İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Önemli Şahsiyetler ve Eserleri
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 16.06.2005, 13:06
Sabır acı, meyvesi tatlıdır.

 
jandarma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 8.716
Teşekkür etti: 323
291 Teşekkür 161 Mesaja aldı
Lightbulb Mehmet Akif Ersoy

Mehmet Akif Ersoy





1873 - 1936 HAYATI
İstanbul'da doğdu, 27 Aralık 1936'da aynı kentte öldü. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona 'Rağıyf' adını vermiş, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu 'Âkif' diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk'un Şuşise köyündendir, annesi ise aslen Buharalı'dır. Mehmed Âkif ilköğrenimine Fatih'te Emir Buharî mahalle mektebinde başladı. Maarif Nezareti'ne bağlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi'ni bitirdi. Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiştirildi. Rüştiye'de 'hürriyetçi' öğretmenlerinden etkilendi. Fatih camii'nde İran edebiyatının klasik yapıtlarını okutan Esad Dede'nin derslerini izledi. Türkçe, Arapça, Farsça, ve Fransızca bilgisiyle dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye'nin idadi (lise) bölümünde okurken şiirle uğraştı. Edebiyat hocası İsmail Safa'nın izinden giderek yazdığı mesnevileri şair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı. Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine mezunlarına memuriyet verilen bir yüksek okul seçmek zorunda kaldı. 1889'da girdiği Mülkiye Baytar Mektebi'ni 1893'te birincilikle bitirdi.



Ziraat Nezareti (Tarım Bakanlığı) emrinde geçen yirmi yıllık memuriyeti sırasında veteriner olarak dolaştığı Rumeli, Anadolu ve Arabistan'da köylülerle yakın ilişkiler kurma olanağı buldu. İlk şiirlerini Resimli Gazete'de yayımladı. 1906'da Halkalı Ziraat Mektebi ve 1907'de Çiftçilik Makinist Mektebi'nde hocalık etti. 1908'de Dârülfünûn Edebiyat-ı Umûmiye müderrisliğine tayin edildi. İlk şiirlerinin yayımlanmasını izleyen on yıl boyunca hiçbir şey yayımlamadı. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte Eşref Edip'in çıkardığı Sırat-ı Müstakim ve sonra Sebilürreşad dergilerinde sürekli yazılar yazmaya, şiirler ve çağdaş Mısırlı İslam yazarlarından çeviriler yayımlamaya başladı.

1913'te Mısır'a iki aylık bir gezi yaptı. Dönüşte Medine'ye uğradı. Bu gezilerde İslam ülkelerinin maddi donatım ve düşünce düzeyi bakımından Batı karşısındaki zayıflıkları konusundaki görüşleri pekişti. Aynı yılın sonlarında Umur-u Baytariye müdür muavini iken memuriyetten istifa etti. Bununla birlikte Halkalı Ziraat Mektebi'nde kitabet ve Darülfununda edebiyat dersleri vermeye devam etti. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdiyse de cemiyetin bütün emirlerine değil, sadece olumlu bulduğu emirlerine uyacağına dair and içti.

I. Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin gizli örgütü olan Teşkilât-ı Mahsusa tarafından Berlin'e gönderildi. Burada Almanlar'ın eline esir düşmüş Müslümanlar için kurulan kampta incelemeler yaptı. Çanakkale Savaşı'nın akışını Berlin'e ulaşan haberlerden izledi. Batı uygarlığının gelişme düzeyi onu derinden etkiledi. Yine Teşkilât-ı Mahsusa'nın bir görevlisi olarak çöl yoluyla Necid'e ve savaşın son yılında profesör İsmail Hakkı İzmirli'yle birlikte Lübnan'a gitti. Dönüşünde yeni kurulan Dâr-ül -Hikmetül İslâmiye adlı kuruluşun başkâtipliğine getirildi. Savaş sonrasında Anadolu'da başlayan ulusal direniş hareketini desteklemek üzere Balıkesir'de etkili bir konuşma yaptı. Bunun üzerine 1920'de Dâr-ül Hikmet'deki görevinden alındı.

