![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.01.2004 Yaş: 32
Mesajlar: 26.013
Teşekkür etti: 4
65 Teşekkür 51 Mesaja aldı
|
insana bu kadar aci veren bir "ask" olmasin daha iyi...! (bence)
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur. |
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 22.10.2004
Mesajlar: 245
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Simdi icim rahatladi. Yine tesekkürederim hikaye. Bu arada, Iskender Pala'nin hangi kitabindan alintiydi Mecnun'un siiri? Yoksa benim okumayi cok arzu edip de henüz nasib olmamis olan 'Babil'de Ölüm , Istanbul'da Ask' kitabindan mi?
__________________
Hersey üstüne üstüne geliyorsa Belki de sen ters gidiyorsundur. Konu COcUk tarafından (06.01.2005 Saat 18:42 ) değiştirilmiştir.. |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 29.05.2003
Mesajlar: 812
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
"Babilde olum, istanbul'da ask" i Okudum :) Guzel bir kitap, Da Vinci'nin sifresini andiriyor ;) Mutlaka Okyun derim asagidaki hikayeyi de: ÇİNGENE ALİ Bir Çingene Ali vardı, umutsuz bir biçimde padişahın kızı Selma'ya aşık olmuştu... Öyle ya aşık olduğu padişahın kızı , kendisi ise bir Çingene Ali... Olacak şey miydi!! Ama aşık olmuştu bir kere Ali, aklı fikri padişahın kızı Selmada idi... Kafasını bir oraya vuruyor olmuyor, bir bu yana vuruyor olmuyor... Onu sevenlerden biri " Sen bir de Abdulkâdir Geylânî kuddise sırruhu'nun Halifesi olan Ali Heytî Hazretlerine git be Ali'm " dedi. Ali umutsuz, bîçare ona vardı, meramını anlattı. Ali Heytî hazretleri: -Ali, sen ben ne dersem yapmaya razı mısın padişahın kızına ulaşabilmek için. dedi. Çingene Ali gözlerini dört açarak: - Sen bana padişahın kızı Selma'yı getir; ne dilersen yaparım, uğruna her şeye hazırım. dedi. Ali Heyti hazretleri Çingene Aliye: -Ali ben ne dersem yapacaksan bu iş olur;ama şart ne dersem yapacaksın, itirazsız. dedi. Ali'nin canına minnet, derhal kabul etti bu şartı. Ali Heyti hazretleri Çingene Aliyi bir dağın tepesindeki mağaraya götürdü. Issız bir yerdi orası ve ona: -Şimdi burada şu kayanın üstüne otur ve kim gelirse gelsin, ne olursa olsun umursamadan Allah! de. dedi. Ali şaşkın: -Allah demekle padişahın kızının ne alakası var. dedi. Ali Heyti Hazretleri kızgın: -Ali soru yok!! sen dediğimi yap kız sana gelecek inşallah. dedi. Çingene ali söylenene uydu Allah Allah Allah demeye başladı. Haftada bir Ali Heyti hazretleri geliyor ve ona yemek getiriyordu. Çingene Ali, Ali Heyti hazretlerini her gördüğünde: - Hani, nerede? Padişahın kızı ne oldu, niye gelmedi?!! diye soruyor; her defasında "Allah de" cevabını alıyordu. Ali aşkının tılsımından bir denileni iki etmiyor, kıza kavuşma ümidiyle güvendiği Ali heyti hazretleri ne derse onu yapıyor "Allah" diyordu. Vakit geçti, Ali'nin namı şehre yayılmaya başladı, civardan geçen kervanların haber vermesiyle Çingene Ali, " memleketin uzağından gelmiş, ıssız bir mağaraya sığınmış bir büyük Allah dostu, hiç durmadan Allah diyen bir veli olarak şehirde anılmaya başlanıldı. Öyle ki , onun hakkında, nice kerametler söylendi, nice kişiler onun tılsımlı nefesinin kudretinden bahsetmeye başladılar. Bu arada Ali heyti hazretleri Ali'nin yanına haftada bir uğruyor yemek getiriyordu. Çingene Ali Onu her gördüğünde " Hani kız nerede, niye gelmedi hala?" diyordu. Ali heyti hazretleri ise " Az kaldı, bekle Allah de" diyordu. Bir gün geldi ki padişahın kızı hastalandı. Memleketin bütün tabibleri çaresiz