Üyelik tarihi: 02.08.2002 Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| BAYRAM VE RAMAZÂNI ŞERİFİN KAZANDIRDIKLARI... Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina.
BAYRAM VE RAMAZÂNI ŞERİFİN KAZANDIRDIKLARI...
Muhterem okuyucularımız; Mübârek ramazan ayını müteâkip bir bayramı daha idrâk etmenin, muhakkak ki büyük bir sürûr ve saâdeti var hepimizin gönlünde...
Öncelikle topyekûn İslâm âleminin mübârek Ramazan Bayramlarını tebrik eder, Cenâbı Hakktan sağlık âfiyet, huzur ve emniyet dolu nice bayramlar dileğiyle iki cihan saâdetleri niyâz ederiz.
Gelelim şimdi de bu mübârek ayın biz müminlere kazandırdığı bazı haslet ve ecirlere... Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azâbından kurtuluş olan mübârek ramazânı şerif, şüphesiz İlâhi kazançların harman olduğu bir aydır. Bu mübârek ay, her şeyden evvel vakitlerimizi tanzim etmemize vesile oldu.
Bundan önceki aylarda sahuru ve iftarı düşünmeyip istediğimiz zaman yiyip içerken, bu ayda bunlar, belli bir proğrama bağlandı. Vücutlarımız dinlendi. Yemeklerimiz artık o muayyen vakitlerde yenmeye başlandı. Böylece, diğer aylarda çoğu zaman ayrı ayrı yenen yemekler, ramazan ayında âilelerin, dost ve ahbapların, fakir ve zenginlerin birlikte oldukları sofralar hâline geldi.
Oruç bize, istersek irâdemize hâkim olabileceğimizi gösterdi. Sofra kurulmuş, üzerinde çeşit çeşit yiyecekler hazır ve bizim onları yememize hiçbir şey de mâni olmadığı halde, Allâha olan itâat ve teslimiyetimizden dolayı, ezan okunmadan elimizi onlara uzatmadık. İbâdetlerimizde bir düzen hâkim oldu. Vakit namazlarımızı ve bilhassa yatsı ve terâvih namazlarını cemaatle kılmaya daha bir gayret gösterdik.
Cemaat şuuruna vardık, cemiyyetten ayrı kalmanın zararlarını idrâk ettik. Aynı safta, aynı kıbleye yönelerek, bizleri yaratan Rabbimizin huzurunda fâni bir kul olmanın hazzını yaşadık. Teheccüd namazlarına alıştık. Duhâ ve evvâbin namazlarını kılmaya başladık.
Oruç tutan müminlerin, cennetin Reyyân isimli hususi kapısından gireceklerini öğrendik. Yine bu ibâdetin ecrinin, mümine, bizzat Hz.Allah tarafından verileceği müjdesini aldık.
Huşû içerisinde terâvih namazlarımızı edâ ettik. Yirmi rekâtlik bu namazı, sevabına inanarak ve mükâfatını yalnızca Allahtan umarak kılanların geçmiş günahlarının affedileceği müjdesini aldık.
Tabii bu arada, Terâvih sünnettir, kılmasan da olur! diyen bedbahtlara da rastladık. Ancak bunların yanında, Ramazan münasebetiyle kapalıyız diye meyhanesinin, içkili lokantasının camına ilân yapıştıranları da gördük.
Oruç tutmasalar da ramazana saygı gösterip alenî yiyip içmekten kaçınan insanların da hâlen bulunduğuna vâkıf olduk. Zekât ve fitrelerimizi ihtiyaç sahibi kardeşlerimize vererek, onların evlerinin de şenlenmesine vesile olmanın sevincini yaşadık.
Fakir fukarayı gözeterek, iftar sofralarımıza dâvet ettik. İftar ettirdiğimiz kişilerin alacağı sevap kadar sevap alacağımızı, üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmayacağını da öğrendik.
Ramazan ayında suç işleme nisbetlerinin düştüğünü; kavga, adam öldürme ve hırsızlık gibi suçların sayısında çok büyük ölçüde düşüşler olduğunu gerek basından, gerekse medyadan öğrenince, bütün ayların ramazan ayı gibi olması için duâ ettik.
