İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 25.01.2008, 16:01
Ey iman ettiğini iddia edenler … !
 
srdr44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.02.2006
Yaş: 31
Mesajlar: 3.513
Teşekkür etti: 7
49 Teşekkür 31 Mesaja aldı
Örtenlerin başörtüsü düşmanlığı

Sami Hocaoğlu



Örtenlerin başörtüsü düşmanlığı


Kur'an'da başörtüsünün orijinali “humur” (tekili “hımar”) olarak geçer.

İkisinin kökü aynıdır. İkisi de isimdir. Tek fark birincisi doğrudan isim, ikincisi
mastardan yapma isimdir.

Birincisinin anlamı “başörtüsü”, ikincisinin anlamı “içki”, yani “akıl örtüsü”.
Hamr'a aklı örttüğü için “örtü” anlamına gelen bir ad verilmiş.

Kur'an birinci örtüyü cins-i latife farz kılarken, ikincisini her iki cinse de haram
kılmış.

İlahi hükmü gerekçe düzeyinde ele alırsak, vahyin aklı örtmeyi haram kıldığı
sonucuna varırız.

Başörtüsüne karşı çıkanları bir istatistiğe tabi tutabilseydik, hepsinin aklını
alkolle örten cinsinden olduğunu görürdük.

Onlarınki dine karşı bitmek bilmez bir kan davası. Bu yüzden din neyi
yasaklıyorsa onu büyük bir şehvetle irtikâp ediyorlar, neyi emrediyorsa ona
karşı bitmek bilmez bir hınçla savaşıyorlar.

Peki, bu ülkede başörtüsüne karşı olanların aklını örtenler olması bir sürpriz mi?

Hayır. Zira bu ülkede başörtüsüne karşı savaşın aslında İslam'a karşı verilen
savaş olduğunu bilmeyen yok. İrtica İslam'ın kod adı gibi kullanılıyordu bu
zümre tarafından. Başörtüsü de İslam'ın simgesi yapıldı. Hayır hayır,
başörtülüler tarafından değil. Aksine ona düşman olanlar tarafından.

Yok, onlar başörtüsüne değil türbana karşıymışlar.

Yok, siyasal simgeymiş.

Yok, bu ülkede başörtüsü sorunu yokmuş.

Yok, para alarak başlarını örtüyorlarmış.

Yok, aile baskısıyla baş örtüyorlarmış.

Yok, kadının özgürlüğü için başörtüsüne karşılarmış.

Yok, Arap liderler bile tesettürsüzken bizimkiler tesettürlüymüş.

Yok, başörtüsü 12 Eylül'ün eseriymiş, ondan önce yokmuş.

Sümerler herzesi yiyenlerin beyni hepten alkole kesmiş olmalı.

Evet, şu cümleler ve daha buna benzer onlarcasında siz en ufak bir akıl kırıntısı
görebiliyor musunuz?

Yok, çünkü akıllarını çoktan örtmüş bu malum güruh. Bu kafayla neyi
tartışacaksınız? Neyi nasıl anlatacaksınız? Neyi konuşacaksınız? Zırva tevil
götürmez.

Hâlâ anlamayan varsa anlasın: Bu mütegallibe güruhunun İslam'ın emirlerine
ilişkin dayattığı yasaklar, “Ey millet, biz hâlâ buradayız ve tepenizden abdest
bozuyoruz!” diyebilmek için icat ettikleri sopalardır. Varlıklarını baskı ve
korkuya borçlular. Bunu biliyorlar.

Hepsi bir yana, İslami tesettüre karşı sistematik bir savaşın yapıldığı mahut
yıllar boyunca konuya dair yapılan onlarca 'teolojik' tartışma neye yaradı peki?

Saza gelenler, gaza gelenler, naza gelenler…

“Başörtüsünün ilahi bir emir olmadığını” Hz. Peygamber'den 1400 yıl sonra
keşfeden ehl-i keşfin çoğu ağzından değil “eş durumundan” (bu bazen ilk,
bazen de ikinci eş olabiliyor), “kız evlat durumundan”, “kız kardeş
durumundan”, “kız torun durumundan” konuşuyordu.

Dinleyenler ne bilsin kimin neresinden konuştuğunu? İşi bilenlere sadece
tebessüm etmek ve “hasbünallah” demek düşüyordu. Acınılası bir durumdu
tabii. Kur'an'ın “ az bir pahaya satmak” dediği şey bu olsa gerek. Bazılarının
hali bundan çok daha da vahimdi.

Ehl-i azimet bu sakil manzarayı “O'nun herkese layık bir tecellisi vardır” diyerek
ve dahi yüreği kanayarak izledi. Sel gider kum kalırdı, nitekim öyle de oldu,
olacak.

Şimdi, bir delinin attığı bu taşı çıkarmak için kırklarca akıllı uğraşıyor. Hükümet
yüksek okullardaki yasağı kaldırmak için düğmeye bastı.

İyi de, bu gerçekleştiği takdirde yasağın sadece üçte biri kalkmış olacak. Üçte
ikisi kalacak: Ortaöğretimdeki ve kamudaki yasak. Okurlarım arasından, “
Yahu, bu kadarcığı için bile malum güruhun çıkardığı toz dumanı görmüyor
musun?” diyenler çıkacaktır.

Görüyorum. Fakat malumların şirretlikleri, gerçeğin tamamını görmemize engel
olamaz ki? Belki bunun malumlara da bir faydası olur. Kaldırılacak olanın,
yasağın çoğundan azı olduğunu hatırlamakla biraz olsun sakinleşirler.

Tamam, zaman ve imkân meselesi olduğunu anlarım. Ama yasağın bir kısmına
karşı olup bir kısmına sessiz kalmayı, hele de savunmayı anlamam. Asla samimi
ve dürüst bulmam.

İnanca yasak koymak firavunluktur. Her firavunun bir Musa'sı vardır.




Yeni Şafak - Yazarlar - Sami Hocaoğlu - Örtenlerin başörtüsü düşmanlığı - 25.01.2008
srdr44 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 28.01.2008, 16:39
Ey iman ettiğini iddia edenler … !
 
srdr44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.02.2006
Yaş: 31
Mesajlar: 3.513
Teşekkür etti: 7
49 Teşekkür 31 Mesaja aldı
Bana “kaybolan laikliklerimi” verseler…

Tamer Korkmaz
Yeni Şafak - Yazarlar - Tamer Korkmaz - Bana “kaybolan laikliklerimi” verseler… - 28.01.2008


Bana “kaybolan laikliklerimi” verseler…


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP ve MHP'yi yakın takibe almış... İki
partinin türban yasağını çözmek için yürüttüğü çalışmalara karşılık, Yargıtay da
başlattığı incelemeyi derinleştiriyormuş…

AKP'den gelen türban açıklamaları “iktidar partisinin sicil dosyası”na
ekleniyormuş!

Dosya deyince…

Geçen hafta gözlerden kaçan bir haberdeki ilginç bir dosyayı hatırlayıverdim…

Süleyman Bey'in yeğeni, Egebank'ın eski sahibi Murat Demirel'le ilgili “kaybolan”
bir dosya, bu…

Yeğen Demirel'in “bankacılık yasasına muhalefet ettiği için 1 yıl hapis ve 1
milyon 520 bin lira para cezasına çarptırıldığı” dava dosyası…

Buraya dikkat: Zamanaşımına uğradıktan sonra ancak bulunabilmiş!

Yargıtay, önce Demirel hakkındaki kararı onadığı halde sonradan zamanaşımı
gerekçesiyle geri adım atıvermiş…

Dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmiş ancak başsavcılık
incelemek istediği bu dosyayı bulamamış!

M.Demirel'in yargılandığı davanın 11 klasörlük dosyasının ekleri bir çuvalın
içinde mevcutken, ana dosya nedendir bilinmez kuş olup uçmuş…

Dava zamanaşımı nedeniyle düştükten sonra dosyamız da birdenbire yerine
dönmüş!

