İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Özgün Yazılarınız
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 02.11.2006, 22:48
 
acar79 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.06.2006
Mesajlar: 307
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Angry peygamberimize (S.A.V.) şiirler

peygamberimize yazılmış şiirlerden beğendiklerimizi buradan paylaşalım.


-------

Arş’ın kubbelerine adi nurla yazilan
Ismi semâda “Ahmed”, yerde “Muhammed” olan
Yedi katli göklerde Hak cemâlini bulan
Evvel-ahir yolcusu yâ Hazreti Muhammed
Sagnak nur yagmurlari inerken yedi kattan
O gece sendin gelen, ezel kadar uzaktan
Melekler her zerreye müjde verirken Hak’tan
O gece sendin gelen yâ Hazreti Muhammed
Günesler, o gecenin nuruna secdederken
Yildizlar mesk içinde, kâinat vecdederken
Bütün hamd ü senalar Yüce Rabb’e giderken
O gece, sendin gelen, yâ Hazret-i Muhammed
Kâbe’de sirk taslari, putlar yere dönerken
Cehâlet bayraklari, birer birer inerken
Bin yillik küfr atesi, ebediyyen sönerken
O gece sendin gelen yâ Hazreti Muhammed
O gece Save gölü, mu’cizeyle kururken,
Kisra saraylarinda, sütunlar savrulurken
Arz’dan ars’a âlemler rahmetini bulurken
O gece sendin gelen yâ Hazreti Muhammed
Sen ki; dogum kundagi, ak bulutla örülen
Dogar dogmaz, “Allah’a secde” emri verilen
Dogudan ve Batidan, her mahlûkça görülen
Kainat efendisi, yâ Hazreti Muhammed
Sen ki; asâletine, ezelden hükmedilen,
Tertemiz rahimlerle, lekesiz soydan gelen,
Beserî süpheleri, Kur’ân ilmiyle silen,
Seçilen sevgilisin, yâ Hazreti Muhammed.
Sen ki; büyük yargida, sefaat müjdecisi,
Bunca âciz beserin, mahser günü bekçisi,
Sen ki; Kur’ân sahidi, Allah’in son elçisi,
Kurtulus habercisi, yâ Hazreti Muhammed.
Sen ki; Âdem neslini, uçurumdan döndüren,
Zulüm sancilarini, sefkatiyle dindiren,
Inkâr yanginlarini, irfâniyla söndüren,
Âlimlerin sultani, yâ Hazreti Muhammed.
Sen ki güzel huylarin, ahlâkin mes’alesi
Sabir doruklarinda beserin en yücesi
Senin cennet mekanin, fakirlerin hanesi
Gönüller hazinesi yâ Hazreti Muhammed
Sana sâhit sonsuzlar, ezelden beri her an
Sana sahit ayetler her zerre ve her mekan
Senden uzak kalmaya nasil dayanir ki can
Sen, her canda cânânsin yâ Hazreti Muhammed
Mi’raç gecesi bir bir açiliyorken gökler
Seni selamliyorken her katta peygamberler
Öyle bir an geldi ki; durdu bütün melekler
Hak’ka yalniz yürüdün yâ Hazreti Muhammed
Gönül gözü görmeyen, can gözünü neylesin
Dünyada dönmeyen dil mahserde ne söylesin
Mevla, bütün beseri ümmetinden eylesin
Sancaginin altinda yâ Hazreti Muhammed
Hak ile kul vuslati o ilâhî dügünde
Hiç kimseden kimseye fayda olmayan günde
Hasatlari, has tartan o terazi önünde
Noksanlari bagislat yâ Hazreti Muhammed
Biliriz ki; hükmü yok bu dünya nimetinin
Gönüldür sermayesi ahiret servetinin
Sana salat ve selam gönderen ümmetinin
Cennetler sahidi ol yâ Hazreti Muhammed
__________________
---
acar79 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 03.11.2006, 12:52
 
Hasbi Rabbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2006
Mesajlar: 978
Teşekkür etti: 57
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Allah razi olsun... Insaallah hepimiz ahlakta,ibadette,ticarette,hülasa hayatin her alaninda ona tabi olanlardan oluruz..

