| “kendi” Olmak Etrafinda Dr. Fatih Damla “Kendi” olma mecburiyetindeki insanın birtakım oyuncaklarla oyalanıyor olması, böyle bir ihtiyacın “ben”imizin derinliklerinde var olmadığını göstermez. “Huzur” denilen duygu durumunun (mesela) uçak sahibi olmakla elde edilebileceğine inandırılmış insanın, önüne konulan hedefe ulaşamadan bu dünyaya gözlerini kapaması, neredeyse kaçınılmazdır. Ve bu insan başka alternatifleri (başka hayat modellerini vd) deneme fırsatına da fazlaca sahip değildir. Ömür dediğin ne ki?.. Şehir insanı (aslında modern insan), firavunun kuşlarının önüne bağladığı et parçası gibi, önüne konulan ulaşılamaz hedeflere yaklaşabilmek için yine toplum tarafından dayatılan (toplum mu?) oturma, kalkma, beslenme, barınma , giyinme, hatta düşünme ve hatta refleks modellerine bürünmek zorunda olduğuna inandırılmış, adeta bu kendisine dayatılmıştır. Etrafının bu kadar sarıldığı bir ortamda “kendi” olabilme imkanı ne kadar mümkündür? Tekamülden değil, zikrettiğimiz modelleri alıp şahsiyetine monte etmesinden, yapıştırmasından, iliştirmesinden bahsediyoruz. Üst üste geçirdiği o kadar çok maskesi var ki modern insanın, bir süre sonra kendinin bile kendisiyle karşılaşma ihtimali ortadan kalkıyor. Ta ki muhataplar... Dolayısıyla “kendi” olamadığı gibi “kendi” olma ihtiyacını da bir zamanlar hissetmiş olduğu ama yıllar önceye ait bu duyguya da yabancılaşmış olarak yaşayıp(!) ölmeye mahkumdur modern insan! Tedavi filan derken, esasen o kadar milyar insan zaten yaşamıyor ki... Sadece o kadar milyar fotokopiden bahsedebiliriz belki (çok mu acımasızca oldu?); öncelikle o kadar milyar insan “var olma” şansını yakalasın ki sağlıktan ve tedaviden bahsedebilelim... Sağlıklı insanın ortaya çıkması ise eğer tıptan maksat, öncelikle ideal insan (sağlıklı insan) hür insandır. Hür insan, ahlaklı insandır ve... AHLAK?.. |