İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Önemli Şahsiyetler ve Eserleri
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 30.06.2005, 10:11
 
Ebu Ömer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.02.2005
Mesajlar: 126
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Halid bin Velid (Radıyallahu anh)

Halid bin Velid (Radıyallahu anh)

Velid oğlu Halid, Hicretten 35 yıl önce doğar. Server-i kâinat ile aynı soydan gelir, kaldı ki annesi Lübabe es-Suğra Efendimizin hanımı Hazret-i Meymûne’nin kız kardeşidir.
Halid de Habibullah gibi süt annelere emanet edilir, havası ve suyu güzel yaylalara gönderilir. Burada Arap gelenekleriyle yetiştirilir ve altı yaşındayken tekrar Mekke’ye getirilir. Babası (Velîd bin Mugîre), Kureyşliler arasında itibarlı bir emirdir, zaten süvari birliğinin komutanlığı hep bu aileye verilir.
Nitekim oğlu Halid’e de ata binmenin, ok atmanın, kılıç kullanmanın ve cengi okumanın inceliklerini öğretir. Genç muharip, bileğine de güçlüdür hani, hatta Hattaboğlu Ömer ile güreştiği rivayet edilir.
Halid uzun süre ticaret kervanlarına katılır, Suriye, Irak, Mısır ve Yemen’i gezip görme imkanına erişir. Okuma yazma bilenlerin parmakla gösterildiği yıllarda şiire merak salar, çeşit çeşit kitaplar edinir.

Ah o Kureyşliler
Aslında Halid bin Velid’in yeri mizac ve ahlak olarak Fahr-i alem’in yanıdır ama Kureyşliler onu ona bırakmazlar. Sırtını sıvazlayıp meydana çıkarırlar. Sanırım Hazret-i Halid, Bedir ve Uhud’u hatırlamaktan hoşlanmaz, onun için bu faslı geçip İslâmla tanıştığı günlere gelmekte yarar var...
Hâlid’in kardeşi Velid bin Velid Bedir’de Müslümanlara esir düşer. Fidye karşılığında serbest bırakılır ama Ensarla Muhacirin muhabbetini gördükten sonra Mekkeli müşrikler arasında duramaz. Kendi kendine iman edip Medîne’ye koşar, Hatem-ül Enbiya’ya er olmaya bakar. Bu arada ağabeyi Hâlid’e İslam’a davet eden mektuplar yazar.
Resulullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) umre yapmak için Mekke’ye geldiklerinde Velîd’e (Radıyallahu anh) döner; “Hâlid nerelerde? Onun gibi birinin İslâmiyeti tanımaması, bilmemesi olmaz. O gayret ve kahramanlığını müşriklere karşı gösterseydi ne kadar hayırlı olurdu. Kendisini sever, üstün tutardık” buyururlar. Halid bu konuşmayı duyunca bir hoş olur, İslâm’a karşı meyli nasıl artar, anlatılamaz.
İster misiniz bu kısmı kendi ağzından dinleyelim: “Allahü teâlâ, hayrımı dilediği zaman, kalbime İslâmiyet sevgisini düşürdü. Beni, hayır ve şerri anlayacak hâle getirdi. Zaten Müslümanlara karşı yaptığım hiçbir savaş yoktu ki dönerken pişman olmayayım. Resulullah’ın muhakkak gâlip geleceğini adım gibi biliyordum. Önümüze birçok baskın imkanı geçti ama parmağımızı bile oynatamadık. Mesela Allahın Habibi Hudeybiye’den çıktıklarında (Usfan’da) Eshâbıyla öğle namazına durdular. Bir komutan için bu fırsat kaçmazdı ama elimiz kolumuz bağlandı. İkindi namazında da bir şey yapamadık, zira onlar korunuyorlardı.
Doğrusunu isterseniz Efendimizin mertliğine, cesaretine, ahlakına hayrandım. Fallar, putlar, cahiliye âdetleri beni eskiden de sarmazdı. Hele Resûlullah’ın hakkımda söylediklerini işitince içim ferahladı.
O gece rüyamda dar, çorak ve sıkıntılı vadilerde dolaştım durdum, nihayet çimleri rüzgarla bir o yana bir bu yana yatan yemyeşil ovalara açıldım. Rüya yeteri kadar sarihti ama bunu Hazret-i Ebû Bekir’e tâbir ettirmeyi çok arzuladım. Evet yeteri kadar vakit kaybetmiştim, artık Medine’ye gitmeli ve Müslüman olmalıydım. Yoldaşlık teklif ettiklerim tereddüt ettiler ancak Osman bin Talha seve seve bana katıldı.
Ertesi gün seher vakti yola çıktık. Hadde denilen mevkiye vardığımızda, Amr bin Âs ile karşılaştık. O da Müslüman olmuş, Efendimize koşmaktaydı...
Hep beraber Medîne’ye yaklaştık. Yıkandık paklandık, en güzel elbiselerimizi giyip mescide vardık. İyi de, acaba Resûlullah efendimiz bize dargınlar mıydı?

