![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 11.08.2005
Mesajlar: 2.449
Teşekkür etti: 3
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| öyle mi??
Kadınlarda cesaret ve cömertlik kötü ahlaktanmış..... ???????? Bilgisi olan, yorumu olan.....? |
| | |
| Ümit Yolcusu ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.610
Teşekkür etti: 1
11 Teşekkür 9 Mesaja aldı
|
Hayat gece ve gündüz yasanir. Karanlıkların ve aydınlıkların içinde yol alır insan. Gece ve gündüz gibi düzenli bir ardışıklık olmasa da, hayatın karanlığı ve aydınlığı birbirinden ayrılamaz. Hatta öyle ki, hayattaki karanlıklar ardışık olarak birbirini izlemediği gibi, Yaratıcı karanlığın içinden aydınlığı, aydınlığın içinden de karanlığı çıkarır. Karanlıkta yürümek zordur. Ne ile karşılaşacağınızı bilemezsiniz: ayağınıza neyin değeceğini, sizi hangi çukurun beklediğini, aniden karşınıza çıkanın ne olduğunu... El yordamıyla yürümek işkenceye yakın bir haldir. Karanlığın içindeki belirsizlikte nesnelerin neler olduğunu anlamak, hele kaygılı bir ruh haliyle, daha zahmetlidir, meşakkatlidir. Karanlıkta tek başına yürümek ise en zorudur. Hayatın aydınlığında tek başına yürümek de kolay sayılmaz. Aydınlık göz kamaştırır çünkü. Fazla ışık da insanın gözlerini bayar, bakışlarındaki keskinliği bozar. Aydınlıkta yürüyen bir insan bir ağacı arzular. Ağacın gölgesinde dinlenmek, serinlemek ister. Ağacın gölgesinde tek başına olmak da kolay değildir. Karanlığın ve aydınlığın zorluğunda insan varlığı nasıl yürüyecektir? İnsanı erkek ve kadın olarak iki cinsiyette yaratan Yaratıcı, karanlıkta ve aydınlıkta yürümeyi en küçük ölçekte tek kişilik değil, iki kişilik bir yürüyüş, kadın ile erkeğin birlikteliği olarak ayarlamış, öyle takdir etmiştir. Âdem ile Havva nasıl ki cennette, aydınlıkta birlikte idiyseler, cennetten birlikte çıkarılmışlar, sonra dünyada da birlikte yol almışlardır. Dünyadaki aydınlık ve karanlık günleri birlikte seyretmiştir. İlk yaratılan insanın erkek olması, karanlığa da, aydınlığa da ilk muhatap olanın erkek olduğunu ima eder. Erkeğin gözü karanlığa da, aydınlığa da daha aşinadır. Belki de bu yüzden “Erkekler kadınlar üzerinde koruyup gözeticidir” (bkz. Kur’ân, 4:34). İlk yaratılmanın getirdiği bu farklılık, bir üstünlük gibi dursa da, gerçekte bedeli olan bir özelliktir. Karanlığa ve aydınlığa karşı kadınsılık ile erkeksiliğin tepkileri ve sorun çözme biçimleri de farklı olacaktır. Karanlıktan daha çok korkan, aydınlıktan gözleri daha çok kamaşan, kadınların kadınsılıklarıdır. Erkeksilik nedir öyleyse? Kadınsılığın ardından bu konuyu yazmaya karar verince, kadınsılık kavramını zaten çetrefilli bulurken, erkeksilik tanımının da ne kadar az düşünüldüğünü farkettim ve daha çetrefilli buldum. “Erkeklerin kadınsılığı düşünme merakı, kadınların erkeksiliği düşünme merakının önüne geçmiş olabilir mi?” şeklinde bir spekülasyon yapılabilir. Erkeksiliği düşünmeyi de erkeklerin üstlenmesi iyi olacak gibi görünüyor. Erkeksilik deyince, cinsellik çağrıştıran kelimeleri bir yana bırakırsak ilk elde akla gelenler, himaye, koruma, koruyup gözetme, güçlülük, cesaret, mertlik, yiğitlik, yüreklilik ve kahramanlıktır. Bu özellikler hem karanlığın içinde yol alırken, hem de aydınlığın göz kamaştırma özelliğine karşı insan varlığının kendini güvende hissetmesine vesile olmak üzere Yaratıcının erkeğe yerleştirdiği özellikler olsa gerektir. Garip bir paradoksla, erkeksiliği biraz daha iyi anlamanın yolu yine kadınsılığı anlamaktan geçmektedir. Buna ihtiyaç duymamız ilk elde şaşırtıcı gelse bile, doğurganlığın kadına özgü kılınması, erkeğin bu doğurganlıkta sadece spermi ile katkıda bulunması, kavramların doğmasında da kadına duyulan ihtiyacı anlamamıza vesile olur. Dünyadaki tüm psikiyatristlerin hastalarının çoğu kadındır. Daha çok kadınları dinleyen bir terapist olarak ben de kadınların kendilerini tanımlamaları ile daha çok karşılaşırım. “Bir ağacın gölgesinde olmak istiyorum. Ama tek başıma olmak istemiyorum” Benim kadınlardan kendi ihtiyaçları üzerinden erkeksilik tanımlamalarını özeteleyebileceğim tanımlama, işte budur. Bu cümleyi birçok cümle bileşenlerine ayırabiliriz: “Erkeğimin benimle ilgilenmesini istiyorum,” “Beni düşünmesini istiyorum,” “Beni dinlemesini istiyorum,” “Sorunlarım olduğunda çareler bulsun istiyorum,” “Bana destek olsun istiyorum,” “Beni taşısın istiyorum,” “Bana sahip çıkmasını istiyorum,” “Ona sırtımı dayamak