"Ey sevgili Nebi,sen olmasaydin, belki alem olmucakti,sen alemin kalbisin.
gözlerimiz hala snein kalbindeki o yerdedir.
senin kalbinin gölgesine girmenin derdindeyiz hala.
bu dertlerle ney gibi inliyoruz.
bu aciyla."yilla varki ya Muhammed /Aylar bize hep Muharrem oldu" diyoruz.
estir solugunu iklimimize.
estir ki dagilsin Muharrem acisi,
cagimizin gözyaslari dinsin,
cölümüz gülsene dönsün..
Hasbi Rabbi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 08.11.2006, 16:36
 
msadi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.10.2005
Mesajlar: 2.678
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Allah razı olsun.güzel konu.ve harika bir naat ile başlamışsınız.ellerinize sağlık.devam inşallah...
msadi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 09.11.2006, 00:26
 
acar79 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.06.2006
Mesajlar: 307
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
teşekkürler
Nurullah Genç'in bu şiirinide çok seviyorum
__________________
---
acar79 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 09.11.2006, 07:19
 
msadi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.10.2005
Mesajlar: 2.678
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
ey sevgili

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süregi
Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layikolmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim

Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüregime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil
Ayaklarimdan belli

Lambalar egri
Aynalar akrep melegi
Zaman çarpilmis atin son hayali
Ev miras degil mirasin hayaleti
Ey gönlümün dogurdugu
Büyüttügü emzirdigi
Kus tüyünden
Ve kus südünden
Geceler ve gündüzlerde
Insanliga anit gibi yükselttigi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünüm benim

Bütün siirlerde söyledigim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in
Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin
Kuslar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini
Ey gönüllerin en yumusagi en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta
Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda
Çati katlarinda bodrum katlarinda
Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba
Hep Kanlica'da Emirgan'da
Kandilli'nin kursuni safaklarinda
Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda
simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Ey çagdas Kudüs (Meryem)
Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha)
Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda
Köle gibi satildim pazarlar pazarinda
Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda
Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda
Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda
Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda
Verilmemis hesaplarin korkusuyla
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünüm benim

Ülkendeki kuslardan ne haber vardir
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir
Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir
Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir
Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir
O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir
Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir
Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir
Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir
Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir
Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
(sezai karakoç)
msadi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 09.11.2006, 07:24
 
msadi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.10.2005
Mesajlar: 2.678
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
naat

Seccaden kumlardı..
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı! .

Mescit mümin, minber mümin...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..

Ve mübarek geceler dualarımız;
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..

Kapına gelenler ya Muhammed,
- uzaktan, yakından –
Mümin döndüler kapından...

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
İki dünyada aziz ümmet,
Muhammed ümmetiydi...

Konsun – yine - pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler...

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın
Yoksulların sahibi..
Nerde kaldın ey resul,
Nerde kaldın ey nebi! ..

Günler ne günlerdi, ya
Muhammed! ..
Çağlar ne çağlardı;
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı...
Ve bir gün ki gaflet
Çöller kadardı,

Halime’nin kucağında,
Abdullahın yetimi,
Amine’nin emaneti ağlardı..

Hatice’nin goncası
Aişe’nin gülüydün..
Ümmetin göz bebeği
Göklerinresulüydün..
Elçi geldin, elçiler gönderdin;
Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke’de bunalırsan;
Medine’ye göçerdin..
Biz,
Bu dünyadan nereye
Göçelim ya Muhammed!
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
“ebu leheb öldü” diyorlar;

Ebu leheb ölmedi ya Muhammed!
Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor...

Neler duydu şu dünyada
Mevlidine hayran kulaklarımız;
Ne adlar ezberledi ey nebi!
Adına alışkın dudaklarımız..
Artık yolunu bilmiyor,
Artık yolunu unuttu
Ayaklarımız
Kabene siyahlar
Yakışmamıştır ya Muhammed!
Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta;
Gurur; kaf dağında derebeyi..

Onu da yaralarlar kanadından
Gelse bir şefkat meleği..
İyiliğin türbesine,
Türbedar oldu iyi..
Vicdanlar sakat
Çıkmadan ya Muhammed yarına!
İyilikler getir, güzellikler getir
Adem oğullarına...

Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi taiftir, kimi hayberdir...
Fethedemedik ya Muhammed
Senelerdir...

Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi;
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği..

Bayram yaptı yabanlar
Semave’yi boşaltıp;
Save’yi dolduranlar
Atını hendeklerden – bir atlayışta –
Aşırdı aşıranlar..
Ağlasın yesrib!
Ağlasın selmanlar...

Gözleri perdeleyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti ey nebi!
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun – yine - pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler...

Ne oldu ey bulut,
Gölgelediğin başlar?
Hatırında mı ey yol,
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar, taşlar
Kafile kafile, kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar....

Uçsuz bucaksız çöllerde
Yine izler gelenlerin;
Yollar gideceklerindir....

Şu tekbir getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir.

Örümcek ne havada
Ne suda, ne yerdeydi
Hakkı göremeyen
Gözlerdeydi

Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu,
Şu yuva ki bilinmez;
Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi
Kumru mu..
Kuşlarını bir sabah,
Medine’ye uçurdu mu..

Ey abva’da yatan ölü,
Bahçende açtı dünyanın
En güzel gülü;
Hatıran uyusun çöllerin,
Ilık kumlarıyla örtülü..

Dinleyene hala
Çöller ses verir....
Yaleyl, susar,
Uğultular gelir...
Mersiye okur uhud,
Kaside söyler bedir;
Sen de bir hac günü
Başta muhammed, yanında
Ebu bekir,
Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü,
Destan yap ey şehir!

Konsun – yine - pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler...

Vicdanlar sakat
Çıkmadan ya Muhammed yarına!
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Adem oğullarına...

Yüreklerden taşsın
Yine imanlar!
Itri, bestelesin tekbirini;
Evliya okusun kur’anlar..
Ve kur’anı göz nuruyla çoğaltsın
Kayışzade osmanlar...

Na’tını galib yazsın, mevlidini
Süleymanlar..
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin sinanlar..
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel ey Muhammed!
Bahardır
Dudaklar ardında saklı
“amin”lerimiz vardır..
Hacdan döner gibi gel..........
Miraçtan iner gibi gel...........
Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanat, ruzgar kanat;
Hızır kanat, cibril kanat,
Nisan kanat, bahar kanat;
Ayetlerini ezber bilen,
Yapraklar kanat...

Açılsın göklerin kapıları
Açılsın perdeler, kat kat..
Çöllere dökülsün yıldızlar,
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar..
Çöl gecelerinden yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilal-i habeşi sustuysa;
Ezanlarını davud okusun!

Konsun – yine - pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler...


(arif nihat asya)


msadi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 09.11.2006, 07:56
 
msadi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.10.2005
Mesajlar: 2.678
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
naat

Toprak yanar, su yanar, ateş yanar, kül yanar,
İsmini söylemeyen dudak yanar, dil yanar!
Tutuşup hasretinle kavrulur nice beden,
Visâlinle Efendim parmak yanar, el yanar!
Kıvılcımlar saçılır mahşerinden hülyanın,
Yokluğunla ey Nebi (sas) gayrı nice kul yanar!
Kavuşmak ümidiyle nice tende can küser,
Sağ yanımdan aşk vurur, sonra döner sol yanar!
Yıkılır ihtiraslar birden; heyecan küser,
Sensiz tutunduğumuz umut yanar, dal yanar!
Bir ok gibi yalnızlık saplanır yüreklere,
Gözlerden oluk oluk yaş düşer, melâl yanar!
Bütün renkler beyaz ki Sen’in baktığın yerde,
Utancından mor yanar, yeşil yanar, al yanar!
Ebedî karanlığa gömülür bin bir arzu,
Sonra gökler kararır umut ve hayal yanar!
Ses verir mâverâdan zümrüt gagalı kuşlar,
Ebrehe’nin feryadı yankılanır fil yanar!
Bir şahadet uğruna sana açılan elin,
Parmağında gül biter, öbür yanda çöl yanar!
O sedâ ki ‘Allah bir! ’ diye, yükselir arşa;
Hicrânınla her vakit Amr yanar, Bilâl yanar!
Sana ulaşmak nedir ey Sultanlar Sultanı (sas) ,
Kaç asırdır yürürüz ayak yanar, yol yanar!
Bir dokunuş bin asır ömre bedeldir, heyhat;
Sen’i bilmeyen canda küflenmiş vebâl yanar!
Oysa şimdi tarumar yediveren-yedi renk,
Sensizlik diyarında bağbân yanar, gül yanar!
Talihin aynasında kan ve yanık kokusu,
Sensizlik özlemiyle vurulan ikbâl yanar!
Karanlık bir fezâ ki, ötesi yangın yeri,
Güneş bahtına küskün her lâhza hilâl yanar!
Ebedî karanlığa mahkûm olmuştur baykuş,
Her seher vakti ferman bekleyen bülbül yanar!
Toprak yanar, su yanar, ateş yanar, gül yanar,
İsmini söylemeyen dudak yanar, dil yanar!


