İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Önemli Şahsiyetler ve Eserleri
Cevapla
 
LinkBack (2) Seçenekler

  #1
Alt 03.02.2005, 19:49
 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.557
Teşekkür etti: 11
96 Teşekkür 49 Mesaja aldı
Abdurrahim Reyhan Hazretleri

Hayatı...

Dede Paşa Hazretleri, halifesi Abdurrahim Reyhan Hazretlerine hilafet görevini tevdi buyururken "Bu is soy veraseti ile degil hal ve kemal veraseti ile olur, hizmet layıkını bulur ve buldu" diye ifade etmişlerdir.

Ne mal iledir ne can iledir
Beyim ululuk kemal iledir

beyti, irşad verasetinin öz sözüdür. Babası, Hüseyin Efendi, (Muhammed Beşir Efendi Hazretlerinin alim ve fazıl büyük oğlu), anası Tubi hanımdır. 1930 yılında Karakaya (Keleriş) köyünde dünya’ya teşrif buyurmuşlardır. Dünya'ya teşrifinden önce annesi ve çevresinde çok acaip alamet ve işaretler zuhur etmiş, bu teşrifin müjdecisi olmuştur.

Abdurrahim Efendi Hazretlerinin nasıl bir himmet yagmuru içinde gelişen seyirle kemallendirildiğini yine kendi veciz beyanlarından dinliyoruz.

"Annem çok kuvvetli rabıta sahibi idi. Her gözünü yumuşta dedemle, yani Muhammed Beşir Efendi Hazretleri ile görüşürmüş. Bize hamile iken çok hikmetli rüyalar görmüş. Mesela bir rüyasında melekler tarafından yerden göge kadar kurulan bir merdivenden çıkarılarak bütün semavat alemi ve cennetler gezdirilmiş ve kendisine "Bu iltifatlar size, karnınızda taşıdığınız (çocuk dolayısıyla) melaikeyi kiramın ikramlarıdır" denilmiştir.

Yine annemin anlattığına göre, ben Paşa Hazretlerinden ders aldıktan bir müddet sonra, siyahlar giyinen uzun boylu ve vakur bir zatın boz renkli atını duvardan içeri atlatıp, beni kucaklayarak terkisine aldıktan sonra, yine atını duvardan dışarı atlatıp götürdüğünü görmüş ve bu hadiseden korkup endişeye düşmesi üzerine hafiften bir sedanın:

- "Korkma o hızır Aleyhisselamdır, oğlunu hediyesi ile beraber getirecek, görülmemiş bir post ile birlikte iade edecektir" demesi üzerine sakinleşmiştir. Babam annemden bu rüya ve halleri kimseye anlatmamasını istermiş. Beş erkek ve iki kız olmak üzere yedi evlat sahibi olan babam en çok bizi severdi. Bizi okutmayı, zahiri ilim sahibi yapmayı çok isterdi. Ama ömrü buna vefa etmedi. Ondört yaşımda iken babam vefat etti.

Kendimi bilmeye başladığım yıllarda, içimde öyle bir his vardi ki, sanki daha önce büyümüş, her şeyi görüp ögrenmiş, sonra tekrar küçülmüşüm. İçimde bir mürşidin kudsiyetini idrak eden, onun sevgisini, aşkını, hasretini duyan bir cihet, böyle bir his vardı. Dedemin zamanına yetişememiş olmama çok üzülür, ağlardım. Sanki Dedemin büyüklüğünü, makamının kudsiyetini, kemalatını tamamen müşahade etmişim gibi ona aşıktım, yangındım. Ona ulaşamamaktan üzgün ve bitkindim.

Babamın vefatında bir akşam evimize kısa bir taziyet ziyaretinde bulunan ve daha sonra bir daha görmediğim Dede Paşa Hazretleri'nin çok büyük bir zat olduğu, tevazu, kemalatı, sohbetleri, beyitleri, aşkı, muhabbeti, bütün ihvanlar ve büyüklerimiz arasinda söylenir, tekrarlanır olmuştu. Kendisine içimizde bir sevgi belirmekle beraber, mürşid oldugu ve inabe verdigi hususlarında kesin bir bilgim yok idi.

- 1957 senesinin sonbahar aylarında bir rüya gördüm :

Haydarpaşa iskelesinden bir vapura koyun doldurmuşuz. Bunların sevk ve idaresi Dede Paşa Hazretlerine aitmis. Bu koyunlar bir anda boyları, renkleri, giyimleri ve güzellikleri bir çırpıda tepeden tırnaga bembeyaz elbiseler giymiş adedi belirsiz bir nur gibi, huri gibi birer kız haline geliyorlar. Bunlari Paşa Hazretleri ile birlikte Karaköy tarafina getirdik. Paşa Hazretleri orada emretti ki:

- Simdi bunlari al Galata Köprüsü'nden Eminönü tarafina geçirecegiz. Ben önden yürüyüp onlari çağıracagım. Onlar peşimden gelecekler. Sen geride kalanlari toparla getir.

Yürüyoruz, Galata Köprüsü dolu doluya. Bazen bembeyaz renkte bir koyun sürüsü, bazen beyaz elbiseler içinde huri gibi, melek gibi kızlar şeklinde görünüyorlar. Böylece Eminönü tarafina geçtik. Ben de uyandim. Uyanir uyanmaz, Paşa Hazretlerine bir gönlüm aktı, bir muhabbet duydum ki, hemen gidip kendisine kavuşmak arzusu, dayanılmaz bir his haline geldi. Yani öteden beri dedeme duydugum aşk, sevgi, muhabbet, iştiyak aynen bu tarafa çevrildi. Fakat bu dayanılmaz arzuyu çeşitli sebepler ve mecburiyetler dolayısıyla üç ay gizlemek zorunda kaldık.

Aradan üç ay geçtikten sonra bir gün işittik ki Dede Paşa Hazretleri Erzincan’a gelmiş ve bizim bulundugumuz yere teşrif etmek üzere imiş. Bu haberi duyunca elimdeki çay bardagını tutamaz oldum. Rahatsızlığımı beyan ederek meclisten ayrıldım. Ne oldugunu kelimelerle anlatamayacagım bir hal ile evimize koştum. Evin içine girmedim. Merek dedigimiz, hayvanların otunu, samanını, yemini koydugumuz yere kendimi attım. Orada tepindim, çırpındım, yuvarlandım, agladım, haykırdım, sızlandım, üstüm başım, elim, yüzüm ot, saman ve toza bulanmıstı, ama biraz sakinlesmiş, durulmuştum. Kalktım üstümü başımı çırpıp, firçaladım. Elimi yüzümü yıkadım. Bir abdest tazeledim. Yavaş yavaş biraz önce ayrıldıgım ve şimdiki Paşa Hazretleri’nin bulundugu Muharrem Efendi’nin evine gittim. Heyecanım halen geçmemiş olmakla beraber, şuurum biraz yerine gelmişti.

Haşa, bir bilgim olduğundan degil, sanki birisi bana tarif etmiş gibi Paşa Hazretleri’nin bulundugu odaya girmeden üç ihlas bir fatiha okudum. Önce Peygamber Efendi’mizin, sonra sırası ile Şah-i Nakşibendi Hazretleri’nin, Pirlerimizin ruhuna hediye ettim ve yavaş yavaş Paşa Hazretleri’nin bulunduğu odanın kapısını araladım. Bir ayağımı içeri attım, diğer ayağım dışarıda, boyu beş metreden fazla olan odanın kıble tarafindaki peykenin üzerinde oturan Paşa Hazretleri’ni görür görmez, oracığa, kapı aralıgına düşüp bayılmışım. Daha gerisini hatırlamıyorum. O zaman Paşa Hazretleri beni bizzat kucaklayıp kaldırmış, odaya almış, bir süre sonra gözümü açtığımda ilk defa bedenen Paşa Hazretlerinin huzurunda idim. Mübarek, iki bardak çay getirtmiş. Birisi kendisi için, biri benim için. Şekerini bizzat karıştırarak, bir annenin evladına, çocuğuna içirdiği gibi çayımı mübarek elleri ile bana içirdi. Bu arada Paşa Hazretlerinin elbiseleri, oda, bardak, kaşık, her şey gayet açık bir lisanla zikre başladılar. Bunu apaçık görüyor ve duyuyordum.

Yatsıya kadar bir kendime gelip, bir geçiyordum. Nihayet yatsı namazı kılındı. Hatme okundu. Dersimizi aldik ve evimize döndük. Boy abdestimi alip, tevbe namazına durduk. Sag tarafimdaki duvara yaslanmak istemiştim. Birden duvar ortadan kalktı. Orada Paşa Hazretlerinin oldugunu hissettim. Sonra nurdan vücudunu gördüm. Bizim de vücudumuz nura nur oldu. Ortada vücut, ceset, madde diye bir şey kalmadı. Her yer, her şey, nur oldu. Nur içinde kaybolduk. Bu durumda nasıl oldu bilmiyorum. Namazda ne okudum, eksik mi, fazla mı okudum bilmiyorum. Tevbe namazını Paşa Hazretleri ile birlikte kıldık. Sonra yatağa dogru yöneldim. Başımı batıya yüzümü kıbleye gelmek üzere yatağa girdim. Ama hemen uzanmadım. Heyecan ve şaşkınlığın verdigi zorlukla her gün yatmadan önce okuma ihtiyadında bulundugum üç ihlas, bir fatihayi okudum. Bir de baktım ki, Paşa Hazretleri yine duvardan zuhur etti. Fakat görünüsü zahirde bildigimiz bir görünüş degil. Bütün vücudu degil, yalnız omuzdan yukarısı görünüyor ama o mübarek azametli sakalının her bir telinden hasıl olan ziya, ayin, güneşin, ışığını kapatacak kadar parlak, bir türlü yatamıyorum. Yatsam uyuyamıyorum. Gözümü kapatsam da açsam da aynı nurdan cemali görüyorum. 0 geceden sonra bir yıl süre ile nerede olursam olayım, gözümü kapatır kapatmaz, Paşa Hazretlerini, o manevi vücudu ile güzelligi, haşmeti ve heybeti ile hep karşimda gördüm.

- Diger bir müşahedemiz söyle cereyan etti:

Dedemin veya Paşa Hazretlerinin olan büyük bir üzüm bağı oluyor. Bu bağda büyük bir çadır kurulmuş. Paşa Hazretlerine ait barigah çadir, çadirin içerisinde makami, varmis. Orada yatar kalkarmis. Ziyarete gittim ki çadirin önünde bir arslan var. O arslan agzini açtigi zaman degil bir insan, bir köyü, bir kasabayi bile yutacak cesamette. Mübarek Pasa Hazretleri bana buyurur ki:

- Bagdan üzüm al ye.

- Efendim, nasil üzüm alayim? Bu arslan hemen insani yutar" diyorum.

Bu sefer buyuruyor ki :
- Bizden gafil olursan, o aslan seni yutar. Bizden gafil olmazsan bir sey yapamaz. Hal olarak müsahede ettigimiz bu alemdeki aslan nefsi emmaremiz, üzüm de Pasa Hazretlerinin nisbetine isarettir.

Geceleri hiç uyuyamiyorum. Ama sabahleyin bütün gece uyumus gibi dinç kalkiyorum. Mübarege ögle gönlüm akdi ki ; Ne mal, ne is, ne hayat, hiç bir seyin onemi yok. Tek arzum onu görmek ve onunla olmak.

Bir seneden sonra baska seyler basladi. Gözümüzün önüne, siyah zemin üzerine Peygamber Efendimizin, ismi serifleri yazili büyük büyük levhalar getirmeye basladilar. Bu levhalardan da kuvetli bir nur nesrolmakta ve bizi ihata etmekte idi. Bu nur ihatasinda vücudumuz ortadan kayboluyor, nura garkoluyorduk. Bir zaman da böyle devam etti. Daha sonra bir süre de bize kabristanlari gezdirdiler. Piri Tagi Hazretlerinin, Gavsi Azam Hazretlerinin, Abdulkadir Geylani ile Sahi Naksibendi hazretlerinin bir arada gösterilen kabri seriflerini ziyaret ettirdiler.

Bunlar olup biterken ne uyku halindeyim, ne de uyanik durumdayim. Tarif edilemeyen ikisinin ortasi bir haldeyim. Sonra aksamdan sabaha kadar uyusam, bile uyumamis gibi abdestime sahip oluyorum. Bu arada Pasa Hazretleri, bizim tahsilimiz için, binbasi rütbesinde, sihhatli, aslan gibi bir hoca tahsis buyurdu. Bana arabi ve farisi dersleri ile ledünni ilmini okutturdu.

Efendim, böyle bir yanda kabristan ziyaretleri, bir yandan Peygamber Efendimizin isimlerini nur seklinde aksettiren levhalar. Arabi, farisi ve ledünni dersleri ile mesgul olup giderken, öyle bir hal oldu ki, ALLAH' i görecekmisim gibi bir his, bir bekleyis icine girdim.

Peygamber Efendimizin ismi serifleri yazili levhalari uzun süre seyredip, onlarin nuru ile ihata olmamiz sonunda, Peygamber Efendimize de bir yakinligimiz oldu. Sevgimiz artti, ondan da istimdad talep edebilir olduk.

Neticede öyle bir an geldi ki; Her an ALLAH' i görecekmisim gibi bir his içimi doldurdu. Bir kusIuk vakti evimde yalnizdim. Yüzüm Erzincan'a dönük olarak oturuyorum. Her an biri gelecekmis, ilk seste, ilk harekette ALLAH' i görecekmisim gibi kesin bir kanaat içinde o ani bekliyorum. Bir anda alti cihet lafzai celalle doldu. Bunlardan hasil olan nurun içinde kaldim. Vücudum yok oldu. Lafzai celallerde yok oidu. Bu nur deryasinda ne kadar kaldim bilemiyorum.

