| Ashâb-i Kehf kokulu gencler
Marasli oldugumu bilen yakin bir dost, Afsin’deki Ashâb-i Kehf magarasindan ilhâmen olsa gerek, “Sende Ashâb-i Kehf’in kokusu var” diye iltifat edince utandim. Bu husn-i zan ifadesini nimete sukur kabilinden kabul edip soyle dedim: “Hayir azizim; duydugun bu koku Ashâb-i Kehf’le hemsehrî olusumdan dolayi degil, tum Turkiye’de nûru parlayan manevî mucahidlerin kokusu bu, az-bucuk bize de sinmis iste! Dericiyle beraber bulunsan deri, esansci ile hemhâl olsan esans kokarsin.” Bunun uzerine ‘en guzel takdir edici aziz yoldas’imla beraber o ‘mukaddes koku’nun hikâyesini okuyup tefekkur ettik.
Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtu Vesselam’in ummetine Cuma gunleri, zamanin ser ve fitnelerinden mahfuz kalinmasi icin Kehf Sûresi okumayi tavsiye etmesi cok hikmetli. Etrafina Ashâb-i Kehf kokusu sacanlarin her Cuma okuyup tefekkur ettikleri zikirdir Kehf Sûresi. Hatta muhterem bir buyugum, hâfizasi musait olanlarin bu sûreyi ezber etmesi gerektigini soylemisti bir defasinda.
Mekke devrinde nâzil olan ve 110 âyeti bulunan Kehf Sûresi’nde sadece Ashâb-i Kehf kissasi anlatilmaz. Fakat bu kissa sûreye isim ve alem olmustur.
Ashâb-i Kehf (Magara arkadaslari) bilindigi uzere, Allah’dan baskasina ibâdet etmeye zorlandiklari icin Rablerine siginarak bir magaraya cekilen; Yemliha, Mekselîna, Mislîna, Mernus, Debernus, Sâzenus, Kefestatayus namlarindaki yedi genctir. Yine hatirlanacagi gibi, bu gencler Ilâhî bir mucize olarak Kitmîr ismindeki kopekleriyle birlikte uyutulup, ucyuz dokuz sene magarada kalmislardi.
Bu kissanin oldukten sonra dirilmek ile ilgili hârikulâde bir ibret dersi olmasindan ote, zamanin sâkinlerine verdigi baska dersler de var…
Meshur tabirle ‘statuko’/kurulu duzen ve Bati’dan tum dunyaya yayilan fitneler âdemogluna bir-bir bucuk asirdir amansizca ve imansizca iki seyi dayatiyor: Ya inancsiz bir hayat, veya hayatsiz bir inanc! Buna siz ‘Dakyanus Kanunu’ diyebilirsiniz. Cunku Ashâb-i Kehf de ayni zulme maruz kalmisti. Fakat bu zulum onlari eritemedi, Bay Statuko’nun yani Kralin karsisina ciktiklarinda kalplerine Rableri tarafindan kuvvet verildi ve pervasizca, “Bizim Rabbimiz, goklerin ve yerin Rabbidir! O’ndan baskasina aslâ ilah olarak yalvarmayiz! Yoksa yemîn olsun ki bâtil soz islemis oluruz” dediler. (Kehf, 14)
Onlarin bu sebati ve istikrari zulum carkini kirdigi gibi, imanlarindan gelen cesaretleri de onlari esâretten azâd etti.
Tilsim Kehf Sûresi’nde demek ki...
Ashâb-i Kehf’in krala ve devrin zulum bekcilerine son dersi su oldu, dinleyelim:
“Su bizim kavmimiz O’ndan baska ilahlar edindiler. Onlarin uzerine (hak olduklarina dâir) apacik bir delil getirselerdi ya! Artik Allah’a yalan yere iftirâ edenden daha zalim kim olabilir?” (Kehf 15)
Gelelim bugune…
Yaz geldi. San’at-i Ilâhî, her biri tevhîdi haykiran rengârenk ciceklerle her yeri ihâta etti; gunes gibi tebessum ediyor mu’minlere. Bununla birlikte sefâhat ve sefâlet de mebzûliyetle mevcut. Su yuzune vuran leslerin mideleri allak bullak etmesi gibi, gunah kokan sokaklar ruhlari sersem, kalpleri hasta ediyor. Tum kepâzeligi gun yuzune cikan cagdas Dakyanuslar ise canhiras bir gayretle ‘ahlâk dusmanligi’ yapmaya devam ediyorlar.
Varsin etsinler!
Biz bu yaz yine Ashâb-i Kehf kokulu gencler yetistirelim. Evlerimizi Ashâb-i Kehf’in magarasina donusturelim. Kitmir, Ashâb-i Kehf’e bekcilik etti Cennete girdi; Biz de Ashâb-i Muhammed’in (asm) Kitmîr’i olalim!
Râyiha-i Tayyibe (lâtif ve temiz koku) meleklerin hosuna gider ve onlari celbeder, seytanlari da urkutur, kacirir.
Ashâb-i Kehf kokusunun arttiginin bir âlâmeti de bu demek ki.
Bakin bakin, nasil da urkup kacisiyorlar!
Ahmet Muhsin Meric
acizane
__________________
Kim benim veli kullarımdan birisine düşmanlık ederse, ben o kimseyi harp ilan eder; dostumun intikamını alırım.
~ TASAVVUF, DÜNYA ADAMINI ALLAH ADAMI YAPMA SANATIDIR ~
ALLAH'ım! İsmini söyleterek canımı al, İsmını söyleterek beni dirilt! (AMIN)
|