünlüğünü inkârdan vaz geçseler idi, ne iyi olurdu. Münâfıkların alâmeti olan ikiyüzlülüğün kötülüğünü anlasalardı, hazret-i Alîyi böylece lekelemek belâsından kurtulurlardı. İki belâdan hafîfini kabûl ederek, ikincisinden kurtulmuş olurlardı. Şunu da söyliyelim ki, iki halîfenin dahâ üstün olduğuna inanmaları, hiç de belâ değildir. Ya’nî hazret-i Alîyi küçültmez. Hazret-i Alînin halîfeliğe hakkı olduğunu ortadan kaldırmaz. Onun, halîfeliğe hakkı ve vilâyet derecesinin yüksekliği ve hidâyat, irşâd mertebesinin kuvveti, yine olduğu gibi kalır. Hâlbuki, birinci olarak halîfe olmak hakkı idi, bu hakkını elinden alanlara istemiyerek dost göründü demek, o büyük imâmı küçültmek, kötülemek olur. Çünki, ikiyüzlülük, münâfıkların alâmetidir ve yalancıların, aldatıcıların huyudur.

Kaynak: Eshab-ı Kiram

06-Eshb- Kirm
oguz95 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 22.01.2008, 16:15
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız fecredoğru
Mesajı göster
makalenin yazarını unutmuşum :) Hüseyin Işık

yazıyı okuyup yanlışlık varsa neden yanlış onu yazarsanız sevinirim deyerli kardeşim elmnightmare
Oğuz kardeşin dediği gibi baktım bu makaleyi yazanların hepsi Nehcül Belağa'yı kaynak gösteriyorlar...
Uyduruktan bu makaleyi Hilmi Işık değil biri onun adına yazarak size kakalamış siz de inanmışsınız...
Şia takiyyesi size de bulaşmış....
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 22.01.2008, 16:40
 
hayalEt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.821
Teşekkür etti: 2
83 Teşekkür 67 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız oguz95
Mesajı göster
Seadet-i Ebediyye müellifi merhum böyle bir yazı yazmamıştır. Yalancı birisi bir balon uçuruyor, hemen inanıyorsunuz.
Birşeye inandığımız yok...Ebu Hureyre hakkında butip yazıları yıllardır okuyoruz...Kim yazarsa yazsın...yazılanları desteklesin veya desteklemesin...Sözümün arkasındayım...
Sahabeler Hakkında...Yazılanlar olumlu olsun veya olmasın fark etmez...Günümüzde Alim Ulema Veli Şeyh Ustad edindiğiniz veya edindiğimiz ne kadar kişi varsa...Hepsi için sözüm geçerlidir...

Bir değil...Milyonlarca...Alim Edindiğimiz...Ulema olarak gördüğümüz...Şeyh olarak bağlandığımız...Veli olarak medet umduğumuz...kişi veya kişiler olsa...Onların (Sahabelerden Herhangi birinin) Ayağının Bastığı Toprak mertebesinde olamaz...diyorum...Hilmi Işıkta buna dahil...Hüseyin Işıkta...Olumlu yazsada fark etmez...Olumsuz yazsada...


(İslam dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya,
işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır.
Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.


Tevbe-100
hayalEt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 22.01.2008, 16:53
 
Ninja-Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 6.378
Teşekkür etti: 16
486 Teşekkür 347 Mesaja aldı
Bismillah...

Sizden önce ulemanın,evliyanın.meşayıhın vs. kendisi bunu diyor. Müsterih olunuz.

Lütfedipte şahsınızın da ulemanın bastığı toprak mertebesinde olmadığının farkına varsanız.

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #18
Alt 22.01.2008, 17:07
 
hayalEt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.821
Teşekkür etti: 2
83 Teşekkür 67 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız Ninja-Kedi
Mesajı göster
Bismillah...

Sizden önce ulemanın,evliyanın.meşayıhın vs. kendisi bunu diyor. Müsterih olunuz.

Lütfedipte şahsınızın da ulemanın bastığı toprak mertebesinde olmadığının farkına varsanız.

vesselam
Farkındayız...

Sahabelerin Din'deki önemine binaen o sözler söylenmiştir...

