| Bu davada En iyilerimiz feda etmek gerek ![]() Üyelik tarihi: 26.12.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 842
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| Seyh saidi yanlis taniyanlara Şeyh Said in hayatı « : Ocak 17, 2007, 05:13:03 am » Şeyh Said 1865 yılında Erzurum’un ilçesi Hınıs’a bağlı Kolhisar Köyü’nde dünyaya geldi. Babasının adı Şeyh Mahmut Fevzi’dir. Şeyh Said’in ailesi köklü ve büyük ailelerdendir. Ailesi daha Osmanlı Padişahı 4. Murat döneminde, düşman saldırılarıyla karşılaşır. Sultan 1639’da Şeyh Said’in dedesi Seyyid Haşim’i katleder. 1639’da , Kasr-ı Şirin antlaşmasıyla iki parçaya ayrılır. Olabilir ki Seyyid Haşim de bu duruma karşı çıktığı için şehit edilmiştir. Şeyh Said’in dedeleri şu silsileyle geliyor: Mele Haydar, Mele Kasım, Şeyh Ali Septi Amedi, Şeyh Mahmut Fevzi. Şeyh Mahmut Fevzi Palu’dan Hınıs’a gidip Hınıs’ın köyü Kolhisar’ı satın alır ve orada yerleşir. Şeyh Mehmûd Fevzi’nin yedi oğlu olur. Bunlar; Şeyh Said, Şeyh Bahaddin, Şeyh Diyaeddin, Şeyh Necmeddin, Şeyh Tahir, Şeyh Mehdi ve Şeyh Abdurrahim’dir. Babasının ölümünden sonra bu büyük ailenin bütün sorumluluğu Şeyh Said’in üzerine kalır. Şeyh Said’in ailesi çok zengindi. Sürüleri vardı ve bu sürülerini Erzurum’dan ta Halep’e, Musul’a, Şam’a kadar götürüyordu. Şeyh Said bu arada hem ticaret yapıyor hem de gittiği yerlerde insanlarla ilişki geliştiriyordu. Bundan dolayı onu tanıyanlar ve sevenler çoktu. bir çok insan onun etkisinde kalıyordu. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir çok Kürt yerinden yurdundan göç ettirilir. Bu dönemlerde Osmanlı, onu ve ailesini de sürmek isterler ama dönemin kaymakamını Şeyh Said tehdit eder ve ondan çekindikleri için Ona ve ailesine karışamazlar. Şeyh Said ilim öğrenmek için medreseye başlar. Muş, Malazgirt, Hınıs ve Palu’da eğitimini tamamlar. Şeyh Said bilinçli ve akıllı bir insandı. Köy köy gezip İslami ve ulusal mücadele bilincini insanlara vermeye çalışır. Kürdistan Teali Cemiyeti’ne üye olur. Osmanlı’nın yıkılıp Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber Cumhuriyetin kurucuları gerçek yüzlerini göstererek İslam ve Kürt karşıtlığına dayalı politikalarını gün yüzüne çıkarırlar. Bu da Şeyh Said’in çabalarını artırır. O, bu durumda artık yerinde duramazdı. Gün çalışma günüydü. Rêxistina Azadî, 1921’de Teali Cemiyeti’nin kapatılması üzerine açılır. Cemiyetin başkanı Cibranlı Albay Halit Bey idi. O, Şeyh Said’in kayın biraderiydi. Cibranlı Halit, ikinci Abdulhamit’in açtığı Aşiret Mektepleri’nde okumuştu ve iyi bir askerdi. Bu cemiyete daha sonra Hacı Musa Bey, Cibranlı Halit Bey, Hasenanlı Halit ve başkaları da katıldılar. Bitlis mebusu Yusuf Ziya 1923 yılının yaz mevsimi sonunda Şeyh Sait ile görüştü ve görüşmede bir Kürt ayaklanması örgütlemek ve bu amaçla örgütlenmeye hız vermek istediklerini belirtirler. Şeyh Sait a büyük bir etkiye sahip olduğu için Rêxistina Azadî’ye davet edilir. Rêxistina Azadi’ye üye olduktan sonra çalışmalarını daha bir ilerletir. Köy köy gezer, tanıdığı ve sevdiği insanlara mektup göndererek mücadele bilicini insanlara ulaştırmaya çalışır. büyük bir kıyam hazırlığına başlarlar. Cemiyetin üyeleri kendi aralarında hepsinin bildiği bir şifre diliyle iletişim kuruyorlardı. Bu şifrelerle yaptıkları görüşmelerden birinde şifre yanlış anlaşılır ve ayaklanma hazırlığı Mustafa Kemal tarafından duyulur ve Rêxistina Azadî’nin başkanı Cibranlı Halit Bey ve Yusuf Ziya 1924 yılının Ekim ayında