Bu arada Pasa Hazretleri ile sayisiz defalar bir araya geldik. Hatta bir defasinda, uyku ile uyaniklik arasinda iken Pasa Hazretleri geldi. On disini tepemden basima geçirdi. Vücudum yok oldu. Pasa Hazretleri de yok oldu. Artik biz Pasa Hazretleri olmustuk. Pasa Hazretieri ile buna mümasil pek çok beraberliklerimiz oldu.

Bir gece yatsi namazindan sonra, yataga girdim. Henüz uyumamistim. Birden hayretle müsahade ettim ki etrafimdaki hersey, bütün esya, mekan ALLAH'i zikrediyor. Bütün dünya bir levha halinde önüme getirildi. Daglar, sular, denizler, agaclar, bütün canli ve cansiz mevcudat açik bir lisanla ALLAH'I zikrediyor. Bu arada bizim vücudumuz o kadar büyüyor ki, bir vehme, bir korkuya düsüyorum ve derhal Pasa Hazretlerinin velayetine siginiyorum ve hemen yetisiyor.

Daha çok acayip seyler gördük. Mesela, bir defasinda masa üstüne örtülen bir masa örtüsünün, saçaklarini teskil eden her bir ipligin ucunda birer agiz oldugunu, bu agizlarin içinde net olarak görülen, dillerin, devamli olarak ALLAH'i zikrettiklerini açikça gördük. Ama bu gibi hallere lüzumundan fazla kiymet vermedik. Bunlardan asla gurur duymadik. ALLAH' a sükür zahirde çok hos görülen bu hallerin hiç birini, hiç bir yerde mevzu etmedik.

Iste böyle. Yillar boyu Pasa Hazretleri bu acize defalarca gözümüz ve suurumuz açik olarak o mübarek cemal sifatini da göstermistir, Celal sifatini da. Celal sifatinda insanin bin tane yüregi olsa dayanamaz. Cemal sifati ise artik ne bileyim, ne doymak mümkün, ne tariflere sigar.

Simdi bunlar geçti. Çok gerilerde kaldi. Ama.simdi biz ne durumdayiz efendim. Her türlü hatadan, gururdan, benlikten ALLAH' a siginirim. Ne ilmimiz, ne amelimiz, ne de hizmetimiz itibariyle bir kiymetimiz yok. Ama ne yapalim, bir emirdir verilmis. Ihsanlarina sükür "AMELiM HAVF-I RECA MAKAMIM DA SEMSi HUDA ZERRESIYiM" yani isim korkmak, yalvarmak, bütün ihvan için korkmak, onlarin havfini çekmek, onlar için kaygilanmak, onlar için yalvarmak.

Abdurrahim Reyhan Efendi Hazretlerinin kendi beyanlariyla aslinda mahrem olan bir sohbetinin kasete alinmis, seklini aynen aktardik. Alinan bu bölüm yildirim hiziyla katetmis bulunduklari feyiz ve nur deryasindan, ancak bir katredir. Belki bir katre bile degildir. Zira Salih Baba ;

Salihem Seyhim günestir ben anin zerresi
Zerre hiç eyler mi sems-i taban ile bahs

beytiyle Evliyaullahtan bahsetmenin, onun kemalini anlatmanin mümkün olamayacagini ifade etmistir. Ancak bizler bir mecburiyet karsisinda kaldigimiz için aciz idrakimizle onun yüce velayetine siginarak birkaç cümle arzediyoruz.

Kendi ifadesiyle izah buyurduklari o sonsuz nimet hallerini bizzat yasayarak geçirdikleri halde, bunlarin geçmiste kaldigini isinin korkmak ve yalvarmak oldugunu, hatta ne ilmi ne de ameli olmadigini belirterek sonsuz bir tevazu örnegini hak safiyetiyle ifade buyurmuslardir.

Insanlar için hele ihvanlar için ifade edilmeyecek derecede sefkat ve merhamet sahibi olup, ismi ile müsemmadir. "Harisun Aleyküm" ayeti kelimesindeki tecelli sirri her haliyle kendinde asikar görülmektedir. Hatta zahir rahatsizliklar konu edildiginde, kendisine "Ihvan için saglik, ihvan için ömür istiyorum" buyururlar.

Dergahta bir iki kisi bile buIunsa onlari birakip hane-i saadetine tesrif etmez, rahatina zaman ayirmaz. Ancak ihvanlarin istek ve israri üzerine hane-i saadetine tesrif ederler. Müntesiplerinin yanina gelip zorluklara girmelerine razi olmaz, sehir sehir, bölge bölge, Türkiye’de ve dünya’da gezerek ihvanlariyla beraber olur, sohbetleriyle onlari irsad eder, fedekarligin misilsiz örnegini sergilerler. Hatta bu davranislarini o kadar tabii lutfederler ki bunu kendileri için bir emirmis gibi telakki ederler. Tesrif buyurduklari beldelerde askin, muhabbetin, feyzin hududu olmaz, ancak ihvanlardan zahir ayrilis, kendilerini üzer ve hatta her seferinde aglatir.

Bütün insanliga kucak açan, "Ne olursan ol gene gel" düsturunu gerçek anlamda uygulayan, "Bizim tarikatimiz günahkarlar tarikatidir", "Bize günahi olan, günahini bilen gelsin", "Günahi olmayan bize gelmesin" diye çok genis bir çizgi ile irsad görevini ifa ederken insanlara kudret elini uzatir, ümitsizlige imkan birakmayacak siginak yeri oidugunu, her çesit insan müracaati ile ortaya koyarlar.

Sohbeti ve sükutleriyle, ihvanlari feyizyab buyurmalari ziyaretlerine gidebilen herkesin malumudur. "Nefsini bilen rabbini bilir" hadis-i serifinin izahina yönelik "Insan, sir, halkiyet, mahlukat vs." daha bir çok konulardaki sohbetlerinin farkliligi

Ey birader sözlerime dut gulag
Sanma ani söyleyen dil ya dudag

beytindeki manayla mütenasip oldugu maksatsız olan birçok sahıs tarafından çesitli defalar ifade edilmiştir ki bunlar intisaplı olan kimseler de degillerdir.

Tarikatlar ve kolları ile ilgi buyurduklari şu sohbet, her müntesibi kendi kapısı yönünde itikat ve ihlas yönünde hızlandırıcı, yönlendirici, yol gösterici, birlestirici, tefrikayi ortadan kaldırıcı olmasi bakımından şayanı dikkattir.