Beklenen an
Eşikten geçerken azarlanmaktan korkuyordum, kalbim kuş gibi çırpınmaktaydı. Lâkin Server-i kâinat bizi dostça karşıladı, bağrına bastı. Yüksek sesle Kelime-i şehadet getirdim, sahabeler de hislendiler, gözyaşları yenlerini yakalarını ıslattı. Efendimiz “Sana hidâyet veren, doğru yolu gösteren Allaha hamd olsun” buyurdular “akıllı olduğunu biliyor, bunun er veya geç seni selâmet ve hayra ulaştıracağını umuyordum.”
Günahlarımın affı için, Allahü teâlâya duâ etmelerini istedim. Resûlullah “İslâmiyet, kendisinden önce işlenmiş olan günahları söküp atar” müjdesini vermekle birlikte ellerini açtılar “Yâ Rabbî! Hâlid’in, kullarını yolundan çevirmek için gösterdiği çabaları bağışla!
Sonra bana hane-i saadetlerinin yanında yer verdiler, kendilerine komşu yaptılar.

Perçem-i şerif
Eshabı kiram (aleyhimürrıdvan), Efendimiz’i (aleyhissalâtü vesselam) o kadar çok severler ki onun mübarek saç ya da sakallarından tek tele sahip olabilmek için yarışırlar. İşte bugün atlas bohçalar, gümüş sandıklar içinde saklanan peygamber kokulu emanetlerin hikâyeleri o günlere ulaşırlar.
Veda Haccı’nda Fahr-i alem (Sallallahü aleyhi ve sellem), kurbanını kesmiş, tıraşını olmaktadırlar. Kesilen saçlarını Ebû Talhatü’l Ensârî’ye vererek ashabına dağıtılmasını arzularlar. Peygamber aşıkları saç tellerinden bir tekini dahi düşürmeden kapışırlar. Sıra mübarek alınlarına dökülen ve nûr-ı ilâhîye mazhar olan perçemlerine gelir. Halid bin Velid ileriye atılır; “Yâ Resûlallah, onları bana ver. Anam, babam sana feda olsun” diye yalvarmaya başlar. Habibullah bu... Kimi kırmışlardır ki onu kırsınlar...
Halid bin Velid, bu saç tellerini ölünceye kadar sarığının arasında saklar, Resulullah hasreti dayanılmaz oldukça öper, koklar. Yemame Savaşının en şiddetli anında sarığı düşünce ölümü göze alıp düşmanların arasına dalar. Huysuz atlar, nallar, kılıçlar... Eller, kollar uçuşur, ortalık toz duman...
Ama O, sarığını ele geçirmeyi başarır, yüzü suyu hürmetine kâinatın yaratıldığı Serverin saçlarını küffar eline bırakmaz.
Bu sarık başındayken hiçbir savaşı kaybetmez, zaferden zafere koşar...
__________________
"Önceki güneşlerin hepsi battı ve gitti, bizim güneşimizse batmayacak ebedi"

Seyyid Abdûlkadir-i Geylani
Ebu Ömer isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 30.06.2005, 10:14
 
Ebu Ömer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22.02.2005
Mesajlar: 126
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Unutulmaz komutan Hazret-i Halid