İstanbul Hükümeti Anadolu'daki direnişçileri yasa dışı ilan edince Sebillürreşad dergisi Kastamonu'da yayımlanmaya başladı ve Mehmed Âkif bu vilayette halkın kurtuluş hareketine katkısını hızlandıran çalışmalarını sürdürdü. Nasrullah Camii'nde verdiği hutbelerden biri Diyarbakır'da çoğaltılarak bütün ülkeye dağıtıldı. Burdur mebusu sıfatıyla TBMM'ye seçildi. Meclis'in bir İstiklâl Marşı güftesi için açtığı yarışmaya katılan 724 şiirin hiçbiri beklenilen başarıya ulaşamayınca maarif vekilinin isteği üzerine 17 Şubat 1921'de yazdığı İstiklal Marşı, 12 Mart'ta birinci TBMM tarafından kabul edildi. Sakarya zaferinden sonra kışları Mısır'da geçiren Mehmed Âkif, laik bir Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması üzerine Mısır'da sürekli olarak yaşamaya karar verdi. 1926'dan başlayarak Camiü'l-Mısriyye'de Türk dili ve edebiyatı müderrisliği yaptı. Bu gönüllü sürgün yaşamı sırasında siroz hastalığına yakalandı ve hava değişimi için 1935'te Lübnan'a, 1936'da Antakya'ya birer gezi yaptı. Yurdunda ölmek isteği ile Türkiye'ye döndü ve İstanbul'da öldü.

Mehmed Âkif'in 1911'de 38 yaşında iken yayımladığı ilk kitabı Safahat bağımsız bir edebi kişiliğin ürünüdür. Bununla birlikte kitabın Tevfik Fikret'ten izler taşıdığı görülür. Fransız romantiklerinden Lamartine'i Fuzuli kadar, Alexandre Dumas fils'i Sâdi kadar sevdiğini belirten şair, bütün bu sanatçıların uğraşı alanlarına giren 'manzum hikâye' biçimini kendisi için en geçerli yazı olarak seçmiştir. Ancak, sahip olduğu köklü edebiyat kaygusu onun yalınkat bir manzumeci değil, bilinçle işlenmiş ve gelişmeye açık bir şiir türünün öncüsü olmasını sağlamıştır. Mehmed Âkif'in düşünsel gelişiminde en belirleyici öğe onun çağdaş bir İslamcı oluşudur.

Çağdaş İslamcılık, Batı burjuva uygarlığının temel değerlerinin İslam kaynaklarına uyarlı olarak yeniden gözden geçirilmesini, Batı'nın toplumsal ve düşünsel oluşumuyla özde bağdaşık, ama yerel özelliklerini koruyan güçlü bir toplum yapısına varmayı öngörür. Bu görüşe koşut olarak Mehmed Âkif'in şiir anlayışı Batılı, hatta o dönemde Batı'da bile örneklerine az rastlanacak ölçüde gerçekçidir. Kafiyenin geleneksel Osmanlı şiirinde bir bela olduğunu savunan, resim yapmanın yasak sayılmasının, somut konumların betimlenmesini aksattığı ve bu yüzden şiirin olumsuz etkiler altında kaldığı görüşünü ileri süren Mehmed Âkif, Fuzuli'nin Leylâ vü Mecnûn adlı yapıtının plansız olduğu için yeterince başarılı olamadığını dile getirecek ölçüde çağdaş yaklaşımlara eğilimlidir. Konuşma diline yaslandığı için kolayca yazılıvermiş izlenimi veren şiirleri biçime ilişkin titiz bir tutumun örnekleridir. Hem aruzdan doğan bağların üstesinden gelmiş, hem de şiirin bütününü kapsayan bir iç musiki düzenini gözetmiştir. Dilde arılaşmadan yana olan tutumunu her şiirinde biraz daha yalın bir söyleyişi benimseyerek somutlukla ortaya koymuştur.