Kuran ayı olan ramazanda, hatimler okuduk, mukâbele dinledik... Onu daha iyi anlamaya kavramaya ve hayatımıza tatbik etmeye çalıştık. Kezâ gücümüzün yettiğince Resûlüllâh (s.a.v.) Efendimizin sünnetine uymaya, hakiki vârisleri olan ulemânın gösterdiği yolda yürümeye gayret ettik. Kabirlerini ziyâret edip ruhlarını şâd etmeye, kendilerini vesile edinip feyzi İlâhiden istifâde ve istifâzaya çalıştık.
Ramazan ayı dışında, öfkelendiğimiz zaman bazan kötü sözler söylediğimiz, yanlış hareketlerde bulunduğumuz halde, bu ay içerisinde daha sâkin olabilmek için çaba sarf ettik. Kötü muâmeleyle karşılaştığımız zaman, Ben oruçluyum demekten başka bir karşılık vermedik.
Orucu sadece midemize değil, gözümüze kulağımıza, elimize ayağımıza, dilimize gönlümüze ve sâir bütün azâlarımıza da tutturmaya çalıştık. Kısacası oruç vesilesiyle çirkin huylardan kaçınıp güzel ahlâka sahip olabilmek için hassâsiyet gösterdik...
İftar vaktini beklerken, âdeta hemen her gün bayram sevinci yaşadık. Bir an evvel ezan okunsa da kuruyan dilimiz, damağımız, ıslanmaya hasret dudaklarımız suya kavuşsa diyerek, iftar saatini şevk ve heyecanla bekledik...
Bu esnada Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimizin, Oruçlu için iki sevinç vardır:
**Biri iftar ettiği, diğeri de Allâha kavuştuğu vakit... mübârek sözlerini hatırlayıp, iftar vaktinde yaşadığımız bu sevinci, en büyük sevinç vesilesi olan diğeri ile de pekiştirmesini Rabbimizden niyâz ettik...
Mübârek ramazan ayında oruç, iftar, terâvih, vaz, mukabele, sadakai fıtır, zekât, itikâf gibi ibâdetlerin, insanı nasıl da âdeta melekleştirdiğini gördük ve bu mübarek ayı çok iyi değerlendirmeye çalıştık. Sadece bu ayda değil, ölünceye kadar böyle yaşamak gerektiğini...
**Allah için yapılan işlerin ibâdetlerin en makbûlü, az da olsa devamlı olanıdır hadîsi şerifini kendimize düstur edindik.
Ve asıl gâyenin, Müslüman olarak ruhumuzu teslim etmek olduğunun şuuruna bir kere daha erdik.
**(((Bazı basın ve medyamızın, ramazan ayını ısrarla oyun ve eğlence ayı gibi lanse etmeye çalışan proğramlarına rağmen))), on bir ayın sultanı ramazânı şerifin eğlence ayı değil, ibâdet tâat, kıraat ve zikir ayı, mânevî hasat zamanı olduğunu aklımızdan gönlümüzden bir an bile olsun çıkartmadık.
Böylece, ramazan ayını bir eğlence, şarkı türkü, direkler arası ve benzeri bir takım oyunlarla oyalanmaktan ibâretmiş sanan veya öyle göstermeye çalışan televizyonlara kendimizi kaptırıp aldanmadık.
Ramazan ve bayram vesilesiyle tebrikleştik, birbirimize duâ ettik, af ve mağfiret diledik. Tebrik, telefon, email kutlamalarıyla ictimâî dayanışmayı, kaynaşmayı, birlik ve beraberlik duygularını en zirve noktaya taşıdık elhamdülillah... Unutmamalıyız ki; her günümüzü cuma, her gecemizi kadir, her ayımızı ramazan yapmak bizim elimizde...
Yeter ki biz, bu mübârek ay, gün ve geceleri değerlendirmesini bilelim. Ne mutlu, ramazan ayına ulaşıp, onun kıymetini bilerek hakkıyla değerlendiren ve mükâfat olarak da bayrama ulaşan müminlere... Ve ne saâdet Cemâli İlâhî ile müşerref olacak Müslümanlara.
Selam, Hudaya ittiba edenlere |