"Her müridin kendi meşayihini Kutb-ul Aktab görmesi o, muridin hakkıdır. Ama başka meşayihi küçük görmesi onun hakkı değildir. Velev ki kendi mürşidi Kutb-ul Aktab olmasa da müridin ihlası sebebiyle zamanın kutbu o muridin meşayihi suretine girer ve o muridin ruhuna hizmet eder. " Herkes kapısını tanısın, ihlasla baglansın, manasını işaret eden bu düstur ancak kamil ve mükemmillerin karıdır.

Bize deryayi vahdetten haberler söyleyen gelsin
Hakikat güllerin görüp bizi mest eyleyen gelsin
Beyti efendimizin sohbet türü ve tarzının tercümanıdır. Asagıdaki beyitle Zat-i Alilerine intisabımızda layık olmasak ta sükranlarımızı arzediyoruz.

Nutk-u Pakindir Efendim bana burhandan leziz
Zir-i hakindir Efendim bana dermandan leziz

Abdurrahim Reyhan Efendi Hazretieri' nin Fatıma isimli zevcesinden doğma, Vehbi Efendi ve Avni Efendi adlı iki oglu ile Rabia Hanım adında bir kızı göz nurlarımız olarak hayattadırlar.

Altın silsilenin varisi olan Abdurrahim Reyhan Hazretleri bu veraset nisbetini dünyanın dört bucagında bütün haşmetiyle devam ettirmiştir.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 27.11.2006, 13:58
 
Dervisan_Esma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 1.052
Teşekkür etti: 49
50 Teşekkür 40 Mesaja aldı
Bizim bir Akrabamiz var Fransa´da Abdurrahman Reyhani´nin elini tutmus

ama vefaatindan sonra biraz kararsiz gibi hangi Murside varma konusunda...

Neyse Konu icin Allah razi olsun
Dervisan_Esma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 27.11.2006, 16:09
 
asvatalislam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.08.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 6.936
Teşekkür etti: 39
74 Teşekkür 52 Mesaja aldı
o mubarek insanın elini tutmaya nasip olanlardanım konu için allah razı olsun
__________________
Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..
nfk
asvatalislam isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 05.12.2006, 13:36
 
fatih uğuş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2006
Mesajlar: 136
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Red face

Allah razıolsun...Emeğinize elinize sağlık,bir ricam olacak yardımlarınızı istirham ediyorum
Efendimin sohbetlerinin toplandığı Gül den bülbüllere eserini bulamıyorum yardımcı olurmusunuz.
__________________
Ehl-i aşkın derdinin dermanı vuslattır BEĞİM
Sen benim derdime derman olamazsın ey HEKİM
fatih uğuş isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 07.12.2006, 17:32
 
fatih uğuş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2006
Mesajlar: 136
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah razı olsun paşam emeğine,eline sağlık
__________________
Ehl-i aşkın derdinin dermanı vuslattır BEĞİM
Sen benim derdime derman olamazsın ey HEKİM
fatih uğuş isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 09.12.2006, 10:57
 
asvatalislam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.08.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 6.936
Teşekkür etti: 39
74 Teşekkür 52 Mesaja aldı
http://www.erzincani.com/home.htm hocam bu siteden aradığını bulmaya çalış istersen biliyormusun bilmiyorum güzel bir site
__________________
Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..
nfk
asvatalislam isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 27.01.2007, 18:05
 
Meral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.03.2003
Mesajlar: 1.669
Teşekkür etti: 2
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Sen misk kokulu Reyhan
bense boynu bükük sümbül,
Sen gönlümde Sah-i Sultan,
ben kapinda iki büklüm.
__________________
Hiddetinden korkmuyorum ey Allahım, şefkatin titretiyor dizlerimi...
Meral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 02.03.2007, 23:43
 
VİLDAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.03.2007
Yaş: 29
Mesajlar: 4.486
Teşekkür etti: 303
167 Teşekkür 109 Mesaja aldı
Bİz Bu GÜlİstanin BÜlbÜllerİyİz/bahÇelerİn SÜnbÜllerİyİz/bİz Secde Ederİz Cemalİ Yare/vuslata Bulunmaz Çare/bİz Elele Verİp Hakka Gİdelİm7gelİn GÖnÜllerİ Tavaf Edelİm. Elİne VeyÜreĞİne SaĞlik
VİLDAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 02.03.2007, 23:49
 
VİLDAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.03.2007
Yaş: 29
Mesajlar: 4.486
Teşekkür etti: 303
167 Teşekkür 109 Mesaja aldı
irfan ile ahkak ile kıl zatını mümtaz evsaf-ı mükemmel olan insan unutulmaz. bende unutmadım.allah senden razı olsun
VİLDAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 25.09.2007, 03:19
 
sinay_57 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14.12.2006
Mesajlar: 12
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız fatih uğuş
Mesajı göster
Allah razıolsun...Emeğinize elinize sağlık,bir ricam olacak yardımlarınızı istirham ediyorum
Efendimin sohbetlerinin toplandığı Gül den bülbüllere eserini bulamıyorum yardımcı olurmusunuz.
Selam ve dua ile baslarken sultanim buyur istedigin sohbetler olsun kendi sitemde hepsi mevcut yeterki siz okumak isteyin Efendim yAR ve yARdimciniz olsun buraya tikla

http://ayancik-zaviye.azbuz.com/foru...00000000271963

Konu sinay_57 tarafından (18.10.2007 Saat 20:50 ) değiştirilmiştir..
sinay_57 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 29.09.2007, 11:06
 
VİLDAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.03.2007
Yaş: 29
Mesajlar: 4.486
Teşekkür etti: 303
167 Teşekkür 109 Mesaja aldı
linki tıkladım ve okudum.eline yüreğine sağlık abi.
VİLDAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 01.10.2007, 01:31
 
sinay_57 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14.12.2006
Mesajlar: 12
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Abdurrahim Reyhan Hz (K.S) Buyurduğu Kelamlar



v Kulluğu bilmek, kusurlarımızı bilmektir.

v Kulluk,noksanlıktır, acziyettir .

v Kişi noksanını bilmek gibi irfan olamaz.

v Allah için birbirinizi sevin,Allah için konuşun.

v Aşk insanı mahviyete düşürür-varlığından geçirir.

v Varlığından kurtulan ölmeden evvel ölüme erer.

v İnsanların varlığını aşk götürür.

v Aşkın sonu mahviyettir,mahviyetin sonu acziyettir.

v Allah’a perde olan insanın cismidir. İnsanlarda batın azalar vardır.

v Felekler dünyadan büyüktür.

v Meşayihi bilmek lazım Meşayihi bilemezse eşyanın hakikatini anlayamaz.

v Bu dünya aleminde insanlar alçalır, yükselir. Ahirette alçalma - yükselme olmaz.

v İnsanlardaki ruh zat nurundandır.

v Meleklerde sıfat nuru vardır.

v Kabız halinde güzel şeyler düşünün-konuşun bu halden kurtulasınız.

v Hz. Adem bir dane için 200 yıl ağladı.Çünkü o cennet hayatını gördü, yaşadı.

v Ayrılıktan büyük azap yoktur.”Firakı yar ile ahu enin ol”.

