İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Önemli Şahsiyetler ve Eserleri
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 16.09.2006, 22:43

 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 82
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Musa Topbaş Efendi'nin Vefatına Tarih

Gönül bu, iki hece
Esrarı bir bilmece
Tarihin üçler dedi
Vâh "ŞAM-I HATM-İ HÂCE"
1999

Hayatın mânâsını bilir sahib-i iz'an
Kalblerin esrarını çözer sahib-i ihsan
Bir ney çıkıp söylesin vefatın tarihini
İki anahtar lâfız, işte "HUZUR VE İRFAN"
1420

Prof. Dr. Mustafa KARA

******************

Kendi Kalemlerinden Kısa Terceme-i Hal

Dünya misâfirhanesinde, her dünyaya gelen Cenabı Hakkın kendisine tahsis ettiği müddet mikdarınca yaşar. Sonra ahirete intikal eder. Bu zamanı değerlendirebilene ne mutlu.

ALLAHü azze ve celle hazretleri, günâhkâr fakire çok değerli mürebbîler gönderdi. Merhum pederim Hacı Ahmed Hamdi efendi, kalbi ALLAH ve Peygamber sevgisiyle yanar ve daima müslümanların dertleriyle dertlenirdi Merhamet ve sahâvetle ashabı kiram hazeratının meşrebindeydi.

Merhum pederimin ahirete intikalinden sonra on altı sene kadar Hulûsi ağabeyimle beraber bulunduk. Bu müddet zarfında kendisinde en ufak dünyaya temayül görmedim. Her hattı hareketi ALLAH teâlanın emirlerine uygundu. Bütün güzel ahlaklar kendisinde cem olmuştu.

13-15 yaşlarında Elmalılı Muhammed Yazır Efendinin derslerine devam ettim. Kendisine zamanın allâmesi derlerdi. Buna rağmen son derece tevâzu ve mahviyet sahibi idi. 23-25 yaşlarında iki sene Mustafa Asım Yörük Efendinin sohbetlerine devam ettim. Bu iki sene zarfında, hiç bir ferdin îmalı dahi olsa aleyhinde bulunduğunu duymadım. Bu zat da tevazuda ön safta gidenlerden idi. Ancak vefatından bir kaç gün evvel hafız-ı Kur'an olduğunu öğrendim.

Bekir Hâki, Ali Yekta, Ömer Nasuhi Efendiler gibi pek değerli alim, fazil, kâmil kişilerin fırsat buldukça ziyaretlerine gittim, her halde bu zâtlardan da istifade ettim.

Rabbım Teâlâ hazretlerinin en büyük ihsan ve ikramı da 1950 senesinde (takriben 32 yaşlarında idim) Sultanül Arifin, Mürşidi Mükemmil, Mahmûd Sâmi Ramazanoğlu kuddise sirruh hazretleri ile olan mülâkattır.

1956 senesinde fakiri bu âli yola kabul buyurdular. Fakire karşı istisnai bir ihtimam gösterdiler. Otuz üç sene geçmesine rağmen nefsimden sıyrılamadım. Bütün ömrüm hata, nisyan ve gaflet içinde geçdi. Buna rağmen Rabbımıza hüsnü zannım, sevgim daima tezayüt etti. Rabbımın sevdiklerini canı gönülden sevdim, düşmanlarına da adavet ettim.

*********************

Vasiyetlerinden...

Her dünyaya gelen, vakti saati, sayılı nefesleri tamamlandıktan sonra, ebedi hayata intikal edecektir.

Ne mutlu o kimseye ki, hayatını Hakk yolunda ifna etmiş ve yüzünün ak'ı ile ahirete göçmüşdür.

Fakir de bu hususu nasibim derecesinde bulduğum halde layıkıyla kulluk edemedim. Pîr i fani olduğum halde kendime çeki düzen veremedim. İslâm büyüklerinin şuurlu, şerefli hayatlarını okudum, nefsimde tatbik edemedim. Hatalarla dolu bir ömürden sonra Rabbımız Teâlâ hazretlerinin mağfiretini umarım. Çünkü O, Rahmandır gaffardır.

Varislerimin İslâmî hukuklara riayet ederek hayatlarını değerlendireceklerini umarım.

**********************

Âh Efendim!

En büyük vuslat olurken zâtına emr-i Hudâ,
Yaktı hicrânın efendim ağladı arz u semâ!..

Soldu güller goncalar, lâl oldu bülbüller bugün,
Hep yetîm kaldık efendim sen deyince elvedâ!

