İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Özgün Yazılarınız
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 11.01.2005, 09:33
 
Hikaye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2003
Mesajlar: 812
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Kurban olun!

Kurban olun!Kurbanı açıklamak için tek başına akıl yetmez.

Aşk gerek, aşk.

Kurban akılla değil aşkla açıklanır.

Göğsünde yürek yerine taş taşıyanlar nasıl anlasınlar kurbanı?

Koca bir ömrü yemekhane, yatakhane, abdesane, işhane arasında, hayatın bundan öte, daha yüce bir anlamı olduğunu fark etmeden geçirenler, nasıl anlasınlar

kurban eden İbrahim’i,

kurban olan İsmail’i?

Sevemeyenler, sevecek yerlerini öz elleriyle kundaklayanlar,

“Halilullah” (Allah sevgilisi) olan İbrahim’in rüyasını, hülyasını, sevdasını nasıl hayra yorsunlar?

“Sahibi benim” dediklerinin eline zincirlerini verip altında binek olanlar,

“sahibi benim” dediklerinin gerçekten sahibi olan ve sırtına binip onu aşkın yolculuğunda bir binek olarak kullananları nasıl anlasınlar?

Bakınız etrafınıza; kurban olmayan birini görebilir misiniz?

Kimi kara sevdasının, kimi ak sevdasının kurbanıdır.

Dünyaya, paraya, makama, mala,

şöhrete, alkışa, servete kurban olmak ve kurban etmek için kuyruğa girenlerin haline bakın.

Bakmayın siz “Ben hiçbir şeye kurban olmam!” diye iddialı konuşanlara;

Aslında onlar benliklerine ve bencilliklerine kurban olmuş birer zavallıdan başka bir şey değildirler.

Onların gerçekte hiçbir şeyleri yoktur ki “adayabilsinler”.

İçgüdüleri, ayartıcı özbenlikleri, sevgi adını koydukları tutkuları, aşk adını verdikleri libidoları, servetleri, makamları, şöhretleri, malları onların sahibidirler, efendisidirler.

Köle efendisini nasıl azat eder?

Ya adar ve adanırsınız ya da harcar ve harcanırsınız.

Üçüncü bir şıkkı yok mu?

Yok, bence yok.

Baksanıza etrafınıza:

En yüce sermayesi olan hayatlarını kendilerinden aşağı değerdeki şeyler uğruna hovardaca harcayanların haddi hesabı yok.

İşte İbrahim ve İsmail, insanın adi şeyler uğruna harcanmaması için en yüce değer uğruna adamanın ve adanmanın yolunu gösterdi.

Kurbanın sembolize ettiği derin hakikat budur.

Bu hakikati anlamayan için kurban bir “hayvan”, kurban bayramı da “et festivali”dir.

Adayacağı ve adanacağı gerçek kapıyı bilenleri kimse daha aşağı bir değer uğruna harcayamaz, kullanamaz, kurban edemez.

Hangi ateş imanı yakabilir ki?

Hz. İbrahim önce canla sınandı, sonra cananla.

Can sınavını ateşte verdi.

Yanmadı, çünkü iman yanmazdı.

Aşkını imana, imanını hayata dönüştürmüş birini yakacak ateş bulunabilir miydi;

Tıpkı bir gönül erinin dediği gibi:

Eğer âşık isen yare

Sakın aldanma ağyare

Düş İbrahim gibi nare

Bu gülşende yanar olmaz


Aşkı İbrahimce olanın, yüreği dağca olur.
İbrahimi bir aşka talip olursanız, aşkınızın ateşi Nemrutların yaktığı ateşi söndürecektir, hiç kuşkunuz olmasın…

M.Islamoglu
__________________
“ Yalnız hüznü vardır, kalbi olanın… "
http://yurekyanginlari.blogcu.com/
Hikaye isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 11.01.2005, 09:46
aşkı hapsetme zamana
 
dilemma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.02.2004
Mesajlar: 2.710
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
yaklasan kurbanda yeniden bir sorgulamaya vesile bir makale...
ramazanda fitre verdik, zekat verdik yıllık muhasebeb yaptık , ekonomimizle....


simdi kalbden zekat vermeli, sevdiklerimizin zekatını vermeli...

nasıl haram kazacın zakatı batılsa, yanlıs sevgilerin de zakatı batıldır... kalb sadece ona tahsis olmalı!!!! neyi kim icin seviyoruz??? bu sevgide O na da pay var mı???
O razı mı bu sevgiden?????