Siz rahat olunuz...
hayalEt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #19
Alt 22.01.2008, 17:30
..............
 
fecredoğru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 109
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Oğuz kardeşin dediği gibi baktım bu makaleyi yazanların hepsi Nehcül Belağa'yı kaynak gösteriyorlar...
Uyduruktan bu makaleyi Hilmi Işık değil biri onun adına yazarak size kakalamış siz de inanmışsınız...
Şia takiyyesi size de bulaşmış....
konu benim bu yazılanlara inanıp inanmamam deyil.. ortada böyle bir yazı var ve bu yazılanlar ne kadar doğru ne kadar yanlış buna bakalım.. ve konulara illa mesaj yazmak için dalmayın da varsa bilginiz paylaşın.. mesela ninja-kedi gibi yapabilirsin.

yazıyı tamamen reddetsek bile sorduğu soruda haklılık payı yokmu?

Ebu Hureyre Hz. Musa’dan ne istedi?

peki
ninja-kedi şu hadisler hakkında ne diyeceksin Hz. Musa hakkındaki hadisler.
mesela bu hadis ne anlatmak istiyor??
Alıntı:
“Ben-i İsrail arasında şöyle bir adet vardı, herkes hep birlikte avret mahallini kapatmaksızın suya girip kendilerini yıkıyorlardı ve aynı zamanda birbirlerinin avrat yerlerine de bakıyorlardı. Böyle bir davranış onların arasında ayıp sayılmıyordu. Fakat Hz. Musa, kimse onun avrat yerini görmemesi için tek başına suya dalıyordu. Ben-i İsrail Hz. Musa’nın bu tavrına karşı şöyle diyorlardı: Hz. Musa’nın tek başına yıkanması ve bizden uzaklaşmasının sebebi bedeninde bir noksanlık ve fıtık olduğundan dolayıdır. İşte bundan dolayı bizim onu görmemizi istemiyor.
Bir gün Hz. Musa yıkanmak için bir suyun kenarına gitti, elbiselerini çıkarıp bir taşın üzerine bıraktı ve suya daldı. Taş Hz. Musa’nın elbisesiyle birlikte firar etti. Musa da onun peşine koyulup; “Ey taş elbisem! Ey taş elbisem!” (Yani elbisemi nereye götürüyorsun?) diyordu. Nihayet Ben-i İsrail Hz. Musa’nın avrat yerine baktılar! Allah’a ant olsun Musa’nın bir noksanlığı yoktur (yani fıtık değildir) dediler. Bu esnada taş yerinde durdu; Hz. Musa elbiselerini aldı. Daha sonra Hz. Musa taşı dövmeye başladı, öyle ki taş altı veya yedi defa inledi.”
fecredoğru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #20
Alt 22.01.2008, 17:48
 
hayalEt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.821
Teşekkür etti: 2
83 Teşekkür 67 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız fecredoğru
Mesajı göster

Ebu Huyeyre Hz. Musa’dan ne istedi?
Peltekmisin diyecem...Peltek olsan...Huyeyre değilde...Huyeyye demen lazımdı...

Huyeyre değil Kardeşim...Hureyre...Ebu Hureyre (r.a)


Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız fecredoğru
Mesajı göster
peki
ninja-kedi şu hadisler hakkında ne diyeceksin Hz. Musa hakkındaki hadisler.
mesela bu hadis ne anlatmak istiyor??
Alıntı yaptığın hikayenin Hadis ile alakası yok...Onun Hadis olmadığını anlaman için Hadis ilmine sahib olmanada gerek yok...Sadece İsrailiyyat Hakkında ufak bir bilgin olması yeterli olacaktı...ama oda yok...

Oda olmayınca...Böyle sağda solda bulduğun bütün israiliyyatları buraya Hadis diye eklersin...Sonrada İlmi bir Açıklama beklersin...

Aynen şuan beklediğin gibi...
hayalEt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #21
Alt 22.01.2008, 18:09
..............
 
fecredoğru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 109
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız hayalEt
Mesajı göster


Alıntı yaptığın hikayenin Hadis ile alakası yok...Onun Hadis olmadığını anlaman için Hadis ilmine sahib olmanada gerek yok...Sadece İsrailiyyat Hakkında ufak bir bilgin olması yeterli olacaktı...ama oda yok...

Oda olmayınca...Böyle sağda solda bulduğun bütün israiliyyatları buraya Hadis diye eklersin...Sonrada İlmi bir Açıklama beklersin...

