![]() ![]() Üyelik tarihi: 24.04.2007
Mesajlar: 380
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
![]() |
|
|
|
|
Bir-Taraf olmayan Ber-Taraf olur...!
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 29.02.2004 Yaş: 38
Mesajlar: 1.259
Teşekkür etti: 14
10 Teşekkür 5 Mesaja aldı
|
Gözümü yumdukça gördügüm nakıs. Bosuna gezmisim, yok tabiatta, Içimdeki kadar inis ve çıkıs..! N.Fazıl Kısakürek
__________________
Dosttan Öte Dosttan Ziyade |
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 24.04.2007
Mesajlar: 380
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
“Ne yani der, ucuna sivrisinek kondu diye 35’lik topu ateşleyemem!” |
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 24.04.2007
Mesajlar: 380
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
"...Sabah, Merkez Komutanlığı... Tabutluklar dairesi... 1 metre genişlik ve 2 - 3 metre uzunluğunda, basık, İçinde teneşirimsi tahta bir kerevet, boğucu, daha doğrusu çıldırtıcı hücre... Duvarlarda türlü türlü lekeler, tırmıklar, yazılar... Bir kan pıhtısı üzerinde insan saçları... Bu tabutluklardan bilmem kaç tanesinin yan yana sıralı olduğu bir dam altındayız.
Beni ikiye bölünüp kendi kendimi yemeye mahkûm eden bu türlü yalnızlıkların üzerimdeki tesirini "Paşa Kapısı" bahsinde gördünüz. Hele böylesi?... Ya burada günlerce bırakılacak olursam?... Ölümden beter!... Hücrenin kapısında delikten bana bakan ere bir pusula uzatıp kumandana götürmesini İstiyorum. Kumandandan ricam beni bir an kabul etmesidir. Kabul ediliyorum. Beni alıp kocaman avludan geçiriyorlar, Kumandanlık dairesinde bir kat yukarıya çıkarıyorlar ve kapısında "Merkez Komutan Yardımcılığı" yazılı bir odaya sokuyorlar. Orta yerdeki masada kır saçlı pembe yüzlü, mavi veya açık elâ gözlü bir kurmay yarbay veya binbaşı oturuyor. Etrafında da, herhalde beni görmek için toplanmış, muhtelif rütbelerde, 10- 12 subay... İsminin sonradan "Dâniş" olduğunu öğrendiğim kır saçlı kurmay sordu: - Ne istiyorsunuz?... Kendisine, hücrenin üzerimdeki hususî tesirini anlatıyor, bunun bir mizaç ve hassasiyet meselesi, benim için dayanılmaz bir işkence olduğunu söylüyorum. Sırf bir kıyas unsuru diye de, yanıma bir kedi verilse teselli bulacak derecede yalnızlık vahşetinden ürkmüş bir insan olduğumu anlatıyorum. Kır saçlı kurmay, gayet sinsi bir gülümseyişle lütufkârlığını gösteriyor: - Peki, şimdi yanınıza bir kedi gönderirim! Kedi yerine yanıma, iri yarı bir yüzbaşı gönderildi. Bu yüzbaşının bana söylediği tek söz şu oldu: - O yazıları sen mi yazdın, namussuz?... Ve yüzbaşı, eli, kolu, dili ve yolu bağlı adamı, posta erlerinin gözleri önünde, hallacın şilteyi dövmesi gibi, tokat, yumruk ve tekme altında hırpaladı. Gık demeden dayağı yedim. Ağzımdan süzülen bir kan şeridi, kendi acımı hissetmekten ziyade kahramanımın edasını seyretmekten geri kalmadım. Yüzbaşı çekildikten sonra teneşire oturdum, sırtımı duvara verdim ve kalbimin bütün kuvvetiyle "Allah" ismini çekerek hislerimi iptale çalıştım. İçimde bir duygu, artık mücadelemin bu noktada bittiğini ve sonum geldiğini söylerken bayılmış yahut uyumuşum... Birden ismimin dışarıdan bağrılmasiyle fırladım, açılan kapıdan çıktım. Binbir kılık ve edada, tabutluklardan