Mehmed Âkif geleneksel edebiyatın olduğu kadar, Batı kültürünün değerleriyle etkileşimi kabul eder, ancak Doğu'ya ya da Batı'ya öykülenmeye şiddetle karşı çıkar. Çünkü her edebiyatın doğduğu toprağa bağlı olmakla canlılık kazanabileceği ve belli bir işlevi yerine getirmedikçe değer taşımayacağı görüşündedir. Gerçekle uyum içinde olmayı herşeyin üstünde tutar. Altı yüzyıllık seçkinler edebiyatının halktan uzak düştüğü için bayağılaştığına inanır. İçinde yaşanılan toplumun özellikleri göz önüne alınmadan Batılı yeniliklere öykünmenin doğrudan doğruya edebiyata zarar vereceği, 'edebsizliğin başladığı yerde edebiyatın biteceği' anlayışına bağlı kalarak 'sanat sanat içindir' görüşüne karşı çıkmış, 'libas hizmetini, gıda vazifesini' gören bir şiiri kurma çabasına girişmiştir. Bu yüzden toplumsal ve ideolojik konuları şiir ile ve şiir içinde tartışma ve sergileme yolunu seçmiştir. Bütün çıplaklığıyla gerçeği göstermekteki amacı okuyucusunu insanların sorunlarına yöneltmektir. Bu kaygıların sonucu olarak yoksul insanların gerçek çehreleriyle yer aldığı şiirler Türk edebiyatında ilk kez Mehmed Âkif tarafından yazılmıştır.

Mehmed Âkif şiirinin yaşadığı dönemde ve sonrasında önemini sağlayan gerçekçi tutumudur. Bu şiirde düş gücünün parıltısı yerini gözle görülür, elle tutulur bir yapıya bırakmıştır. Şairin nazım diline bu dilin özgül niteliğini bozmaksızın elverişli olduğu gelişmeyi kazandırması, aruz veznini yumuşatmayı, başarmasıyla mümkün olmuştur. Bu aynı zamanda Türkçe'nin şiir söylemedeki olanaklarının ne ölçüde geniş olduğunu göstermesi demektir. Söz konusu dönemde her şairin dili kişisel bir dil kurma adına dar bir vadiye sıkışmak zorunda kalmıştı. Mehmed Âkif dilin toplumsal kimliğini öne çıkarmış, üslupta öz günlük ve kişiselliğe ulaşmıştır. Yenilikçi bir şair olarak, yaşadığı dönemde görülen ölçüsüz yenilik eğiliminin bozucu etkilerine, ölçüsü işleviyle bağlantılı bir şiir kurmak suretiyle sınır çekmeye çalışmıştır.





ESERLERİ
Safahat, 1911; Süleymaniye Kürsüsünde, 1911; Hakkın Sesleri, 1912; Fatih Kürsüsünde, 1913; Hatıralar, 1917; Âsım, 1919; Gölgeler, 1933.







__________________
Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!!


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
jandarma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 16.06.2005, 20:37
Hamd icin Ilim

 
Ahmet76 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 17.08.2002
Mesajlar: 3.895
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Tanitim icin Allah razi olsun!
Allah rahmet eylesin merhum sair ve mütefekkirimize!!


KAHİRE - Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un adının, Kahire Üniversitesi'nde ders verdiği Edebiyat Fakültesi Türkçe bölümündeki bir amfiye verilerek ebedileştirileceğini" söyledi. Mısır'da Kahire Üniversitesi'ni ziyaret ederek üniversiteyi gezen Çelik, daha sonra A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Kahire Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Abdurrahman ile görüşmesinde Mehmet Akif Ersoy'un isminin bir amfiye verilmesini ele aldıklarını belirtti. "Rektörün teklifi kabul ettiğini ve bu ayki üniversite yönetim kurulu toplantısına teklif olarak götüreceğini" söyleyen Çelik, "Alınacak karara göre Edebiyat Fakültesi'nin Türkçe bölümündeki bir amfiye Ersoy'un adının verileceğini" bildirdi. Ersoy'un 1930'lu yıllarda Kahire Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptığını ve Türkçe dersleri verdiğini hatırlatan Çelik, "Ersoy'un buradaki hatırasını yaşatmak hem de milli şairimizin Kahire Üniversitesi'nde ders verdiği yerde ismini ebedileştirmek için bence yapılması gereken ve bugüne kadar gecikmiş bir çalışmadır" dedi.

