| Abdülkâdir Geylânî (d. 1077, v. 1166) -kuddise sirruh-’tan: Ey oğul! Nefsinle cihâd husûsunda sana yardım edenle arkadaş ol. Onun sohbetlerinde bulun. Nefsinin azmasına yardım edenle arkadaş olma. Önce kendi nefsinle meşgûl ol, kendi nefsine faydalı ol ve kendi nefsini düzelt. Sonra başkalarıyla meşgul ol. Başkalarını aydınlattığı hâlde kendini eritip bitiren mum gibi olma. Ey Allâh yolunda güzel ameller işlemek isteyen kişi! İhlâslı olmalısın. Aksi hâlde, boşuna yorulmuş olursun. İnsanları irşâd etmek, lafla değil, gönülden hâlis bir inanış ve iştiyâkla gerçekleşir.
Yine bütün bunlar; halvet, ibâdet, zikir, riyâzât ve murâkabe ile alınacak neticelerdir. Yoksa, şekilcilikten ve zâhirî gösterişten öteye geçmeyen ve rûha asla işlemeyen bir takım davranışlarla elde edilecek netîceler değildir. Bu sebeple, Allâh yolunun yolcusunun dili ile kalbi, içi ile dışı, sözü ile özü bir olmalı ve aynı şeyi terennüm etmelidir.
__________________
Dolastim Dünyayi Giymedim Basima Taç;
Ne Zengini Tok Gördüm, ne Fakiri Aç;
Mevlam Öyle Bir Fevr-i Kanaat Verki;
Namerde Degil, Merdede Etme Muhtaç...
Aradim tüm meclisleri kildim ilmi talep;
Dediler ilim en sonda önce gerek Edep...
www.mirzaweb.de.vu
|