v Derviş olmak için aşka düşmek lazım.O da Meşayihtedir o verir, o alır, o satar.

v Mürid maksadının kapısını bulup isteyecektir. İnsanlar için (mürid) maksat kapısı meşayihtir.

v Nefsi mutmainneye ulaşmayan Fenafişeyh olamaz,Ruhu revani makamına ulaşamaz.

v Tarikattaki makam ve mertebelerin sonu yoktur.

v Arif ayık demektir. 24 saat Allah’ı “ meşayihi ” unutmayandır.

v Teveccühte Esma, Sıfat, Zat nurları tecelli eder.

v Müntehide Kalp alemi açıktır.Kesir zikir bunlardadır.

v Ruyetullah “ Cemalullah ” haktır.

v Muhabbet, ihlas, adap, teslim, tamam olmazsa hakikate geçilmez. Hakikate geçmiyende noksan sıfat olur. Hakikate geçende sertlikler olmaz.

v Ahseni takvim de hakikate geçende olur.

v Dervişlik Hak için herşeyden geçmektir.

v Dervişlik bir dost bir posttur. Dost Allah, Post cesettir.

v Niğmeti sahibinden “ Rabıtadan ” bilmek Lazım.

v Perde sayımızdır, ondanda geçmek lazım.

v Ben getirdim,ben götürdüm, ben yaptım deme sahibine teslim et.

v Kalp alemi açılınca müntehi olur.

v Dervişliğin sıfatı elenmiş toprak su katılmış,ona basan ayak incinmez toz kalkmaz. O kişi için seven döğen birdir.

v Matlup azamette, matlup say ile olmaz.

v Bizde irşat sohbetle olur , sohbette olur. Başka türlü olmaz. İrşattan mana müntehiye geçmektir.

v Emir adabın üzerindedir.

v Allah uzakta değil içindedir.

v Cismi güzellerde ayıp olur, ruhu güzellerde ayıp olmaz.

v Günahların ki kadar kurtuluş yoktur. Günahını bilir Allahın azametine sığınırsa kurtulur.

Fenadan el çek bırak masivayı

Bir kol döndüremez iki dolabı.

v Zenginliği istemiyek, fakirliktende korkak.

v Allah yanılmış aldanmışlardan etmesin.

v Allah sonumuzu hayır getirsin.

v Her müslümana İŞİNİ-AŞINI-EŞİNİ bilmesi farzdır.

v Vakar insanlara yük olmamaktır. Çağrılmadık yere gidilmez.

v Zamanımızda geçim yapmak için “ İDARE-MUDARA-DUBARA“ şarttır.

v Dert; bizim noksanımız , ayrılığımız , gafletimizdir.

v Mabudu bilmek, ona itaat etmektir.

v İnsanları ve hayvanları incitmiyek.

v İnsan kendisine yapılan hürmeti Rabıtadan bilirse yükselir.

v İnsanlardaki şeref: İnsanları sevmek, saymak, mert olmaktır. Hayvanlar sevemez, birbirlerini iterler kakarlar.

v Şerefli insan için; yüksek otur alçak konuş, alçakta otur yüksek konuş.

v Yemende içmende Allahı unutmazsan sevilir ve sayılırsın.

v Aşikar olmak: Allah aşikardır. Hüvel evvel: hüvelahir: hüvezzahir: hüvel batın. Allah evvel de biziz ahirde biziz zahirde biziz batında biziz buyuruyor.

v Akıl: Binbir esmanın nurundan yaradılmıştır.

v Emir ve nehiy “ emirler ve yasaklar cismedir; cesededir”.

v En büyük ihsan insanın marifete ulaşmasıdır.

v Şeriatta ilim ibadet çok geçerlidir. Tarikatta sen bunlardan geçeceksin.

v İnsan sayından geçemezse alçalamaz, Alçalamazsa yükselemez.

v Kimki Allah için alçalırsa biz onu yükseltiriz.

v Kul, Allah’ın tevfiki-inayeti insanın mertliği ile cennete girer.

v Canını Allah’a ver ki bulasın. Manevi taklit Allah’ı kazandırır.

v Yokluk aşıklarda olur.

v Mürid teslimiyete ulaşmıssa o bir devlettir, nakıştır.Nakkaş onu işlemiştir.

v Sen alet olursan ilimde senin değil ibadette, kabiliyette, maharette hepsi onundur.

v Bir mürşide inanmış, bağlanmış kişiye Rabıta sahibi denir.

v Beni sev, sevdiklerimi sev, kullarıma sevdir (benim sevdiklerimi sevdir), “ Bu emir meşayihedir başkası sevdiremez “.

v Meşayihi olmayan aşk ehli olamaz , o ebrardır Mukarrebun olamaz.

v Mukarrebun kendi sayında geçendir.

v Maddi fakirlik azaptır. Manevi fakirlik Allah’a ulaştırır.

v Allah aşkınızı muhabbetinizi artırsın.

v Hürmet edin ki nimete ulaşasınız. Hürmet tevazudan gelir. Hürmet sürurdur sefadır muhabbettir. Sana hürmet etmeyenleri nefsinden bil.

v Rabıta sahibinde gurur-kibir-haset-buğuz olmaz.

v Bir müminin kalbini kırmak yapılmış kabeyi 70 kez yıkmak kadar günahtır.

v Sen senliğinle zuhura geldinse kork. Seni sensizlik zuhura getirdiyse korkma.

v Manevi kar-zarar görülmez.

v İnsanlar uykudadır, ölünce ayıkırlar.

v Emel fakirliği emel zenginliğinden üstündür. “ fakri fahri ”.

v Emelden mana Allah’a itaat etmektir. Emeli Rabıtadan bilirsen fakirliğe düşersin.

v Bizim iyiliğimizden-bildiğimizden değil.

v Allah’ın insanlara en büyük ihsanı mürşidi olması.

v “ Kılı kırk yarmak ” Allah’tan çok korkmaktır, müntehilerde olur. Allah korkusu kılı kırk yarar.

v Kalpteki şah damarı canlandırmak lazım. Sultanı zikir; Diri kalp Allah’ı hiç unutmayandır. Kalp vücudun pompasıdır.

v Kalp Allah’ın konulacağı, gireceği yerdir.

v Kalp zikredince bütün damarlara tesir eder.

v Allah’ı hiç unutmamak için sevmek lazım.

v Meşayihe olan sevgi hakikattır.

v Nefsi mutmainne’ye geçmek için himmet lazımdır.

v Müptedi şuğullu namaz kıldığı için zevk almaz. Müntehi zevkini alır.

v Sübyan Kabe’dir, süfyan “Ebu süfyandır”.

v Tarikatı inkar küfürdür.

v Allah Dört şeyi dört şey içinde saklamıştır.

1-Günahlar içinde ; Gadabını.

2-İnsanlar içinde ; Velilerini.

3-Ameller içinde ; Rızasını.

