“Kalbinden asina ol, dista yabanci gorun.
Boyle guzel yuruyus, cihanda az bulunur.” (Sâh-i Naksibend -kuddise sirruh-)
Boyle soylemis yolumuzun buyukleri. Halkla ilisigi kesip, Hakk’la olmak, huzur icinde ibadet, tezekkur ve esrâr-i ilâhî’yi tefekkur icin tenhaya cekilmeye uzlet demisler.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde soyle buyuruyor:
“Rabb’inin adini zikret ve herseyi birakip yalniz O’na yonel.” (Muzemmil: 8)
Islerini bitirince her seyden el cekerek Rabb’ine yonel. Samimi bir sekilde ibadet icin vakit ayir. Dunya âlâkalari aslâ gonlunu mesgul etmesin. Her an O’nu zikretmeye devam ederek kalbini nurlandir. Ihlâs ve sadakâtle yolunda bulun.
Uzleti farz ve faziletli olarak iki kisimda toplayabiliriz.
Farz olan uzlet: Serden ve serli kimselerden uzak durmaktir. Allah-u Teâlâ’nin kudret ve azâmetini dusunup, ilmini gelistirmek, Emr-i bil mâruf ve Nehy-i ânil munkeri uygulamaya gecmektir.
Fazilet olan uzlet: Luzumsuz ve faydasiz islerle mesgul olan kisilerden uzak durmak. Dunyaliga asiri meyleden, insanlarla fazla unsiyetten dolayi su-i zân, cekememezlik, giybet, koguculuk gibi huylari olan kisilerin tabiatinin kendine sicramasindan korunmak. Cunku arkadas kisiyi rezil de yapar, vezir de yapar.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i serif’lerinde soyle buyuruyorlar:
“Iyi ve kotu arkadas, misk tasiyan ve koruk ceken gibidir. Misk tasiyan ya sana misk verir, ya sen ondan satin alirsin, yahut uzerinde guzel koku bulursun. Koruk ceken ise ya senin elbiseni yakar, yahut kotu koku duyarsin.” (Buhâri)
Bizler oncelikle kendi hayatlarimizda huzuru temin etmeliyiz. Bunun icin sadece Hazret-i Allah’i kendimize dost edinmemiz gerekir.
Âyet-i kerime’de:
“Bir dost olarak
Allah yeter, yardimci olarak da
Allah yeter.” buyuruluyor. (Nisâ: 45)
O’nun dostlugunu ve yardimini kazananlar baskalarini dost edinmezler. Iste onlar Allah’i anarak yasar, Allah’i anarak olur.
Ibrahim Hakki -kuddise sirruh-Hazretleri bir beyitinde soyle buyuruyorlar:
“O dostu bul yalniz, bu âciz halktan vazgec.
Sana senden yakin olan, Vâhid-i Kâhhar yetmez mi?”
Yine zâtin birisine:
“Yalnizliga nasil tahammul edersiniz?” diye soruldugunda:
“Ben yalniz degilim.
Allah ile beraberim. Allah-u Teâlâ’nin benimle konusmasini arzu ettigim zaman Kur’an-i kerim okurum. Ben Allah-u Teâlâ ile konusmak istedigim zaman namaz kilarim.” demistir.
Huzur, uzletle kâimdir. Insanlar arasina katilmakla huzur saglanamaz.
Hâkim et-Tirmizî -kuddise sirruh-Hazretleri’ne: “Nicin uzlete cekilip yalniz kaliyorlar?” diye sorduklarinda:
“Yalnizlik sayesinde, devamli tefekkurde kalmayi, ilmin gonullerde birlesmesini isterler ki, bu sayede temiz, huzurlu bir hayat yasayip, marifetin fevkine varmis olsunlar.” buyurmustur.
Kisacasi; “El kârda, gonul yârda olmali.”
Bâyezid-i Bestâmi -kuddise sirruh- Hazretleri ise soyle buyuruyorlar:
“Tam otuz senedir
Allah huzurunda bulunup, O’na hitap eder oldugum halde, insanlar kendileri ile konustugumu sanirlar.”
Kisi kendisine Allah’i hatirlatacak bir arkadas bulursan ondan ayrilmamali, onu kendisi icin bir devlet bilmelidir. Cunku iyi arkadas yalnizliktan hayirli, yalnizlik ise kotu arkadastan hayirlidir.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz, Amr bin As -radiyallahu anh-in oglu Abdullah’a soyle buyuruyorlar:
“Insanlarin verdikleri sozleri sarsildigi yani sozlerinde durmadiklari ve emanetleri azaldigi yani emanete riayet etmedikleri ve onlari soyle (Resul-i Ekrem bunu soylerken parmaklarini birbirine karistirdi.) yani karmasik bir halde gordugun zaman ne yaparsin?” buyurdu.
“Boyle bir zaman geldiginde ne yapayim yâ Resulellah?” dedim.
“Evinde otur, dilini tut, isine geleni al, isine gelmeyeni alma. Sahsi islerinle ugras ve umumi islere karisma.” buyurdu.” (Ebu Dâvud)
Yine kisinin imanini koruyabilmesi icin uzletin onemini Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz soyle beyan ediyorlar:
“Insanin dusup kalktigi arkadasina emniyet etmedigi zaman da olacaktir.”
Ibn-i Mes’ud -radiyallahu anh-:
“O zamana yetisirsem nasil hareket edeyim, bu hususta ne emrediyorsunuz?”diye sormasi uzerine Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz:
“Elini etegini cek ve evine gir.” buyurdu.
“Bu hâl evime girerse ne yaparim yâ Resulellah?”
“Odana gir.” buyurdu.
“Odama da girerse ne yaparim yâ Resulellah?”
“Mescidine gir ve eteklerine kapan ve olunceye kadar Rabb’im Allah’tir de.” buyurdu. (Ebu Dâvud)
Yalnizligi tercih eden kimse, once kotulugunun kimseye dokunmamasini, sonra kotuluklerin serrinden korunmayi, muslumanlarin haklarini korumaktaki kusurdan kurtulmayi ve Hazret-i
Allah ile butunlesmeye niyet etmelidir. Daha sonra ilim, amel, zikir ve fikir ile mesgul olmali ki uzletin faydasi saglanmis olsun. Zamanlarini kaybetmemek icin fazla ziyaretci kabul etmemeli, insanlarin hallerinden fazla sormamali, tecessusu birakmalidir.
Zira, butun bunlar gonulde iz birakir. Namaz ve tefekkurde bile gonlune takilarak insani mesgul eder. Haberlerin kulaga dusmesi, tohumun topraga dusmesi gibidir. Ayni tohum gibi haberler de kulakta koklesir, biter.
Uzlete cekilen kimsenin muhim vazifelerinden birisi de Allah’i zikirden alikoyacak vesveseleri kesip atmaktir. Halbuki haberler vesvesenin asli ve kaynagi olacaktir. Butun bunlari yapmak icin sabir gerekir. Sabir ise dunyadan ve insanlarin meylettigi dunyaliktan âlâkasini kesmekle mumkundur. Bu da fazla yasayacagini degil, her an olebilecegini tefekkur etmekle olur. Bir dusunun ki; Allah-u Teâlâ’yi zikir ve marifetten gonlunde bir unsiyet bulunmayan kimsenin oldukten sonraki kabir karanligi ve yalnizligina dayanmasi mumkun mudur?Fakat zikirleriyle Allah-u Teâlâ’da fenâ olmus mumin bir kula, olumun adi soguk ve urkutucu gelmez. Zaten onunlaydi. Cân cânânina kavusmus olur.
Uzlet, buyuklerin ahlâkidir diyen Ibrahim Hakki -kuddise sirruh- Hazretleri bakiniz bu konuda neler soylemis:
“Halka ihtiyac duymayanin rizki bol ve kiymeti yuksek olur. Insanlara minnet etmeyen Mevlâ ile zengin olur. Insanlardan kendini koparan Mevlâ’nin dostlugunu bulur. Dunya baglilarina duskunluk gosteren, takvâ elbisesinden soyulmus olur. Halktan ve kendinden hâyâ eden, Hakk’ta hâyâ etmis olur. Dunyaya duskun olanin hic isine karisma. Dostun dusmanina gitme, ona gitmekle dostunu incitirsin. Sultanlarin, reislerin kapisina ugrama, ugrarsan da onlara dalkavukluk yapma. Insanlara yakinligin atese yakinlik gibi olsun, ne cok uzaklas, ne de cok yaklas.”
Yine kendisine:
“Insanlarla nicin dostluk kurmazsiniz?” sorusuna Hazret soyle cevap vermistir:
“Kendimden buyuklerin kibrinden, kendimden kucuklerin ahmâkligindan ve akranlarimin da hasetinden kurtulabilmek icin, onlarin gonullerinden uzaklastim ve sikintilarindan kurtuldum.”
Rabb’im cumlemizi vuslati beden ile gerceklestirenlerden degil, gonul ile inzivaya cekilip, Mevlâ’sini dost edinen kullarindan eylesin.
selametle insallah
acizane