Üyelik tarihi: 29.05.2003
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
Şükür Kapılarında
ŞÜKÜR KAPILARINDA
Bir zaman, 40 yaşında hidâyet nasîb olan, Avusturya’lı bir doktorun hikâyesini okumuştum… İki sene hiç ara vermeden oruç tutmuş.. Sebebini soranlara ise şöyle demiş;
-Rabbime teşekkür etmek için.. Bu yaşıma kadar karanlıklardaydım.. Ya hiç aydınlığı göremeden gitseydim..
İbret alınacak bir olay…
Bizler müslüman anne-babadan, kulağımızın dibinde 5 vakit ezanların çınladığı müslüman bir ülkede doğmuşuz.. Kimimiz çok dindar olmasa da hep dinî motiflerle içiçe olmuşuz.. O yüzden olsa gerek ni’metin farkında değiliz…
“Şükredebildiği için de şükretmek” sanki velîlik derecesi olmuş..
Su içindeki balık misâli, farkında değiliz..
“Ol mâhiler ki derya içredir, deryayı bilmezler..”
Perdeleri aralayıp, bir an sudan başımızı çıkarıp, şükür kapılarında boyun bükmenin zamanıdır dostlar!..
Hemen aklıma. Efendimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem yöneltilen sual geldi:
-Ya Resûlullah, Cenabı Hakk senin, gelmiş-geçmiş tüm günahlarını affetmiştir. Neden bu kadar çok ibadet ediyorsun, neden kendini bu kadar helâk ediyorsun?..
Buyururlar:
-Şükreden bir kul olmayayım mı?..
Kur’an’da “Şükretmez misiniz?” “Şükredesiniz diye..” “Rabbinizin hangi ni’metlerini yalanlarsınız” meâlinde bir çok ayet şükre davet ediyor bizleri..
Ama bizler, Kur’an’dan öylesine uzağız ki … O’nu yüreğine asamayanlar, satenler-danteller içinde duvarlarına asmışlar..
Ölecek hastalara okumuşuz, mezarlıklarda Yasin’ler paketleyip, ölülerimize göndermişiz.. (Gerçekten.. Bir gün Zuhûrat Baba Türbesinin önünden geçiyordum, bir teyze “Kızım, okunmuş Yasin’lerim var alır mısın?) diye sordu.. Güler misin, ağlar mısın.. İyi ki de acelem vardı, kendimi tuttum, hem zaten o teyzenin de suçlu olduğunu da sanmıyorum,yozlaşmış cemiyetin sadece bir ferdi, belkide en safı kimbilir.. )
Oysa en çok bizim ihtiyacımız var Kur’an’a..
O ölüler Kitabı değil, diriler Kitabıdır_M. Akif’i hatırlayınız)
Hani ölen birisi anıldığında “ Allah rahmet eylesin” denir ya.. Sanki Rahmet, sadece ölülere.. Halbuki kendini diri zanneden bizler, ne kadar da muhtacız RAHMETE.. o yüzden ben hep kullanırım günlük hayatta: “Allah sana Rahmet etsin” derim.. Zaten müslümanın SELAMI da –tam alınıp, verildiğinde Kur’an tavsiyesiyle- O Rahmeti her dem, diriler üzerine saçmak içindir..
Kur’an, âdeta insanın kataloğu hükmündedir..
Nasıl, yeni bir eşya aldığında, kullanımında hata yapmamak için, kullanma klavuzunu incelersin; Bizi yaratan Rabbim de Kur’an’ı göndermiş ki, O’nunla gayemize uygun yaşayalım.. hududu aşmayalım..
Kur’an’ın içinde her şey var.. Diriler Kitabı dedik ya.. Her şey.. Sosyal münasebetler, özel mahrem konular, çocuk terbiyesi, yemek ahkâmı, tarih-coğrafya… Bu liste uzar gider..
Düşünsenize, çocukların ebeveyn odasına nasıl girip çıkacaklarını izah eden ayetleri.. Kime lazım bunlar? Tabii ki biz dirilere..
Allah okuyup anlamak ve UYGULAMAK nasib eylesin cümlemize..
Cenabı Hakk, buyuruyor: “Şükrederseniz, arttırırım” Demek ki şükredilmeyen ni’met kalıcı değildir..
Acaba ne kadar şükrediyoruz?..