Unutulmaz komutan Hazret-i Halid

O yıllarda Fırat sahilleri asker sevkiyatı için çok önemlidir. Hazret-i Halid komutasındaki mücahidler, Rumlar ve İranlıların müşterek ordusu ile çetin bir muharebe yapar ve yöreye kesinkes hakim olurlar. Ardından Busralılarla (cizye ve haraç almak şartıyla) anlaşır, halkın can ve mal emniyetini sağlarlar. Bizans imparatoru panik içindedir, kardeşini 80 bin kişilik bir orduyla bölgeye yollar. Halid bin Velid bunları Ecnadeyn Savaşı’nda rezil rüsva eder, Müslümanlara Suriye ile Filistin’in kapılarının açar.
Ve sıra gelir Şam’a. O günlerde güçlü bir Hristiyan merkezi olan Şam çok iyi korunmaktadır. Müslümanlar aylar süren kuşatmadan bir netice alamazlar. Halid bin Velid saldırıları seyrekleştirir, havayı soğutmaya bakar. Olacak bu ya o günlerde Patriğin oğlu olur ve büyük bir şenlik yaparlar. Kazanlar kurulur, fıçılar çıkar. Hazret-i Halid fırsat bu fırsat der, gece yarısı şehre sızar. Rumlar neden sonra uyanırlar ama meğer ki geçmiş ola.

Zor savaş
Papazlar Şam’ın elden çıkmasını hazmedemez, Diyar-ı Ruma (Anadolu’ya) geçer, kapı kapı dolanırlar. Tam 240 bin asker ve gönüllüyle Yermük’te toplanır “Medine’ye Medine”ye” diye çığlıklanırlar.
Vaziyet gerçekten naziktir, Halid bin Velid bugüne kadar komuta ettiği en büyük ordunun önüne geçer lakin yine de 6 Hristiyan’a bir Müslüman düşer. Kadınlar bile silah kuşanır ama bu oranı bozamazlar. Sayı dengesini kuramadıklarına göre yapılacak tek şey vardır, daha iyi savaşmalıdırlar...
Muharebe öncesi Rumlar bir bedeviyi İslam ordusu içine sokarlar. Geri dönen casus “Bunlar” der, “gündüz talim yapıyor, geceleri ibadet ediyorlar. Uykudan filan haberleri yok, fevkalbeşer olmalılar.”
Saflar dizilirken Bizans ordusunun komutanlarından General Cerece (Yorgi) öne çıkar, Halid bin Velid’in yanına yaklaşıp sorar: “Ey Halid! Allah’ın, Peygamberiniz’e bir kılıç indirdiği, onun da bu kılıcı sana verdiği doğru mu?”
- Hayır öyle bir kılıç yok.
- Peki bu Seyfullah (Allahın kılıcı) adı nereden geliyor?
- Bu bir lakaptır o kadar ama şu var ki Allah’ın resulü bize dua buyurdular.
- Peki sizin Peygamberiniz insanları neye davet ediyor?
Hazret-i Halid ona kısaca Efendimizi ve tebliğ ettiği dini anlatırlar. General çok hislenir ve “öyleyse” der, “benim de sizin saflarınızda bulunmam gerekiyor!”
General bir çadırda gusledip iki rekat namaz kılar ve ak sarıkla meydana çıkar.
Hâlid bin Velid ordusunu biner biner ayırır, her bölüğe bir kumandan tâyin edip onları yetkilerle donatır. Çarpışma o kadar sert ve kanlıdır ki öğle ve ikindi namazlarını îmâ ile kılarlar. Bu arada Bizanslılar Yorgi’ye çok kızar, sayıp söverek üstüne çullanırlar. Nitekim onu sıkıştırmaya muvaffak olur ve hiç acımazlar.
Kısmete bakın. Böyle bir orduda şehadete kavuşmak herkese nasip olmaz.
Halid bin Velid 240 bin kişiyi karşısına almaz, usta manevralarla merkeze yüklenip komuta kademesini dağıtmaya bakar. Düzensiz kalabalıklar ipi kopmuş gerdanlık gibi dağılırlar.
Bu savaşta 100 binden ziyade Haçlı öldürülür, 3 bin Müslüman şehadet şerbetini yudumlar...
Hâlid bin Velid, 642 yılında Humus’ta hastalanır. Mübarek bakar bu yatışın kalkışı yok, arkadaşlarını çağırıp helalleşir. Kılıcının kabzasını şefkatle okşar ve “elimde nice kılıçlar paralandı” buyururlar, “ama bu ölümüme şahit olacak. Şu işe bakın yatak yüzü görmeyen vücudum yatakta eriyor. Ah Hâlid ! Şehîd olamayan Hâlid! Vücûdumda bir karış yer yok ki, kılıç, ok, mızrak değmesin. Ölümü daima meydanda ve atımın üzerinde bekledim, ama harp, benim etimi çiğneyemedi. Elde etmediğim makam kalmadı şehîdlik hariç.”
Hazreti Hâlid’in bir ara gözleri dalar, Yermük Savaşını hatırlarlar.
Ah Yermük! İnsan kanlarının sel gibi aktığı Yermük! O ne soğuktu, gökten boşanan yağmura karşı, kalkanımın altında sabahladığım geceyi unutamam. Ah Yermük! Senin şiddetin Mûte’yi bile hafızamdan sildi. Ey yakınlarım! Cihâda sarılın! Bu topraklar ancak cihâdla korunabilir. Yermük’te Rumları yendik ama bu iş bitmedi, daha nice savaşlar olacak, çok kan akacak. Şimdi, kendimi at kişnemeleri arasında, Allah Allah nidâlarıyla insanlara dar gelen Yermük Vâdisi’nde hissediyorum. Vallahi Rabbimden, beni her gazâda diriltmesini ve savaşın hakkını vermeyi dilerim...”