Aynen şuan beklediğin gibi...

ne kadar güzel açıklamışsın hadis ilmindende çakıyorsun tebrikler valla
ilmi bir açıklama veremediyin için sende bişey bilmiyorsun demekki
bişey bilmiyorsun e ozaman niye başkasına sorduğum soruya cahilane cevap veriyorsun
bilmiyorsan sus adam sansılar diye bir söz var ya hani :)

bu forumda üyeler konulardan çok kişilerle ilgileniyor nedense

benim acelem yok ben beklerim ilmi olan yazar
olmayanda senin yaptığın gibi boş yazar neyse şimdi cevap veripde kişiseleştirme lütfen
fecredoğru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #22
Alt 22.01.2008, 18:20
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
155- (339) Bana Muhammed b. Kâfi' rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdürrezzâk rivayet etti., (Dedi ki) : Bize Ma'mer, Hemmana b, Müneb^ bih'den naklen haber verdi. Hem m ara şöyle demiş: Bize Ebû Hüreyre*-nin ResûlüHah (Sallallahü Aleyhi ve Sei/em) Men rivayet ettikleri bunlardır. Müteakiben bir takım hadîsler zikretmiştir ki: Onlardan biri de şudur: Resûltillâh (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) buyurdular ki:

«Isrâiloğulları çıplak yıkanırlar; birbirlerinin avretlerini görürlerdi. Musa (Aleyhisselâm) yalnız başına yıkanırdı. Bu sebeple Isrâiloğulları :

— Vallahi Musa'nın bizimle yıkanmasına bir mâni yoktur. -Şu kadar var*ki, onun hayaları büyüktür, dediler. Bir defa Musa (Aleyhisselâm) yıkan*maya gitti. Ve elbisesini bir taşın üzerine koydu. Derken taş elbiseyi ka*çırdı. Musa da : Elbisemi bırak ey taşl Elbisemi, ey taş! diyerek izinden koştu. Nihayet İsrâiloğuIIarı Musa'nın avret mahallini gördüler de:

— Vallahi Musa'da bir şey yokmuş, dediler.

Bundan sonra taş dikildi. Hattâ ona baktılar ve Musa elbisesini ala" rak taşı döğmeye başladı.»

Ebû Hüreyre demiş ki: Vallahi bu taşda Musa (Aleyhisselâm) Jin tarla vuruşundan altı veya yedi iz kalmıştır.



156- (...) Bile Yahya b. Habİb El-Hârisi de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yezîd b. Zürey* rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Halid El-Hazzâ', Ab*dullah b. Şakik'dan rivayet etti. (Demiş ki) : Bize Ebû Hüreyre haber verdi. (Dedi ki) : Musa (Aleyhisseiam) utangaç bir zat idi, çıplak görün*mezdi. Bundan dolayı Benî İsrail:

«Onun hayaları büyüktür, dediler. Derken bir sucağızın yanında yı*kandı da elbisesini bir taşın üzerine koydu. Ve taş koşmaya başladı. Musa da sopasıyle arkasına takılmış, onu doğuyor: Elbisemi (bırak) ey taşt El*bisemi, ey taşt diyordu. Nihayet taş Isrâiloğullarından bir cemâatin yanın*da durdu. Ve "Ey iman edenler! Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın ki, Allah onu onların söylediklerinden tebrie etmişti. O Allah indinde mak*buldü."» [17]. âyet-i kerîmesi indi.

Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu'l-Gusul»'de tahric etmiştir.

Âder: Bâzılarına göre fıtıklı kimse demektir. Bir takımları hayaları büyük kimse manâsına geldiğini söylemişlerdir.

Cemaha: Şahlandı, son sür'atle koştu, demektir. Hadîs-i şerif Hz. Musa 'nın iki mucizesini haber vermektedir. Bunlardan biri taşın elbi*seyi alarak Benî İsrail 'den bir cemâatin yanma götürmesi, diğeri dövülmekten taşın üzerinde eser kalmasıdır.



Hadis-i Şerifden Şu Hükümler Çıkarılmıştır:


1- Taş gibi cemadatta temyiz bulunabilir. Bunun misâli ResûlüHah (Sallallahü Aleyhi ve Seltem) Efendimize Mekke'de taşın selâm verme*si, hurma kütüğünün ağlaması v.s. dir.

