| NAMI DIGER 2.85 ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.08.2003 Yaş: 38
Mesajlar: 695
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| mustafa islamoglundan guzel bir yazi Alet eden kadar âlet olan da suçlu Cihan Haber Ajansı'nın gayretiyle temayüz etmiş İslamâbad muhabiri Harun Çelik'in telefondaki sesi gayet hüzünlüydü. Bu hüznün sebebi hal-hatır faslından sonra anlaşıldı. O gün şûrâ günüydü. Pakistanlı Şiiler de, tüm dünyadaki diğer mezhepdaşları gibi matem törenleri düzenlemişlerdi. Ama Quetta'da olan olmuş, fanatik Sünni siviller gösteri meydanını kan gölüne çevirmişlerdi. Harun Bey "Anlamakta güçlük çekiyorum" diyordu. "İnanılır gibi değil" diyordu. "Taassup cehaletle birleşince böyle cinnet ve cinayetler üretir" dediğimde, "Ama bunlar cahil değil, mektep-medrese görmüş tahsilli insanlar" cevabını almıştım. Benim de cevabım artık darbı mesel haline gelen şu cümle oldu: "Cehaletin bu derecesi ancak tahsil ile mümkündür!" Aynı günün akşamında yukarıdakinden daha feci bir haberle karşılaştım. Yine o gün şûrâ matemi sırasında, Bağdat ve Kerbela'da patlayan bombalar 182 kişinin hayatına malolmuştu. Bu katliamın sorumlusu her halükarda ABD işgal güçleridir. Doğrudan planlamamış olsalar dahi, böyle bir zemini onların hazırladığı söylenebilir. En azından güvenlik zafiyetinin müsebbibi onlar. Bu tür saldırılara göz yummuş olmaları kuvvetle muhtemel. Çünkü son tahlilde Şii-Sünni ihtilafı, işgal güçlerinin ekmeğine yağ sürecek. Fakat, bu yaklaşım her şeyi açıklamıyor. Hatta, gerçeğin bir kısmını ideolojik bir şalla örtüyor. Alet edeni gören, fakat âlet olanı görmeyen bir açıklama tarzı bu. Duygusal olması bir yana, ikna ediciliği de yok. Diyelim ki Irak'taki saldırıları böyle açıkladık. Ya Pakistan'dakini nasıl açıklayacağız? Quetta Afganistan sınırına yakın bir kent. Afgan göçmenlerin sayısı hayli yekun tutuyor… Taliban zihniyeti, bu tip olayların ortaya çıkmasında oldukça mümbit bir zemin oluşturuyor vs… İyi de, eğer Irak'taki katliamın tüm suçunu "âlet edenlere" yıkamayacaksak, dahası "âlet olanların" payının olduğunu da kabul edeceksek, Quetta ile Bağdat ve Kerbela saldırıları arasındaki bağı bulmak durumundayız. O bağ, yukarıda da dile getirdiğim gibi taassup ve cehaletin cinnet ve cinayete dönüştüğü hastalıklı bir akıldan başkası değildir. Harun Çelik'in "anlayamıyorum" dediğine bakmayın siz. Aslında olan biteni en iyi anlayabileceklerden biri de o. Türkiye'deki Sünniliği eğer Pakistan'ın, Afganistan'ın, hatta Suriye'nin, Irak'ın, Mısır'ın bazı kesimlerine götürsek, hiç de küçümsenmeyecek sayıda müfrit "Bunun neresi Sünnilik?" diye bize çıkışırdı. "Müslümanlar kardeştir" Kur'anî düsturu zaten bunu gerektirirmiş, tersi dinin özüne aykırıymış… Kimin umurunda? Benim gibi Türkiye dışı İslam toplumlarını içinden görüp tanımış olan herkes bu kanaatime katılır. Siz Türkiye'de Hz. Hüseyin'in katline ferman çıkaran Emevi yöneticisi Yezid'e "Hz. Yezid" diyen birini hiç duydunuz mu? Ya çocuğuna Yezid adını koyan? Ben duymadım. Bırakın bunu, Anadolu'da "Yezid" kelimesi hakaret yerine kullanılır. Ama bu saydığım beldelerde bunun birçok örneğine rastlayabilirsiniz. Vahhabi eğilimli bir Müslüman'ın Hz. Hüseyin'e "zamanının imamına başkaldıran asi" gözüyle baktığını ilk kez işittiğimde, şaşkınlıktan neredeyse küçük dilimi yutacaktım. Bunun bir istisna olmadığını anlamam çok sürmedi. Dahası da var. Hz. Hüseyin'in şehadet günü olan şûrâ gününü Afrika'daki bazı marjinal Sünni toplulukların "bayram günü" olarak kutladıklarına dahi şahit olunmuş. Evet, "Bu kadarı da olmaz!" dediğinizi duyar gibiyim. Ama taassubun gözü kör, kulağı sağır, kalbi taş, aklı yarımdır. Taassubun bu derekesi tahsilli-tahsilsiz cehaletle birleşince, ortaya işte geçtiğimiz günlerde örneği görülen cinayetler çıkıyor. Bu yüzden bu köşede dile getirdiğim o tesbiti bir kez daha tekrarlamam gerekiyor: Cahilin dindarlığı arttıkça sapması da artar. Mazeret ne kadar tumturaklı olsa da, ortadaki ayıbı kapatmaya yetmiyor. Siz kullanılmaya hazırsanız, sizi kullanacak birileri mutlaka bulunur. Böylesi her durumda sadece kullananları suçlamak sorunu halletmiyor. Bir biçimde kullanılmanın önüne geçmek gerekiyor. Bunun sorumlusu elbette İslam değil. Onun içindir ki, bu durumun önüne geçmek için "dinde reformdan" söz etmek, sadece yanlışı istismar anlamına gelir. Bu da kullanmanın bir parçasıdır. Fakat sorunlu bir Müslüman zihinden söz etmek hiç de yanlış olmayacaktır. Çünkü Müslüman zihin tahrif olmuştur. Bunun hem içeriden hem dışarıdan kaynaklanan bir- çok sebebi vardır. Ama gerçek budur. Başka yolu yok: Müslümanlar'ın tasavvur ve akıllarını yeniden inşa etmeleri gerekiyor. Bunun için gerekli olan "yol haritasına" sahipler. shocaoglu@yenisafak.com
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| " Guzel Yazi Paylasan Kalmadi " | Mikval | Muhabbet Olsun | 17 | 15.12.2006 07:31 |
| >>>Guzel Isimler<<< | PaPatya-4 | Hadis Köşemiz | 17 | 19.11.2005 23:42 |
| Guzel Bir Torba | Mikval | Resim ve Karikatür | 0 | 01.03.2005 05:34 |
| Guzel soz.. | Merdiyye | Dini Bilgi ve Eğitim | 6 | 04.03.2004 09:18 |
| GuzeL Bir Kac Soz | Huzuncicegi | Muhabbet Olsun | 0 | 17.10.2003 12:05 |