![]() Üyelik tarihi: 05.11.2007
Mesajlar: 312
Teşekkür etti: 2
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
|
-ii-
Sinema seyircisinin günden güne dağılan dikkatini toplamak ve büyülemek için teknolojinin kullanımı ve biçim özellikleri, filmin önüne geçmiştir. Dijital efektlere boğulmuş sahneler ve stereofonik ses düzeni, berbat bir filmi yaldızlayıp yutturmak için ambalaj malzemesi gibi kullanılmaktadır. Bol patlamalı, çatlamalı, araba devrilmeli, bir tabiî afetin veya canavarın önüne katıp koşturduğu insanların görüntülerine "aksiyon sahneleri" denilmektedir. Aptallaştırılmış seyirci, bu görüntü ve ses bombardımanı karşısında video oyunlarındakine benzer bir tür geçici hipnoz yaşatılarak tatmin edilmektedir.
Bir zamanlar İspanyol sinemacı Luis Bunuel'e sordukları gibi; "- Sizce gün gelip bilgisayarlar film yapabilecek mi?" "- Evet, büyük ihtimalle bilgisayarlar film yapacaktır ve diğer bilgisayarlar da bu filmleri seyretmeye gidecektir." "Bugünün seyircisi göz kamaştırıcı görüntülerden çarpıcı haber programlarına kadar, karşısındaki görüntülere tepkisiz ve kayıtsız kalabilmektedir. Görüntüler gözlerimizin önünden gelip geçtikçe, daha doğrusu "uçup" geçtikçe bizim de duyularımız köreliyor." (9) Lumiere Kardeşler'in beyaz perdedeki treninden korkarak kaçışan seyirciler yoktur bugün artık. Sabırsız seyirci 10-15 saniyeyi aşan hareketsiz plânlara tahammül edememekte, plân-sekans kavramı tarihe karışmaktadır böylece. Algılayışı iğdiş olmuş seyirci karşısında görüntüler, içi boşalmış mânâsız klişelere dönüşmekte... Tıpkı lisânın kaybı gibi... Bir zamanlar büyüsüyle kitleleri harekete geçiren, yakıcılığıyla zihinleri kavuran kelâm da, (sanki) mânânın sûreti olma vasfını yitirerek klişeler hâlinde enformasyon kanallarından akarken, duyarsız zihinleri darmadağın etmekte günümüzde. *** ![]() Sinema, halkın başıboş yanını tükenmez bir maden gibi işleten ve bu yönüyle halka ve Hakka ihanet eden kazanç kapısı olma yerine, yepyeni bir medeniyetin tesisine tâlib sanatçılar elinde disipline edilmeli demek ki... Öyle ki, hazcılığa, gayesizliğe, başıboşluğa, "Ben kârıma bakarım"cılığa, "Ben yaptım oldu"culuğa asla yer yok bu üstün medeniyet nizamında. Evet, Başyücelik nizamından bahsediyoruz. Unsurların yerli yerinde olduğu, vasıtaların vasıtalık ettiği gayeye uygun iş gördüğü, saat gibi tıkır tıkır işleyen bir nizam... Bir eser, ister heyecanlandırıcı, ister güldürücü, ister eğlendirici olsun, kıymeti "bir iç âlem düzeni peşindeki gayeye" nisbetledir, buna bağlıdır... / Biz sebepte de, neticede de, gayede de, hedefte de, bütün insan faaliyetlerini toplayıcı mihrak noktası olarak, "kişinin öz nefsiyle savaşını" görüyoruz..." (10) Bu çerçevede Başyücelik Devleti'nde sinema disiplininin ruhuna dair fikir verebilecek emirleri -"zamanın sahibi"nin tasarruf hakkını belirtmek kaydıyla-, Büyük Doğu Mimarı'nın İdeolocya Örgüsü'nden verelim: "* Bundan böyle sinema, yerli ve ecnebi bütün nevileriyle, kat'î devlet murakabesi altına geçecektir. * Batı dünyasının, hain bir ticaret gayesiyle bütün tefessüh mikroplarını, en kesif mikyasta, çerçeve çerçeve bir film kordelâsının içine yerleştirilmiş olarak cihana yayan ve tek çerçevesi atom bombasından daha tehlikeli olan cinayet, hırsızlık, rezalet, fuhuş, macera ve başıboşluk filmleri kat'î olarak yasaktır. * Amerika