![]() Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 314
Teşekkür etti: 2
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
|
Kafama göre bir yazı
![]() Kafama Göre Bir Yazı Levent Özrenk Başlığından da belli olduğu gibi, bu yazı kafama göre bir yazı. Ama sizin de kafanıza göre bir yazı olabilir. Bir de şöyle düşünelim: Benim kafama göre olduğuna göre, bu başka kafalara göre de olduğunu iddia ediyorum da demektir. Aksini söyleyemem. Bunu düşünüyorum çünkü... Davul çalmaya gerek yok biliyorum ama yazmaya başlıyorum haberiniz olsun!.. Notre damın kamburunu biliriz. Fakat onu resmetmek istemiyorum. Daha başka bir tip düşünelim. Kambur, çok çirkin, burun delikleri açık, göbeği fırlamış, konuşması sakat, ağzı maymun ağzı gibi, gözleri alacalı, saçları saç mı yün mü belli değil, duruşu sakat, kemikleri estetik olmayan bir kalınlıkta... İşte böyle bir dış görünüş... Ama bu tipte zeka, zarafet, duygusallık, incelik, insan severlik, merhamet, yüce fikirlilik, cömertlik, sevdiği zaman ölümüne seven, sadık, hep bir karakterde bir ruhu var. Bu insanla hiçbir kadın evlenemez. İnsani sınırları bu kadar zorlamayın diyorsunuz bana. İyi ama insani sınırları da, şeytani sınırları da zorlamıyorum. Erkekler, elbette ki kadınlar da ne kadar cömertliği, erdemliliği, insan severliliği, merhametliliği, ince fikirliliği, yüceliği ve zekayı severlerse sevsinler, evlilikte bunları aradıklarını söyleseler bile şekilden ve gözden vazgeçemezler. Aşk, aşk diye bağıran insanlarda dış görünüşe önem verirler. Ruha ve içe bakanları bile… Dış görünüşünü beğenmedikleri insanı sevmezler. Sevseler bile bu bir zaman sonra biter. Evlenseler de mutlu olamazlar, boşanırlar. Aklıma bu size çizdiğim çirkin adam tipim gelince insanlardan soğurum. İnsanların maddiliği, gözü aşamayan yapısı, nefsiliği aklıma gelir. Gönlüme insanlardan Allah’ a kaçmak gelir… Cüzzama yakalanmış bir insan olduğumu düşünün. Tamam cüzzamdan vazgeçtim, cüzzam olmasın… Fakat bana yaklaşan bir insana bulaşan ve onu yatağa bağlayacak tehlikeli bir hastalığa yakalandığımı düşünün. Yanıma kimse gelir mi? Gelmez, elbette ki gelmez. Ancak cep telefonuyla hatırımı soranlar olacaktır… Belki ağır konuştuğumu düşünüyorsunuz. Artık ağır mı, hafif mi bilemem… Peki bir işte çalışmasam, cebimde param olmasa, yakınlarım ve dostlarımdan uzun bir müddet para istesem canları sıkılır değil mi?!. Hiçbir zaman bir liram dahi olmasa ve onlardan para istemek mecburiyetinde kalsam o zaman yandım demektir. Çünkü sürekli olarak onlara muhtaç yaşamamdan rahatsız olurlar. Sürekli bana para verseler bile, eninde sonunda kötü bir laf olmasa bile, beni kırıcı ve üzücü bir hali sergilerler değil mi?!. O halde Allah kimseye muhtaç etmesin diyelim… İşte buradan da insanlar gönlümü Allah’ a kaçırtıyor… Çok çirkin veya cüce bir insan olsaydım insanlar benimle arkadaş olur muydu? Size soruyorum!.. Ama ben cevaplayabilirim: Bekle olurdu… Bir cüceyi alıp kimse yanında dolaştıramaz. Havası bozulur. İnsanların, bir cüceyi görünce güldüklerine ve küçümsediklerine çok kereler şahit olmuşumdur. Cüce, siz insanlara göre basittir değil mi?!. Çok çirkin olduğumda da insanların göz zevki bozulacaktır, ve dolayısıyla yakınlarımın da bir göz zevki vardır. Çok çirkinliğime tahammül edecek ve bana yaklaşacak insan ancak kendi göz zevkini acıtarak yaklaşabilir… Bu dediğimi sanırım anladınız… Annem, babam ve kardeşlerim, beni çocukları ve kardeşleri olmasam böyle sevmezlerdi. Yabancı bir insan olsaydım sevilmezdim ve beni düşünmezlerdi. Bu sevgiyi onlara verenin Allah’ın olduğunu biliyorum. Fakat onların kanından olmasaydım sevilmeyecektim. Yine insan bu düşünceden Allah’a yakınlaşıyor… Hepimizin, yani biz insanların yapayalnız olduğumuz bir gerçek vardır. Düşünürler ve sanatçılar bunu dile getirmişlerdir. Şimdi şunu düşünüyorum: İnsanlarla, yakınlarımızla bir türlü kaynaşamayan, derdimizin hepsini paylaşamadığımız, hasretimizin bitmediği bir yer, yalnız olduğumuz bir alem vardır. Çünkü buraya kimse kolay kolay giremez… Peki, diyelim ünlü bir yazar olsam, bütün insanlar beni tanısa ne olur?.. İnsanlar beni her gün hatırlamazlar. Bazen hatırlasalar bile sonra unuturlar. Hıristiyanlığını ve temsil ettiği fikirleri değilde, yazarlık kalitesi açısından beğendiğim Dostoyevski’ yi bile her gün düşünmem ve aklıma gelmez. Bir ay içinde birçok defa Dostoyevski , eserleri, fikirleri ve karakterleri aklıma gelir. Ama kalkıp Dostoyevski’ ye can verecek halim olmadığı gibi, her zaman onu hatırlayacak ne halim, ne zihnim ve ne de meşguliyetlerim buna izin verir… Konuştuğum insanların ve yakınlarımın da bana acı gelen tarafları var. İç içe giremeyen, ortak olmayan taraflarımız, beni anlayamayacak yapıları var… Sanırım bu kadar yeter… Gerçek şu ki, birçok şey bizi Allah’ a kaçırtıyor. Ve irademizin Allah’ı ne kadar istemesine nisbetle O’na yaklaştırıyor… Hayırlı günler efendim… www.leventozrenk.up.to |
|
|
|
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Menfaatimize Göre Degil, Vicdanimiza Göre Yasayacagimiz Bir Hayat Dilegiyle... | -Hira- | Günlük | 5 | 14.02.2008 17:54 |
| Yazı | Fatihsultan | Özgün Yazılarınız | 0 | 01.09.2006 21:23 |
| Zor Bir Yazı | gençüsküdar | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 24.10.2005 19:05 |
| Zor bir gün ve zor bir yazı | gençüsküdar | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 24.10.2005 19:03 |
| YaZı sorunu | Meral | Hardware ve Software konusunda Sorular, Cevaplar | 2 | 22.10.2005 19:52 |