İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Özgün Yazılarınız
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 19.05.2003, 09:50
HamaL
 
MeRCaNDeDe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.03.2003
Mesajlar: 121
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Giden “kardeş” Gelen “bayan”...

Giden “kardeş” Gelen “bayan”...



Telefondaki ses; “siz yabancı değilsiniz...” diye açıklamaya başlayınca, içimi bir sıkıntıdır kapladı. Çıkışsızlığa dair bir sıkıntı. Çünkü son on yılım, “siz yabancı değilsiniz” diye başlayan “ama...” diye devam eden itiraflarla kaplı...
“Ama... Kardeşimiz, nasıl diyeyim... biraz prezantabl olabilseydi...” diye devam eden cümle... dolanıp-yükselip, bir betona dönüşüyor kafamın üstünde... Ardından o beton ağırlığındaki “gerçek” başıma doğru hızlı bir pikeyle geri dönüyor... “Gerçek”, başıma çarpıyor, kanatıyor beynimi. Ben, telefondaki sesin ifadesiyle “yabancı değil”im... Yine telefondaki sese göre, işine son verilen kişi de, bir “kardeşimiz”... Gerekçe; “prezantabl olamamak”...
Bu ülkede diyorum kendi kendime; bu ülkede görüntü, her zaman gerçeğin, bilginin, yeterliliğin hep önünde olmuştur.
Telefonda hakkında konuştuğumuz “kardeş”imiz, çok başarılı bir akademisyen, işinin ehli, yetkin bir mühendistir ama... Ama bilgi, tecrübe ve yeterlilik, ülkemizde cari olan kapitalist anlayışta bir türlü hak ettiği yeri bulamadığı gibi... Anlatmaya çalıştığım olayda da; tercih edilen, seçilen, istifade edilen bir konumda olamamıştır...
“Kardeş”imiz, Türkiye’nin önemli bir üniversitesinde öğretim üyesiyken, bir sabah, başını örtmeye karar vermiştir. (nasıl bir cümle ama... bir sabah kendisine araba çarpmıştır der gibi ama, zaten pek bir farkı da yok...)
Ardından; okuldaki işinin, doçentlik kariyerinin ve bütün emeklerinin üzerine bir kalem çekilerek, toplumdan kazınma cezasına çarptırılmıştır. Peşinden İngiltere’deki üniversitelerde hocalıklar, Türkiye’deki özel birkaç üniversitede misafir hocalıklar... Derken deniz biter, bitiverir. Eşini kaybetmiş ve otuz üç yaşında, üstelik geçimi için çalışmak zorunda olan bir kadın...
“Kardeş”imiz, en son, Türk tekstil devlerinden birinde fabrika mühendisi olarak iş bulabilmiştir. Ama dedik ya; Türkiye’deyseniz, görüntü her zaman beyin gücünüzün önündedir... “Prezantrabl” olmadığı gerekçesiyle, bu kapı da, yüzüne örtülüvermiştir...
Tesettür ile prezantabl olmak kavramları, birbirleriyle nasıl bağdaşabilir şeklinde, ince bir soru sormadım beni “yabancı” görmeyen adama... Sadece; fabrika mühendisliğinin, şık giyim ve iyi görüntüyle ne kadar alâkalı olabileceğini sordum... “Ama kardeşim...” dedi adam, adam dünyayı ikiye ayırıyordu, kardeş olduğu için bütün haksızlıkları yapabileceği kişiler ile hemen her fırsatı önüne serebileceği iyi görüntülü kişiler olarak... “Bahsettiğiniz kardeş’in yerine aldığımız bayan’ı tanımış olsaydınız, neden söz ettiğimi anlardınız...” Adam, benim neyi anlamadığımı şip şak anlamıştı. Peşini bırakır mıyım? Bizim “kardeş”in yerine alınan “bayan”ı da aradım buldum... Yine başı örtülü, yeni mezun mühendis kızlardan birisi... Kendisine pek yakışan bir makyajla, zarif bir pantalon ve mazallah o yükseklikten düşse, fabrikanın orta yerinde kafasını donk... diye kırabileceği, pahalı ve sivri pabuçlarıyla... çıt çıt uçuşan bir kelebek gibiydi.
“Tamam anladım” dedim adama. Anlamaz mıyım, tamam anladım. Aslıda son on beş yılım da hep anlamakla geçiyor, tamam anladım...
“Kardeş” de zaten eşyalarını topluyormuş, İngiltere’den çağırırlarmış. “Tek üzüntüm kızım için...” dedi. “Dört yaşındaki kızımı, ülkemde yetiştirmek isterdim ama ülke beni ve bizi istemiyor...”
Onu ve bizi istemeyen sadece ülke miydi acaba? Yoksa hiç de “yabancısı olmadığımız” çevreler ve ağbiler de var mıydı bizi istemeyenler arasında... kararsızım.
Fakat; kapitalizmin, tesettürün içini oyarak boşaltmakta olduğunu da biliyorum öte yandan... Hiç yokmuş gibi duran ve giderek aksesuarlaşan, yeni ve yabancısı olduğumuz bu” prezantabl örtü”yle, bakalım ne maceralar yaşayacağız?

Sibel Eraslan
__________________
Din nasihattir,din hemen nasihattir.Din Allah için,kitâbi için,Resûlü için,tüm müslümanlar için nasihattir.SAV
MeRCaNDeDe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
“Başörtüsü furûattır”dan, “velev ki siyasi simge olsa”ya Omar_Muhtar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 51 14.06.2008 18:51
Allah “yapmayın” değil “yaklaşmayın” diyor! itimat Bir oku bin düşün 0 18.05.2008 00:15
Ümmet Olma Sorumluluğu” ve “Milli Görüş’ü Destekleme Bilinci” NHAND Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 14 10.07.2007 13:45
“Ümmet Olma Sorumluluğu” ve “Milli Görüş’ü Destekleme Bilinci” malcolm_x Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 03.07.2007 19:43
“En hayırlınız” ve “en faziletliniz” İMKENEGİ Dini Bilgi ve Eğitim 1 28.06.2006 08:34


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:36 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git