(köksal akar- sızıntı 2006)
msadi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 09.11.2006, 11:05
 
msadi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.10.2005
Mesajlar: 2.678
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Biliyorum Görüyorsun...

Kirlenmiş bir gökyüzünden,
Yol bulmuş bir yağmurdun.
Ve ruhumu kuşatan korkunun,
İlk ve son umuduydun sen...Biliyorsun...
Dua dua açılırken ellerim yokluğuna.
Gözlerime bent olmadı kirpiklerim.Görüyorsun...
Rüzgarsız bir zamanın,
Kırık bir düşünden ibaretti gözyaşım.
Ve hep kanımdı öğününe pişen aşım...
Sen!
Bana ağlamayı öğreten yanımsın.
Sen!
Benim hasret diye sızlayan başımsın.
Oysa bu;
Kara bulutların ilk ağlaması değildi...Biliyorsun.
Biliyorsun bu ilk yanışımdı hasretten yana.
Mavi yakutlu bir taçtın,kar yağmış saçıma.
Ve en tatlı sefaydın çileli başıma.Biliyorsun...

Nerdesin...? Yokluğun eğdi günahkar başımı.
Nerdesin...? Kim dindirecek çilebaz sancımı.

Sonra hasretin sebep olup belki de
Yangın sardı yüreğimin tüm şehirlerini.
İşgal altında yağmalandı dişlerim.
Tüm yolları kesildi; yüreğime geçit yok sevgilim
Uzakta...
Alabildiğine sallanan,
Ellerim vardı biliyorsun.
Ferhat misali dağları devirecek bileğim,
Çöl çöl olup her kervana “leylam” diyecek dillerim,
Ve köz köz olup yanan Kerem misali yüreğim vardı.Biliyorsun...

Nerdesin...? Asırlık yangınım en kor hali,
Nerdesin...? Taşıyamaz oldum ben bu vebâli.

Şimdi...
Durup bir uçurumun en uç noktasında,
Yüzüm rüzgâra emanet kaldı.Görüyorsun...
Oysa her gece;
Gözyaşımdan yol yapmıştım mihrâbına,biliyorsun...
Her damla bin adım,her adım yeniden var oluş.
Söylesene! ! ! Sevgili,
Var mı hasretinden yana kurtuluş..?
Bir tütsü misali tüten ne burnumdaki,
Söyle yâr;
Senden başka hangi şey umurumdaki.

Nerdesin...? sabırsızlığımın tek sahibi,
Nerdesin...? Aşk denilen şeyin tek tarihçesi...

Gidişin;
Yıkılışımdı devrilen çınar misali.Biliyorsun...
Hasretin;
Yanışımdı hani.Görüyorsun...
Şimdi beni bu koca arzda,
Tek başıma bırakma yâr.
Bilmez misin?
Sensizlik başıma yağan en beyaz kar.
Şimdi sen sen diye,
Kucakladım hep boşluğu.
Sol yanıma zula yapsam faydası olur mu umudu?

Nerdesin...? Kainatın en güzel gülü,
Nerdesin...? Gidişin vurgun etti gönlümü.

(alıntı)
msadi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 09.11.2006, 19:08
Kayıt onayı eksik
 
Üyelik tarihi: 07.07.2006
Mesajlar: 71
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Rahman razi olsun kardesler..
selam ve dua ile..
gölge isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 10.11.2006, 08:02
 
msadi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.10.2005
Mesajlar: 2.678
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Allah sizlerden de razı olsun arkadaşlar...buyrun...

