|
Selamün Aleyküm Arkadaslar...
Yine Pratik bilgiler...Ama okuyunca kiminizin degisigine gideceginden
eminim...Belki duymadiklarinizda vardir... Mutlaka okuyun bence...
Ben bunlari okumayi cok seviyorum
belki sizlerde seviyorsunuzdur...:D
-Parmaklarımız, bir metrenin 50 milyonda biri kadar küçük bir titreşim
olayını sezebilecek kadar duyarlıdır.
-Öksürmeden hemen evvelki nefeste normalin 5 katı hava çekilir.
-Öksürükle çıkan havanın hızı ise saatte 100 mildir.
-Uçan bir sinek kanatlarını, saniyede 1000 kez çırpar.
-İçilen su bir saat içinde bütün organlara yayılır. Su metabolizmasını böbrekler düzenler. Fazla su böbrekten çıkarılır. Susuzluk halinde böbrek suyu vücutta tutar. Fazla tuzlu bir idrar çıkarır. Beynin altındaki hipofiz bezi de su metabolizmasını düzenler.
-Yeni dogmuş bir bebegin ilk kez cigerlerini doldurmak için meydana getirdigi hava emişi, saglıklı bir yetişkinin normal bir nefeste emdigi havanın 50 katıdır.
-AKREP: Ucunda zehirli ignesi bulunan kuyrugunu kaldırarak yürür. Bir sene kadar açlıga ve susuzluga dayanır. Uzuvlarını yenileyebilir, radyasyon ışınları tesir etmez. Bir buz kalıbında 3 hafta dodurulan akrep, buzlar eritildiginde hiçbir şey yokmuş gibi hayata döner. Tropikal iklime yaklaştıkça boyları ve zehirlerinin tesiri artar.
-RADYO DALGALARI: Heinrich R. Hetz.1887 yılında radyo dalgalarını keşfetmiştir. Bu dalgalarla uzaktan farkına varabilecek derecede akımlar elde edilebilecegi ortrya çıkarılmıştır. Aynı şekilde telsiz haberleşme alanının kapıları açılmıştır. Bu dalgaların keşfedilmesiyle radyo ve televizyon yayınları ve radar çok çabuk gerçekleşmiştir. Buluş, medeniyetin ilerlemesinde bir çok önemli gelişmelere zemin hazırlamıştır.
- İskambil kagıtlarının dili: İskambil kagıtlarının bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransası’na dayandıgı kesin gibi. O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kagıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızragın ucunu çagrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtgen kiremitlerden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yapragına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en degerli, sinegin ise en degersiz kart olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.
-Tellere konan kuşlar niçin çarpılmıyorlar? İnsanların dokundukları anda kömür oldukları binlerce volt cereyan taşıyan elektrik tellerine konan kuşlar nasıl oluyor da cereyana kapılmıyorlar? Çünkü topraklanmamışlardır. Çükü tam bir devre meydana getirmezler. Çünkü kısa devre yaratmazlar. Ama kuş kazara elektrik tellerini taşıyan direge temas ederse, elektrik akımı kuşun gövdesi ve direk yolu ile topraga geçer ve kuş ölür.
-İnsanlar niçin tokalaşıyorlar? Tokalaşma aslında çaglar öncesi bir adet. Çok eski çaglarda, tüm erkekler bir silah taşıyor ve çogunlugu da bu silahı sag eli ile kullanıyordu. Bir erkek digerine dost oldugunu, elinde silah bulunmadıgını göstermek için, boş sag elini uzatıyor, digeri de aynı şeyi yapıyordu. Ama her iki taraf da kendini emniyete almak, digerini aniden silahını çekmesine mani olmak için, birbirinden emin olana kadar, birlikte ellerini hafifçe sıkarak duruyorlardı. |