İki yıl kadar önce “Arabistanlı Lawrence”ın yerli versiyonunda oynayıp, filmin
bir sahnesinde “Türbanlılar Arabistan'a gitsin” diyen Süleyman Demirel'in sevgili
yeğeni de böylelikle kurtulmuş…

Sağlık olsun! Yargıtay Başsavcılığı türban yasağını kaldırmaya çalışan iki parti
hakkında oluşturduğu “sicil dosyalarını” gayet iyi takip ediyor ya; siz ona
bakın!

Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya kısa bir süre önce AK Parti ve
MHP'ye “laiklik abası altından kapatma sopası” göstermişti…

“Türban yasağını kaldırmaya niyet etti” diye partilere kapatma imasında
bulunmak ve bu amaçla partileri takibe alıp “sicil dosyası” tutmak; kimi yargı
adamlarının “demokrasi sicili” hakkında yeterince fikir veriyor…

Bir de Yargıtay Onursal Başsavcısı “367 Sabih Kanadoğlu” var…

Emekli olduğuna bakmayın; Sabih Bey de AKP'yi “dışarıdan” kapatmaya
çabalıyor: Hani mevcut başsavcı kapatamazsa, “367 Sabih” tahtaya çıkıp
kapatacak!

“Dinci dikta rejimine gidiyoruz” feveranıyla kamuoyunu yanıltmaya özen
gösteren, “Eski Ayran Kabartıcılardan Kim Kaldı”ların Sabih Beyefendi'ye minik
bir hatırlatma yapacağım…

Anayasa Mahkemesi “367 Hurafesi”nin lehinde (9-2) karar verdikten sadece bir
ay sonra 367'nin de içinde bulunduğu Anayasa değişikliği paketi hakkındaki
itirazı neden reddetti (6-5) acaba?

Bakınız, Anayasa Mahkemesi'nin 367 hakkında tam tersi bir karar verdiğinden
söz ediyoruz!

Rejim krizine oynayanlara yardımcı olmak gayesiyle kimi yargı adamlarının
hukuku siyasileştirmeleri sonuçta ters tepiyor, görüyorsunuz…

Şimdilerdeki “kapatırız ha!” çıkışlarını da; türban aleyhindeki kanunsuz
mahkeme kararlarını da bu bağlamda değerlendiriniz.

* * *
“Ce Ha Pes Başsavcısı” Deniz Sabih Baykal türban yasağı üniversitelerde
kalkacak diye tutuşmuş; eline bir kez daha benzin bidonu almış, “Türkiye din
devletine gidiyor” çıkışıyla rejim krizi totosu oynamakta…

Hangi Baykal, bu? AKP iktidarının ilk yılı boyunca birebir görüşmelerimizde
“Türban, üniversitelerde yasak olmamalıdır” diye konuşan Baykal!

CHP Grup Başkan Vekili Hakkı Süha Okay ise tam manasıyla uçuşa geçmiş
durumda: AKP ve MHP'nin türban yasağı teklifi dahi veremeyeceklerini iddia
ediyor!

Süha Bey, Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek “laiklik
maddesi”ni öyle bir yorumluyor ki; böylesine muhteşem bir yorumla inanın
nefes almak bile laikliğe aykırı hale gelir!

CHP'li Okay'a göre; türbanla ilgili bir teklif “Anayasa'nın değiştirilmesi tek
lif dahi edilemeyecek 2. maddesinin arkasına dolanan bir teklif olacağından
Anayasa'ya aykırı imiş…

Güreş müsabakası gibi! Ama, tabii “laik” güreş!
srdr44 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Almanların Türk düşmanlığı Arifan Özgün Yazılarınız 26 24.01.2010 20:35
Tarihte Tesettür düşmanlığı... güleninsan Dini Bilgi ve Eğitim 0 10.06.2009 17:49
Örtenlerin başörtüsü düşmanlığı BeytullaH Dini Bilgi ve Eğitim 3 26.06.2008 23:11
Tarih'te Tesettür düşmanlığı.... A.BEYHAN SOYLU İslam Tarihi 8 12.01.2008 14:09
hz.ömer düşmanlığı.. ukubat. Özgün Yazılarınız 6 14.06.2007 09:58

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:18 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
Impressum - İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git