Müminlerin kalbine çökmüş hasretin,
Umutlar sende sultanım, yaram sinemde gizli.
Hiç sönmedi, yanıyor, acı özlem ateşi.
Ah Efendim! Niçin yalnız bıraktın bizi?
Misafirliğin kısaydı; göremedik cemalini,
Misafirliğin kısaydı; duyamadık sesini.
Ey canlar canı, güzeller güzeli!
Delerim dağları gel de sen yeter ki.

Salat ve selam sana, adı güzel Muhammed,
Alemlere rahmet, can u canan Muhammed,
Salat ve selam sana ey Emin Muhammed.
(alıntı)
msadi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 10.11.2006, 22:40
 
acar79 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.06.2006
Mesajlar: 307
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sen gidince efendim

Sevgili!
Sen gitmiştin...
Koyup bir başımıza, bırakıp pak ellerimizi, gurbetlerine salmıştın bizi.
Yetim kaldık, öksüz kaldık ve ellerimiz kirlendi yokluğunda...
Sen gitmiştin...
Ayrılıkların dilini hece hece ağlıyoruz şimdi.
Akşamlar iniyor dağlara ve hasretimiz yankılanıyor yamaçlarda.

Sevgili!
Nasıl iltica edelim sana ;
huzuruna nasıl varalım, yalvaralım?!.
Ve duyurabilsin mi sesini!?.
Efendim, duyar misin sesimizi?..

Sevgili!
Sen aşk ikliminde sultan, sen güzellik şahikasında dolunay, sen vefa göğünde
hilal.
Biz bir bakışının dilencisi,
biz dolunay tutkunları,
biz bayramı gözleyen oruçlar.
Güzellik ordusunun hakanı sen, gam ruzigârinda gedalar biz.
Sen imrenme, biz ayıplanma.
Sen özüsün varlığın ve biz varlık iddiasında küstah yoksullar.
Sen sabah yıldızlarının ışığı, biz gaflet uykusunda kervancı.
Dert ve keder denizinde çığlık çığlığayız biz,
kumrular ve bülbüller seni bestelemekte oysa.
Çığlıklarımızı bestelere karıştırıver efendim,
düşkünlerine, savrulmuşlarına kulak ver.
İtivermezsin elinin tersiyle bizi, değil mi efendim?..

Sevgili!
Sen gitmiştin...
Yokluğunda kaybettik önce varlığımızı ve sonra yok eyledik aklımızı da.
Hasretinle akan zamanlarda cevherimiz özden, madenimiz mıknatıstan ayrıldı.
Sen gitmiştin...
Gönüllerimiz billur kadehler gibi çalındı sengsarlara;
ırmaklarımız mecralarında susuzluğa mahkum edildi.
Sen gitmiştin...
Çelik mermere çarptı, iradeye ateş düştü yokluğunda.
Hasretinden akıllar yitirildi efendim,
gönüller gölgelere düştü.
Kucak kucağa güneşlerimiz söndü,
dudak dudağa denizlerimiz kurudu
ve sen gitmiştin efendim.
Sen gitmiştin...
Seninle birlikte her şeylerimiz gitti.
Şehitlerimiz kefenlerinden sıyrıldı senden sonra;
kanlarımız sahralar doldurdu.
Kelimelerimiz anlamlarını yitirdi,
kutlu erlerimiz tutsak oldu nefis ordularına...
Hiçbir şey kazanmadık ayrılığında, efendim,
hiç kâr elde edemedik.
Aldık, hep aldık.
Delilimizi yitirdik, delillerimizi yitirdik.
Dillerimiz dilim dilim edildi efendim.
Bize sevmeyi unutturdular ilkin;
sonra sevginin ne olduğunu...
Kendi gönlüne ihanet edenlerimiz, gönlün kendisine ihanet ediyorlardı artık.
Vurgunlar yedik pes pese efendim...
Ve sen gitmiştin.