Bize bunca ni’metleri verdiği için.. En başta sıhhat.. Bir yerde okumuştum, Diyordu;
Sıhhatlisin, yaz bi 1 sonra, her olumlu ni’met için 1 in sağına sıfırlar koy.. Mesela; Başarılısın 10, evin var 100, araban var 1000 hakeza.. Diyelim sayı katrilyonlara ulaştı.. ŞİMDİ sıhhatin gitti.. SİL baştaki 1 i.. 0000000 ne oldu.. Kocaman bir hiç..
İşte şükretmemiz gereken ilklerdendir sıhhat.. Sonra akıl, salih-saliha eş, evlat.. Sahip olduğun her şey..
Doğum, sünnet ve evlilikte Allah’ın yasakladığı biçimde kutlamalar yapanların, akıllarını ve tüm vücut organlarını telef edecek; içki, sigara v.s kullananların kulakları çınlasın.. Rabbim iz’an versin cümlemize..
Şükürle ni’metler ziyâdeleşir.. Rabbim, şükredilen ni’metleri, bu dünyada arttırıyor, öteki âlemde ise ebedileştiriyor;
Gençliğin şükrü: Bu dünyada istikametli bir hayat, ötelerde ebedî gençliktir.. Yiyeceklerin şükrü; ebedî cennet sofralarıdır… hâkeza
Evet , Alemlerin Rabbine hamdolsun.. Her nefeste Elhamdulillah..
Lakin “elhamdulillah” demekle bitmez her şey..
Mesela, diliyle şükreden fakat özellikle yiyecek konusunda israf edenleri düşünün.. Çöpe giden ekmekler, tamamlanmamış yemekler, bunu madde planından manaya da çekebilirsiniz; mesela zaman, heba ettiğimiz o kıymetli vakitlerimiz..
Şükürü, iki kısma ayırabiliriz;
1-Kavlî şükür
2-Fiili şükür
Kavli şükür; Elhamdulillah’tır.. Fakat tek başına eksiktir.. Tam olabilmesi için, fiil lazımdır..
İşe vücûdumuzdan başlarsak ki (bedenimize gelinceye dek nice şükürler vardır):
Gözün şükrü; Hakk’ı görmek, şu âlemi temâşâ edip, kâinat kitabını okumak..
Kulak,bu noktada göze ortaktır, tüm mevcûdâtın hal diliyle tesbihlerini gönüle aktarır.. Hakkı duyar.. Dilimiz hakkı söyler, harama kapalıdır, ayaklar, eller aynı şekilde…
Malın şükrü; Mal ile davaya destek olmaktır..
Cihad erleri büyük bir ordu gibidir..
Her insan bu ordunun bir üyesidir..
Cihad farzdır.. Ama unutmamak gerekir ki insanlar, gerek bedenî ve gerekse sosyal konumları itibarıyla farklıdırlar..
Nasıl ki bir orduda bölümler vardır; Öncüler, ileri safta savaşanlar,geridekiler, aşçılar, sağlık ekibi v.s…
Müslüman ferd, durumuna göre, bu kısımlardan birisine mutlaka dahil olmalıdır.
Canı ile, sesi ile, kalemi ile, malı ile……….
Kanaâtim odur ki; Bu cihad bölümlerinden hiçbirisine katılmayıp, sadece yüreğiyle bu orduya dahil olmak, imanın en zayıf derecesidir…
Şükür kapılarından geçerek insan, iman temelleri üzerine bina edilmiş İSLAM BİNASINA ULAŞIR.. Kısaca bakarsak:
1-Kelimeyi şehadet; aklın, kalbin, dilin, yüreğin şükrüdür.
2-Namaz; maddeten ve mânen tüm bedenin.
3-Oruç;başta midenin olmak üzere, haricî-batınî tüm vücûdun.
4-Zekat; malın.
5-Hac;malın ve bedenin.
Son olarak;Hiç unutmamalıyız ki, bugünkü halimiz, şükürsüzlüğümüzün, kıymet bilmezliğimizin bir neticesidir..
Cenabı Hakk, İSLAM libasını bizlere giydirmiş, dünyayı emrimize vermiş, bizler yüz bilmem kaç yıldır, kıymet bilmeyip, o san’atlı elbisenin her gün bir nakışını, bir nişanını sökmüş, her gün bir tarafını kesip biçmişiz, şimdilerde ise ortada , neredeyse elbise diye bir şey kalmamıştır..
İşte onun için zeliliz..
Düşüş noktasını böylece tesbit edip, aynı noktaya dikkatlerimizi teksif ile, dirilişi de başlatmak pekâlâ mümkündür..
Rabbimiz bizlere fiilî ve kavlî şükürü nasibeylesin ve böylece üzerimizdeki ni’metlerini tamamlasın.. Amin
Hikaye
|