çıkarılmış ve sıraya dizilmiş bir sürü tip... Bizi Merkez Kumandanı ( o zaman albay) Faruk Güventürk'ün karşısına dizip ondan sonra (C.M.S.) dedikleri askerî bir kamyona doldurdular ve Davutpaşa Kışlasına aktardılar. Ne o?... Orada bizi karşılayan tank binbaşısında fevkalâde İltifatlı bir çehre... Beni karşısına oturttu, bir şiirimi ezbere okudu ve evime telefon etmeme izin verdi. Muhafazamıza memur subaylar arasında en ince farika, işte, bu, hiç birinin öbürüne uymayan karakteri!... İki şey görüyorsunuz; ya ruhî bir inkıbaz hali, yahut manevî bir ishal... İkisi ortası olan yok... Biri çıkıp herkesin önünde millî terbiyesini sizden aldığını söylüyor, öbürü de size "namussuz, komünist, vatan haini!" diye hitap ediyor. ..." Nfk |
|
|
|
|
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 7.751
Teşekkür etti: 133
148 Teşekkür 87 Mesaja aldı
|
Demek ki Allah demesinin faydasını gördü....
|
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 24.04.2007
Mesajlar: 380
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
"-İslam'ı takdir ediyorum,her şeyiyle harika..." "-Eeee!...." "-Ama iktisadi doktrini yok!..." O komüniste dedim ki: "-Sana birşey söyleyeceğim şimdi,herşeyi anlayacaksın.Tıpkı bir elmadaki erimiş lezzet gibi...İslamda bütün iktisadi dava(ama onu çözebilmek, lifini bulabilmek lazım...)maden suyunda demir gibi;bünyede erimiş olarak mevcuttur.Ne mutlu onu görebilene!... "Beninki benim,seninki de senin!..." Bu ŞERİATTIR. "Seninki senin,benimki de senin!..." Bu TARİKATTIR. Ne seninki senin ne benimki benim...Herşey Allah'ın.."Bu da HAKİKATTIR. Komünist muhatabım o kadar tahassüs sahibi oldu ki,gözleri yaşla doldu.Fakat,ne inceleyen, ne soran, ne ayıklayan, ne bakan, ne eden var bu memlekette.Sadece mağrur bir cehalet. |
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 24.04.2007
Mesajlar: 380
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
![]() Üstadın sağındaki pabuç bıyıklı hiç de yabancı gelmedi !.. |
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 24.04.2007
Mesajlar: 380
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
Bence en büyük haksız, haklıyken ,karşı tarafın eteğine yapışıp, ona: " Gönüldaş! Ne yapıyorsun?... Küfür topyekun üzerimize gelirken takındığın bu ayrılık ve eyrılık tavrı ne faciadır! " demeyendir!... Bence en büyük haksız, her itişe kakışa hatta her hakaret ve acı mukabeleye katlanıp sonuna kadar ara bulmaya çalışmayandır. Taraflar arasında küfür ve ihanetten gayrı her, herşey,herşey görmezlikten görülecek, böyle birşey zuhur ettiği anda da o taraf her tarafça, gık demesine, saflarımızdaki bir anlık boşluğu ilân etmesine bile imkân bırakılmadan tepelenecektir. İslam hikmetii budur, İslâm siyaseti budur; ve bizim şu zavallı halimiz " ayrılık çıkaranlar bizden değildir" hadîsinin kılıncına karşıdır. İyice bilmek lâzımdır ki, bu memlekette bütün şubeleriyle küfrün, boğazlamak üzere her an bıçağını bilediği, ne şu, ne bu birlik, dernek, ocak, ne Süleymancı, ne Nurcu, ne İmam hatipli vardır; sadece Müslüman vardır; Müslümanlık ve Müslüman!... Esir kampları halinde Müslümanları depo etmekte kullanılan hangar mânasiyle değil, kâinata hâkim saray mânasiyle camii ve ruhu kurtarmak isteyen |