| Ey iman ettiğini iddia edenler … ! ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.02.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 3.513
Teşekkür etti: 7
49 Teşekkür 31 Mesaja aldı
| Örtenlerin başörtüsü düşmanlığı Sami Hocaoğlu Örtenlerin başörtüsü düşmanlığı Kur'an'da başörtüsünün orijinali “humur” (tekili “hımar”) olarak geçer. İkisinin kökü aynıdır. İkisi de isimdir. Tek fark birincisi doğrudan isim, ikincisi mastardan yapma isimdir. Birincisinin anlamı “başörtüsü”, ikincisinin anlamı “içki”, yani “akıl örtüsü”. Hamr'a aklı örttüğü için “örtü” anlamına gelen bir ad verilmiş. Kur'an birinci örtüyü cins-i latife farz kılarken, ikincisini her iki cinse de haram kılmış. İlahi hükmü gerekçe düzeyinde ele alırsak, vahyin aklı örtmeyi haram kıldığı sonucuna varırız. Başörtüsüne karşı çıkanları bir istatistiğe tabi tutabilseydik, hepsinin aklını alkolle örten cinsinden olduğunu görürdük. Onlarınki dine karşı bitmek bilmez bir kan davası. Bu yüzden din neyi yasaklıyorsa onu büyük bir şehvetle irtikâp ediyorlar, neyi emrediyorsa ona karşı bitmek bilmez bir hınçla savaşıyorlar. Peki, bu ülkede başörtüsüne karşı olanların aklını örtenler olması bir sürpriz mi? Hayır. Zira bu ülkede başörtüsüne karşı savaşın aslında İslam'a karşı verilen savaş olduğunu bilmeyen yok. İrtica İslam'ın kod adı gibi kullanılıyordu bu zümre tarafından. Başörtüsü de İslam'ın simgesi yapıldı. Hayır hayır, başörtülüler tarafından değil. Aksine ona düşman olanlar tarafından. Yok, onlar başörtüsüne değil türbana karşıymışlar. Yok, siyasal simgeymiş. Yok, bu ülkede başörtüsü sorunu yokmuş. Yok, para alarak başlarını örtüyorlarmış. Yok, aile baskısıyla baş örtüyorlarmış. Yok, kadının özgürlüğü için başörtüsüne karşılarmış. Yok, Arap liderler bile tesettürsüzken bizimkiler tesettürlüymüş. Yok, başörtüsü 12 Eylül'ün eseriymiş, ondan önce yokmuş. Sümerler herzesi yiyenlerin beyni hepten alkole kesmiş olmalı. Evet, şu cümleler ve daha buna benzer onlarcasında siz en ufak bir akıl kırıntısı görebiliyor musunuz? Yok, çünkü akıllarını çoktan örtmüş bu malum güruh. Bu kafayla neyi tartışacaksınız? Neyi nasıl anlatacaksınız? Neyi konuşacaksınız? Zırva tevil götürmez. Hâlâ anlamayan varsa anlasın: Bu mütegallibe güruhunun İslam'ın emirlerine ilişkin dayattığı yasaklar, “Ey millet, biz hâlâ buradayız ve tepenizden abdest bozuyoruz!” diyebilmek için icat ettikleri sopalardır. Varlıklarını baskı ve korkuya borçlular. Bunu biliyorlar. Hepsi bir yana, İslami tesettüre karşı sistematik bir savaşın yapıldığı mahut yıllar boyunca konuya dair yapılan onlarca 'teolojik' tartışma neye yaradı peki? Saza gelenler, gaza gelenler, naza gelenler… “Başörtüsünün ilahi bir emir olmadığını” Hz. Peygamber'den 1400 yıl sonra keşfeden ehl-i keşfin çoğu ağzından değil “eş durumundan” (bu bazen ilk, bazen de ikinci eş olabiliyor), “kız evlat durumundan”, “kız kardeş durumundan”, “kız torun durumundan” konuşuyordu. Dinleyenler ne bilsin kimin neresinden konuştuğunu? İşi bilenlere sadece tebessüm etmek