kaldılar, hastalık karşısında.. Dediler ki padişaha: -Efendim memleketimizin büyüklerinden Allah Dostu bir Ali Heyti hazretleri var, bir de ona soralım bu hastalık karşısında biz nâçar kaldık.... Padişah Ali Heyti hazretlerini davet etti huzuruna. Meramını anlattı. Ali heyti Hazretleri: -Padişahım, memleketimizde ün salan , bir dağın tepesindeki mağarada sürekli Allah diyen bir kulunuz var belki o bir şeyler yapabilir. dedi. Zaten padişah o söylenen kişinin namını çoktan duymuştu bile. derhal buyruk verdi dağa doğru gidilmesi, o Hazretin! görüşünün alınması için.... Ali Heyti Hazretleri, Çingene Ali'nin yanına geldi. Ona: -Evladım padişah maiyetiyle senin yanına geliyor. Sana ne teklif ederse etsin, kabul etme.. toprak, altın, makam.. hiçbirisine iltifat etme ancak kızını teklif ederse zevceliğe , senin işin tamamdır, kabul et. dedi. Çingene Ali heyecanlı daha bir şevkle Allah demeye başladı.... Tam kırk gün dolmuştu o paslı mağarada Allah demeye devam edeli, aklında padişahın kızından başka hiç bir şey yok, Allah diyordu Ali. Padişah maiyetiyle mağaraya geldi. Ne baka ki bir Derviş hararetle Allah Allah diyor, imrendi ona, ne hoş bir insan, dünya hiç umurunda değil, dedikleri kadar varmış diye düşündü içinden... Çingene Ali'ye, Ali Heyti Hazretleri padişahın meramını aktardı. Ali " Allah Allah " dedi. Ali Heyti hazretleri padişaha dönerek: -Padişahım gördüğünüz gibi, sadece Allah diyor, Ona hediye verseniz iltifatını celbetmek için, bize yüzünü dönmesi için. dedi. Padişah Ali'ye mülk hediye etmek istedi. Ali " Allah" dedi... Padişah makam teklif etti ... Ali " Allah" dedi. Padişah altın dedi.... Ali " Allah" dedi....Padişaha yaklaşarak Ali Heyti Hazretleri: -Padişahım bir de kerimenizin izdivacını teklif etseniz dedi. Padişah düşündü: " bu adamdan daha layık kim olabilirdi ki zaten kızı için, sürekli Allah diyen, dünyaya bel bağlamayan bir Allah Dostu, zaten halk ta onu çok seviyor!!" - Kızımın nikahını alır mısın?!! dedi. Ali, şok da yanlış mı duymuştu ki, padişah ona kızının, Selma'nın nikahını teklif ediyor ha.. Hem de kime Çingene Ali'ye öyle mi? Neden neden neden? Ali düşündü, düşündü: Ben ki bir kız için, aşkım için kırk gün sadece Allah Allah dedim; emelime kavuştum, kıza kavuştum... Ya Rabbi!! Ya Senin için, Şanın için Allah Deseydim... Bana ne büyük lütuflar verirdin Sen ne yüce bir hükümdarsın, Ey şanı Yüce Çingene Ali'nin de padişahın da Rabbi Allah .....dedi ve oracıkta can verdi.... Rivayet edilir ki son nefesiyle kutuplar arasında yerini aldı Çingene Ali namlı, Ali rahimehullah..... |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 22.10.2004
Mesajlar: 245
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Seyy... Dogru, "Babil'de Ölüm, Istanbul'da ask"ti kitabin adi
Da Vinci'nin Sifresi? Kitabin adi mi Sifre?Daha önce duydugumu hic hatirlamiyorum ama biryerlerde rastlarsam mutlaka alip okurum insiallah.Cingene Ali'nin öyküsüne gelince... Bu öyküyü duymustum. Simdi bile okuyunca ilk okudugumda duydugum etkileri hissettim yüregimde. Evet, Delimolla kardesimize cok büyük bir teselli olabilir. Ve böyle asik olan herkese.... Da Vinci, Sifre ... Hmmm... ![]()
__________________
Hersey üstüne üstüne geliyorsa Belki de sen ters gidiyorsundur. |
|
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.01.2004 Yaş: 32
Mesajlar: 26.013
Teşekkür etti: 4
65 Teşekkür 51 Mesaja aldı
|
Allah a varan ask ile..nefsin bize sundugu "kuruntu" ask`i ayird edebilmeli ki..bu ifadeyi kullanabilmeli..
zor..