4-Dua içinde ; Makbul olanı gizlemiştir.

v Dört büyük düşmanımızı bilmemiz lazım.

1-Dünya Muhabbeti “Lüks yaşantı”.

2-Nefsi emmaremiz.

3-Evlad , İyal , çevre , yaramaz arkadaş, şerli akraba.

4-Şeytan.

v Ruh masumdur, her şeyi kabul eder. Ruh cesedi terk ederse Allah’a gider. “Mutu Kable Ente Mutu” (Ölmeden önce ölünüz); olan ruh Allaha gider.

v Ruh ulvi makama ulaşınca aynımıdır, gayrımıdır.

v Velayet, Allah’ın varlığının kulda tecellisidir.

v Cahil günah işleyendir.

v Ümmi inanmış demektir.

v Bir veli 40 gün bir yerde kalırsa orası makamdır ; Ziyaretgahtır.

v Fetvayı avam yaşar; takvayı tarikat ehli yaşar.

v Takva havf demektir.

v Havf’ı çok olan mütteki olur.

v 124 bin peygamberin temsilcisi yeryüzünde mevcuttur. Yerleri eksik değildir.

v Senin tedbirin Allah’ın takdiridir.

v “ Her kim ki tedbir kaydındadır, bir fiil cehennemdedir. Her kim ki takdir mutealasındadır, bir fiil cennettedir ”

v Tarikati inkar Nebileri-Velileri inkardır.

v Evliyaullahın yüzünde seb’ul mesani yazılıdır, “Fatiha suresi” onu okuyanın kalbi fetholunur.

v Kalpteki göz manadır; Allah onunla görülür.

v Ruh Allah’a kavuşunca Can içinde Can olur.

v Alem bir noktada pinhan imiş, onu bilen ehli kemal imiş. O nokta Allah aşkı ile bilinir, Bilen-bilinen o zaman birleşir. O nokta da Evliyaullahın iki kaşı arasındadır. O kapı oradan açılır.

v İlim bir noktadır; O’ da Allah tır. İlim bir noktadır, Allah’ı Hakkel yakın bilmektir.

v Peygamber efendimizin Batın aklını Varisi enbiyada bilemez.

v Kul Allah’ın sıfat nuruna erişirse Allah onda tecelli erer.

v AŞK’I MUHABBET HANESİ:Bir Evliyaullahın bütün müridlerindeki aşkın geldiği yer on-dan doğar.

v Gönüldeki muhabbeti büyütelimki Allah’tan gayrılar dışarıda kalsın.

v İnsanların nimeti-nimetimiz nedir? Ruhumuzun isteğidir, O Allah'tan geldi Allah’a gitmek ister, esas istek ve nimette budur.

v “ Vebil Kadiri Hayrı ve Şerri ” fermanı tecelli ederse sende güzel olursun.

v DILERSEN DİLBERİ DİLBER

KILARSAN DİLBERİ DİLBER

SANA DA KEŞF OLUR DİLBER

MÜHİM ESRARI DERVİŞAN.

v Manevi derdimizi bilsek, bizde hiç dert kalmaz.

v Noksanımızı bildikse dert budur, İkmaline çalışırsak dermanda budur.

v Ayrılığımızı-gafletimizi dert edinmek lazım o zaman derde düşersin derde düşünce de dermanını ararsın.

v DERMAN ARARDIM DERDİME

DERDİM BANA DERMAN İMİŞ

BÜRHAN ARARDIM ASLIMA

ASLIM BANA BÜRHAN İMİŞ.

v Cesedin kıymeti akıl iledir.

v Zemzem:Aç olanı doyurur, susuz olanın susuzluğunu giderir, hasta olanı iyi eder. İnanca bağlıdır.

v Bir Müslüman 40 gün illet, gıllet, zilleti olmazsa korksun.

v Çile olmassa terakki olmaz.

v Riyasız amel işleyen salih’ tir .

v Nakşi cemal tecelli edince cezbe biter.

v Vecd ile olanların “şeriata mugayyir hareketleri” hesabını cenabı hak bizzat kendisi soracak, onları af edecek.

v En büyük salih amel tarikate girip veli olmaktır.

v Kitapsız, sünnetsiz, şeriatsız yar’ı bulamayız.

v Gönül ne ile mesut olur; Allah zikriyle mesut olur.

v En büyük bela aşk’ tır.

v Muhabbet gelince Tüccar olur

Muhabbet gidince Talancı olur

Muhabbet gelince doğru olur

Muhabbet gidince yalancı olur

v Kur’anın zahir, batın , badne manaları vardır.

Zahir manasını alimler bilir

Batın manasını Meşayihler bilir

Badne manasını Peygamberler bilir.

v Alimlerde bir esrar var avam bilmez,

Meşayihlerde bir esrar var Alimler

Bilmez, Peygamberlerde bir esrar var

Meşayihler bilmez.

v Allah’ın rahmeti de insanlara gadabıda.

v Allah’ın gadabını peygamber efendimiz giderecek.

v Her ders alana zikir tacı giydirilir.

v Tefrikaci değil Firka-yı Naciyiz.

v Nazenin:Nezih olmak için incinme-incitme.

v Tevazu, kanaat, sabır, Takva ‘muttaki’ olun.

v Bizim ne bildiğimizden ne ilmimizden, Allah’ın ihsanı.

v Dünya istekleriniz Ahiret için olsun; Çünkü Allah bu dünyada burada kalacağınız kadar ahirette ise orada kalacağınız kadar çalışın buyurur. Bu dünya hayatı 50-60 nihayet 100 yıl, Ahiret hayati ise sonsuzdur.

v Allah’ı anan gönül hoş olur. Ne için aleme geldin, Ne için nefse kul oldun, Ne kesbettin sivasından (Salih baba’ dan).

v Dünyaya ne için geldiğimizi Allah bize bildirsin daha iyi bilelim.

v Rabbimizi bilmek tanımak için geldik, itaat eden tanır.

v Rabbısını bilen güzel olur.

v Marifet insanların son makamıdır.

v Kul Allahtan ayrıda değil gayrı da değildir.

v Esma nuru insanların kalbinden zuhur eder.

v Terki can etmeden Allah bulunmaz.

v Bildiklerini unut Allah’ı bil yeter-Seni bilenlere kendini unuttur Allah bilsin yeter.

v Aşk’a düçar olmadan insan varlığından geçemez.

v İnsanlar dünyaya anasırını değiştirmeye geldi.

v Şeriatla ceset-Tarikatla ruh kurtulur.

v Allah’ın sıfat nuruna erende Vahdet’i Vücut tecelli eder.

v Aşk’ a düçar olan canını verir.

v İyi –kötü ayırımı cüzü akıldadır.

v Kabeye secde küfürdür. Secde Allah’a dır.

v Elif Allah’a işarettir. H harfi zatına işarettir.

v Ha ile girer Ha ile çıkar.

v Ehli huzur olmak için terki dünya, terki ahret, terki terk, terki can’dır.

v İnsan varlığından geçmezse eşyanın varlığından da geçemez, eşyanın varlığından geçmeden de perde kalkmaz.

v Noksanlık gafletten doğar. Nefsi Mutmainne de gaflet olmaz.

v Nefsi mutmainne velayetin birinci basamağıdır.

v Raziye, Marziyede ruhu sultan makamıdır.

v Azrail diri olanın canını alır. Ölünün neyini alsın.

v CANIMI CANANA VERDİM

ARADAN ÇIKTI HEP MASİVA

AÇIP LA PERDESİN ,

GÖRDÜM KAMUSU İLLA.

v Anasır-ı ziddiyet çilesiz değişmez.

v Aşıklar Hakkı perdesiz görür gören, görünen bir olur. Kendini arar o zaman kendini bulamaz. Tarikat seni senden alır seni sana sensiz verir.

v Kulum iste vereyim.(Talebena Vecedena).