tutuklanırlar. Bu olay üzerine başkanlık görevi Şeyh Said’e kalır. Şeyh Said hazırlığını yapar ve evden çıkacağı zaman hanımı ona şöyle der: “Sen bizi kime bırakıp gidiyorsun”. Bu soru karşısında Şeyh Said tarihi cevabını şöyle verir: - Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine bu kafirlere karşı çıkacağım. Ne ben Hz. Hüseyin’den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. Eğer ben bu kafirlere karşı çıkmazsam zebaniler sarığımdan tutup beni cehenneme atarlar, siz o zaman bana yardım edebilecek misiniz? Onlar bana demezler mi; “Ey Said Allah o kadar mal mülk verdi sana. Sen Allah için ne yaptın? Bunlar Allah’ın emirlerini ayaklar altına almışlar. Evet ben cihada başladım ve korkanlar, cihat edemeyecekler, hastalar gelmesinler. Bu yol korkakların yolu değildir! Kardeşi Bahaddin ise O’na şöyle der: “Abi sen biliyorsun Kürt halkı bilgi yönünden pek gelişkin değil. Sen başaramazsın.” Şeyh Said’in cevabı takdire şayandır. - Bahaddin, Bahaddin! Hiç merak etme ben Amed’de asılacağım, sen de Kur’an’ın üzerinde şehit düşeceksin. ALLAH Û EKBER, ALLAH Û EKBER, ALLAH Û EKBER WE LÎLLAHÎL HEMD Hz. Hüseyin de nerede şehit düşeceğini bilmiyordu. Ama onlar için her şeyden önemlisi Rablerine olan sevgiydi. Bu arada Türk Hükümeti yetkilileri Şeyh Sait'e haber gönderip ifadesini almak istediklerini bildirdiler. Şeyh Sait ifade vermeye gitmeyip 27 Aralık günü Hınıs'tan ayrılıp Çapakçur'a doğru yola çıktı. 4 Ocak 1925 günü Şeyh Sait ve çok sayıda Kürt ileri geleni Kırkan köyünde bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda Şeyh Said’in fetvası şuydu: “Bizler ve Türkleri bağlayan sadece din kalmıştı, Türk Hükümeti dini de kaldırdı ve artık bizi birbirimize bağlayan hiçbir şey kalmadı.” Bu toplantıda alınan birinci karar şuydu: Şeyh Said; Amed, Ergani, Lice, Farqin, Darahini, ve Hani’nin ileri gelenleriyle görüşecek. Ardından Çevlik’e gelecekler ve orda kıyama başlanılacak. Şeyh Sait 12 Ocak'ta Çapakçur'da, 15 Ocak'ta Daraheni'de, 21 Ocak'ta Lice'de ve 25 Ocak'ta Hani'de idi. Şeyh Sait buralarda halk ile ve bazı Kürt önderleri ile toplantılar yaptı. Şeyh Sait Piran'da kardeşi Abdurrahim'in evinde iken, Türk askerleri evi basıp, Şeyh Abdurrahim'e sığınmış bazı Kürtleri almak istediler. Şeyh Abdurrahim, kendisine sığınmış bu insanları, Şeyh Sait orada iken vermeyi reddettiğinden, askerler bu kişilere saldırdılar. Bunun neticesi olarak askerler ile Kürtler arasında çatışma çıktı. Böyle bir provokasyon sonucu, hareket beklenmedik bir şekilde, planlanmış zamandan önce, 8 Şubat 1925'de başladı. Kıyam 1925 yılının Şubat başında, Kürdistan'ın bütün bölgelerinde birden başladı. Hasanan aşireti reisi Albay Halit Bey derhal Muş'u kuşattı. Cibran Aşireti'nden Hasan Bey, çarpışmalardan sonra Hınıs'ı, Şeyh Abdullah ise Varto'yu zaptettiler. Birkaç küçük çarpışmadan sonra Ergani ve Maden de zaptedildi. Şeyh Sait, 7000 kıyamcı ile birlikte Kiği, Eğil üstüne yürüdü. Hani, Lice ve Piran'ı zaptederek 14 Şubat günü Darahini'yi tamamen ele geçirdi ve buraya Modan'lı Feqi Hesen'i vali olarak tayin etti. Darahini, Kürdistan'ın geçiçi başkenti ilan edildi. Toplanan vergiler ve tutsak alınanlar Darahini'ye gönderilmeye başlandı. Çapakçur da ele geçirildikten sonra, bütün Harput ele geçirildi. Kısa bir süre sonra da çevre aşiretlerden yardımcı kuvvetler alınarak derhal Amed üstüne yüründü. Hükümet endişeye kapılarak derhal Sarıkamış'taki 9., Erzurum'daki 8., Amed'deki 7. tümenleri ve Mardin´deki 