ve “hasbünallah” demek düşüyordu. Acınılası bir durumdu tabii. Kur'an'ın “ az bir pahaya satmak” dediği şey bu olsa gerek. Bazılarının hali bundan çok daha da vahimdi. Ehl-i azimet bu sakil manzarayı “O'nun herkese layık bir tecellisi vardır” diyerek ve dahi yüreği kanayarak izledi. Sel gider kum kalırdı, nitekim öyle de oldu, olacak. Şimdi, bir delinin attığı bu taşı çıkarmak için kırklarca akıllı uğraşıyor. Hükümet yüksek okullardaki yasağı kaldırmak için düğmeye bastı. İyi de, bu gerçekleştiği takdirde yasağın sadece üçte biri kalkmış olacak. Üçte ikisi kalacak: Ortaöğretimdeki ve kamudaki yasak. Okurlarım arasından, “ Yahu, bu kadarcığı için bile malum güruhun çıkardığı toz dumanı görmüyor musun?” diyenler çıkacaktır. Görüyorum. Fakat malumların şirretlikleri, gerçeğin tamamını görmemize engel olamaz ki? Belki bunun malumlara da bir faydası olur. Kaldırılacak olanın, yasağın çoğundan azı olduğunu hatırlamakla biraz olsun sakinleşirler. Tamam, zaman ve imkân meselesi olduğunu anlarım. Ama yasağın bir kısmına karşı olup bir kısmına sessiz kalmayı, hele de savunmayı anlamam. Asla samimi ve dürüst bulmam. İnanca yasak koymak firavunluktur. Her firavunun bir Musa'sı vardır. Yeni Şafak - Yazarlar - Sami Hocaoğlu - Örtenlerin başörtüsü düşmanlığı - 25.01.2008 |
| | |
| Verein für denkende Menschen ~ Gott und Mensch.de |
| Ey iman ettiğini iddia edenler … ! ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.02.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 3.513
Teşekkür etti: 7
49 Teşekkür 31 Mesaja aldı
| Bana “kaybolan laikliklerimi” verseler… Tamer Korkmaz Yeni Şafak - Yazarlar - Tamer Korkmaz - Bana “kaybolan laikliklerimi” verseler… - 28.01.2008 Bana “kaybolan laikliklerimi” verseler… Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP ve MHP'yi yakın takibe almış... İki partinin türban yasağını çözmek için yürüttüğü çalışmalara karşılık, Yargıtay da başlattığı incelemeyi derinleştiriyormuş… AKP'den gelen türban açıklamaları “iktidar partisinin sicil dosyası”na ekleniyormuş! Dosya deyince… Geçen hafta gözlerden kaçan bir haberdeki ilginç bir dosyayı hatırlayıverdim… Süleyman Bey'in yeğeni, Egebank'ın eski sahibi Murat Demirel'le ilgili “kaybolan” bir dosya, bu… Yeğen Demirel'in “bankacılık yasasına muhalefet ettiği için 1 yıl hapis ve 1 milyon 520 bin lira para cezasına çarptırıldığı” dava dosyası… Buraya dikkat: Zamanaşımına uğradıktan sonra ancak bulunabilmiş! Yargıtay, önce Demirel hakkındaki kararı onadığı halde sonradan zamanaşımı gerekçesiyle geri adım atıvermiş… Dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmiş ancak başsavcılık incelemek istediği bu dosyayı bulamamış! M.Demirel'in yargılandığı davanın 11 klasörlük dosyasının ekleri bir çuvalın içinde mevcutken, ana dosya nedendir bilinmez kuş olup uçmuş… Dava zamanaşımı nedeniyle düştükten sonra dosyamız da birdenbire yerine dönmüş! İki yıl kadar önce “Arabistanlı Lawrence”ın yerli versiyonunda oynayıp, filmin bir sahnesinde “Türbanlılar Arabistan'a gitsin” diyen Süleyman Demirel'in sevgili yeğeni de böylelikle kurtulmuş… Sağlık olsun! Yargıtay Başsavcılığı türban yasağını kaldırmaya çalışan iki parti hakkında oluşturduğu “sicil dosyalarını” gayet iyi takip ediyor ya; siz ona bakın! Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya kısa bir süre önce AK Parti ve MHP'ye “laiklik abası altından kapatma sopası” göstermişti… “Türban yasağını kaldırmaya niyet etti” diye partilere kapatma imasında bulunmak ve bu amaçla partileri takibe alıp “sicil dosyası” tutmak; kimi yargı adamlarının “demokrasi sicili” hakkında yeterince fikir veriyor… Bir de Yargıtay Onursal Başsavcısı “367 Sabih Kanadoğlu” var… Emekli olduğuna bakmayın; Sabih Bey de AKP'yi “dışarıdan” kapatmaya çabalıyor: Hani mevcut başsavcı kapatamazsa, “367 Sabih” tahtaya çıkıp kapatacak! “Dinci dikta rejimine gidiyoruz” feveranıyla kamuoyunu yanıltmaya özen gösteren, “Eski Ayran Kabartıcılardan Kim Kaldı”ların Sabih Beyefendi'ye minik bir hatırlatma yapacağım… Anayasa Mahkemesi “367 Hurafesi”nin lehinde (9-2) karar verdikten sadece bir ay sonra 367'nin de içinde bulunduğu Anayasa değişikliği paketi hakkındaki itirazı neden reddetti (6-5) acaba? Bakınız, Anayasa Mahkemesi'nin 367 hakkında tam tersi bir karar verdiğinden söz ediyoruz! Rejim krizine oynayanlara yardımcı olmak gayesiyle kimi yargı adamlarının hukuku siyasileştirmeleri sonuçta ters tepiyor, görüyorsunuz… Şimdilerdeki “kapatırız ha!” çıkışlarını da; türban aleyhindeki kanunsuz mahkeme kararlarını da bu bağlamda değerlendiriniz. * * * “Ce Ha Pes Başsavcısı” Deniz Sabih Baykal türban yasağı üniversitelerde kalkacak diye tutuşmuş; eline bir kez daha benzin bidonu almış, “Türkiye din devletine gidiyor” çıkışıyla rejim krizi totosu oynamakta… Hangi Baykal, bu? AKP iktidarının ilk yılı boyunca birebir görüşmelerimizde “Türban, üniversitelerde yasak olmamalıdır” diye konuşan Baykal! CHP Grup Başkan Vekili Hakkı Süha Okay ise tam manasıyla uçuşa geçmiş durumda: AKP ve MHP'nin türban yasağı teklifi dahi veremeyeceklerini iddia ediyor! Süha Bey, Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek “laiklik maddesi”ni öyle bir yorumluyor ki; böylesine muhteşem bir yorumla inanın nefes almak bile laikliğe aykırı hale gelir! CHP'li Okay'a göre; türbanla ilgili bir teklif “Anayasa'nın değiştirilmesi tek lif dahi edilemeyecek 2. maddesinin arkasına dolanan bir teklif olacağından Anayasa'ya aykırı imiş… Güreş müsabakası gibi! Ama, tabii “laik” güreş! |
| | |
| Verein für denkende Menschen ~ Gott und Mensch.de |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Almanların Türk düşmanlığı | Arifan | Özgün Yazılarınız | 26 | 24.01.2010 20:35 |
| Tarihte Tesettür düşmanlığı... | güleninsan | Dini Bilgi ve Eğitim | 0 | 10.06.2009 17:49 |
| Örtenlerin başörtüsü düşmanlığı | BeytullaH | Dini Bilgi ve Eğitim | 3 | 26.06.2008 23:11 |
| Tarih'te Tesettür düşmanlığı.... | A.BEYHAN SOYLU | İslam Tarihi | 8 | 12.01.2008 14:09 |
| hz.ömer düşmanlığı.. | ukubat. | Özgün Yazılarınız | 6 | 14.06.2007 09:58 |