..., Neo Darwinistlerden biri kalkti ve yarisi insan yarisi maymun bir kafayi, maymundan insana geçise bir delil olmak üzere dünyaya ilan etti. Tabiî ki kisa zamanda isin üçyüzü anlasildi. Yapilan sey suydu: Hakikaten bir insana, bir de maymuna ait iki kafatasindan yari yariya alinmis; bunlar birlestirilerek tek bir kafatasi haline getirilmis.. bu kafatasi bir müddet asitte bekletilmis ve bazi yerleri de, yipranmis hissini vermek için biraz egelenmis ve böylece mutavassit-ata diye bütün dünyaya ilan edilmisti. Iste bir muzibin, yaptigi böyle bir muziplik nerde ise maymunla insan arasindaki geçis dönemine ait bir varlik diye bütün ilim mahfillerine kabul ettirilecekti. Ancak hemen meseleye müdahele eden ilim adamlari, kisa zamanda, bu sahtekarligi gün yüzüne çikardi ve bunu gazete ve dergilerde nesrettiler. Ayni mevzû Türk basininda da uzun uzadiya islendi ve üzerine makaleler yayinlandi.
Mutasyona gelince; mutasyon: Canli varliklardaki soy çekiminin atlama seklinde de degisebilecegini ve bu degismenin, türlerin meydana gelmesine esas teskil edebilecegini ileri süren bir nazariyedir.
Meselâ, senelerden beri, güvercin ve köpekler üzerinde durmadan melezlemeler yapiliyor. Fakat, köpek inadina köpek kalmakda devam ediyor. Belki fizyonomik degisiklikler oluyor, diyelim ki burnu, agzi bir çesit oluyor; ama hiç bir zaman bu köpek bir merkep olmuyor. Güvercin de saksagana dönüsmüyor ve güvercin olarak kaliyor.
Daha önce de drosafilla sinegi üzerinde ayni deneyleri yapmislardi: Bu sinek de sinek kalmakta diretmis ve arastirmacilar, elleri bos, canlari sikkin ve ümitsiz bir halde arastirmayi terketmislerdi..
Fakat bu arastirmalarin bir faydasi oldu; ilim adamlari iyice anladilar ki, bir nev’den diger bir nev’e geçmek mümkün degildir.. türler arasinda atlanmasi mümkün olmayan sütreler mevcuttur. Kaldi ki, orta nev’in akim kaldigi da herkesin malumu olan bir husustur. Bilindigi gibi, katir ne erkektir ne disidir. Bu durumda katirin neslinin devam etmesi imkânsizdir. Nasil oluyor da böyle bir orta varliktan, mutasyonlar neticesi insan gibi bir varlik, hem de kiyamete kadar nesli devam edecek olan mükemmel bir varlik vücuda gelebiliyor? Böyle bir neticeyi degil düsünmek, hâyal etmek dahi insani kendinden utandiracak derecede komik bir hezeyandir ve ciddiye alinacak bir tarafi da yoktur.
Madagaskar civarinda bir balik fosili bulundu. Arastirdilar ve bu balik nevinin 60 milyon sene evvel yasamis oldugu tespit edildi ve çok acele bir kararla, bu baligin, türü tükenen baliklardan oldugu kararina varildi. Aradan çok kisa bir zaman geçmisti ki, ayni ada civarinda bir balikçi, onlarin dedigi baliktan birini yakalayiverdi. Görüldü ki, 60 milyon sene evvel yasamis balik ne ise, son yakalanan balik da ayni sekildeydi. Bu mevzûda da evrimcilerin arzulari kursaklarinda kalmisti.. yasayan balik, fosille senarize edilmek istenen oyunu bozmustu. Yani silah geri tepmis ve evrimcilerin elinde patlamisti...
Fakat, bütün bunlara ragmen, tarihî maddeciligin temel unsurlarindan biri olan evolüsyon, materyalizme dayanak olmasi Marx ve Engels’in de israrla üzerinde durmalarindan dolayi, maddeciler, körü körüne bile olsa; hatta ilim ve fenne ters düsse dahi, kat’iyyen bu düsünceden vaz geçmeyecekler ve vaz geçmeye de niyetleri yok gibidir.
Onlarin düsüncesine göre, her mesele mutlaka, materyalizmle izah edilmelidir. Onlar katiyyen “Bu meseleyi izah edemedik, öyleyse buna müdahale eden manevî ve haricî bir güç vardir” demeyeceklerdir; ve zaten, bütün çirpinislarinin altinda da böyle bir itiraftan kurtulma gayreti gözükmektedir. Bu gayret ve çirpinis onlari o kadar akil, mantik ve mutedil davranistan uzaklastirmistir ki, bazan degil bir ilim adamina, siradan bir insana dahi yakismayacak sahtekarliklara ve çesitli mantik oyunlarina tevessül edebilmektedirler. Ancak her defasinda, yüzü kizaran ve girecek delik arayan da yine onlar olmaktadir.
Maalesef, bu arada bazi körpe dimaglar ve saf beyinler, onlarin te’siriyle bulanmis ve bozulmus olmaktadir ama; “yalancinin mumu yatsiya kadar yanarmis” derler. Aslinda bunlarin mumu daha aksam üstü veya ikindi vakti sönüverdi.
Ne diyelim; bir deli kuyuya bir tas atarmis da, kirk akilli onu çikaramazmis ya, bu mes’ele de öyle oldu.
Darwin’in kendi bilmeden ilim dünyasina faydasi da olmustur. Türlerin belli bir tertibe ve tasnife tabi tutulmasi, onun çalismalarinin bir ürünüdür. O istemese de bulduklari, kainatta mevcud bas döndürücü âhenk ve düzeni ispat eder mahiyettedir. Bu âhengi kuran ve kurdugu âhengi kimsenin bozmasina müsade etmeyen
Allah (cc) ne yücedir!.
Hidayet bütünüyle O’nun elindedir. Darwin’in bulduklari bizim imanimizi arttirirken, o kendi bulduklariyla dalalete gitmistir.
M. Fethullah Gülen