istiyorum.” Bu cümleleri her duyduğumda, Bediüzzaman’ın “Hatta erkeklerde iki güzel haslet olan cesaret ve sehavet kadınlarda bulunsa, bu emniyete ve sadakata zarar olduğu için, ahlâk-ı seyyiedendir, kötü haslet sayılırlar. Fakat kocasının vazifesi, ona hazinedarlık ve sadakat değil, belki himayet ve merhamet ve hürmettir” tesbitini hatırlamadan edemem. Bu isteklerin kadınların sosyal statülerinden, ekonomik durumlarından bağımsız olduğunu da vurgulamak isterim. Ekonomik olarak tüm hayatını rahatlıkla kendi başına geçirebilecek birçok kadından benzer cümleleri duymak, ilk elde şaşırtıcıdır. Dışarıdan göründüğü biçimiyle güçlü, kuvvetli, yüksek ökçeli sivri ayakkabılar ile koridorları çınlatan kadınların ruhları dahi modern hayatta himaye edilme, merhamet edilme, saygı hissetme duygularının açlığını çekmektedir. Modern hayat paradigmaları ne kadar erkeksiliği kadınsılıklarının içinde eritmeye çalışırsa çalışsın, kadınsılıkları hâlâ erkeksiliğin sıfatlarına ihtiyaç duymaktadır. Bu açıdan bir meslektaşımın bir psikanalistten naklettiği bir tesbit hayli ilginçtir: “Lezbiyen aşk ilişkilerinde bile, iki kadından biri yine hâlâ erkek rolündedir.” “Beni taşıyacak bir erkeğe ihtiyaç duyuyorum” diyen kadınların kadınsılıkları, erkeklerde bu erkeksiliği bulabiliyor mu? Erkekler modern hayatta erkeksiliklerini ne kadar koruyup sürdürebildiler? Modernitenin insanı sakatlayan kör kurşunu hem erkeğe isabet etti, hem de kadına. Kadınlar erkeksileşerek, letafet ve nezakatlerini ellerinden kaçırarak kişiliklerinin hırçınlaşmasına ne denli izin verdiler ise, erkekler de o oranda hayatın içinde kadınsılaşarak, hem biyolojik hem de psikolojik olarak erkeksiliklerini ellerinden kaçırdılar. Oysa, erkek olabilmek için, kadınsı olmamak gerekiyordu. Kadınsılık özelliklerini içselleştirmiş erkekler, erkekleşmiş kadınları artık taşıyamamaktadırlar. Çünkü erkekler hem kadınsılaşarak kendilerini güçsüzleştirmişlerdir, hem de yükleri ikiye katlanmıştır. İçlerinde taşıdıkları erkeksiliğin yükü yanında, kadınların kadınsılıklarına bulaşan erkeksilik ayrı bir yük olarak omuzlarına binmiştir. Olan, erkek ve kadına değil, insana olmuştur sonuçta. Sakatlanan insandır yeryüzünde. Kadınların erkeksiliğinden dert yanan erkekler, yüreklilik göstererek, kendilerine sunulan ve hatta önerilen kadınsılığı elinin tersiyle geri çevirebilmeli ve kendiliklerine sahip çıkıp kendileri olmaya azimli olmalıdırlar. “Beni taşıyamıyor” diye erkeklerden yakınan kadınlar da şunu unutmamalıdır: Taşınmak isteyen, ağırlığına dikkat etmelidir. Iktibas: *Karakalem
__________________ .. Sayfalarinda Güller Kuruttugum O Kitap Hala Bitmedi... |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 11.08.2005
Mesajlar: 2.449
Teşekkür etti: 3
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
|
Sanırım burda açık saçıklık üzerine söylenmiş bir söz bu. O zaman doğru söze ne hacet.... Teşekkür ettim.. Galiba yine bi yanlış anlama söz konusu olmuş.. yok yok sahip çıkmalıyım artık bazı şeylere.... |
| | |
| Ümit Yolcusu ![]() Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.610
Teşekkür etti: 1
11 Teşekkür 9 Mesaja aldı
|
Burda da konu hafif deginilmis http://www.delikanforum.net/showthre...998#post402998
__________________ .. Sayfalarinda Güller Kuruttugum O Kitap Hala Bitmedi... | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 11.08.2005
Mesajlar: 2.449
Teşekkür etti: 3
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
|
Hmmm anladım... Şunu da anlıyorum ki insanlara doğruları aktarmak için bilgiyi ancak hassas bir süzgecin içinden geçirmek gerek. İnce eleyip sık dokumak yani... Yoksa Allah muhafaza adamı yoldan saptırmak bazen hiç de zor değil ya da sevileni düşman çıkarmak.......!!! Bu yüzden dedim bilgiye sahip çıkmak gerek.... Yukarıdaki karakalem yazısı da uygun düşmüş, beğendim. Konuya farklı yorumlar değil farklı renkler eklemek hitabı zenginleştiriyor... |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bu Öyle Bİr Sevda Kİ... | itimat | Bir oku bin düşün | 14 | 30.07.2008 21:12 |
| Alim kime denir. öyle değil..öyle değil.. Zannettiğin gibi değil | Serhan | Dini Bilgi ve Eğitim | 5 | 21.05.2008 20:13 |
| öyle Bir Ates Ki ... | hayal_gözlü | Özgün Yazılarınız | 5 | 28.02.2007 09:25 |
| öyle değil!.. | ilbey | Günlük | 2 | 23.02.2007 12:50 |
| Nasil yasarsaniz öyle ölür,nasil ölürseniz öyle diriltilirsiniz | Cihad74 | Özgün Yazılarınız | 0 | 08.04.2004 01:26 |