1., Urfa'daki 14.Süvari alaylarını, Van'daki 1. Süvari tümenini ve hudut birliklerini harekete geçirdiler. Silvan, Beşiri bölgeleri Türk Hükümetinden alındı ve sonra kuzeye, Palu istikametine yönelinerek Malazgirt, Piran, Bulanık ele geçirildi. Daha sonra kıyamcılar; Malatya vilayeti istikametinde ilerleyip, Pötürge'yi de kurtararak Çemişgezek'i aldılar. Öte yandan da Siverek istikametinde ilerlediler. Kıyam güçleri hemen ardından, Amed’e doğru ilerleyerek, hem kuzeyden hem de güneyden taarruza geçtiler. Her iki taaruz da başarılı oldu ve Mardin kapısının yeraltı geçidinden şehre girildi. Sürpriz ile karşılaşan Türk Hükümet birlikleri kaçarak İç kaleye sığındılar. Kürtler orada bulunan silah ve cephane depolarını zaptederek, silahların bir kısmını orada çarpışan Kürtlere, diğerlerini ise dışarıya yolladılar. Türk Hükümetinin askerleri Amed’in etrafında başarı elde edilmemişti, her taraf kıyamcılar tarafından kapatılmıştı bu durum karşısında çoğu zaman kaybetmişlerdi. Fransızlar, Türk Hükümeti askerlerine güneyden girebilmeleri için yol açmışlardı. Bundan dolayı yollar Mücahitlere kapatılmıştı. Bazı aşiretler hükümet askerlerinin yanına gittiler. Şeyh Said çaresizce geri çekildi. Hükümet onların her anından haberdardı. Şeyh Said ve arkadaşları İran’a çekilmeye karar verdiler. Şeyh Sait'in kuvvetleri Genç'in kuzeyinde zor durumdaydılar. İran’a çekilmek için şiddetli çarpışmalar yaşayarak, Türk Hükümetinin birliklerinin cephesini yarıp Varto yakınlarına varabildiler. Bu olaydan sonra çeşitli kollar halinde ve çeşitli istikametlerden çok sayıda Türk Hükümeti kuvvetleri ilerleyip Şeyh Sait'i tekrar muhasara altına aldılar. Birçok kanlı çarpışmalardan sonra Şeyh Sait yeni bir taarruz yaparak Türk kuvvetlerinden kurtulmak istediyse de başarılı olamadı. 15 Nisan'da Şeyh Sait Bacanağı Binbaşı Kasım'ın ihbarı üzerine, Muş ve Varto arasındaki Abdurrahman Köprüsünde, büyük bir kısmı yaralı olan diğer liderlerle birlikte Türk Hükümetinin eline esir düştü ve hep beraber Amed'e gönderildiler. Bu arada Cibranlı Halit Bey ve Yusuf Ziya asılmışlardı. Bu durum savaşçıların moralini bozmuştu. Daha sonra anlaşıldı ki devlete ajanlık yapan kişi tam da yanlarındaydı. Bu kişi Şeyh Said’in bacanağı Kaso’ydu. Şeyh Said’i arkadaşlarıyla beraber 5 Mayıs günü Amed’e getirirler. Yargılandıkları zaman karar zaten belliydi. 28 Haziran’da Şeyh Said ile beraber 46 arkadaşı idam edildi. Asılacağı sırada bir kağıdın üzerine Arapça şöyle yazıyor: “ Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslâm içindir." İlmik boynuna geçirildikten sonra, Kürtçe söylediği son söz ise; "Şu anda fani hayata veda etmek üzereyim. Halkım için feda olduğuma pişman değilim. Yeter ki torunlarım düşmanlarıma karşı beni mahcup etmesinler." Onların şehadeti yıllardır Kürtlerin maruz kaldığı zulmün katmerleşerek artmasına sebep oldu. Bu kıyamın sonucunda 14 şehir, 700 köy, 9000’e yakın ev harabeye döndü. 50.000 kişi göç ettiriliyor, yaklaşık 7.500 kişi zindanlara atılıyor 660 kişi idam ediliyor. 80.000 Kürt öldürülüyor. Türk Hükümeti kuvvetlerinin sayısı yaklaşık 200.000’di. Şeyh Said’in ordusu ise yaklaşık 20.000 idi. Bu zulüm 1927’ye kadar devam ediyor. Bir çok yerde insanlar ahırlarda toplu bir şekilde yakılıyorlar. Zalimler için çocuk, ihtiyar, kadın veya hayvan hiç fark etmiyor. Hepsi birlikte yakılıyorlardı. Kıyam sırasında onlara destek veren insanlar da zulümden kurtulamadılar. Sistem bu şekilde kendilerini garantiye alıyordu.