2- Kimsenin bulunmadığı bir yerde çıplak olarak yıkanmak caizdir. Maamafih avret mahallini Örterek yıkanmak efdaldir. Cumhûr-u ulemânm mezhebleri budur, tbni Ebî Leylâ bu husûsda cumhura ynuhalefet etmiş. Avret mahallini örtmek mutlaka lâzımdır. Çünkü suyun da sakinleri vardır, demiştir. İbni Ebî Leylâ 'nm bu hususdaki delili zayıf bir hadîsdir.

3- Peygamberler ve sulehâ sefihlerle cahillerin eziyetlerine maruz kalmış ve sabretmişler dir.

4- Peygamberler gerek ahlaken, gerekse cismen kusur ve noksan*lıklardan münezzehdijler.' Ancak baş ve diş ağrısı gibi gelip geçici ufak tefek hastalıklara mâruz kalabilirler. Kendilerinden nefret ettirecek ku*sur ve hastalıklardansa kat'î surette münezzehidirler.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #23
Alt 22.01.2008, 18:47
 
oguz95 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.09.2006
Mesajlar: 310
Teşekkür etti: 1
25 Teşekkür 18 Mesaja aldı
Dikkat edin, Buhari'deki bir hadisten bahsediyoruz. Sahih-i Buhari, din-i İslam'da Kur'an-ı kerimden sonra en sağlam, en kıymetli kitapdır. Zındıklar, hadis alimlerine ve hadislere olan güveni sarsmak ve böylece İslamiyeti yıkmak istiyorlar.

Yukarıda naklettiğim bir yazıda, hadisler şerhleriyle (açıklamalarıyla) okunmalıdır deniyordu. İbni Hacer de bu hadisi uzun açıklıyor. Bu hadisten bir çok hüküm çıkarıldığı anlaşılıyor. Yukarıda yazılı olanlara ilaveten, İbni Hacer diyor ki: "Bu durum, tedavi ve buna benzer zorunlu hallerde bir başkasının avret yerine bakmanın caiz olduğuna delil olarak kullanılmıştır."

Hadis-i şerifi inkar ettiğiniz zaman, o hadisten çıkarılan tüm ahkamı da inkar etmiş oluyorsunuz.

Ateistler, dinsizler vs. benzer bir üslupla ayet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere saldırıyorlar. Akılları almayan şeyleri, inkar ediyorlar. Zındıklar da aynı metodu kullanıyorlar.
oguz95 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #24
Alt 23.01.2008, 17:53
 
hayalEt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.821
Teşekkür etti: 2
83 Teşekkür 67 Mesaja aldı

Ey iman edenler:
Sizler Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın.
Eziyet ettiler de Allah onu, onların söylediklerinden temize çıkardı.
O, Allah yanında mevki sahibi idi.

Ahzab-69


Hazreti Musa, çok edebli bir kişi olduğu için, pek sıkı örtünüp bedenini kimseye göstermediğinden dolayı, İsrailoğullarından birtakım kimseler
"Bu neye bu kadar örtünüyor?
Mutlaka vücudunda bir ayıp veya bir felaket, hastalık var" diye söz etmişler,
sonra da bir gün ıssız yerde elbisesini bir taşın üzerine koymuş yıkanırken Allah tarafından taşın yuvarlanmasıyla bastonunu kapıp onu izlerken büyük bir kalabalık rast gelip kendisini Allah'ın yarattığı en güzel bir vücud ile görüvermiştir.



Taş Kaçmıyor...Yuvarlanıyor...ve Hz Musa Kimsenin olmadığı bir yerde yıkanıyor...veya Kendisi etrafta kimselerin olmadığını zannediyor...Yuvarlanan taşın peşinden koşuyor ve o esnada bir grup israiloğlu onu taşın peşinden koşarken görüyor ve vucudunda kendilerinin Zan'da bulundukları gibi herhangi bir Kusuru olmadığını görüyorlar...Allah Azze ve Celle böylece Peygamberini İsrailoğulları Karşısında bir Kere daha Haklı çıkartıyor...

Ebu Hureyreyi Türkçe Çeviri ile Karalama Sevdasına gidenlerin delil olarak aldığı hadis aşağıdaki gibidir...

Konu :Hayâ;hz.mûsâ;mûsâ (a.s.)

Baslik : Hazret-i Mûsâ`nın Yıkanırken Elbîsesini Kaçıran Taşı Geri Çağırma Mu`cizesi
Ravi : Ebû Hüreyre (395)

Hadis Şöyle demiştir:
Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem Buyurdu ki:
Benî İsrâîl çıplak ve biribirine baka baka yıkanırlardı.
Mûsâ (aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm) ise (kemâl-i hayâsından) yalnızca yıkanırdı.