Sevgili!
Sen gitmiştin...
Biricik sığınağımız, varlığımızın övüncü, yüz akımızdın.
Hayırları söyleyip gitmiştin,
biz ser işler olduk.
Uzun uzun emellere kapıldık,
kapılanıp kaldık umutların kapısında.
Yolunda yürümekten üzerimize düşen,
baş kaldırdık önce ve sonra yıkılışlar gördük hep efendim.
Ellerimiz vardı açıldıkça dolan, uzıkça verilen;
böğrümüzde kaldı ellerimiz.
Hanım idik halayık olduk;
bay idik köle edildik.
Sen gitmiştin...
Yanmış igsilerle kara bahtımıza kara resimler çizdiler.
Aşk dervişleri avare, pejmürde, hercâyî rüzgârlara kapıldılar,
dönüşlerinin ahengini kırdılar.
Bölük bölük kadınlarımız,
grup grup erlerimiz,
demet demet çocuklarımız,
kimi güler, kimi ağlarken yitirdiler kendilerini.
Ve sen gitmiştin efendim...
Sevgili!
Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiği
prizmada.
Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna;
aşkın o aynanın cilası idi hani.
Güzelliğin olmasa efendim,
aşkı hiç bilmeyecekti cihan;
aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı.
Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına
durmuştu efendim...
Ve sen gitmiştin...
Sevgili!
Derd ile ağlayın; hem derde salın!..
Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin.
Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın.
Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş,
"Lâ" ile "Illa"yi icâz ile sen dillendirmiştin.
Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü;
Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine.
Artık düşmanlarımız dostlar arasında;
dostumuz düşman içinde.
Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda.
Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk...
Sana muhtacız!..
Sana en fazla muhtacız.
En fazla sana muhtacız.
Uyır bizi uykumuzdan...
Gel ey sevgili!
Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.
Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden...
Sana muhtacız...

Sana en fazla muhtacız...

İskender PALA
__________________
---
acar79 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 11.11.2006, 13:18
SALAH KEEPS TOGETHER
 
Ceylin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2006
Mesajlar: 280
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah razi olsun cok güzeller
Ceylin isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 13.11.2006, 11:40
 
msadi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.10.2005
Mesajlar: 2.678
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Çöller sıcak mı sıcak,
Gece karanlıktı.
Beşer acımasız,
Kainat, anlamsızdı.
Koca koca putlar kaplamıştı
Yurdunu ey yüce nebi!

Evren sessiz çığlıklar atıyor,
Acısını anlatıyordu melekut alemine.
Sağırdı insanoğlu acılara,
Yalvaranların nidalarına.
Kördü beşer, hem de bakar kör.
Ne Allah’ın ayetlerini görebilirdi kör gözleri,
Ne de diğerlerinin acılarını.
Yürekler taşlaşmıştı Ey Nebi!
Toprağa diri diri gömülen günahsız,
Zorla köleleştirilen kadın,
Talan edilen, yakılıp yıkılan yurtlar…
Hiç biri ama hiç biri yumuşatamazdı
O zalim Kalpleri!

Bekliyordu alem,
Bekliyordu mevcudat
Hz.İsa’dan beri.
Asırlarca süren bu sancılı bekleyiş
Günün birinde “Müjdelenenle(!) ” bitmeliydi.

Sen umuduydun acizin,
Sen muştusuydun İncil’in.
“Adı, yerde Ahmet; göklerde Muhammed…”
Mesih’in dilinde kardeş,
Adem’in dilinde aziz evlattın.
Sen Nebiyullah, rasulullah
V e sen şanlı HABİBULLAH! ..

Ve bir gün teşrif ettin karanlık dünyamıza.
Birbirinden müthiş ayetlerle.
Ansızın kuruyan Save gölü,
Bir anda sönen bin yıllık Mecusi ateşi,
Semada doğan kızıl yıldız,
Yıkılan İran burçları
Korku saldı münkir kalplere
Yüz üstü kapaklanan
Müşrik putları! ...

Harameyn şenlendi bir anda,
Gül gül açıldı,
Sevindi Kabe.
Kanatlandı Mekke,
Yerle bir olmuştu putlar,
Devrilmişti küfrün abideleri.
Korkunç bir çığlıkla kaçtı Azazil,
Senin yüce nurunla boğuldu koca rezil.
Anladı ki bitmiştir saltanatı,
O halde terk etmelidir bu melekleşen kainatı.

Sen rahmettin Ey Nebi!
Küfürden çoraklaşmış ruhlara.
Bir bulut oldun,
Tatlı, yumuşak bir meltem oldun.
Kuran, bir şifa oldu mübarek dilinde
Küfürden kavrulmuşlara.

