| NAMI DIGER 2.85
Üyelik tarihi: 21.08.2003 Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| Bir Şehidin Hayatından... Mustafa Seyfullah Kılıç
Onu herkes saki diye tanırdı çünkü A.. pazarlarında elinde üç tekerlekli arabası üzerinde şehrin ibresinden doldurduğu o buz gibi suyuyla dolaşır ve ihtiyacı olan herkese sırf Allah rızası için bedava su dağıtırdı. Henüz on dokuz yasında ama yaşıtları gibi değildi hiç bir zaman, yaşıtları kadın kız peşinde koşar ömürlerini zevk ve sefaya köle ederken o Allah'a kendini adamış ve Yaradanının rızasını gözetirdi hep.
Onu bazen pazar yerinde yaşlı insanların ağır çantalarını taşırken görürdük. Az konuşur az yer ve konuştuğu zaman da sohbetine doyum olmazdı. Bazıları onun deli olduğunu söyler(Burada Bir Türk Atasözü Aklıma Geldi Atın iyisine Doru Yiğidin İyisine Deli Derler M.Alperen) bunca zenginliğine rağmen neden derviş hayati yaşıyor diye birbirlerine sorar dururlardı. O ise kendisine karşı yapılan tenkitlere aldırış etmez hayatına devam ederdi. Yine bir gün onu pazarda gördük mahallenin fakir ihtiyarı Mehmet amcanın pazar çantasını yüklenmiş sırtına yine sevap peşindeydi ve çanta her nedense ağzına kadar doluydu. Meğer kardeşimiz cebindeki parayı da Mehmet amcaya vermişti ve ihtiyar hayatında ilk defa dolu çantayla evine gidiyordu. İşte böyleydi M. B. kardeşimiz. Onu gördüğümüz zaman eski zamanlarda yalınayak gezen ve Allah rızası için sebep arayan eski zaman Ermişleri gelirdi hep aklımıza; öyle bir insandı, riyasızdı, temizdi.
Bir gün yine duyduk ki bir İslam beldesine küffar saldırmış ve oradaki Müslüman halka zulüm ederlermiş. Biz de bu duruma kayıtsız kalamazdık tabii ki, hemen bazı kardeşlerimiz hazırlık yapmaya başladılar cihad için. M. B. kardeş yanımıza geldi o zaman. Elinde bir çanta vardı ve bunları cihada gidenler için vermek istediğini söyledi. Çantayı açtığımızda gördüğümüz para bir servet değerindeydi ve canım kardeşim M. B. bunların cihad için harcanmasını istiyordu. Bunun için babasından kalan o pahalı arabayı satmıştı. Ne güzel Müslümandı o. Sayesinde mücahitlerin yol paraları ve cepheye ulaştıklarında onlara yetecek para sorunu halledilmişti, neticede cepheye gitti kardeşlerimiz ve akabinde de şehadet haberleri ulaşmaya başladı. Ne imrendirici haberlerdi bunlar bir bilseniz! Şehadet arzusu ve Allah için cihad M. B kardeşin de ruhunu sarmaya başladı. Biz bunu hissediyorduk. Nitekim bir gün geldi ve cihada gitmek istediğini söyledi. Hazırlıklarını tamamladı ve yola çıktı. Ama bir haftadan uzun bir süre sınırda beklemesine rağmen cepheye ulaşamadı ve geri dönmek zorunda kaldı. Onu ilk defa ağlarken gördük o zaman. Kendisi için, cepheye ulaşabilmesi için dua etmemizi istedi bizden. Bizler de en içten yakarışlarımızı yönelttik Yaratana. Cihada gitmek isteyen kardeşlerimiz cepheye ulaşabilsinler diye. Neticede Rabbim duamızı kabul etti ve M. B. ikinci denemesinde cepheye ulaşabildi.
Hep en önde savaştı, yanında bir ekmeği varsa bunu diğer mücahitlerle Paylaşır, Hakkın rızasını celbedeyim diye uğraşırdı. Savaşın en çetin anlarında en öne geçer elindeki AK 47(Kaleşnikof Marka silah Yani Kaleş M. Alperen) silahını tekbirleriyle besleyip düşmana ölüm kusardı. Oradaki mücahitler onu başındaki solmuş beresiyle, sırtına yüklendiği RPG 7'siyle, soluk kamuflajlarıyla ve çenesindeki üç dört kıldan ibaret sakalıyla hatırlarlardı hep. Mücahitlerin neşesiydi, motive ediciydi. Ne güzel Müslümandı M. B. kardeş.
Bir gün yine mücahitler düşmanın ikmal yolunu kesmek için pusuya yatmış Allah'a zikirle meşgul dudakları, elleri tetikte bekliyorlar ve şehadeti Umuyorlar. İlk patlama ile birlikte tekbir sesleri yükseliyor semaya, Allah'a inanmış kalplerin çelikten tanklara taarruzu başlıyor ve akabinde zafer. . ALLAHU EKBER!. . Bir ağacın dibinde bulunuyor şehit M. B. Vücudunda üç kurşun izi, biri göğsünde, biri sağ ayağında, biri de omuzunu delmiş vaziyette ve şehit gülümsüyor artık. Çünkü özlediği şehadete kavuşmuş. Kanı toprağa düşerken Rabbi ona cenneti göstermiş belli ki.
Daha on dokuz yaşında bir şehit ne güzel Müslümandı M. B. kardeş. . . . .
İÇİNİZDEKİ SEHADET AŞKININ SESİNİ DİNLEYİN. . . !
Herkese uğradın sen bana küsülümüsün?
Bir coğuna göz kırptın bana yeminlimisin?
Ben senin aşkin ile kavrulurken burada
Ey Şehadet sen bana neden nazlar edersin?
Bilsem ki ne zamana denk gelecek o gelişin
Damat gibi hazırlanır güzelce süslenirdim...
Kanımı toplardım tam fışkıracağı yerden
Ey sehadet sen benim askimsin can özümsün...
Ey Şehadet kurtuluş azadelik sendedir
İzzet, şeref, ar, namus yolunun üstündedir
Kanımın fışkırması gelişine müjdedir
Ey Şehadet cabuk gel! bana getir müjdemi!
Ahde sadık olanlar evliya enbiyalar,
Gözlerini kirpmadan sana talip oldular
Bir gülü koklar gibi haz ile kokladılar
Ey Şehadet cabuk gel! bana getir müjdemi...
Gerçi her isteyene nasip olmadıysada,
Duam şudur Rabbimden "nasip olsun banada!"
Nasip olsun yarabbim bu aşkla yananlara...
Şehadet kokusuyla bütün küfrü devirir.
Bu yazi bana bir e-mail grubundaki melike_77 kardesten geldi.Allah kalbimize sehadet aski ve kaderimize sehitlik yazsin insaallah(amin)
__________________ |
| |