Benî İsrâîl: "Vallâhi Mûsâ`yı bizimle berâber yıkanmaktan men` eden şey (mutlakâ) debbe, yâni kasığı çıkık olmasıdır." der (ve bu guftugû ile zât-ı celîl-i Risâlet-Penâhına ezâ eder)lerdi.

(Mûsâ salla`llâhu aleyhi ve sellem) bir def`a yıkanmağa gitti.
Elbisesini de bir taşın üstüne koydu.
Taş, elbisesini alıp kaçtı.
Mûsâ (aleyhi`s-selâm): "Aman taş, rubamı! Aman taş, rubamı!" diyerek (ve alabildiğine koşarak) arkasına düştü.

Benî İsrâîl onu (bu halde) görüp de: "Vallâhi Mûsâ`da bir kusur yokmuş." deyinceye kadar (ardınca gitti).

(Ondan sonra Musâ aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm) elbisesini alıp taşı döğmeye başladı.

- Ebû Hüreyre (radiya`llâhu anh) der ki: Vallâhi o taşta dayaktan hâlâ altı, yâhud yedi bere izi kalmıştır.


Hadis No 196


Buharideki Asıl Metin'in Çevirisini bilemiyoruz...Taşı Dövdüğü...araştırmalarıma göre Hadis'e Aynen "- Ebû Hüreyre (radiya`llâhu anh) der ki: Vallâhi o taşta dayaktan hâlâ altı, yâhud yedi bere izi kalmıştır." sözü gibi sonradan eklendiği yönünde...ama Ahzab Suresi 69.Ayeti baz aldığımızda Buharideki Bu Hadis-in (Buharideki Asıl Metin ile) Hadis-i Şerif olduğuna inanıyoruz...

Türkçe Çeviri Yapan Hadis-i Katletmiştir...

Tefsir Alimleri Ahzab 69'un Açıklamasında Bu Hadis-i Şerifi...Kaynak Olarak Kabul etmişlerdir...


Tepkimiz...Okuduğumuz Ma'na üzere Ebu Hureyre'ye İftira edenleredir...
hayalEt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #25
Alt 23.01.2008, 19:31
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız hayalEt
Mesajı göster


Tepkimiz...Okuduğumuz Ma'na üzere Ebu Hureyre'ye İftira edenleredir...
Allah iftira atanları kahreylesin....
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #26
Alt 25.04.2008, 18:45
hayat;imân,cihâd, takvâ...
 
KuTeYBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Oldu bakalım sıraya da Ebu Hureyre(r.a) girdi....
Tasavvuf kaka, Ebu Hureyre yalancı, Muaviye kafir.....
Bakalım daha neler çıkacak:)
Allah'a bin kere şükürler olsun ki iyi ki selefiyye namlı zındıkadan beri kılmış bizi
Elm, Allah'a şükrettiğin şey nedir? "selefiyye namlı zındıka" ile selef menhecinde olanları mı kast ediyorsun ?
KuTeYBe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün.
İmâm Ebû Hanife
  #27
Alt 25.04.2008, 18:47
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster
Elm, Allah'a şükrettiğin şey nedir? "selefiyye namlı zındıka" ile selef menhecinde olanları mı kast ediyorsun ?
Selef ile selefiyye arasındaki farkı biliyorsun....
Selefilerle kimi kastettiğimi de biliyorsun neden sordun anlamadım?
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #28
Alt 25.04.2008, 19:36
hayat;imân,cihâd, takvâ...
 
KuTeYBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Selef ile selefiyye arasındaki farkı biliyorsun....
Selefilerle kimi kastettiğimi de biliyorsun neden sordun anlamadım?

