Üyelik tarihi: 28.11.2006 Teşekkür etti: 68
123 Teşekkür 75 Mesaja aldı
| Asaf Halet Çelebi ' yi nasıl yazdılar ! SELİM İLERİ Asaf Haled Çelebi'yi nasıl yazdılar (1)
1980'lerdeydi; Kemal Sülker'in bir anı kitabı yayınlandı: Anılara Yolculuk. Anılar gezintisinde çok ilginç sahneler çıkar karşımıza, o kitapta. Hoşlanarak, biraz şaşırarak, biraz irkilerek okumuştum.
Kemal Sülker, değeri bilinmemiş Asaf Haled Çelebi'nin portresini çizer. Bu, azıcık da mahzun, bir soytarıyı çağrıştıran, tuhaf kılıklı, tutuk bir insanın betimlenmesidir:
"Ulunay'ın (Ref'i Cevad) yanında, tombul yanaklı, sarı pantolonlu, beyaz iskarpinli, mavi gömleği üstünde ekose kumaştan bol düğmeli yeleği olan biri..."
Ulunay, kendisini ziyarete gelen Asaf Haled'den "Beyefendi..." diye söz açmaktadır. Köle, Eski İstanbul Yosmaları gibi zevkle okunacak romanların yazarı, gazeteci, fıkracı Ulunay'ın yeni Türk şiirine ne kadar uzak durduğunu bilenler, ya da anımsayanlar, onun On Mani Padme Hum şairiyle ilişkisine elbette şaşmalılar.
Ne var ki, bu dostluğa kimselerin yadırgayarak bakmadığını, eski zevkle yeni zevkin burada hiç mi hiç çatışmadığını, yine Kemal Sülker'in anılarından öğreniyoruz. Ulunay'a göre, Çelebi, tutucu ve geleneksele bağlı bir şairdir. Ulunay böyle değerlendirir.
Sülker ise, o sıralardaki toplumsal kaynaşmalardan şairimizin habersiz kaldığına işaret eder. Hatta üzülerek belirtir: "Asaf Haled Çelebi ustaca yazılmış bir anlamsızlığın şiiri içinde yitip gitti, anısını saygıyla anarak..."
Bir hastalığımız var: Kendimiz işin içinden çıkamamışsak, bir şiire, bir öyküye, bir romana gönül rahatlığıyla 'anlamsızlık' damgasını vurabiliyoruz. Kemal Sülker'inki de, yazık ki, biraz öyle. Anlamsız bulduğumuz bir edebi çaba için yan okumaları, yan okumalarla beslenmeyi bir türlü gereksinmiyoruz. Bugün de gereksinmiyoruz...
Tutuk Adam, Çelebi, Anılara Yolculuk yazarına dertlerini, kaygılarını, yaşamla olan büyük sorununu anlatmayı denemiştir denemesine. Kendi varoluş sebebini, kendi gizlerini çözmeye çalışmaktadır sözgelimi. Kendinin karmaşasını çözemediğinden, boyuna ruh dünyasını deşmekte; bu yüzden de toplumsal kaynaşmaya ilişmemektedir. Sonra, bu kaynaşmanın şiirle ille niye bağdaşması gerektiğini anlayamadığını da açıklar.
Tutuk adam, handiyse işsizlik, açlık, ölüm korkusu içinde yaşamakta; tek parti döneminin bin çeşit baskısı altında bunalmaktadır. Sülker, onu cesaretsiz mi bulur, açıkça söylemez; fakat onun git git 'küçük adam'a evrileceğinden kaygı duyar.
Acaba gerçekten bu kadar mı Asaf Haled Çelebi?
Melih Cevdet Anday'ın kültür hayatımızın tarihçesindeki çarpıklıklara -adeta birer övünç vesilesiyle- olağanüstü açıklamalar katan anıları, Akan Zaman, Duran Zaman'da Çelebi şöyle tanımlanmakta:
"Beyazıt Kitaplığı'nda küçük bir memurdu."
Bu küçük memur, Anday'ın karşısında -o Anday ki, gecenin hayli geç saati bir bakanın evine eline kolunu sallayarak girip çıkabilmektedir, daha çok gençken...- ezilip büzülecek; tıpkı az önce müdürünün yanındayken kaygılara kapıldığı gibi, hep işiyle, para kazandığı, ekmek parasını çıkardığı görevle ilintili sorunlarından konuşacaktır.
Küçük memur zihniyetinin bu dar çapına, Melih Cevdet bıyık altından gülümsüyor.
Devam ediyor Melih Cevdet: Aynı tutuk adam, yanında yabancı uyruklu bir kadınla, bir akşam Safa Lokantası'ndaki sofraya katılmış, yemiş içmiş, sonra sadece teşekkür edip ayrılmış ve yanındaki hanım arkadaşını sofradakilere bırakmış...
Yorumlamak büsbütün çirkin kaçacak.
Bir şair-romancımızın çok sevdiğim bir romanında, unutamadığım bir roman kişisinin de -evet, bir roman kişisinin!- Asaf Haled Çelebi olduğunu, eser yayınladığı günlerde, bir başka şairimiz söyleyivermişti bana. Ona da daha başka bir şairimiz söylemiş.
Oysa romancı, romanındaki kişinin hayli özel bir durumunun başkalarınca bilinmesinden duyduğu tiksintiyi, acıyı, huzursuzluğu dile getiriyordu. Bununla birlikte düzey mekanizmamız işlemiş ve romanda amaçlananın tam tersine bir akış göstermişti.
Tümü birbirine eklenince, irkiltici bir görünüm çıkıyor ortaya. Yalnız, Peride Celal, otobiyografik romanı Kurtlar'da, adıyla sanıyla anarak, sevgiyle söz açar Asaf Haled Çelebi'den. Kılığı yine çok renkli, alacalı bulacalı. Fakat bu kez soytarı görünümünde değil. Sanatkarca bir dışa vurum. Ufak tefek bir şair; kadınlara karşı bayağılığa düşmeyen bir yakınlığı, zaafı var...
Asaf Haled'in bir dizesi beni çok etkiler:
"O şimdi bana küsülüdür" Söyleyeceklerim, yakındıklarım bitmedi. Fakat yerim sınırlı. Haftaya devam ederiz.
14 Ekim 2007, Pazar zaman gazetesi...
__________________ Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak
üzere burada bulunuyoruz..MFetullahG |