O'nun beyti kalblerimizi sadece O na has kılmalı.....

cananlara adanmıs kucuk hayatlar yerine O na adanmıs mutluluk anahtarı yakalanmalı........



rabbimiz sadece senin rızan icin senin sevdiklerini sevmek istiyoruzzz, bize sadece kendini sevgini ver!!!
kalblerimizi beytin kıl, ve beytini koru icine girmesinden hoslanmadıklarından....

radıyeten merdiyeye ulastır bizleri....... her ne kadar kirli dilimizle, kirli kalbimizle gelsek de sana......
__________________
nasipse doner gelir yemenden , nasip degilse ne gelir elden?? :flower:
dilemma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 11.01.2005, 09:50
 
Hikaye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2003
Mesajlar: 812
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
dilemma, yuregine saglik Allah razi olsun.. Amin!

"Selam olsun İbrahim'e!"


"Selam olsun İbrahim'e!" (Saffat 109) Bu selam Allah'ın selamı. Yani sıradan bir selam değil. Üç büyük davetin atası Hz. İbrahim, "kurban" sınavından alnının akıyla çıkması üzerine alemlerin Rabb'i olan Allah'ın selamını hak etmişti.

Allah'ın selamı ahirette "cennet" demektir, bu kesin. Peki, Allah'ın selamı dünyada ne anlama gelir? İşte bu sorunun cevabını yazıya dökemem. Dökmek istesem de beceremem. Çünkü bu anlatılacak bir şey değil. Ancak yaşamakla bilinir. Ben, şu satırları yazdığım kutlu belde Mekke'de, Allah'ın İbrahim'e selamının ne demeye geldiğini bir kez daha yaşayarak müşahede ediyorum.

Hz. İbrahim'in 4000 yıllık çağrısının yüz milyonların yüreğinde yankı bulmasının, onlar içerisinden milyonlarca müminin yeryüzünün iman merkezi olan Kâbe'ye hasretle, hürmetle, minnetle, muhabbetle koşmalarının, söz konusu ilahi selamdan bağımsız anlaşılamayacağını düşünüyorum.

Bu büyük iman hamlecisi nasıl bir çığlık salmış ki gök kubbeye, üzerinden 4000 yıl geçtiği halde o ses hâlâ milyonları peşinden sürüklüyor?

Bu davet nasıl bir davet ki, her biri de ebediyyen yaşayacağı iddiasıyla kurulan nice saltanatlar, bir nice debdebeli Nemrut ve Firavun uygarlıkları, tiranlıklar yerle bir olup tarihin çöplüğüne atılırken, o hâlâ yaşamakta, ışımakta, aydınlatmakta?

İbrahim Halilullah'ın iktidarını böylesine ölümsüz kılan iksir nedir?

İnsanlık tarihi 4000 yılda, hiç sarsılmaz sanılan nice zulüm sitelerinin, kaç küfür merkezinin, kaç zulüm başkentinin kütür kütür yıkılışına, hâk ile yeksân oluşuna şahit oldu?

Fakat İbrahim'in Kâbe'si, yeryüzünün bu en sade, en şaşaasız yapısı, tüm o küfür merkezlerine inat bir "özgürlük evi" (beytu'l-atik) ve bir "Allah güvencesindeki güvenlik merkezi" (Beytullahi'l-haram) olarak dimdik ayakta nasıl durmakta? Tüm çağların Nemrutlarına, Ebrehelerine, Ebu Cehillerine meydan okumayı nasıl sürdürmekte?