__________________ Hamdu Sena ile Sukur ederiz Yuce Allaha Kavusturdugu icin bizi o Hizbullaha |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 1.295
Teşekkür etti: 214
124 Teşekkür 97 Mesaja aldı
| Said Sehit , Türkler Zalim , vay be ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.02.2007 Yaş: 22
Mesajlar: 3.890
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
![]()
__________________ men arefe nefse-hu feqad arefe rabbe-hu | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 669
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| şeyh said doğuda kıyam başlatmış biridir.saidi nursiyle alakası yok. kendisi şehiddir inşallah.kürt savunması diye bişey yapmamıştır.tek amacı allah için islamı ayakta tutmaktı.müslümanım dir. sloganı kürdüm değil. eğer o kürtlük savunucusuydu derseniz hakkına girersiniz.yaptğı işler bellidir..allah onu firdevs cennetine nail eder inş.
__________________ ey insanlar ölüm tutkunu olunuzki size hayat bağışlansın şehid abdullah azzam |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.02.2007 Yaş: 22
Mesajlar: 3.890
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| pordon kariştirdim birden.. allah affetsin...
__________________ men arefe nefse-hu feqad arefe rabbe-hu |
| | |
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 9.545
Teşekkür etti: 585
580 Teşekkür 314 Mesaja aldı
| Şeyh Said hata etmiştir. Bediüzzaman onu uyarmıştı ama o Bediüzzamanı dinlemedi. MAlum hadiseler oldu. Şeyh Saidin ne olduğunu Rabbim bilir ama şu var ki uyuyan fitneyi uyandırdı. İnönü ve yandaşlarının irtica yaygarasına malzeme oldu.İnananlar üzerinde baskı arttı. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 669
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
__________________ ey insanlar ölüm tutkunu olunuzki size hayat bağışlansın şehid abdullah azzam | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 9.545
Teşekkür etti: 585
580 Teşekkür 314 Mesaja aldı
| Ben Şeyh Saide laf etmiyorum hata ettiğini söylüyorum. Bediüzzaman Tarihçe-i HAyatında Şeyh Saide hata ettiğini defalarca söylemiştir. İnönü ve yandaşları ise bunu fırsat bilip tüm inanan müslümanları baskı altna almışlardır. |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 776
Teşekkür etti: 2
11 Teşekkür 11 Mesaja aldı
|
Üstadın , Şeyh Said kıyamına katılmayışı Şeyh saidin hata ettiğini göstermez Tarihçe-i Hayatta Bediulzaman ile karşılaştıklarına dair veyahut yazıştıklarına (meşhur mektup hadisesi ) dair bir veri yoktur. Olsa dahi , İmam Ebu Hanife , dönemminde bir çok kıyam gerçekleşmesine rağmen o iştirak etmemiştir. Bu kıyam edenlerin haksızlığına delil olarak sunulamaz . Gerekirse örneklerle açıklarız Uyuyan dev saldıracaksa sebep önemli değildir. Yakın tarihi iyi etüt etmeniz temennisiyle
__________________ Belledikleri kalıpların dışında konuşulduğunda ırzına geçildiğini sananlarda vardır. (Bilge KARASU) | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
| Arife Her Gün Kadir Gecesidir ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 9.545
Teşekkür etti: 585
580 Teşekkür 314 Mesaja aldı
| Yakın Tarihin hatalarını araştırmak şu an için o kadar önemli değil. Ben Şeyh Saidi içtihadında hata etmiş olarak görüyorum gerisini Rabbim bilir |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 776
Teşekkür etti: 2
11 Teşekkür 11 Mesaja aldı
| VAR EDENİN ADIYLA Öyle değil ama öyle olsun
__________________ Belledikleri kalıpların dışında konuşulduğunda ırzına geçildiğini sananlarda vardır. (Bilge KARASU) |
| | |
| Bu davada En iyilerimiz feda etmek gerek ![]() Üyelik tarihi: 26.12.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 842