Söz ile her kalbe doğmaz ledünni,

Bütün azaların dil dil olmayınca,

Nefsi emmarenin bilinmez fendi,

Gönül şehri bahr-i nil olmayınca,

v Her marazın derdine göre verirler şerbeti.

v Halde ikidir: Kabız hali, Basit hali.

v Gam gelmez dememişler, gam eğlenmez demişler.

İlim olmazsa cihanda,

İnsanlar azar kalır yabanda.

v Anasırı ziddiyet dört eczadan halk edilen ceset Toprak, Su, Hava, Ateştir.

Meşayiha gerektir tabi erler,

Sulüke giriben tevbe ederler.

v Her halinizle biz, Azimüşan’a sığının.

v İnsanlar Allah’ı zikrede zikre de kalblerin de Esma Nuru, Sıfat Nuru, sonra Zatının Nuru tecelli eder.

v Sahir tarikatların nihayetini biz bidayete getirdik.(Şahı Nakşıbendi)

v Kamile her eşya olmuştur evrat.(Zikir)

v Rabıtayı Nakş’ı hayal bizim için mecazdır. Ama Nakş’ı cemale gelince mecazımız hakikat oluyor.

v Tarikattaki hizmetlerimizi göreceğiz’ ki himmet alabilelim. Baba himmet oğul hizmet.

v İnsanların hepsini eritseler, birleştirseler bir Velinin velayeti kadar olamaz.

v Biz Velilerimizi yeşil kubbemizin altında gizledik.

v O Velimizin gören gözü bizim gözümüz işiten kulağı bizim kulağımız, uzanan eli bizim elimiz, yürüyen ayağı bizim ayağımız, düşünen aklı bizim aklımızdır.

Yek nazar eylese Arif-i Billah,

Aslı kemhareyi mücevher eyler. (Mevlana)

v Şeriat cisimle, Tarikatta ruh ile.

v Habibim seni seven beni sever. Seni sevmeyen beni sevemez.

v Elinde var iken fırsat,

Geçirme ede gör gayret,

Tuta gör bir yed-i kudret,

Olunsun menzilin bala.

v Hakikatte insanların Beytullah’ ı Allah’ı daima zikreden kalbidir.

v Arşa, Kürse hiçbir yere sığmam Veli kulumun kalbine sığarım.

v Senin gördükleri ayıbı Veliler setreder cümle.

v Bizim dergahımız günahkarların dergahı. Günahı olanlar gelsin bize, günahı olmayanları biz istemiyoruz.

v Sev beni seveyim seni,

Unutma beni, unatmam seni.

v Letaif makamları(Kutsal makamlar): Kalb, Ruh, Sır, Hafi, Ahfa ve Kalb gözü olmak üzere altı makamdır. İnsanlar itaat ede ede nefsi oralardan el çekiyor,Ruh hakim oluyor. Nefis oluyor ruhun hizmetçisi.

v Her ne kadar cesedimizde bir ayrılık varsa da ruhumuz ayrı değil. Rabıtamız ve Ruhumuz birbirinden haberdardır. Cesedin haberi olmaz;Hazmederse gösterirler.

v Ameli güzel işle işlememiş gibi bil.

v Zahir ilmi var, Batın ilmi var. Batın ilmi ise insanların kalbinde yazılı.

v Allah’a itaatını yapan insanlarda keramet vardır. Meşayih için tasarruf önemli.

v Muradın teşrif miraçtan vücud-u alemin gezdin,

Zeminü asumanın Nuru sensin ya Resulallah.

v İnsan Kamil olunca Ruhu külli iradeye geçer.

v Fenafişşeyh mecazdan hakikate geçer. Noksan sıfattan kemal sıfata geçer.Ruh o zaman Kamillerin seyranı oluyor.

v Soyundu varlık postunu,

Buldu hakkikat dostunu.

v Masivanın illetinden pak edip bu gönlümü,

Kıl Tarik-i Nakş-i Bendi hadimi Allah için.

v İnsanın kalbinde aşk tecelli ederse, bu dünyayı da çıkarır, Ahireti de çıkarır.

v Gıyamassan başa cana ırak dur girme meydana,

Bu meydanda nice başlar kesilir bir soran olmaz.

v Canından geçmeyen cananı bulamaz.

v Meşayih sevgisi Allah sevgisidir. Allah sevgisi de Meşayih vasıtasıyla geliyor insana.

v Allah Tarikatımızı anlamak, yaşamak nasip etsin.

v İllet, Gillet, Zillet. Bunlar Allah tan gelir.

v Allah bizi Müslüman halk etmiş.

Allah bizi sevgilisine ümmet etmiş.

Allah bizi varislerine tanıtmış.

Bundan ziyade nimet olur mu ?

v Mürit hali, fiili, ameli ile terakki eder. Ameli ve fiiliyatı Müridin iradesine bağlanmış. Hal ise iradenin dışında kalmış.

v Halinizi düşünmeyin fiilinizi düşünün.

v Mürit üç harften ibarettir. Mim, Ra, Tı. Mim den mana Peygamber efendimize olan muhabbettir. Te den mana terakki.

v Müritte üç şart gereklidir.

1-Daima vudü,

2-Lokmada ihtiyat,

3-Hıfzı nispet.

v Fikir, Şükür, Zikir ile Mürit terakki eder.

Yar daim sana nazar eyler,

Seni gafil görürse güzar eyler.

v Kul vara vara sultan olur,

Kapında kul var sultandan içerü,

Kul iken sultan olursun ta ebed,

Vavı gitti evhedin kaldıahed.

v Bizim gönlümüzün bekçisi Rabıta dır. Bizi gafletten ayıracak, uyaracak olan Rabıtadır.

v Bu yolculuk Ruhi yolculuk, nefsi yolculuk değil.

v Bülbülün güle nasıl feryadı varsa Müridinde Meşayihine karşı böyle bir feryadı olacak.

v Ona kul olacaksın ki , O sana kulluğunu bildirsin.

v Gel canını terk eyle ki canan doğa senden.

v “ Kulum ben sana şah damarından daha yakınım ”.