İşte bu soruların cevapları da Allah'ın İbrahim Halilullah'a selamından bağımsız anlaşılamaz.

Bu çarpıcı gerçeğin insanoğluna verdiği unutulmaz dersler vardır:

Allah adına bu kubbeye salınmış hiçbir ses zayi olmaz!

Allah'tan bağımsız bir başarı planlaması sonu hüsran ile bitecek bir ütopyadır.

Allah'ın yücelttiğini kimse alçaltamaz, Allah'ın alçaklığa mahkum ettiği ise, hangi zorbalık kullanılırsa kullanılsın ilelebet yüceltilemez.

Hacc ibadeti yapılageldiği sürece, bu gerçekleri insanların gözünden saklamak mümkün olmayacaktır. Sırtına kefenlerini giyip Allah'la yaptığı kula kul olmama sözleşmesini yenilemeye koşan milyonların, haccın ne demeye geldiğini anlayarak bir gün dirilebilecekleri korkusu güç merkezlerinin korkulu rüyası olsa gerektir.

Evet, dünyayı haraca kesen, gözyaşı kan ve alın teri üzerine saltanat kuran egemenler, hacc ibadetinin bir gün dirileceği ve milyonları dirilteceğinden ne kadar korksalar yeridir.

Düşünün bir: Şu anda bu kutlu beldeyi dolduran milyonlar sırtlarına geçirdikleri ihramlarından başka kaybedecek bir şeyleri olmadığını anlarlarsa ne olur?

"Ölmeden evvel ölünüz" sırrını anlarlar da, artık ölüm korkusuna karşı bağışıklık kazanırlarsa ne olur? Onları ölümle korkutarak zulüm gemisini yürütmeye çalışan korsanların telaşını gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?

Düşünün bir: Ya Arafat'a çıkan milyonlar marifete erer de kendi sınırlılığını ve Rabbinin sınırsızlığını, güç ve kudretini tanırsa ne olur?

Tanırsa ve Arafat "vakfe"sini Allah karşısında esas duruşa çevirirse, istikamet açısındaki sapmaları düzeltip Allah'la yeni bir kulluk sözleşmesi yaparsa ne olur?

Meş'ari'l-Haram'da (Müzdelife) varlık şuurunu yakaladığını düşünün Allah konuklarının.

Dahası şeytan taşlamanın sembolik bir atış talimi olduğunu anlayıp bu sembolik taliminin sembolize ettiği hakikati kavradıklarını düşünün bir!

Gerçekten şeytanı ve şeytansıları taşlamanın bir yaşam biçimi olarak algılandığını düşünün!

Evet, eğer bunları düşünürseniz, haccın ne muhteşem bir potansiyeli bünyesinde barındırdığını siz de fark edeceksiniz.

Fark edecek ve var gücünüzle milyonların sesine ses katmak için o lahuti sloganı haykıracaksınız:

"Lebbeyk Allahumme lebbeyk!.."

"Buyur Allah'ım, emrine âmâdeyim, buyur!.."

Haccın 'ölüsü' bile "dünyalara bedel" diyeceksiniz.

Ya 'dirisi' neler etmez ki?


Mustafa İslamoğlu
__________________
“ Yalnız hüznü vardır, kalbi olanın… "
http://yurekyanginlari.blogcu.com/
Hikaye isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sözünüzün eri olun itimat Hayatın içinden 1 13.07.2008 11:42
Şu altı şeyle meşgul olun! Mirza Hadis Köşemiz 7 10.01.2008 23:30
gülmeye hazır olun _seyda_ Resim ve Karikatür 3 21.05.2007 17:26
Lutfen Yardimci Olun!!! ganzabur Muhabbet Olsun 0 01.11.2005 21:12
beter olun!... talebe* Resim ve Karikatür 5 28.09.2005 20:08


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:53 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git