Yalnızdın Ya Resulallah!
Ne anan vardı yanında,
Ne baban.
Bir temiz hilkatti
O masumlardan sana kalan.
Bir şanlı resuldün sen.
Tek dostun tek dayanak,
Kadir-i mutlak,
Rahman, rahim ve kerim olan Allah!
Sevgilisiydin Rabbin
Ne ananın ne babanın
Sana yetmezdi terbiyesi hiçbir yaratılmışın
Bunun içindir ki sen HABİBULLAHSIN! ..

Ya Muhammed!
Ne zordu Mekke’de mümin olmak,
O Mekke ki temelini atan bir peygamber,
Emri veren Cenab-ı Hak
Ama ne yazık ki gerçeği anlayamadı
Bir yığın koca ahmak…

Zorlu Mekke yılları…
Ardından kutlu Medine…
Yanında yar-i garin Ebu Bekr
Görünmüştü hicret yolları.
Arkada çöl gibi düşman,
Önde düşman gibi çöl…
Ve sormuştu mağara arkadaşın:
-İyi dost güzel insan Nurlu Ebu Bekir-
“ Düşman yetişirse Ya Resulallah? ...”

Korkması canından değil,
Canından aziz bildiğine,
Kainatın efendisine
Bir zarar gelmesiydi,
Şanı yüce kutlu Nebi’ye.
Ve şu inci taneleri dökülmüştü
Mübarek dilinden.
Teslimiyetin,
Kulluğun
Son noktasıydı kelamın:
“Üçüncüsü Allah olan iki dosta kim ne yapabilir Ya Ebu Bekr? ! ..”

İşte o an durdu zaman,
Sıddıkın gözünde.
Durdu arz, yörüngesinde
Kuşlar, uçmadı.
Rüzgar, esmedi.
Yağmur, yağmadı.

Tüm kainat,
Yerdekiler
Ve gökteki melekler durdu,
Bu kulluk idrakine bakakaldı her biri.
Yudum yudum içtiler bu teslimiyeti.
Eğer mümkün olsaydı;
Seni görmek için
İnecekti geri dönmemecesine arza
O aziz meleklerin her biri…

Kurani nefesinle
Yeniden dirilmişti
Tüm yaratılmış
Ve tüm yaratılacaklar…
Mükemmelliğin şahikası,
İnsanlığın baş tacı,
Varlığın yaratılış amacı
Dünyanın yüzü nuru hürmetine yaratıldığı,
“Levlake levlak vema halaktül eflak” sırrının yüce muhatabı,
Resulumüz,önderimiz,
Efendimiz,şanı yüce Peygamberimiz!
Sen kutlu insan,
Sen canlı KURAN,
Kalu beladan beri zatına hayrandır
Mücrim de olsa her bir mümin can!

Sana layık olamadık SULTANım.
Dillerimizdeki imanı kalplerimize indiremedik,
“AMENNA” dedik,
“SADDAKNA” diyemedik.
Hüviyetlerimizde Müslüman
Gerçekte kimliksiz kaldık! ...
Ne uyabildik mübarek sünnetine,
Ne de seni hakkıyle idrak edebildik

Sen ki alt ettin zalimleri,
Bozdun küfrün düzenini
Bizse yola getiremedik,,
Azgınlaşan,firavunlaşan nefislerimizi.

Utanıyoruz Ya resulallah!
Gerçek bir mümin olamadık,
İnancımızı yaşayamadık,
Senin yolunda,
Bir “Kusva”,
Bir ”Kıtmir”,
Bir “hurma kütüğü”bile olamadık!
Ağlasın halimize gökler,
Ağlasın halimize her bir varlık! ..

Gül sultan
El aman,
Ahvalimiz pek yaman.
Biz ümmetine ancak sensin derman! ...
Dermansa Rabbinden getirdiğin aziz ferman,
Şanı yüce KURAN! ..

Umudumuz yine sendedir,
Adı güzel Muhammed!
Sen ki bizlere
Ahir zaman ümmetine,
“Kardeşlerim! ” demiştin,
Gül yüzlü ashabına,
Bizleri methetmiştin
Ve şöylece devam etmiştin:
“Onlar ki beni görmeden bana iman ederler,
Onlardır kardeşlerim.”