ve Avrupa'dan ithal edilen filmler, ancak içtimaî, ahlâkî, terbiyevî, talimî, bediî bir fayda temsil ve bir hikmet ve ibret telkinine mevzu teşkil ettiği nisbette kabul olunmak talihine maliktir. En küçük menfî tesirin (ki Garp ve dünya sinemacılığının binde dokuz yüz doksan dokuzu böyledir) yayıcısı olan filmlere hiçbir surette müsaade edilemez. * Film murakabesi ve bunların memleket içine sokulup sokulmıyacağı kararının alınması işi, hususî ve mesul bir heyete verilecektir. Bu heyetin vaziyet ve salâhiyeti ayrı bir emirle çerçevelenecektir. * Yerli filmler de aynı prensip ve kaideye bağlıdır. Şu kadar ki, onlar, filmleştirecekleri (senaryo)ları, bütün (rejisör) ilâve ve (kompozisyon)lariyle beraber bu heyetin tasdikından geçirmek mükellefiyeti altındadırlar. Film yapıldıktan sonra yine aynı heyete gösterilir ve onun son tasvip ve izniyle halka gösterilmek imkânına erer. * İster yerli, ister yabancı filmlerde, ahlâkî, ruhî, hissî, fikrî, siyasî, hattâ bediî ve zevkî en kaçak zaaf, sakamet ve dalâlet ifadesi, böyle bir filmin yasak edilmesi için kâfi sebeptir; ve bu hususta tek selâhiyet, memleketin en anlayışlı ve alâkalı şahıslarından seçilecek olan murakabe heyetindedir. * Cihanın, ister yerli, ister yabancı, bugünkü örneklerine ve bu örneklerin belirttiği kıymet ifadesine göre, gösterilmesi iznini alabilecek film, hemen hemen yok gibidir. Bütün Amerikan, Avrupa, Arap, Türk filmciliği bugünkü örnekleriyle her bakımdan mahkûmdur. * Bu nisbette titiz ölçülerden anlaşılması gereken nokta şudur ki, Büyük Doğu inkılabı, en büyük mikyasta kıymet ve ehemmiyet verdiği sinema şubesini de, bizzat himaye ve teşvik edeceği ve herbiri yepyeni bir buluş ifade edecek olan yerli filmlerle canlandırmak dâvasındadır. * Dâvanın en dokunaklı telkin kürsülerinden biri olan sinemayı, devletimiz, bugünkü örneklerin yüzde yüzüne birden şâmil bir ölçüyle bütün kötülüklerden ayıklayıcı ve bütün iyiliklerle yeni baştan kurucu bir anlayış emrinde imha ve ihya edecektir." (11) Kaynaklar: 1) Jean Claude Carriere, Sinemanın Gizli Dili, Der Yay., İstanbul, s. 73 2) Salih Mirzabeyoğlu, İslâma Muhatap Anlayış, İbda Yay., 2 Basım, İstanbul 1987, s. 179 3) Ali Gevgilili, Çağını Sorgulayan Sinema, Bağlam Yay., İstanbul, s. 278 4) A.g.e. s. 264 5) Salih Mirzabeyoğlu, Yağmurcu, İbda Yay., İstanbul 1996, s. 202 6) A.g.e. s. 266 7) Salih Mirzabeyoğlu, Büyük Muztaribler, İbda Yay., I. Cilt, İstanbul 1998, s. 228 8) Jean Claude Carriere, a.g.e. s. 11 9) A.g.e. s. 80 10) Salih Mirzabeyoğlu, Şiir ve Sanat Hikemiyatı, İbda Yay., 2 Basım, İstanbul 1998, s. 99 11) Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü, Büyük Doğu Yay., 5.Basım, İstanbul 1986, s. 301-302 -BİTTİ- www.yeniakademya.org |
|
|
|
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Dua Ederken Araya Aracı Konur mu? | itimat | İbadet Hayatımız | 110 | 21.05.2008 17:59 |
| Siyonistlerin ahlaksız teklifine aracı olduk | gençüsküdar | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 26.04.2008 03:56 |
| Saadet Partisi aracı kaza yaptı:4 ölü | refah | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 2 | 17.07.2006 20:46 |
| Sinema da yangın | muslim_mücahid | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 4 | 18.12.2004 06:57 |
| >>> Sinema <<< | PaPatya-4 | Fıkra ve Mizah | 13 | 30.01.2004 14:40 |