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur. |
|
|
|
![]() Üyelik tarihi: 29.05.2003
Mesajlar: 812
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
Aşk konusunda İmam Gazali'nin görüşleri
"Sevgi" canlı varlığın, haz veren bir nesneye karşı eğilimli olmasıdır. Söz konusu eğilimin güçlenmesi haline aşk denir. Aşk duygusu, aşığın sevgilisine kul olması ve sahip olduğu her şeyi uğrunda feda etmesine yol açacağı bir dereceye varabilir. Züleyha'nın Hz. Yusuf'a karşı duyduğu aşkın ne dereceye vardığına bir baksanıza! Kadının bütün servet ve güzelliği bu uğurda gitmiş. Yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığının var olduğu söylenir, hepsini Hz. Yusuf'un aşkı uğruna harcamış. "Bugün Hz. Yusuf'u gördüm" diyen herkese, eline geçeni zengin edecek değerde bir mücevher vere vere elinde hiçbir şey kalmamış. Aşırı aşkından dolayı diğer her şey aklından çıktığı için karşılaştığı her şeyi "Yusuf" diye çağırır olmuş, o kadar ki, başını göğe kaldırdığı zaman Hz. Yusuf'un adını yıldızların üzerinde yazılı görürmüş. Rivayete göre, Züleyha iman edip Hz. Yusuf onunla evlendikten sonra eski aşığı ve yeni kocasından ayrı yasamaya yönelerek kendisini ibadete vermiş, varlığını tamamen Allah'a adamış. Nihayet bir gün, Hz. Yusuf'a demiş ki, "ben sana Allah'ı tanımadan önce aşık olmuştum, fakat O' nu tanıyınca kendisine karşı duyduğum muhabbet, diğer her şeyin sevgisini gönlümden giderdi. O' nun sevgisine bedel istemiyorum." Leyla ile Mecnun' un aşk hikayesini herkes duymuştur. Mecnun'a "adın ne?" diye sorarlar, "Leyla" diye cevap verir. Bir gün yine Mecnun’a "Leyla ölmedi mi " derler. "Hayır, Leyla kalbimde yaşıyor ölmedi, Leyla benim" diye karşılık verir. Yine bir gün Mecnun, Leyla’nın evi önüne gider ve gözlerini gök yüzüne diker. Ona "ey Mecnun, gökyüzüne değil, Leyla’nın odasının duvarına bak, belki onu görürsün" derler. O böyle diyenlere "gölgesi Leyla'nın evine düşen yıldız bana yeter" diye karşılık verir. Anlatıldığına göre, Hallac-ı Mansur'u seksen gün hapsetmişler, İmam-i Şibli, bir gün ziyaretine gitmiş ve "ey Mansur, Muhabbet nedir" diye sormuş. Mansur "bu soruyu bana bugün değil, yarın sor" demiş. Ertesi gün olunca Mansur'u zindandan çıkarırlar ve üzerinde boynunu vurmak üzere yere yaygı yayarlar, bu sırada İmam-i Şibli çıkagelerek karşısında dikilir. Bu anda Mansur ona seslenir, "ey Şibli! Sevginin başı yangın, sonu ise ölümdür." Hallac-ı Mansur'un nazarında Allah'tan başka her şeyin batıl olduğuna kesin kanaat gelince ve yalnız Allah'ın hak olduğunu bilince, Hak isminin onun kendi adı olduğunu unutmuş ve “sen kimsin?” sorusuna muhatap olunca "ben Hakk’ım" diye cevap vermiştir. Anlatıldığına göre gerçek sevgi şu üç davranışta belli olur: 1- Aşık, sevdiğinin sözünü diğerlerinin sözüne tercih eder. 2- Aşık, sevgilisi ile oturup kalkmayı başkaları ile bir arada olmaya tercih eder. 3- Yine aşık, sevgilisinin rızasını kazanmayı, başkalarının hoşnutluğunu elde etmeye tercih eder. Elbette ki Tasavvufi anlamda, aşık kul; sevgili, âlemlerin Rabbi olan Allah'tır. Aşk, bu hikayelerde de okuduğumuz gibi mecazi aşkla başlayarak yol alan ve Allah'a ulaştıran İlahi Aşk'tır. İmam Gazali |
|
|
|
|
~Delikan Hastasi~
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.03.2004
Mesajlar: 461
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||
|
~Delikan Hastasi~
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.03.2004
Mesajlar: 461
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
ANLADIMMI |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.01.2004 Yaş: 32
Mesajlar: 26.013
Teşekkür etti: 4
65 Teşekkür 51 Mesaja aldı
|
bunu ben yazmistim ..hayirdir? ![]()
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur. |
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
|
~Delikan Hastasi~
![]() ![]() ![]() ![]() |