Peki bunu deme nedeniniz Ebu Hureyre ile ilgili olan yazıdan dolayı öyle değil mi? Ya'ni selef menhecinde olanların Ebu Hureyre ve Muaviye hakkında yukarıdaki (ilk yazıdaki) gibi inandıklarını düşünmenizden dolayı... Doğru anlayıp anlamadığımı teyid edince neden sorduğumu söyleyeceğim.
KuTeYBe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün.
İmâm Ebû Hanife
  #29
Alt 25.04.2008, 20:01
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster
Peki bunu deme nedeniniz Ebu Hureyre ile ilgili olan yazıdan dolayı öyle değil mi? Ya'ni selef menhecinde olanların Ebu Hureyre ve Muaviye hakkında yukarıdaki (ilk yazıdaki) gibi inandıklarını düşünmenizden dolayı... Doğru anlayıp anlamadığımı teyid edince neden sorduğumu söyleyeceğim.
Sadece bu yazıdan dolayı zındıka demedim bunları söyleyenlerin tabii ki devamlı söylediği diğer hezeyanlar da var ki onlar da zındıklığa götürüyor...
Ben böyle düşünmüyorum diyeceksin anladığım kadarıyla...
Ona göre soru soracaksın
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #30
Alt 25.04.2008, 21:11
hayat;imân,cihâd, takvâ...
 
KuTeYBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Sadece bu yazıdan dolayı zındıka demedim bunları söyleyenlerin tabii ki devamlı söylediği diğer hezeyanlar da var ki onlar da zındıklığa götürüyor...
Ben böyle düşünmüyorum diyeceksin anladığım kadarıyla...
Ona göre soru soracaksın
Evvelâ biz kendimizi "selefi" diye adlandırmıyoruz. Dolayısıyla "ben böyle düşünmüyorum" yok. Allah'ın bizi adlandırdığı "muslim" bize yetiyor elhamdülillah.

Lâkin biz şunu anlamak istedik, siz sizin isimlendirmelerinizle Vehhabiler'in ya da bazılarının kabulüyle Selefiler'in Ebu Hureyre ve Muaviye hakkında kötü düşündüklerini ve yukarıdaki gibi anlayış geliştirdiklerini sanıyorsunuz.

Böyle bir şey yok. Ne bizim gibi sadece "muslim" ismiyle yetinenler ne selefi adlandırmasını kabul edenler ve ne de sizin gibi muhaliflerin taktığı isimle Vehhabiler'in hiç biri Ebu Hureyre ve Muaviye hakkında kötü düşünmez. Hatta bu tür yazıları reddeder.

Elm, farkında değilsiniz galiba, ama daha da kötüsü farkında olmadığınızın da farkında değilsiniz. Asılan yazı bir Şia yazısıdır. Selef menhecindeki kimse Nehcu'l-Belaga'yı sahih kabul etmez. Bu garip anlayıştakilerle (Şia) beraber, Muhammed Gazali , Ebu Reyye vb. akıllarının almadığı senedi sahih hadisleri reddederler.

Selef nazarında sahabenin hiç birine dil uzatılamaz. Aynen bunun gibi Selef menhecinde olan kimse de sahabe hakkında konuşmaz.

Buradan şunu çıkardım ki siz muhalif olduğunuz okulu tanımıyorsunuz. Acı gerçekten.

fecre doğru;

Yukarıdaki yazı çelişkilerle dolu bir yazı. Misakta; sevgili kardeş DarulErkam, Ebu Hureyre'ye dair bir yazı asmış, çok önceden gezerken görmüştüm. Gerekirse onu buraya asarız. Ya da biz yazarız.

Peki siz Ebu Hureyre hakkında bizim yazdıklarımızdan sonra ne yapacaksınız? Önce bunun sözünü alalım.
KuTeYBe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün.
İmâm Ebû Hanife
  #31
Alt 25.04.2008, 21:21
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster
Böyle bir şey yok. Ne bizim gibi sadece "muslim" ismiyle yetinenler ne selefi adlandırmasını kabul edenler ve ne de sizin gibi muhaliflerin taktığı isimle Vehhabiler'in hiç biri Ebu Hureyre ve Muaviye hakkında kötü düşünmez. Hatta bu tür yazıları reddeder.

Elm, farkında değilsiniz galiba, ama daha da kötüsü farkında olmadığınızın da farkında değilsiniz. Asılan yazı bir Şia yazısıdır. Selef menhecindeki kimse Nehcu'l-Belaga'yı sahih kabul etmez. Bu garip anlayıştakilerle (Şia) beraber, Muhammed Gazali , Ebu Reyye vb. akıllarının almadığı senedi sahih hadisleri reddederler.
Sen de bizi yanlış tanımışsın..Ben Vehhabilere selefi demedim sana da selefi demedim...Sana açmak adına şunu söyleyeyim kendine her selefi ya da vehhabi diyene de zındıka demek istemedim.
Mesela bu yazıyı buraya getiren kişi Mustafa İslamoğlu hayranıdır.
Bir kaç Mustafa İslamoğlu hayranından da bu yazıların benzerini diğer forumlarda gördüm.
Bir de Ferec Hüdür var. Yanlış hatırlamıyorsam adını buydu Kütüb-i Sitte'nin Kuran'a arzı adında hezeyan dolu bir kitap yazdı..Ben bunları kastettim...
Mesela seninle bir kaç kez tartıştık sana hiç zındıkadasın dedim mi?
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #32
Alt 26.04.2008, 10:11
hayat;imân,cihâd, takvâ...
 
KuTeYBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Sen de bizi yanlış tanımışsın..Ben Vehhabilere selefi demedim sana da selefi demedim...Sana açmak adına şunu söyleyeyim kendine her selefi ya da vehhabi diyene de zındıka demek istemedim.
Mesela bu yazıyı buraya getiren kişi Mustafa İslamoğlu hayranıdır.
Bir kaç Mustafa İslamoğlu hayranından da bu yazıların benzerini diğer forumlarda gördüm.
Bir de Ferec Hüdür var. Yanlış hatırlamıyorsam adını buydu Kütüb-i Sitte'nin Kuran'a arzı adında hezeyan dolu bir kitap yazdı..Ben bunları kastettim...
Mesela seninle bir kaç kez tartıştık sana hiç zındıkadasın dedim mi?

Tamam Elm, ilk mesajında "selefiyye zındıkası" diyerek umumi bir ifade kullandığın için karineden öyle anladım.

Peki İslamoğlu Ebu Hureyre'yi red mi ediyor? Ya da Muaviye için dilini tutmuyor mu? (Gerçekten bilmediğim için soruyorum.)

Bu arada hadis Kur'an'a arz edilir biliyorsunuzdur. Aişe validemiz -radıyallahu anhâ- bunu sıkça yaptı. Umar'ın radıyallahu anh bu konuda uygulaması var. Bu yüzden insanlara ta'n edil(e)mez.

Bize zındıka deyip dememeniz bir şey değiştirmez bizim için. Sizin sözlerinizin nazarımızda (rabbanî âlimlerin Kuran ve sünnet çıkarımlarından delillendirilmedikçe) değeri yok, biz umûmî bir grubun yapmadığı bir şeyi onlara yüklemekle vebâle girmenizden sizi acil kurtarmaya vesile olmak istedik.

Vesselâm...
KuTeYBe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün.
İmâm Ebû Hanife
  #33
Alt 26.04.2008, 12:41
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster
Tamam Elm, ilk mesajında "selefiyye zındıkası" diyerek umumi bir ifade kullandığın için karineden öyle anladım.

Peki İslamoğlu Ebu Hureyre'yi red mi ediyor? Ya da Muaviye için dilini tutmuyor mu? (Gerçekten bilmediğim için soruyorum.)
Ebu Hureyre'yi(r.a) reddetmiyor bildiğim kadarıyla Muaviye(r.a) konusu hakkında bilgim yok...Fakat bazı yerlerde dokundurmalar var.

Ben onu şunun için örnek verdim....Bunların beslendikleri yer aynı...

Sahabe eleştirilebilir hatta Kuran'a aykırı davranabilir mantığı önlerine sürüldü ve bu mantığın haddi aşma örnekleri bunlar.


Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster
Bu arada hadis Kur'an'a arz edilir biliyorsunuzdur. Aişe validemiz -radıyallahu anhâ- bunu sıkça yaptı. Umar'ın radıyallahu anh bu konuda uygulaması var. Bu yüzden insanlara ta'n edil(e)mez.
Sen meseleyi anlamamışsın. Sahabelerin ve de Tabiin ve selefin Hadis'in Kuran'a arzı metodu ile Ferec Hüdür'ün Kuran'a arz metodu arasında dağlar kadar fark var.
Yukarıdaki yazı bu kitaptan alınmış bir yazıdır...
Yukarıdaki yazı ve bunun gibi pek çok hezeyan var o kitapta...

Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster
Bize zındıka deyip dememeniz bir şey değiştirmez bizim için. Sizin sözlerinizin nazarımızda (rabbanî âlimlerin Kuran ve sünnet çıkarımlarından delillendirilmedikçe) değeri yok, biz umûmî bir grubun yapmadığı bir şeyi onlara yüklemekle vebâle girmenizden sizi acil kurtarmaya vesile olmak istedik.