16.06.05 Yeni Safak
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel
Ahmet76 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 16.06.2005, 23:59
Sabır acı, meyvesi tatlıdır.

 
jandarma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 8.716
Teşekkür etti: 323
291 Teşekkür 161 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Ahmet76
Tanitim icin Allah razi olsun!
Allah rahmet eylesin merhum sair ve mütefekkirimize!!


KAHİRE - Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un adının, Kahire Üniversitesi'nde ders verdiği Edebiyat Fakültesi Türkçe bölümündeki bir amfiye verilerek ebedileştirileceğini" söyledi. Mısır'da Kahire Üniversitesi'ni ziyaret ederek üniversiteyi gezen Çelik, daha sonra A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Kahire Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Abdurrahman ile görüşmesinde Mehmet Akif Ersoy'un isminin bir amfiye verilmesini ele aldıklarını belirtti. "Rektörün teklifi kabul ettiğini ve bu ayki üniversite yönetim kurulu toplantısına teklif olarak götüreceğini" söyleyen Çelik, "Alınacak karara göre Edebiyat Fakültesi'nin Türkçe bölümündeki bir amfiye Ersoy'un adının verileceğini" bildirdi. Ersoy'un 1930'lu yıllarda Kahire Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptığını ve Türkçe dersleri verdiğini hatırlatan Çelik, "Ersoy'un buradaki hatırasını yaşatmak hem de milli şairimizin Kahire Üniversitesi'nde ders verdiği yerde ismini ebedileştirmek için bence yapılması gereken ve bugüne kadar gecikmiş bir çalışmadır" dedi.

16.06.05 Yeni Safak
Birakilan güzel bir ani yillar sonrada olsa hatirlaniyormus, güzel bir uygulama.
__________________
Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!!


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
jandarma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 20.06.2006, 01:32

 
yufure - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.05.2006
Mesajlar: 265
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
BÜyÜk Şaİrİmİz Mehmet Akİf'İ N Bu Tanitimindan Ve Şİİrlerİnden Dolayi Sİzlere TeŞekkÜr Edİyorum...
__________________
BEKLENEN GÜN GELECEKSE ÇEKİLEN ÇİLE KUTSALDIR
yufure isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 13.08.2006, 08:48
Mevlam neyler, neylerse güzel eyler..

 
Fatihsultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.11.2005
Yaş: 14
Mesajlar: 9.139
Teşekkür etti: 0
26 Teşekkür 10 Mesaja aldı
Teşekkürler..
__________________
Mevlam neyler , neylerse güzel eyler...
Fatihsultan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 13.08.2006, 22:14

 
Osmanli-Torunu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2006
Mesajlar: 1.488
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah razi olsun, tanitim icin. Milli sairimiz Mehmet Akif Ersoyun siirlerin hepsi Safahat adli kitapda toplanmis. gerci siirlerin cogu zor anlasiliyor osmanlicayi bilmeyenler icin...
Osmanli-Torunu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 06.01.2007, 15:53

 
Hasbi Rabbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2006
Mesajlar: 992
Teşekkür etti: 103
9 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Allah Rahmetini ve Merhametini esirgemesin....
Hasbi Rabbi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 09.01.2007, 20:13
Aktif Üye

 
NaRı_AsK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.01.2007
Mesajlar: 130
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
cok güzeldi
NaRı_AsK isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 21.01.2007, 11:13
Sabır acı, meyvesi tatlıdır.

 
jandarma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.01.2003
Mesajlar: 8.716
Teşekkür etti: 323
291 Teşekkür 161 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Osmanli-Torunu
Mesajı göster
Allah razi olsun, tanitim icin. Milli sairimiz Mehmet Akif Ersoyun siirlerin hepsi Safahat adli kitapda toplanmis. gerci siirlerin cogu zor anlasiliyor osmanlicayi bilmeyenler icin...
Amin Ecmain
__________________
Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!!


