| el-Mübarek :)
Üyelik tarihi: 24.02.2003 Teşekkür etti: 17
127 Teşekkür 62 Mesaja aldı
| Okuyabildikce Tutundugumuz Sayfalar... Her kar tanesini bir melek mi tasir anne?
Kar taneleriyle âyet âyet melekler mi iner uzerimize?
Kar hep yagsin, hep yagsin anne.
Âyet âyet yagsin...
Hayat, bu sayfadan ibâret degil.
Âyet ayet her on yeniden yazilan, yeniden insa olan bir hayat var hattan irecu.
Gorunenin, bilinenin otesinde belki; belki elimizi uzatsak yakaliyoruz, yakalaniveriyoruz.
Okumaya, duymaya, gormeye acik oldugumuz olcude aciliyor sayfalar, onumuze hayat icre bir hayat seriliyor.
Gece gunduzun, gunduz gecenin icinden siyriliyor. Karanlik bir âyetle uzerimize cokuyor, gun bir âyetle doguyor.
Gul bir âyetle aciyor, bir âyetle soluyor.
Kar taneleri, gunes huzmeleri âyet âyet iniyor.
Yollarda, yillarda, yildizlarda izler var.
Kimsesiz biraktigimiz bize, bizi goturecek izler var. Elimizi uzatsak izleri yakalayacak, tutacagiz; izlere tutunacagiz. Dirilisimize ve toprak olusumuza tutunacagiz. Bir âyetle doguyor bebek. Bebegin dogusuna, ilk aglayislarina, yumuk yumuk ellerine tutunacagiz. Bir âyet dusuyor sacimiza aklar. Yuzumuze cizilen cizgilere, artik az goren gozlerimize, ayak seslerimize karisan baston tiktiklarina tutunacagiz. Ruzgârin bir akis icinde suruklenisini, bulutlari onune katip suruklesisini, olu topraga yagmur damlalariyla can gelisini izleyecegiz. Dirilsin ve toprak olusun izlerini hangi satirlar gizler bilecegiz. Dirilisimizi saklayan yagmur damlalarinin ardina dusecegiz. Lâkin yagmur tipirtilari uzak kulaklarimiza. Hayatin diger yuzune ait sayfalar hep kapali. Dogu’ya ve Bati’yi, dogumu ve batimi okumuyoruz. Biz gorunende, bilinende, duyulanda; hep, bu sayfadayken icimizde gunesler doguyor, gunesler batiyor. Bizi isitmadan, bize dokunamadan, disimizda hayat akiyor. Biz, kendimizin disinda yitiriyoruz. Bize ait olmayan satirlarda, sayfalarda, kitaplarda, kutuphanelerde yitiriyoruz.
Saatlerde zamanimiz yitiyor.
Kentlerde sehrimizi yitiriyoruz. Oysa, ne kadar kda yakiniz o yuzak sehre. Icimizde bir yerlerde sehir. Lâkin sehre varmak yerine colleri kaderimiz biliyoruz. Yagmurlarda dirilmek, arinmak yerine kuraga boyun egiriyoruz. Aramaktansa bulunmuslarla yetiriyoruz. Kuslarin kanat cirpislari kentlerimizdeki olu yapraklari havalandiramiyor. Yagmur damlalari topragini yitirmis kentlerimizi islatamiyor.
Elimizde okunacak ve yazilacak, ne kaliyor?
Okyanislarin ortasinda kara dalgalarla bogussak sularda acziyetimizi okuruz. Lâkin biz, karsi kiyilari merak etmiyoruz. Daglari asmaya kalkissak koca daglarin karsisinda ufakligimizi okuruz. Fakat biz, daglarin ardiyla ilgilenmiyoruz. Yalnizca koca binalarimizin tepesinde tepeden inme bir gururumuz var. Isyanlaris ortasinda kagittan gemilerimiz siginiyoruz. Acziyetimizi, garipligimizi, gurbetligimizi yitirdikle oteleri yitirdik. Sorulu bir sayfada hep minicimleleri yaziyoruz, ayni cumleleri yeniden yeniden okuyoruz. Yolsuz kaldik, artik ne uzak ne yakin var. Oysa, yuruyebilene ne kadar cok yol, izleyebilme ne kadar cok iz var. Bir karincanin adimlari onumuze ne yollar acar. Bir guvercin kanat cirpar da yollarimizin ustundeki ortuler kalkar. Bir orumcek agina cizilir haritalar. Emri okur da âyet âyet dokulur yapraklar, titrer agac dallari. Emrin buyuklugu titretir dallari, titretir arzi. Ve kimbilir, dokulen sari yapraklardan biri de bize konar. Emir, sari bir yaprakla sinemize naksolur da kendimizi okuruz. Hep, ilk emrin telasi, urperisiyle... Kendimizi daglarin ve dalgalarin onunde buluruz. Anlariz ki aciziz Bakariz. Gocmen kuslar bir iz birakmiyor goklerde. Yerde de bir izleri yok gocenlerin. Virân baglarda eski bag sahiplerinin sesleri duyulmuyor. Ehrâmlardan kolelerin cigliklari gelmiyor. Virân olmus baglari, ehrâmlari, harâbeleri okuruz. Anlariz ki loniyiz. Gururumuzun bendi yikilir, kâgittan gemilerimiz birer birer erir. Ve, tufan ortasinda loniligimize, acziyetimize tutunuruz. Kendimize tutunuruz. Gorunenin bilinenin otesinde bize ait bir sayfa acilir. Okuruz ve yazariz. Cumlelerimize tutunur her an yeniden yazilan, yeniden insâ olan hayata katiliriz. Sehrimizin kapilari ardina kadar acilir ve hep kapidan teker teker gireriz.
Kar taneleri uzerimize âyet âyet iner.
Gun, bir âyetle baslar...
Zehra Korkmaz
__________________
Kim benim veli kullarımdan birisine düşmanlık ederse, ben o kimseyi harp ilan eder; dostumun intikamını alırım.
~ TASAVVUF, DÜNYA ADAMINI ALLAH ADAMI YAPMA SANATIDIR ~
ALLAH'ım! İsmini söyleterek canımı al, İsmını söyleterek beni dirilt! (AMIN)
|