Gelıyorum GELİYORUM
Nerelerdesin huzur kaynağım
Beni bu mahzende neden yalnız bıraktın
Ahlarla geçer günlerim
Beni parmaklıklar arasına bırakmışlar
Dört duvar sarmış sarmalamış bırakmayacaklarmış gibi
Hani diyordun ya karabulutlardan sonra güneş ışığını saçar
O günü bekliyorum umutsuzluk girdaplarında
Sen iyiliğimi istersin, sen dedin diye bekliyorum
Neden insanları menfaat duygusu bürümüş
Bir de yanında kıskançlık, kin, nefret
Kardeş sözü sadece lafta mı kalmalı
Herkes kendisine bir yol çizmiş yanlış veya doğru
Bildikleri gibi ilerliyorlar
Eski sohbetler kalmadı sobanın başında
Hatırlıyor musun kar sessiz ve ıssız yağıyordu dışarıda
Birkaç kişiydik sobayı yaktık etrafına çömeldik
Bir demlikte çay tavşan kanı olmasa da
Bizim zaten kanımız kaynamış birbirimize
Sımsıcak sohbetler, karşılıklı tebessümler
Ve birde Ferdi baba söylüyor gönülden
Şimdiyse o dostlarımı rüyada göremiyoruz
Sende gelmiyorsun rüyama
Bir kusur mu işledim yoksa
Çalmıyorsun kapımı
O yüzden içime kapandım
Çevremdekiler derdime derman olmuyor
İçimdeki özlem ateşi yanmakta
Alevlerini savurmakta
Güneşli günler mi yaklaştı yoksa
Kara bulutlar çekiliyor üstümden aheste
Bu Meçhul mahzenin duvarlarında sen görüyorum
Bir de o hayatımın en güzel günlerini
Perdeleniyor gözlerimde o içimi ısıtan tebessümün
Yüreğimde hafif bir kıvılcım var
Başımdaki ağrı, kalbimdeki sancı sona erdi
Geliyorum yine unutamadığım günleri bir daha yaşamak için
Bütün dünyaya kardeşliğimizi haykırmak için
Adam gibi yaşamak ve yaşatmak için
Zerre kadar sıkıntılarla hayatı zehir etmeden
Yaşamak için geliyorum
30 Aralık 2002 Pazartesi/23:05 |