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
jandarma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 15.02.2007, 15:59

 
virane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.02.2007
Mesajlar: 414
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 8 Mesaja aldı
Osmânlı şâ'irlerindendir. 1290 [m. 1873] da tevellüd, 1354 [m. 1936] de İstanbulda vefât etdi. Edirnekapı kabristânındadır. Fâtih rüşdiyesinden sonra, mülkiye i'dâdîsini bitirdi. Baytar mektebini okuyup, veteriner oldu. Dînî, millî şi'rleri çok heyecânlıdır. Her müslimân türkün kalbine yerleşmiş olup ve her evde saygı ve sevgi ile okunan türk istiklâl marşının yazarıdır. (Safahât) kitâbı heyecânlı şi'rlerle dolu ise de, seksenaltıncı sahîfesinde (İstibdâd) adındaki yazısında ve dörtyüzbeşinci sahîfesinde, müslimânların halîfesi ve islâmiyyetin bekçisi olan sultân ikinci Abdülhamîd hânın şânını ve kıymetini zedeleyen çok çirkin ve bayağı iftirâları ve Mısr müftîsi sicilli mason, Muhammed Abduhu öven ve bir çalgıcıyı, çalgısının seslerini nidâ-yı ilâhîye benzeterek öven şi'rleri kendisini lekelemekde, îmânlı kalblerde nefret hâsıl etmekdedir. İstanbuldaki yüksek islâm enstitüsü eski müdîrlerinden ve öğretim üyelerinden Ahmed Dâvüdoğlu, 1394 [m. 1974] senesinde İstanbulda basılan (Dîni ta'mîr da'vâsında din tahrîbcileri) kitâbında, Muhammed Âkifin de sâir reformcular gibi, ilhâmı doğrudan doğruya Kur'ân-ı kerîmden almak istediğini bildirmekdedir
virane isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 14.10.2007, 01:18

 
Üyelik tarihi: 16.06.2007
Mesajlar: 883
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi

Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed,
Aylar bize hep muharrem oldu!
Akşam ne güneşli bir geceydi...
Eyvah, o da leyl-i mâtem oldu!.
Âlem bugün üç yüz elli milyon
Mazlûma yaman bir âlem oldu!
Çiğnendi harîm-i pâki ser'in;
Nâmûsa yabancı mahrem oldu!
Beyninde öten çanın sesinden
Binlerce minâre ebkem oldu.
Allah için, ey Nebiyy-i ma’sûm,
İslâm'ı bırakma böyle bîkes,
İslâm'ı bırakma böyle mazlûm.

30.05.1914
Mehmet Akif Ersoy
__________________
Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu
Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu.N.F.K

dil yarasi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 14.10.2007, 17:29

 
abdulgani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.12.2006
Yaş: 31
Mesajlar: 577
Teşekkür etti: 3
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
her şiirin bir hikayesi vardır.her kelimenin anlatacak bir şeyi...eğer çanakkale şehidleri şiirinin hikayesini bilseydiniz belki şiirin kendisinden daha çok etkilerdi...
abdulgani isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mehmet Akif Ersoy Ahmet76 Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 1 17.08.2003 20:30
Üstad Mehmet Akif Ersoy... Talib Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 3 12.08.2003 16:55
BİRLİK / Mehmet Akif ERSOY M. Ali Saral Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 1 27.07.2003 11:54
MEHMET AKIF ERSOY 'dan TALHA-61 Özgün Yazılarınız 2 12.05.2003 15:10
Mehmet Akif Ersoy TALHA-61 Muhabbet Olsun 2 14.03.2003 16:50


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:01 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50