Kalbi dağlarken firâk yalnız tesellî eyleyen,
"Rabbe dön!" emriyle ey yâr, tattığın zevk u safâ!..

...

"Küllü nefsin zâikatü'l-mevt"i âşık kalbine,
Cânibinden bir düğün kılmış Cenâb-ı Kibriyâ!..

Sen ki gül kalbinde yârin pervâne oldun bir ömür,
Seyredip aldı güneşler nûrlu sîmândan ziyâ!..

Öyle hizmet eyledin ki, din gülistanında sen,
Havz-ı kevser bekliyor olmak için Hakk'dan atâ...

Ey cihâd-ı ekberin gâzîsi, ey mâzîsi pâk,
Ey visâlin aşk şehîdi bize oldun reh-nümâ...

Gönlünün rahmet sarâyından bıraktın bizlere,
Yâdigârın Hakk yolunda nûr-i çeşm-i evliyâ!..

Vardığın yâr meclisinde öpmüş alnından Habîb,
Tut elimizden, kucaklarken Muhammed Mustafâ...

Ayrılık burda mukadder, ey süreyyâ yıldızı,
Kalmasın mahşer günü ihvânların senden cüdâ!..

En büyük vuslat olurken zâtına emr-i Hudâ,
Yaktı hicrânın efendim ağladı arz u semâ!..

16.07.1999
M. Ali EŞMELİ
furkan81 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 20.09.2006, 13:04

 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 82
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Musa Efendi üstazımız da, gani gani nur içinde yatsın, "ALLAH rahmet eylesin, üstazımızın bir nûmunesi idi. Onun evsafını yüzde yüz almış idi. Onunla da 1958 yılında tanıştım. Sayfiye için İstanbul'a geldiğim ilk seneydi. Ağabeyleri Hulusi Bey'e Medine'deki akrabalarından bir emanet ile mektup filan getirmiştim. O da çok güzel bir zat idi. Eyyüb Sultan Hazretlerine fakiri ilk ziyarete o götürmüştü. Zaten İstanbul'un da bütün Türkiye'nin de hakiki sultanı odur. Musa Efendi üstazımız ile ilk defa Bahariye fabrikalarının girişinde karşılaştık. Birbirimize öyle bir sarıldık ki uzun müddet ayrılamadık. Kalbden kalbe bir yol açılmışdı. Aynı sene Ramazanda Medine'ye teşrif ettiler. Niyazi Keçebaş ile birlikte iki aile gelmişlerdi. Evimize davet ettik. Sonra son nefesine kadar bu muhabbetimiz tesefsül etti. Sami Efendimiz binlerce talebesinin içinde bu zatı seçmiş, ruhaniyeti var ki seçilmiş. Medine'deki son yıllarında Sami Efendi Hazretleri bize "Fadlullah efendi gelen ihvana söyleyin Musa Efendi'ye müracaat etsinler, bundan sonra müşkülatlarını o çözecek" buyurdular. Bunu birkaç defa söylediler. Hatta Sami Efendimizin damatları Ömer Bey de "Bize de böyle işarette bulundular" dedi, o sıralar. Sami Efendimizin vefatı ile vazifeyi devraldılar, evladları çoğaldı, güzel evladlar yetiştirdiler, fani dünya; onu da bu sene kaybettik. Arapça'da bir söz vardır; "İnsan doğar ölmek için, bina yapılır, yıkılmak için" diye. Sonunda ölünecek de maksat güzel yaşamak.

...

Musa Efendimizde yeri doldurulamayacak bir zat idi. ALLAH rahmet eylesin. Vefatından sonra Medine'den salih bir zat Musa Efendinin nakli kubur olduğunu, Sami Efendinin yanına defnedildiğini söyledi. Doğrusunu ALLAH bilir.

Son söyleyeceğim şu ki kardeşlerim üstazlarının kıymetini bilsinler. Son nefeslerini iman-ı kâmil ile tamamlasınlar. (Fadlullah Nemengani)
furkan81 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ahmet Efendi'nin Hoca'ya Cevabı NHAND Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 11.07.2007 22:05
Hafız Efendi'nin Komisere cevabı.... itimat Hayatın içinden 12 26.12.2006 09:35
Kâmil ve Mükemmil (Musa Topbaş Efendi) furkan81 Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 0 17.04.2006 22:11
Mahmud efendi'nin(k.s.) 2005 Umresinden Esintiler. Muttaki Özgün Yazılarınız 0 07.09.2005 18:03
Cübbeli Ahmed Hoca Efendi'nin Sohbetleri abdulHakim Davet ve Duyurular 11 20.05.2005 17:31


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:12 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50