Her kim ki şeyhini Hak bilmedi Hakkı dahi bilmez,

Yok eylemeyen varını maksuduna ermez.

v Bir insan vasıta ile gelmiş olduğu yere vasıta ile gider.

v Allah’ı ilmen yakın bilenler alimler, Aynel yakın abitler, Hakkel yakın bilenler varlığından kurtulanlar, Aşıklar.

Aşık imdi varlığın ver yokluğa

Yokluk içinde sana varlık doğar.

v Allah’a olan Aşkın nihayeti yoktur.

v Ben anladım işim bitmez sana yalvarmaktan gayrı.

v Tarikata girenler ahd-i misakı tazelemiş oluyorlar.

v Muhabbetten mana Cenabı Allah’ın azametidir, velayetidir.

v Bir Mürit Allah’a vasıl olmak için evvala fenafişşeyh olacak, sonra fenafirresul olacak, sonra fenafillah olacak.

v Yardan mana bu müptedi aleminde Rabıtadır, sonra nübüvvettir, sonra Allah’ın Zatıdır.

v Mürit müntehi alemine velayetsiz geçemez.

Karşına almışsın gonca gülünü

Ne oldu sana terk eyledin ilini.

v Evliyanın iki Nuru vardır. Rabıta Nuru zahir görünüş, nefsi terbiye ediyor. Birde Velayet Nuru vardır Müridin Ruhunu yetiştiriyor.

v Şeriatı olan insanın hayvani sıfatı yoktur. Hayvani sıfat küfür sıfatıdır.

v Allah için birbirinizi sevin Allah için bir araya gelin.

v “İki müslüman Allah için bir araya gelir konuşursa üçünçüsü biz oluruz”.

v İrşadtan mana tarikat sohbetidir. İnsanları derviş eden mecazdan kurtaran, muhalefetlerden kurtaran, Hakikate ulaştıran tarikat sohbetidir.

v Her kim ki düşmedi ayağa cıkmadı başa.

v Her kim ki Allah için alçalırsa biz onu yükseltiriz.

v Payine yüz süremedim ne çare.

v Her kim ki payine yüz sürdü etti sebatı, ol buldu necatı.

v Derviş olmak için bütün insanlara yüzünü çiğnetmesi lazım.

v Yüzüne silleyi vuranla ağzına şekeri veren bir olacak.

v “24 saat içinde her bir işinizi bırakın, bir araya gelin sohbet edin.”

Niceleri vardır gönlü binada,

Niceleri vardır gönlü zinada,

Nicelerin gönlü bey’tu şirada,

O yar kimdir bilemedim ne care.

v Mürid daha müptedi aleminde , varlığından kurtulamamış.

v Veliler kendi bilgilerini atmışlar, Cenabı Hakkın bilgisi tecelli etmiş.

v “ Konuşan dili biz oluruz”.

v Aşkı ilahi bir insanı yakıyorsa ,varlığından kurtarıyorsa o zaman derviş olabiliyor.

v Ne zaman ki aşk bizi ihata ederse ,yediğimizden haberimiz olmaz, içtiğimizden haberimiz olmaz, nerede olduğumuzu bilmeyiz,o zaman hakikatına ulaşırız.

İlahi bir aşk ver bana,

Kandalığın bilmeyeyim.

v Mecaz olan aşk büyüte, büyüte hakikate ulaştırıyor.

v Aşkın bütünü Allahtır,sonra Resulullah’a ,sonra insanlara paylaştırılmıştır.

v “Ben seni muhabbetimden , sevgimden yarattım.”

v “Kulum beni sev ,sevdiklerimi sev.”

v Herşeyin hakikati insanların kalbinde.

v Nebilerin ve Evliyaullahın velayeti daha büyüktür,daha güçlüdür.

v Nefsini şeyh efendimize teslim ettinse,onun yumruğunu nefsinin başına vurdunsa kurtulursun.

Büyük düşmanımız nefsi emmare,

Takmış kemendini götürür nare,

Cehdetki kılasın sen sana çare,

Ellerin ayıbını gözleme gardaş.

v Bizi söyleyin de sui halimizi söyleyin.

v Bir nefes merdan-ı Hüda sohbetin de bulunmak 70 bin rekat namaz kılmak kadar amel oluyor.

v Hakikatsız andelibin zarına

v Sever goncasını bakmaz harına.

v Bu dünya aleminde tedbirini takdire bağlayan bir kimse cennette yaşıyormuş gibi olur.

v Nefis noksan sıfat ,ama ruh noksan sıfat değil.

v Nefis cisimden ibarettir,cesette Ruhun bir kalıbıdır.

v Nefisde ,Ruhda cesede hakim olabiliyor.

v İnsanların nefsi deccaldir, firavundur.Ruhu ise mehdidir, Musadır.

v Evliyaullahın eğitiminde Ruh nefsi küçültüyor.

v Nefis ancak ölünce yok olur.Ama bazı nefisler islah olmuştur, bazıları islah olmamıştır.

v Ehli kemal ruhun esrarını bilir haberdar olur ama bildiremez.

v İnsanlarda iki akıl vardır.Aklı maaş, Aklı maad.Aklı maaş nefsin aklı.Aklı maad Ruhun aklı.

v Cenab-ı Hak insanlar için 24 saat vermiş. 8 saat maişetiniz için calışın, 8 saat ibadet yapın,8 saat de uyku diyor.

v Efendimizin Ticaret için emirleri:

1-Borçlanmayı çok aza düşür.

2-Karı aza düşür.

3-Veresiyeyi aza düşür.

4-Gelire göre gideri eyerle

- Hasılatına göre mal al.

5-Ödünç Türk lirası ver.

6-Alışığı govulleyle

(Yumuşaklıkla)tahsil et.

7-Kendi sa’yında bilme.

v Ruhun gıdası zikrullahtır.Ruhun eğitimi zikrullah iledir.

v Nefis firavun,Ruh Musadır.

v Rabıta nefsi islah ediyor. Bu islahla anasırı zıddiyet değişiyor.Ruhuda Nefsin esaretinden kurtarmış oluyor.

v Evliyaullah Zahiri ile nefsi terbiye ediyor, maneviyatı ile Ruha eğitim yaptırıyor.Ne zaman ki Ruh nefsi yenmeye bir güç sahibi olursa , o zaman inkilap yapıyor.

v İnsanlarda 79 Ahlaki zemime var,79 Ahlaki hamide var.79 Ahlaki hamideler,Ahlaki zemimelerin altında.Her bir Ahlaki zemime gidince,Ahlaki hamide cıkıyor.

v Şeriatta hayvanı sıfattan beşeri sıfata geçiriyor, tarikatta beşeri sıfattan meleki sıfata geçiyoruz.

v Müridin en çetin hali levvamede ,en çetin cihatı levvamedir