Dünya hayati ahiret hayatinin vesilesidir. Dünya hayatinda mal kazanmanin yollari çoktur. Ticaret, hibe, ziraat, miras, memuriyet ve saire. Amma bunlarin içinde en yararli ve faydali, sanattir.
Dâvûd Peygamber de geçimini sanatindan temin ederdi, diye Kur'âni Hakîm onu övmüstür. Allah'in Rasûlü de: " Davud Peygamber de kendisinin el emegini yerdi." buyurmakla onu övmüstür.
Bir insan zenginlikten, sultan olmaktan veya âlim olmaktan dolayi dünya islerini, çalismayi terk etmemelidir.
Çünkü Dâvûd Peygamber yer yüzünün hâkimi oldugu halde çalismistir. Bu çalisma bedenle olur, dimagla olur, kalemle olur. Yeter ki sanat olsun.
"Ey Dâvûd! Biz seni yer yüzünün halîfesi yaptik..." [Sâd 26] mealindeki ayeti kerîme onun hâkimligini tasrih etmektedir. Bununla beraber kendisi sanatini birakmamistir.
Allah Teâlâ onun bu güzel sifatini örnek olsun diye bize beyan buyurmustur. O çagin sartlari ne ise ona göre çalismis, silah yapmak, zirh yapmak gibi sair demircilik sanatlariyla firsatlari degerlendirmistir.
"Hiçbir zaman bir kimse kendisinin el emegi olan sanatçiliktan daha hayrli mal kazanmamistir. Nitekim
Allah Teâlâ'nin nebîsi olan Dâvûd Peygamber el emegi olan sanatin mamulünden yerdi." mealindeki hadîsi serîfin içindeki amel sanatçiliktir. Onun için Dâvûd aleyhisselam'la temsil buyrulmustur.
Su halde genç kardeslerimiz alti cihetle bir meslek sahibi olmak ve sanat insanlara lüzumlu ve gerekli bir haslettir:
1- Sanatçinin bedeni daimi harekette oldugu için adale ve iç cihazlar hatta dimag kâmilen sihhat bulur ve kuvvet alir.
2- Herkes sanatçiya muhtac olur. Sanatçi sanatiyla topluma çalistigi gibi cemiyet de ayrica hizmetine kosar. Iste râbitai insaniyye. Ve islami kardeslik
3- Kendilerinde sanayi hâkim olan toplum, sanayisiz toplumlara hâkimdir. Demek hâkimiyetin bir vesilesi de sanattir.
4- Sanatla ilim, zeka terakki eder. Bununla sanatçi birçok fizikî tedavilerle rûhânî hastaliklardan kurtulur. Iman sartiyla.
5- Sanatla ugrasan bir ferd veya toplum birçok belalardan mahfuzdur.
6- Servet herhangi bir felakete ugramasi takdîrinde tekrar sanatla kazanilabilir.
Demek sanat can ve malin koruyucusudur. Burada desek ki sanatçilik ilmi farzi kifâyedir, herhalde hata olmayacaktir. Onun için hadîsi serîfte:
"Hiçbir zaman bir kimse el emegi olan sanatçiliktan daha hayrli mali kazanip yememistir." buyrulmustur.
"Dünyanizi yararli bir hale getirin ve ahiretiniz için de çalisin." mealindeki hadîsi serîfte de dünyanin yararli hale getirilmesi, ahiret ameline takdim edilmistir. Bundan dolayi ahiret için dünya terk edilemedigi gibi dünya için de ahiret terk edilemez. Çünkü hadîsin ikinci cümlesinin birinci cümleye atfedilmesi bunu gerektirir.
Su halde ahirete vesile olabilecek sey daima insanin lehindedir. Su kadar ki dünya ve ahiret isinin birisine zarar vermekle öbürünü kazanmak söz konusu olursa bu takdirde mü'min ahiretini tercih etmek mecburiyetindedir. Çünkü kafir olanlar tam aksini islerler.
"Allah'in sana verdigi (maldan harcayip) ahiret yurdunu ara, dünyadan nasibini de unutma. Allah'in sana ihsan ettigi gibi sen de (insanlara yararli olmak için) ihsanda bulun. Yer yüzünde fesad arama, çünkü
Allah fesadcilari sevmez." [ElKasas 77] mealindeki ayeti kerîme buraya kadar anlatmis oldugumuz manayi ifade etmektedir.
Ismail bin Mahfuz el-Abbasi rahimehullah
selametle
acizane