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| bu konuyu tartisma konusu olsun diye acmadi, zira nazarimda seyh said tartisilmaz bir zattir
__________________ Hamdu Sena ile Sukur ederiz Yuce Allaha Kavusturdugu icin bizi o Hizbullaha |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.681
Teşekkür etti: 4
99 Teşekkür 69 Mesaja aldı
| Bismillah.... Bir kıyamın sahih olabilmesi için üç şartın gerçekleşmesi gerekir: 1-)Kıyama kalkacak kişi kemal-i servet sahibi olmalı 2-)Kıyama kalkacak kişi kemal-i kuvvet sahibi olmalı 3-)Kıyama kalkacak kişi kemal-i ilim sahibi olmalı Eğer bu şartlar yok iken kıyama kalkılmış ise o kıyam nakıstır. Şeyh Said kıyamı da nakıs bir kıyamdır. Zira yukarıdaki şartların hiçbirine sahip değildi.Kıyama kalkacakların ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir servete sahip değildi. Kıyama kalkmak için yeterli kuvveti yoktu. Kemal-i ilim sahibi değildi. Eğer olsaydı civardaki ehl-i sünnet alimlerin kendisini uyarmasına rağmen böyle nakıs bir eyleme girişmezdi. Ayaklanmanın ırkçılık adınamı yoksa islam adınamı olmasına gelince. Eğer islam için kıyam etmişse bunu ırkı ile bağdaştırmak ahmaklıktır. Eğer ırkı için kıyam etmişse bunu islam ile bağdaştırmak dalalettir.Kendisine destek vermesi için Üstad hzlerine geldiğinde Üstad'ın Şeyh Saidi uyarısını hatırlamak gerekir; "Silah haricte kullanılır.Dahilde silah kullanmak caiz değildir.Kiminle savaşacaksın. Ahmedi Mehmedi Hasana Hüseyinemi kırdıracaksın. Eyleminizden vazgeçiniz.Zira akim kalır." Ve denildiği gibi akim kaldı da. İslam adına kıyam etmiş ise hata etmiş. Irkı adına kıyam etmiş ise sözünü etmeye gerek yok. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 776
Teşekkür etti: 2
11 Teşekkür 11 Mesaja aldı
|
VAR EDENİN ADIYLA Muhterem ,Şeyh Said hazretlerinin Üstadın yanına gelip kendisinden yardım istediğine deliliniz nedir.? Yoldaşları ve ailesi bunu reddetmektedirler. Yukarda yazdıklarınızı bir daha gözden geçirirseniz seviniriz çünkü islam tarihinde gerçekleşen bazı kıyamlar yazdıklarınızla çelişmektedir. Selametle kalınız
__________________ Belledikleri kalıpların dışında konuşulduğunda ırzına geçildiğini sananlarda vardır. (Bilge KARASU) | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.681
Teşekkür etti: 4
99 Teşekkür 69 Mesaja aldı
| Bismillah... "Van’da, mezkûr mağarada yaşamakta iken, Şark'ta ihtilâl ve isyan hareketleri oluyor. 'Sizin nüfuzunuz kuvvetlidir' diyerek, yardım isteyen bir zâtın mektubuna, 'Türk milleti asırlardan beri İslâmiyet’e hizmet etmiş ve çok velîler yetiştirmiştir. Bunların torunlarına kılınç çekilmez; siz de çekmeyiniz, teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Millet, irşad ve tenvir edilmelidir" (Tarihçe–i Hayat, s. 135.) 1947 senesinde (hem Osmanlıca, hem de Latince) teksir edilen Asa–yı Musa isimli eserde yer alan İnebolu'lu Nur Talebesi Selahaddin Çelebi'nin "Üstadımızın tercüme–i haline kısacık bir nazar"ı "İnebolu havalisindeki umum Nur Şâkirdleri nâmına, Selahaddin'in, Üstadımızın Tarihçe–i Hayat'ından çıkardığı bir kısacık hülâsanın bir parçasıdır" "Şark isyanında Şeyh Said ve askerleri, Üstadımız Bediüzzaman'ı Şark'taki büyük nüfuzundan istifade için mücadeleye iştirake dâvet ettikleri zaman, cevaben demiş: 'Yaptığınız mücadele, kardaşı kardaşa öldürtmektir ve neticesizdir. Çünkü, Türk milleti bin senedir İslâmiyete bayraktarlık etmiş, dini uğrunda binlerle şehid vermiş ve binlerle velî yetiştirmiştir. Binâenaleyh, kahraman ve fedakâr İslâm müdafilerinin torunlarına, yani Türk milletine kılınç çekilmez ve ben de çekmem' (Adı geçen teksir nüsha, s. 275.) Şeyh Said kıyamı ile içtihad hatası yapmıştır. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 776
Teşekkür etti: 2 |