Sen ki bize “Kardeş“ demişsin,
Bizi yüceltip, şereflendirmişsin,
Şefaat kıl, bu asi mücrimlere
Bizleri bırakma,
Günahlarla yanan bu çöllere.

Gedaya gedalık
Şaha şahlık
Biz asilere senin şefaatin yaraşır!

Sen ki bizleri layık görmüşsün kardeşliğe,
Nur yüzlü
Gül kokulu
Aziz “NEBİ”ye bizden,
Her an milyonlar selam,
Her an milyonlar salavat,
Her an milyonlar sevgi ulaşır,
Bu sevgiyle umulur ki
Şefaatin rahmet olur
Aramızda dolaşır.

Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin ‘aleyke ya Resulallah,
Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin ‘aleyke ya Habiballah,
Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin ‘aleyke ya Nebiyallah! ..
(alıntı)
msadi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 13.11.2006, 19:09
 
sisterE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2004
Yaş: 32
Mesajlar: 25.964
Teşekkür etti: 4
51 Teşekkür 43 Mesaja aldı
Ey Sevgili...

sen alemin özüsün,kalbisin;varligin gözbebegi,nurusun..

alem senin özetin, senin izin ve aydinligindir...
seninle dogdu alem..
seninle basladi bizim hikayemiz..
senin askinla yandi gönüller, senin nurunla doldu yürekler...
sen, hem övülen , hem öven, hem de övgüsün..
sen Hak`tan bize en büyük armagansin...
varligimiz senin gülseninden buldu kokusunu, rengini

sen , marifetin rengiydin, kirmizi güldün, gül kokusuydun...
sen corak topraklarimiza inen rahmettin...
seninle basladi ve sürüyor maceramiz...

senin varligin hakki icin duruyor dünya...
sen varligin omuzlarinda yükseldigi sütunsun..
adimlarinin izi var kab-i kavseynde...
solugun tutuyor hala sidretu`l-müntehada...

yetimdin, gariptin, mustulayiciydin;
kimsesizlerin kimsesi, caresizlerin siginagiydin..

bilal acemdi, ezani okurken "eshedu" diyor s`yi dogur telaffuz edemiyordu..
bir gün bir yoldasin sikayet edince...
"bilal`in sin `i , Allah katinda $in`dir" dedin...
bu inilti hala inliyor yüreklerimizde...

Ey Sevgili Nebi!
Ey ahlaki Kur`an olan elciler elcisi!
Ey rahmetin ta kendisi, ey mutlak adaletin gölgesi!

seninle basladi ve sürüyor bizim umudumuz...
sensiz varlik, senin gibi yetimdir ..gariptir...
getirdigin ilahi haber, her an yeniden nüzul yüreklerimize seni andikca...

seni sevmek, varligi korumaktir,
bunu biliyor, bunu söylüyoruz hala...

o sevgide, senin adimlarin nurdan halelerine bakmanin bir yolu bulundugu icin ölümü de seviyoruz...
sen olmasaydin, belki alem olmayacakti, sen alemin kalbisin...

gözlerimiz hala senin kalbindeki o yerdedir..
senin kalbinin gölgesine girmenin derdindeyiz hala..
bu dertlerle ney gibi inliyoruz..
bu aciyla.."yillar var ki ya Muhammed..ayler bize hep Muharrem oldu" diyoruz...

estir solugunu iklimimize...
estir ki, dagilsin Muharrem acisi..
cagimizin gözyaslari dinsin..
cölümüz gülsene dönsün..
Ey sevgili Nebi!...

alinti...
__________________
Hayat yasandigi kadardir. Ötesi ya hatiralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur.
sisterE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
17.07.2006 - Peygamberimize Büyük Hakaretler _313_ Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 5 21.07.2006 20:45
Peygamberimize Salavat Getirmek Üzerine _VeSSeLaM_ Dini Bilgi ve Eğitim 4 06.04.2006 11:27
Peygamberimize Yolculuk Programina Davet Firuze Davet ve Duyurular 8 21.03.2006 00:26
Şiirler sevdin otnemem Muhabbet Olsun 0 22.08.2005 12:52
Peygamberimize Bakan Kendisini Gorur Fazilet Hadis Köşemiz 0 21.02.2005 21:38


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:17 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de