| haydi ne dersiniz ? Bembeyaz bulutun, en saf yerinden ve en taze bir biçimde yağmıştık bu dünyaya. Lâkin toprağı çamur ettik ilkin. Sonrada o çamurlarda kaybolduk…
Meleğimsi bir fıtratla gelmiştik dünyaya… Saflığımızla doluydu gönül tasımız. Güzellik ikram ederdik hep. Güzelliğe meyilliydi yüreğimiz çünkü En Güzele uzanıyordu öte yanımız… Güzellik, mahkûmdu yüzümüzde ya da güzelliği mahkûmduk biz…
Geçti zaman… Arkada bırakıldı güzelliklerle sarınan fıtratımız. Bakakaldı ardımızdan tıpkı yaşlı gözlerin vuslata baktığı gibi…
Yalan girdi dünyamıza ilkin, riyaya düştü yüzümüz. Yalanı yılan, riyayı bela bilemedik. Beyazlara boyamaya çalıştık yalanlarımızı. Küçük sandık en büyüklerini bile. “Bir daha söylemem.” gibi sözlerin dizinde uyuttuk benliğimizi. Kandırdığımızı sanırken kandık, aldattığımızı düşünürken aldandık. Sahteliklerin kursağına bıraktık güzelliğe ait ne varsa… Riyaların rüyaları bulaştı hayallerimize. Kirlendi hayallerimiz. “Yaptıklarımız kim içindi?” sorusunun hesabını veremedik. Riya ile deldik sevap heybelerimizi ve kayıp gitti o deliklerden sevaplarımız, birer birer… Bilemedik, riyanın müflisliğe açılan kapıların anahtarı olduğunu. Bilemedik riyanın veba oluşuyla sevapların heba olduğunu…
Sonraları ise adaletin ışığını söndürdük gönüllerde, fedakârlığımızı feda edemedik, aldatmayı fırsat saydık, samimiliği sahtelikle yer değiştirdik… Çıkardık güzel ahlak elbisesini üzerimizden… Ve korumasız kaldık. Oysa insanın silahıydı güzel ahlak günahlara karşı, zırhıydı, en güzel elbisesiydi… Ancak güzel ahlakla erişebilirdik yüce mevkilere, güzel ahlakla toplayabilirdik cennet meyvelerini… Güzel ahlakla manaya ererdi ibadetlerimiz, manaya ererdi benliğimiz…
Güzel ahlak neydi?
Güzel ahlak, ilkin gönüllerde sevgi ışığını yakabilmekti. Sevginin erlerini yansıtabilmekti yürekte ve onları örnek alabilmekti idrakte… Güzel ahlak, Ebu Bekir`de sadakatti, Ömer`de adaletti, Osman`da hayâydı, Ali`de azametti, Musab`ta fedakârlıktı… Güzel ahlak, Muhammedi (s.a.v) olabilmekti. Kur’ânla bütünleşebilmekti. Dünyayı araç, ahireti amaç olarak görebilmekti. Dua ederken eller yerine kalbi açabilmekti. Kin dolu bir dünyada hâlâ sevgiyi ve aşkı saçabilmekti. Güzel ahlak, “O görsün yeter!” diyebilmekti…
Şimdilerde dünya eşiğinde hesapsızca çiğnenen başlar varken ne kadarda muhtacız güzel ahlakın ruhuna ve nuruna. Düşen bir dosta el uzatmak, mazlum bir başı okşamak, gözdeki bir damla yaşı silmek, bu kadar zor yapılası bir davranış değildi. Ama heybemize ahireti alamadık, dolayısıyla bu güzellikleri göremedik. Şimdi ise dilenmek yerine direnmek zamanı! Bitmedik biz. Düştüğümüz yerden kalkacak gücümüz var daha. Yeter ki dünya damlayan yerlerimizi silelim. Ahiretin havzına bırakalım benliğimizi. Fıtratımıza dönelim ve yağalım bulutların en saf yerinden, en taze bir biçimde yeniden…
Haydi, işe birbirimizi severek başlayalım. Hakka uzanan bir sevgiyle…ne dersiniz
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |