İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Özgün Yazılarınız
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 26.11.2007, 13:51

 
Battal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 323
Teşekkür etti: 2
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Erkek ve Kadın Hakkında Mizaçname

Evvela sevgili forumdaşlarımdan "kendi adıma" özür dilemek istiyorum. Kardeşlerim beni seviyesine indirmek isteyen bir anlayıştan uzağım.Rabbim yüreğimizi biliyor.Tekrar özür diliyorum.

KAR ŞİİRİ

Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın

Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın

Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip geçer
Her affın içinde bir intikam gelir gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
Ruhum seni düşününce ışıdı
Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

S.Karakoç


ERKEK VE KADIN HAKKINDA MİZAÇNÂME



Derleyen: Gülçin Şenel

ERKEK-KADIN ZITLIĞI VE BİRLİĞİ HAKKINDA

· Erkek sistemler bulmak, dünyayı olduğundan başka şekilde tasarlamak, onu fikren, hattâ eline imkân geçerse fiilen baştan kurmak ister ve bunu sever. Kadın ise bu işlere fazla gelmez; çünkü o, şuurlu veya şuursuz olarak esaslı rollerine dalmış bulunur ki, bunlar da evvelâ sevgi, sonra da anneliktir. Kadın daha fazla muhafazakârdır ve mütemadiyen cinsiyet kaygısiyle doludur. Erkek muvaffak olmuş bir parazit, dünyada büyük bir şeye yaramadığından ve harcıyacak kuvveti de olduğundan medeniyeti, sanatı ve harbi icat etmiş bir erkek arıdır. Onda mizaç, dış âleme karşı giriştiği işlerin başarılı veya başarısız olmasına göre değişir. Kadında ise, fizyolojik sebeplere bağlıdır. Bu keyifsizlikler genç, cahil ve toy erkeğe “cilve, birbirini tutmaz hareketler ve inatçılık” gibi gelir. Balzac diyor ki: “Birçok genç kocalar bence keman çalmıya çalışan urangutanlara benzerler.”

· Çünkü hiçbir şey, hattâ en uzun ve en bahtiyar bir evlillik hayatı bile bu karakter farklarını ortadan kaldıramaz. Bu düşünce ve yaşam aykırılığını olduğu gibi kabul etmek ve sevmek gerekir. Erkek dışarıda ortadan kaldırılacak bir engel bulmadığı, kadın da sevmediği veya sevilmediğini anladığı dakikadan itibaren sıkılmaya ve bıkmaya başlar. Erkek yaratıcıdır ve bulduğu makineyle dünyayı değiştirmeye muvaffak olabildiği zaman ancak mesuttur. Kadın daha muhafazakârdır; kendisinin olan evinin sessizliği içinde eski ve basit işlerine kendini verebildiği zaman bahtiyardır. Hâlâ bugün, binlerce çiftlikte erkek makinelerini söküp takarken, kadın yanıbaşında çorap örer ve çocuğunun beşiğini sallar. Alain haklı olarak fark etmiştir ki erkeğin meydana getirdiği her şeyde dış âlemin teshiri vardır. Yaptığı evin damı yağmur ve karlara, taraçası da güneşe uymuştur. Arabasının, vapurunun biçimini rüzgârla cereyanlar çizmiştir. Kadının eseri olan her şey ise, insan vücudunun örneğini taşır. Divan üzerindeki yastıklar bu biçimi alır ve saklar, aynalar aynı şekli aksettirirler. İşte iki ayrı tabiatin basit ve açık alâmetleri.



· Erkek, usuller, nazariyeler bulur. O riyaziyeci, filozof, metafizisyendir. Gerçeğin içinde yaşayan kadın ise, bu usul ve nazariyelerle ya sevgisi yüzünden (bunlar sevdiği adamın ise) veya ümitsizliği yüzünden (hoşuna giden adam onu ihmal ediyorsa) meşgul olur. Madame de Staél’in şu cümlesini alalım: “Kadın için felsefe bir sevginin gizli matemidir. En kadın olan kadınların konuşmalarını hikâyeler, karakter incelemeleri, insanlar hakkında ince gevezelikler veya gerçek tafsilatlar ve nihayet yemek tarifleri doldurur. En erkek olan erkekler ise hikâyeden kaçar genel fikirler peşinden koşarlar.”

· Gerçekten erkek olan bir erkeği, tamamlamak için en lüzumlu şey, yanına ister eş, ister metres, ister dost olsun, gerçekten kadın olan bir kadını katmaktır. Bu sayede erkek “misogyes”lerin, yani kadından nefret edenlerin hiçbir zaman tanıyamıyacakları o derin fikirle, yani cinsiyet fikriyle daima ilgili kalacaktır. Erkeğin fikri yerden kalkarak yükseklerde dolaşır. Oralarda geniş, fakat boş, aslı olmayan manzaralar keşfeder. O “boş ve akılsız şeyleri esaslı birer unsur gibi telakki eder”; halbuki kadının fikri, tabiri caizse, daima yürür; her sabah aynı patikalşardan geçer; eğer erkeğe uyar ve onun yaptığı hava gezintilerinde peşisıra gitmeye razı olursa, o zaman yukarıda da insanlarla beraber olmak, biraz sıcaklık ve his bulabilmek için yanına bir roman alır.

· Kadın mücerret fikirlerden hoşlanmıyor diye siyesetten ızak mı kalmalı? Hayır. Tersine, o siyasete karıştığı ve siyasetten mücerret fikirleri arttığı zaman erkeğe büyük bir hizmette bulunur kanaatindeyim. Bir evin iç dairesine benziyen kadın siyasetle, çok boş, çok karışık v e çok zaman tehlikeli olan nazarî siyaseti birbirine karıştırmakta ne fayda vardır? Kadın için siyaset bir sağduyu, bir sıhhat meselesidir. Erkek ise sıhhat hıfzını bile bir sistem ve gurur meselesi yapar. Sanki bu daha mı iyi? En iyi; en yüksek erkekler fikirlere, en iyi kadınlarsa aileye sadıktırlar. Meselâ yiyecek fiyatlarının artmasından veya harp doğmasından kendisinin mensup olduğu parti mesul olsA, erkek icap edince partisini müdafaadan kaçmaz. Kadın ise, sulhü ve yuvasını korumak için, partisini bile değiştirmekte tereddüt etmez.

· Fakat niçin kadınların da çok emek vermeden erkeklerle aynı tahsili gördüğü ve birçok müsabakalarda ondan fazla başarı gösterdiği bir çağda, hâlâ ayrı bir erkek ve kadın düşüncesinden ve fikrinden söz açıyoruz? Artık “Bilgiyle kadının yalnız gösterilmek için yapılmış, hiç kullanma yeri olmıyan güzel bir silahtan farkı yoktur” denen yüzyıldan uzak bulunuyoruz. Doktor bir kadın, yine doktor olan kocasıyla konuşurken ikisinin düşünce ve fikirlerinde ayrılık var mıdır? diyeceksiniz. Evet, vardır; bunlardan birisi erkektir, diğeri ise doktor da olsa kadındır. Genç bir kız icabında genç bir erkeğin fikrî hayatını paylaşabilir. Manastırlardaki bakireler, çalışmayı ve mücadeleyi severler. Fakat bir hissin kurbanı oldukları zaman mesele değişir. Asla henüz tanımamış Walkeyrie yenilemez bir kız olduğu halde Siekfried’i tanıdıktan sonra tamamiyle değişik, süngüsü düşmüş bir varlıktır. Tıp tahsili yapan bir genç kız bana: “Erkek arkadaşlarım, sevgi acısı içinde bile hastalarını görmeye gidebiliyor ve onlarla her zamanki gibi meşgul olabiliyorlar. Halbuki ben, çok yaralı olduğum zamanlarda, yatağıma kapanıp ağlamaktan başka bir şey yapamıyorum” demişti. Kadınlar ancak duygusal bir muhitte bahtiyar olabilirler. Bununla beraber ilmin onlara tamamiyle erkeğe has disiplinler öğretmesi de çok iyidir. “İlimle tasavvufu telif etmek olan beşer davasıyla karı koca davası birbirinin aynıdır”

· Kadınların orijinal bir yaratıcı olmaktan ziyade değerli bir yardımcı olduklarını kabul etmek gerekir. Belki bu düşünce uymak istemeyenler George Sand, Bronté kardeşler, George Eliot, Madame de Noailles, Katherina Mansfield gibi kadınlarla, yaşıyanlar arasında birkaç dahi kadın romancıyı ileri süreceklerdir. Fakat büyük kadın milleti yanında parmakla sayılacak kadar az olan bu dahilerin ne önemi olur? Ben bu sözlerimle kadınların değerini azaltmak istemiyorum. Sadece onların cemiyetteki yerlerini belirtmek istiyorum. Onlar erkeklerden daha sıkı bir şekilde ilgili bulunmaktadırlar. Fakat birkaç müstesna kabiliyeti bir kenara bırakırsak, kendileri için menfi olan bir sahada boğuşmak, onların işi değildir. Erkeğin faydasız kabiliyetinde sanat tabiî bir oyalayıcıdır. Kadının ise gerçek ibdaı çocuktur.

· Bu sözlerimle bir cinsi diğerine daha üstün mü buluyorum? Hayır; tersine, kadın tesirinin olmadığı cemiyetler mücerrede, zulüm etmek ihtiyacını peşinden sürükliyen bir sistem çılgınlığına düşmek tehlikesindedir. Çünkü sistemlerin hiçbirisi doğru olmadığından zorbalık anca onları bir zaman için kabul ettirebilir. Onun pek çok misalini gördük: Yunan medeniyeti gibi tamamiyle erkek tesiri hakim olan bir medeniyet siyaset, metafizik ve böbürlenme yüzünden mahvolmuştur. Bu nazariyat düşkünü arıyı, kovanın basit ve gerçek değerlerini döndürebilecek biri varsa o da kadındır. Her iki cinsin beraber çalışmalarını kabul etmiyen bir medeniyet yaşıyamaz. Fakat aralarındaki cins ayrılığının meydana getirdiği farkları olduğu gibi kabul etmiyen ve birbirinin tabiatına saygı göstermesini bilmiyen bir çift için de verimli ve mesut ve müşterek bir hayat düşünülemez.

devam edecek...
Battal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 26.11.2007, 14:28

 
grunburg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11.08.2005
Mesajlar: 2.453
Teşekkür etti: 4
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Battal
Mesajı göster
“İlimle tasavvufu telif etmek olan beşer davasıyla karı koca davası birbirinin aynıdır”

????? bu cümleyi açıklarsan paragrafı tam anlamış olacağım inşaallah....
grunburg isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 26.11.2007, 14:46

 
Battal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 323
Teşekkür etti: 2
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız grunburg
Mesajı göster
Alıntı:


Originally Posted by Battal




İlimle tasavvufu telif etmek olan beşer davasıyla karı koca davası birbirinin aynıdır”



????? bu cümleyi açıklarsan paragrafı tam anlamış olacağım inşaallah....
Yazar, noktalama işaretini unutmuş ve kelimeyi yanlış kullanmış.Doğrusu şu olmalı "İlim ile tasavvufu telif (tefsir/izah olmalı) etmek" demek olan beşer/insan davası ile; "karı-koca davası" birbirinin aynıdır...Cümle -bence- böyle olmalı...

Nasıl ki zahiri ilim ile bir hal/gönül ilmi olan tasavvuf izah edilemez.Zira o bir yaşayışla, his ile, irfan ile gönül ile anlaşılır; zahiri ilim ile onu açıklamak beyhude bir çabadır.Doğuştan ama ( görmeyen) olan birine "renkler"i tarif edebilr misiniz ?Tabii ki hayır.İşte karı-koca ilişkisi/davası de ancak ve ancak bu ilişkinin tarafları tarafından izah/tefsir edilebilir.Zira her evlilik ayrı bir dünyadır.His, mizaç, nefret, tutku, aradaki çocuk, merhamet, hırs, ihanet hepsi her evlilikte farklı yorumlara tabi tutulur, tutulmalıdır.Dışardan biri sadece kendi bakış açısından yorum getirebilir ama isabet etmesi zordur, yaşayan o değildir.Matematik bilimi, fizik gibi kuralları yoktur, hoş; tüm sosyolojik vakalar için aynı şeyleri söyleyebilirz.

Saygılar.
Battal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 26.11.2007, 20:46

 
Battal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 323
Teşekkür etti: 2
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
· İşte iş adamlarının veya artistlerin, yuvadaki kadın zulmüne karşı başkaldırmalarını izah eden, belki de hoş gördüren duygu budur. Tolstoy bu yüzden nihayet evinden kaçmıştır. Çok acıklı bir kaçış! Çünkü bu faydasız cesareti göstermek için ihtiyarlığı, ölümünden evvelki günleri bekledi; fakat Tolstoy fikir bakımından çoktan kaçmıştı. Felsefesiyle aile hayatının onu sürüklediği yaşayış şekli arasındaki aykırılıktan ve çaresizdi. Ressam Gaugin de karısını, çocuklarını ve parasını bırakarak Tahiti’de yalnız yaşamaya kaçmış ve ancak orada, tanıdığımız Gaugin olmuştur. Yalnız bu iki üstadın kaçışları birer zaaf belirtisidir. Gerçekten kuvvetli bir yaratıcı, sevgilisine veya ailesine yaratıcılık önünde baş eğmesini bilir. Goethe’nin evinde hiçbir kadın hüküm süremiyordu. Bir kadın, onu Goethe olmak olan gerçek ödevinden çevirmeye yeltendiği zaman şair onu derhal heykel haline sokardı, yani onu bir romana veya şiire konu yapar, ondan uzaklaşırdı.

Çünkü ihtiras vazifeyi alt ederse, erkek artık erkek olmaktan çıkar. Bütün eski şairler, tutkun kahramanın esaretini terennüm etmişlerdir. Güzel Paris fena bir askerdir. Carmen sevgilisini yoldan çıkarır, Mano’da cinayetten cinayete sürükler. Meşru kadınlar bile erkeklerinin hayatlarını her noktadan düzenlemek istedikleri zaman, daha az korkunç değildirler. “Erkek yaratıcı faaliyet duygusunu kaybedince kendini mahvolmuş hisseder ve hakikaten de mahvolmuştur. Kadın veya kadınla çocuğu hayatının merkezi yaparsa, ümitsizliğe düşer.” Bir erkeğin yalnız kadınların meclisinde bahtiyar olması hiçbir zaman iyiye alâmet değildir. Bu daha çok gerçek mücadelelerden kaçındığını isbat eder. Çok mağrur bir adam olan Wilson, ne itiraza, ne de kendisine mukavemet edilmesine tahammül ederdi; bu yüzden kendisini takdir eden kadınların meclisine kapağı atardı. Erkeklerle anlaşamadığı zaman köpürürdü; bu da her zaman bir zaaf alâmetidir. Eski kahramanlar nasıl kılıç çarpıştırmasından zevk duyuyorlardıysa, bugün, hakikaten erkek olan adamlar da fikirlerin çarpışmasından zevk duyuyorlar. (Duygular ve Adetler / Andre Maurois)



· Duygulara ve bilgiye karşı bu mekanik tavır birçok erkekte açıkça görülür ve erkekler ile kadınlar arasındaki birçok yanlış anlamanın ve kavganın temel nedenidir. John Gray Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten isimli kitabında, iş duygulara geldiğinde erkeklerin ve kadınların iki ayrı dil konuştuğunu anlatır. Kendi deyişiyle, kadınlar sözcükleri duyguları anlatmak, erkekler ise bilgi aktarmak için kullanırlar. (Erkekler Dile Gelse, Dr. Alon Gratch, s. 72)

"Herkesten çok deseydi, özel biri olduğumu düşünerek katında, teselli edebilirdim belki kendimi!”

"Çiçekten çiçeğe koşan bir arı olduğunu düşünüyorsun değil mi?”, “Her an sayısız yerde, sayısız kadınla birlikte olan biri? Aklı fikri döllemede olan biri?

"O bir Zaman Gezgini."

"Keşke” dedi Fazıla, uzaklarda kaybolan Kara Kalpaklı Adam’ın arkasından bakarak, “Keşke, Gezegenimizin bütün kadınlarını dölleyebilse. İkibin yıllık yalnızlığımızın sonu olurdu. Dünyanın tüm erkekleri Adsız gibi olsunlar istemez miydin? Nasıl bir dünya olurdu düşünsene.” (Alev Alatlı, Shrödinger’in Kedisi-Rüya. s. 351)


KADINDA "İHMAL” HAKKINDA

· "Elleri öpülesi kutsal karılar! Yüceltilmeye doymazsınız! (...) Varsa yoksa çocuklarınız! Onlara taparsınız! Erkeklerinize gelince, ne yersiniz ne de yedirirsiniz! Kadın olarak dördünüzü üstüste koysam bir Rus, bir Romen dişisi etmezsiniz be! Gerisiniz! Az gelişmişsiniz! Dişilik konusunda da gerisiniz! Hep böyleydiniz! Tarih boyunca da böyleydiniz! Ne oldu? Osmanlı Sarayına giremediniz! Padişahlara eş olamadınız! Padişahlar Türk kadınına dadılık ettirdiler, hizmetçilik ettirdiler. Koyunlarına Batılı dilberleri aldılar! Hem korkuyorsunuz cinsel bilgiden, bilgili olmaktan, hem de özgürlükten bahsediyorsunuz. Özgürlük bilgidir, anlamak istemiyorsunuz! Kendinize açsınız! Kendinize susuzsunuz! Asla kitab okumuyorsunuz, gazete bile okumuyorsunuz! İstemiyorsunuz! Bilgili olmaktan korkuyorsunuz! Anana bak! Aslında tarihte olmamış düzeyde özgür, özerk, bağımsız, bağlantısız, eşit, hatta egemen! Parası var, mesleği var, ama yine de şikayetçi! Bakıyorum, ben yapabileceğimin on kat fazlasını yapmışım. Köyüme, dinime, tarihime göre kat ve kat üstünlenmişim. Ama anan azarlıyor, paylıyor, istiyor, istiyor! Doyumsuz! Dipsiz kuyu! Daha ne vereceğimi şaşırdım, ayarını bilemiyorum. Ana olmaktan kaynaklanan, namuslu olmakla desteklenen kutlu bilinmek, yüceltilmek isteği tamam, kabul. Ama bu istek dişilik işlevi ile karışıyor! Cinsel namusu neden bana karşı da uyguluyor? Neden vur deyince öldürüyor? Diğer kadınlarımla başedemiyorsa niye kendisini sorgulamıyor, niye suçu kendisinde aramıyor? Ahlâksız, namussuz ben, iffetli kutsal o! Üstünde hayvan gibi debelenen ben, gözleri tavanda tırnaklarıyla oynayan o! Kendimi hayvan gibi hissetmeme neden oluyor! Nefret ediyorum bundan! Kadın tarafı neden hiç suçlanmıyor? Sen bile beni suçlamaya gelince varsın, nedenlerini anlamaya gelince kıvırtıyorsun! Anan bağımlı da ben değil miyim? Anan tutsak da ben değil miyim?” (Alev Alatlı, Shrodinger’in Kedisi-Kabus, s. 290)

devam edecek...
Battal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 27.11.2007, 13:54

 
Battal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 323
Teşekkür etti: 2
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
· "Söyledim ya, herşey birbirini ayakta tutuyor, sağlamlaştırıyor; sevdiğim adam gün olur aşk için sabırsızlanırdı mesela ve ben gönülsüz bile olsam boyun eğerdim; çünkü artık kendimi küçük görmüyordum. Hatta seviyordum bu terslikleri.” (Simone de Beauvoir, Kadınlığımın Hikayesi, s. 42)

· "Erkek eşinin yıkılacağından korkmadan, bir miktar saldırgan davranma özgürlüğüne ihtiyaç duyar. Bu nedenle eşi, kabul edilebilir olanın sınırlarını belirlemek üzere, ona kendi saldırganlığıyla cevab vermelidir. Ama aynı zamanda sahici bir ilgi ve şefkatle onu silahsız hale getirmelidir.” (Erkekler Dile Gelse, Dr. Alon F,Gratch, s. 24)

· Bir de kadınlar erkekler gibi giyinmeyi bırakıp, hemcinsleri kadınlar için giyinmeye başladıklarında kaybederler, zaten. Saça takılı bir çiçeği rüküş bulan erkek yoktur mesela ama meğer ki moda olsun, kaç kadın saçına güller takınır da gezer? Adam elinde saz yalvarsa “güller takın gel!” diyerek, yine takınmaz! O akşam gördük işte. Kadının üstünde elli milyonluk Yıldırım Mayruk elbisesi, Sadık farkında mıydı sence? (Kadere Karşı Koy A.Ş., Alev Alatlı, s. 223)

· Erkeklerin zor olduğunu söylemiştim. Ama bu kadınların da kendilerine has zor yanlarının olmadığı anlamına gelmez. Bu bazı kadınların inandığı gibi erkeklerin b..tan, aklı uçkurunda sapıklar olduğu anlamına da gelmez. Hislerim bana, erkeğe has yedi güvensizlik unsurunun yedisinin de anlamaya, uğraşmaya değer olduğunu söylüyor.

Buna, evlilik ya da eş terapisine gelen çiftlerde sıklıkla rastlarım. Başlangıçta erkek kötü adamdır: İletişimsizdir, öfkeli ve eleştireldir, uzaktır, çocuktur, sorumsuzdur, cinsel sorunları vardır, vaktinin çoğunu işyerinde geçirir, içer, kaçamaklar yapar, kakain kullanır v.s... Ve evet, psikoterapi konusunda şüpheleri vardır. Öte yandan kadın eleştiriye ve iletişime açık, sorumluluk almaya yatkın, istek ve dileklerinde mantıklı gibidir.

Ama çok geçmeden ortaya başka bir tablo çıkar; erkeğin afra tafrası arayış içindeki duyarlı ruhuna kabuk oluştururken, işbirliğine açık duyarlı kadının gündemi o ince yaldızın altında... Ama bu, kadınlarla ilgili bir kitabın konusuna giriyor." (Erkekler Dile Gelse, Dr. Alon F,Gratch, s. 35)

· Elbette kadınların da, görülmeye, farkında olunmaya ve takdir edilmeye ihtiyaçları vardır. Ama kadın narsisizmi çoğu durumda toplumun fiziki görünüş güzellik ve estetiğe olan ilgisini yansıtırken, erkek narsisizmi daha çok fiziki güç, iktidar ve başarıyla ilgilidir. (Erkekler Dile Gelse, Dr. Alon F,Gratch, s. 23)

· Bu çiftler de aynı erkek-kadın boyutunda kutuplaşmış durumdalar ama tersinden. Kadın iddiacı, idareyi üzerine alıcı, eyleme ve sonuca yönelikken, erkek hassas, destekleyici, almaya açık ve duygusal. Bu farklılıklar kutuplaştığında benim erkek-kadın bölünmesi olarak adlandırdığım durumun yeni bir versiyonu da kabul edilebilir birşey değil. Kadın erkeğin pasif, itaatkar bir paspas olmasından, koca ise karısının kontrol sapığı bir soğuk nevale olmasından yakınıyor. Açıkça görüldüğü üzere, cinsiyetler arasındaki savaş uç noktalarda cereyan ettiği halde, kendinizi bunun içinde bulmanız, şaşılacak kadar kolaydır. Erkeğe has güvensizlik çatışmasına her baktığımızda, çözüm tekniklerinin hemen her zaman her cinsin kendi içindeki erkek-kadın bölünmesinin giderilmesiyle bağlantılı olduğunu görürüz. Örneğin saldırgan kadın ve itaatkar koca durumunda kadın, kocasının pasif, zayıf ve iddiasız olmasından yakındıkça talep ve eleştirileriyle onun üzerindeki hakimiyetini sürdürür. Aslında kasıtsız ve bilinçsiz bir şekilde sözümona değiştirmek istediği dinamikleri güçlendirir. Onun yerine pasiflik, alıcılık ve duyarlılık gibi içinde uyumakta olan ya da gizli kalmış “kadın” özelliklerini ortaya çıkarıp geliştirmeyi isteyebilir. Böylece daha az yönlendirici ve saldırgan, ama duygusal olarak yaralanmaya daha açık oldukça kocasının sahneye çıkması için yer açmış olur. Elbette aynı şey koca için de geçerlidir. Karısının patroniçeliğinden yakınmak, dolayısıyla kendini ona tabi kılmak yerine, reddetmekte olduğu kendi erkek saldırganlığı üzerinde çalışmaya başlarsa, karısını iddiacılığından geri adım atmaya ve kadınca duyarlılıklarını öne çıkarmaya davet etmiş olur. Açıktır ki aynı ilkeler, erkeğin aşırı erkek kadının da aşırı kadın olduğu geleneksel çiftler için de geçerlidir. (Erkekler Dile Gelse, Dr. Alon F,Gratch, s. 22)

devam edecek...
Battal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 27.11.2007, 17:54

 
Battal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 323
Teşekkür etti: 2
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
ERKEKTE "BENCİLLİK” HAKKINDA

· Kapitalizmde açgözlülük neyse kişisel gelişimde de narsisizm odur. Sağlıklı, hatta aşırı narsisizm, bir cesaret ve başarının ruhî motorudur. Yayılmacılığı ve başkalarının memnun etme hırsıyla cömertliğin doğmasına bile neden olur. Ana narsisizmin adı belli bir nedenden dolayı kötüye çıkmıştır. Son derece başarılı bir cerrah olan bir tanıdığım, karısının ve ergenlik çağındaki çocuklarının önünde bana şöyle demişti: "Son onbeş yıldır mesleğim dışında karım ve çocuklarım da dahil hiçbirşeyi umursamadım." Ben merkezli narsisistin temel sorunun başkalarına karşı ilgi eksikliği olduğunu düşündüren bu kaba dürüstlüktür. (Erkekler Dile Gelse, Dr. Alon Gratch, s.23)

· Erkeğin başlangıçtaki uçma fantazisi gibi cinsi arayışı da sınırlarmızı hâlâ inkâr etmeye ve ölümsüzlük yanılsamamızı desteklemeye hizmet edebilir. Bu dinamik yüce varoluşsal temellerine karşın birçok pratik sorunu da beraberinde getirir. Herşeyden önce, ölümlülüğümüzü inkâr etmek bizi ölüme yaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu, genç erkeklerin yenilmez olduklarını düşünüp sigara içmek, dövüşmek ve içkili araba kullanmak gibi riskli davranışlarda bulunma eğiliminde açıkça kendini gösterir. "Asla batmaz" denen Titanik işte bu tür bir erkek küstahlığının muhtemel sonuçlarına bir başka örnektir." (Erkekler Dile Gelse, Dr. Alon Gratch, s.24)

· İlk kendine dönük erkek Narkissos suyun içinden kendi hayranlık dolu bakışına karşılık veren o çok yakışıklı erkeğin bir yansımadan ibaret olduğunun farkında değildi. Benzer bir şekilde erkekler genelde kendi psikolojik yapılarından habersiz olduklarından, başkalarını algılayış biçimlerinin kendi psikolojilerinin başkalarına yansıması olduğunu değil nesnel gerçeklik olduğunu düşünürler. (Erkekler Dile Gelse, Dr. Alon Gratch, s. 130)

-BİTTİ-

www.gulcinsenel.up.to
Battal isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kadın Erkek Atışması ! hewal_heja Fıkra ve Mizah 5 28.08.2008 14:46
Kadın Ve Erkek... güleninsan Fıkra ve Mizah 40 13.08.2008 12:51
10 erkek 1 kadın asvatalislam Fıkra ve Mizah 9 07.08.2008 17:34
kadın mı aldatır erkek mi? ahsensen Muhabbet Olsun 33 07.08.2008 16:56
Kadın-Erkek Karşılaştırması elmnightmare Fıkra ve Mizah 14 14.07.2008 18:01


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:50 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50