Gün olup bir anda herşeyi yitirebileceğiniz aklınıza
gelir mi hiç?
Mal, mülk, şan, şöhret, makam, kariyer, para, kimlik, geçmiş
ve gelecek...
Eş, ahbap, dost, çoluk çocuk, akraba ve cümlesi de uçup gidiverse...
Şiddetli bir sarsıntıyla dünyanız
başınıza yıkılıp, tüm hayalleriniz sükut ediverse...
Ananızın adını bile hatırlayamasanız,
babanız kimdi bilemeyecek hale gelseniz...
Öylece hiç kimsesiz, öksüz ve yetim gibi bir başına
kalıverseniz...
Tuhaf bir boşluk ve sarhoşluk içine düşüp herşeyi
unutsanız...
Uzanıp yakalamaya çalıştığınız özden ve
gözden herşey yokluğa doğru kayıp gitse...
Artık bir ruhunuz olduğundan bile emin olamasanız...
Bir daha bir daha uzattığınız elleriniz zifiri
karanlıkta boşluğu avuçlasa...
Delice akıp yatağından taşan bir düşünce nehrinden
ibaret kaldığınızı farketseniz...
Taşıp sele dönen bu nehirin gücü bile sizi önüne katıp
sürüklemeye yetmese...
Hıçkırıklar duysanız ama kim ağlıyor bir türlü
anlayamasanız...
Aynaya baktığınızda hiç bir şey görmediğinize
yemin edecek gibi olsanız...
Haykırmak isteseniz ama sesinizi duyan olmayacak kadar yalnız
kalsanız...
Yağmurda ıslanmış toprağınkini
andırır bir koku her yeri kaplasa...
Kim olduğunuzu hatırlamaya çalışmaktan yorulup da
vazgeçseniz...
Anlamını bir türlü anımsayamadığınız bir
dua dilinize dolansa....
Zamanın, mekanın ve aklın sınırını
kaybettiğinize hükmetseniz...
Ölümüne bir sessizliğin sizi çağıran
çığlığını işitip dursanız...
Bir türlü hangi yöne gideceğinizi bilemediğiniz bir
karanlıkta kalıverseniz...
Başınız dönüp dursa ama neyi tavaf ettiğini
anlayamasanız...
İçinizden coşup taşan bir istekle hep aynı ismi
tekrarlasanız...
Hu
Allah!... Hu
Allah!... Hu
Allah!.................