| Hayatı paylaşmak Hayat, varoluş nişanesidir. Doğumla ölüm, çıkışla iniş arasında her nefesin, her anın ilmek ilmek dokuduğu uzun bir motifler manzumesidir. Bu manzumeye eşlik eden, özünde 'hayat çekirdeği' taşıyan her canlının var oluş türküsünü son noktasına kadar söylemesi en tabiî hakkıdır. Bu hakka kast etmek demek, hayatın çarklarına ve ahenge kast etmek demektir. Bu da insanlığa ve insanla beraber hayatı kucaklayan varlığa felâket, yok oluş ve ölümden başka bir şey getirmeyecektir.
Güneşin ilk sıcaklığında hayata 'merhaba' diyen kardelenin mutluluk adına fısıldadığı muştular, bir bebeğin ilk gözyaşında da vardır. Ak güvercinlerin kanadında dolaşan barış, insanoğlunun avucunda şekillenir. Bütün berraklığı ile temizliği temsil eden suda yansıyan en güzel çehre hayatın çehresidir. İşte insanın ve tabiatın böylesine iç içe olduğu dünyada, hayatın devamı için yaşatmayı bilmek gerekir.
Savaşlar, zulümler ve çığlıklar arasında kaybolan nesiller, yaşarken yaşatmayı unutanların en büyük ayıbıdır. Dünyaya sadece menfaat gözlüğüyle bakanlar, aç insanların ızdırabını görmeyecek, manasız bir savaşın ardında feryat eden çocukların çığlıklarını işitmeyecek ve muzdarip insanların gözlerinde parlayan son ümit ışıklarını hissetmeyeceklerdir. Çünkü masum hayatlara kast etmek nefretin ve kötülüğün karanlık atmosferinde kaskatı kesilen insanlara mahsustur.
Tohum, açmaya namzet bir çiçektir. Açmak için toprağı deler, hayatla yüz yüze gelir. Çiçek olma yolunda o tohuma engel olmak haksızlıktır. Bir insan da tohuma benzer. Yaşamak için geldiği dünyada hür olmak, kazanmak ve yükselmek ister. Özgürce, fikirlerini beyan ederek serpilir. İlim ışığından aldığı renkleri özümseyerek yansıtır âleme. Onun ışığına engel olmak hangi nizamın adaletidir? Saadet balına öz olan çiçek tozlarına kilit vurmakla, hangi istikbalin hülyaları kurulabilir.
Nasıl ki bahar rengarenk çiçekleri, cıvıl cıvıl kuşlarıyla güzeldir; hayata güzellik veren de fikirlerin rengi, insanların sesidir. İnsanla doğan haklara set çekmek; çiçeklenmiş ağaçları kesmek, ötüşen kuşları vurmak, baharın cıvıl cıvıl renklerine boyanmış kırları mahvetmek kadar çirkindir.
Bir gonca, papatyaya yer vermesini bildiği gibi, bulutlar da güneşin doğuşunu gölgelemez. Rüzgâr, incecik sapıyla toprağa bağlanan çiçeğe merhamet ettiği gibi, desteğini bekleyen dalgalara da yardımcı olur.
Eğer bu tesanüd ve hoşgörü olmasaydı, kâinat bu kadar yaşanabilir olur muydu? Kara bir sayfa olarak insanlığın tarih defterine geçen savaşlar, zulümler ve katliamlar, yaşadığı dünyadan ibret almayan insanın en kötü hatırasıdır.
Bu kara sayfaların tekrar yazılmaması için, hayatı paylaştığımız insanı sevmeli, onun temel hak ve hürriyetlerine saygı duyup, her türlü fikirden, milletten ve renkten insana kucak açmalıyız. Çünkü hayata can katan en tesirli iksir SEVGI' dir.
__________________
Baki sevgiler adina nice istekler vardir!
Ölümün dahi ayrilik saymadigi gönüller vardir!
Mesafeler araya set cekse ne cikar?
Dualarla birlesen gönüller vardir...
|