Vesselâm...
Umumî gurubun adıyla anmamız onların hepsine zındıka dediğimize delil olarak çıkarılamaz.
Siirtliler kötüdür deyince Siirtlilerin hepsi anlaşılmaz...

Biz Vehhabi ya da Selefî Mealci dediğimiz zaman kastettiğimiz zümre bellidir.
Beni kurtarmana gerek yok...
Yukarıdakileri kurtarmaya bak...
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #34
Alt 26.04.2008, 13:27
hayat;imân,cihâd, takvâ...
 
KuTeYBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
Ebu Hureyre'yi(r.a) reddetmiyor bildiğim kadarıyla Muaviye(r.a) konusu hakkında bilgim yok...Fakat bazı yerlerde dokundurmalar var.

Ben onu şunun için örnek verdim....Bunların beslendikleri yer aynı...

Sahabe eleştirilebilir hatta Kuran'a aykırı davranabilir mantığı önlerine sürüldü ve bu mantığın haddi aşma örnekleri bunlar.




Sen meseleyi anlamamışsın. Sahabelerin ve de Tabiin ve selefin Hadis'in Kuran'a arzı metodu ile Ferec Hüdür'ün Kuran'a arz metodu arasında dağlar kadar fark var.
Yukarıdaki yazı bu kitaptan alınmış bir yazıdır...
Yukarıdaki yazı ve bunun gibi pek çok hezeyan var o kitapta...


Umumî gurubun adıyla anmamız onların hepsine zındıka dediğimize delil olarak çıkarılamaz.
Siirtliler kötüdür deyince Siirtlilerin hepsi anlaşılmaz...

Biz Vehhabi ya da Selefî Mealci dediğimiz zaman kastettiğimiz zümre bellidir.
Beni kurtarmana gerek yok...
Yukarıdakileri kurtarmaya bak...
Ferec Hüdür kim ya İsmini ilk defa duydum. Kitabının ismi nedir?

Ben "kurtarıcı" değilim ki Elm, ne dediğimi anlamamışsınız. Ayrıca sözün umum ifade ediyor. Mealcilerin selef menheciyle ilgisi nedir? İmam Şafii sadece Kur'an diyenlere güzel bir cevap vermişti asırlar öncesinde. Selefi-Mealci diye bir şeyi de ilk kez sizden duydum.
KuTeYBe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün.
İmâm Ebû Hanife
  #35
Alt 26.04.2008, 13:32
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 11.009
Teşekkür etti: 0
32 Teşekkür 28 Mesaja aldı
Alıntı:
Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster
Ferec Hüdür kim ya İsmini ilk defa duydum. Kitabının ismi nedir?

Ben "kurtarıcı" değilim ki Elm, ne dediğimi anlamamışsınız. Ayrıca sözün umum ifade ediyor. Mealcilerin selef menheciyle ilgisi nedir? İmam Şafii sadece Kur'an diyenlere güzel bir cevap vermişti asırlar öncesinde. Selefi-Mealci diye bir şeyi de ilk kez sizden duydum.
Yukarıdaki yazının alındığı kitabın yazarı:)
Kitabın ismi de "Kütüb-i Sitte'nin Kuran'a arzı"
Selefi ve Mealci ayrı olacak virgül olacaktı arada...
Mealciler de aynı bu teraneleri söylüyorlar."Kurandakidin" gibi vesair sitelerde görebilirsin bunları...

Beni acilen kurtarmaya vesile olmayı ümid ettiğini söyledin ki ben de onun üzerine dedim onları kurtarmayı ümit et...
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.delikanforum.net/konu/72858-ebu-hureyre-hz-musa8217dan-ne-istedi.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
Ebû Hureyre'yi Anlamak -I- This thread Refback 22.12.2009 11:15

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Barzani Gül’den ne istedi zumra Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 24.03.2009 15:57
Hani bunlar Musa’nın çocuğuydu? andelip72 Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 04.02.2009 18:15
Afganistan’da Şehid Olan Ebu Musa et-Turki’nin Açıklaması afkankartalı Dini Bilgi ve Eğitim 4 13.11.2008 20:33
CHP : `Erbakan’ın bütün partileri, Türkiye’de dini esas alan düzen kurmak istedi.` zafer_inananlarındır Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 64 23.08.2007 17:54
Ebu hureyre Damla_Duygu Hadis Köşemiz 1 27.07.2003 01:27

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:41 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
Impressum - İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git