Mezarımı kılıcımla...
Hazret-i Hâlid biraz sustuktan sonra, “Vasiyetimi bildiriyorum, beni ayağa kaldırın!” buyururlar, “Bugüne kadar ben onu taşıdım şimdi o beni taşısın” diyerek kılıçlarına dayanır, Azrail aleyhisselamı ayakta karşılar...
“Atım ve kılıcımdan başka bir şeye sahip değilim. Atımı, gözü kara bir yiğide verin! Kılıcımı da mezarımı kazmakta kullanın, zira cengaverler kılıç şakırtısından zevk alırlar” der ve yığılırlar. Son sözleri Kelime-i şehadet olur yüzlerini manalı bir tebessüm ve derin bir sürur kaplar.
Hazret-i Hâlid’in kabri, Humus şehrinde, kendi adını taşıyan camidedir. II. Abdülhamîd Han külliyenin tâmir ve tezyini için hiçbir masraftan kaçmaz.

Asker ne yiyor?

Suriye taraflarında yapılan bir savaşta ordu istirahate çekilir, sofralar kurulur. Sofra dediysek ılık su, kuru ekmek ve üç beş hurma...
Halid bin Velid’in önüne yumuşak ekmek ve soğuk su konulunca sorar “nerden geldi bunlar?”
-Bunlar derin bir çukurda saklandı. Bu yüzden ekmekler kurumadı, su soğuk kaldı.
-Askerlerim de bunlardan mı yiyor?
-Hayır!
-Bana da onların yediklerinden getirin. Bunları erlerime dağıtın!
__________________
"Önceki güneşlerin hepsi battı ve gitti, bizim güneşimizse batmayacak ebedi"

Seyyid Abdûlkadir-i Geylani
Ebu Ömer isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
halid meşal ve p.k.k terörü akdoğan Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 19.11.2007 12:12
Mevlana Hâlid-i Bağdâdi Alp Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 0 04.07.2007 13:27
Mevlana Halid-i Bağdadi virane Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 1 03.04.2007 12:16
Mevlana Hâlid-i Bagdâdi acohsny Dini Bilgi ve Eğitim 1 21.10.2005 17:44
HZ. ÖMER İBN-İ HATTAB(Radıyallahu Anh) Cihad74 Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 0 11.03.2005 19:33


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:42 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git