İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Özgün Yazılarınız
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 18.03.2008, 20:10
Hak-dilaram

 
ismail arslan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2005
Yaş: 38
Mesajlar: 356
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Muhasabe Notları

fikrimize uymayana dair umum tepkimiz neden önce tahkir, ardından isbat veya kabule diretme olur?

aşağılayınca büyüyor muyuz?

bence büyüdüğümüzü sanmasak aşağılamayız...

aşağılamak üstte olmanın emaresi.

altındakini hırpalamak insana farklı bir zevk veriyor. alay tahkir, hafife alma v.s gibi kalbi günahların hepsi kibir mefhumunda birleşiyor. kendini tanrı yetkinliğinin gölgesine alan, başlıyor tüm kanatlardan hucuma...

insanın kurtarıcı beklentisi zaafı vardır. bu anne karnında gelişen bir duygu aslında... bir güven ve bağlılık, aidiyet tavrı...

işte umumen bu kullanılır insanlarda...

alan bununla alır, ezen bununla ezer...

şefkat açlığı çeken genç kızı kandıran bununla kandırır...

sahiplenilmek ve korunmak arzusu, karakter geliştikçe, öz bulundukça asliyetinde inkılab eder. ruhunun sesini dinleyebilene

övgü ve sövgü aynıdır, etkilenmez sözlerden...

insanlar esasen söz söylediklerinde başkaya dair, kendilerini tanımlarlar...

öven, kendini, söven kendini...

türkçemizde 'tuzu kuru' diye bir söz var...

dikkat edin, insanlara tepeden bakma heveslisi olanlar toplumda ya mal, ya makam, ya ün; ya da bir özel sivri vasıf sahibi...

öyle ya, ne ki başkaca başkaya kendini üstte görmesini haklı göstertebilecek olgu!?

gerçi bir de hased var, o apayrı bir hadise/olgu. -olmamasının verdiği saldırganlık dürtüsü-

vasıflar çoğaldıkça imtihan da şiddetleniyor...

hani edebali'nin dediği: 'bundan sonra öfke bize, sukunet sana, haksızlık bize, adalet sana' terazisi...

toplumda illa ki sosyal hayatın değişik kademelerinde değişik statülere farklı hitaplar olacaktır; ama 'amaya ilgisizliği sebebiyle' ikaz alandan daha yüksek şeref sahibi olunması söz konusu olmadığına göre, dersimize iyi çalışmamız gerekiyor:

övgü ve sövgüde hassaten...

bir fikir ki, yerinde sabitlenmiş, ileri vites, geri vites kabul etmiyor, o fikir, sahibini erken bunatır.

kararlılık düşmek ve kalkmaktadır. düşme meylini görmeme rağmen, hiç düşmeyenlerden/düşmem diyenlerden her zaman çekinmişimdir.

ben arada düşerim, arada düşenleri severim. düşemeyenlerle/asla düşmeyenlerle/düşmem diyenlerle ya da işim olmaz.

öfkelenmek tabiidir; ama öfkeyi dinleştirmek tabii değildir. kinlendiğiniz zaman bakacaksınız, kininiz kinlendiğinizin neyine? bunun mihengi, vasıf gitmesine rağmen kin sürüyorsa, problem sizin algınızdadır.

hatalı yönünü görmeyen insan, hatasızlık hastalığına tutulur. bundan Allah korusun hepimizi. amin.

mesela ben bazen öyle çirkefleşirim ki, yahu bu ben miyim, nasıl yapabildim diye için için hayıflanırım. bazen de doğru yaptığım işten dolayı ferahlarım.

insanın doğasında var bu; ama itiraf edebilmek zor oluyor. ya da yok saymak çok kolay geliyor.

tamam kimse kimseye itiraf etmesin; ama en azından herkes kendi içinde bu analizi yapabilmeli. bu yapıldığında görülecek ki, yok aslında kimsenin kimseden bir farkı. fark olsa olsa, tiyatro yapanların senaryo anlayışındaki küçük yorumsu tavırları. işe heyecan, mimik katmaları meselesi...

şark insanı ile batı insanı arasındaki uçurumlardan biri de bu.

garb insanı, hatasından pişmanlığını şahitlendirir bir otokontrol mekanizması kendi kendine gelişsin diye.

şarkta hata yapmaz insanlar çoktur!

işin havasına onlar da kendilerini öyle kaptırmışlardır ki, nasıl göründüklerini farkettiklerinde büyü bozulmasın adına belki seslerini çıkarmazlar hatta. herkes onlara özenir; ama en hata yapmazın bir hatası, onun hata yapmazlığına iman edenlerin toptan kaymasına sebep olur ne yazık ki...

aslında kibri konuşuyoruz.

insan, inancının tezgahtarlığını yaparken, sunduğunun sahibi gibi davrandığında ister istemez sahiplik dürtüsü hakim oluveriyor. aşağılamak yermek çoğu zaman bu duygunun mahsülü oluyor.

aidiyetinde olmak yerinde aidiyetine almak...


ismail arslan
__________________
Hakkperest olmayan putperest olur.
ismail arslan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 21.03.2008, 10:25
Hak-dilaram

 
ismail arslan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2005
Yaş: 38
Mesajlar: 356
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
dünyada zaman zaman bazı akımlar ortalığı kasıp kavurur.

hipiler, çiçek çocuklar, radikaller, hariciler, v.s.

insanın doğasında terbiye edilmezse isyanın şiddet dozajında tezahür etmesini sağlayacak bir iç volkan vardır.

doğru hak önemli değil, farklı olsun da isterse ottan olsun hesabı...

milyonlarca aklı başında insan aynı şeyi mi söylüyor!?

boşversene!

benim idol'üm, bana onlardan ayrı söyleyebilendir ya da...

satanizm, marksizm, septikizm, ateizm izm üzm'lerde hep bu marjinalitenin tezahürleri...

rock sevenler, hip-ap nesli de öylece...

yaşasın marjinalite!

yıkın ey özgürlük adına en köle olunamayacağa köle olma çılgınları...

taş üstünde taş koymayın değer adına ne varsa, en değersizinden olsun tabi ki!

batıyor hak!

batıyor itidal!

batıyor huzur!

batıyor denge!
__________________
Hakkperest olmayan putperest olur.
ismail arslan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 22.03.2008, 15:43
Hak-dilaram

 
ismail arslan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2005
Yaş: 38
Mesajlar: 356
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
insan umumen sövüldüğünde tepki verir: 'sen de kim oluyorsun' diye başlar ve açar ağzını yumar gözünü...

'bu sövgüde haklı bir şey var mı, benim almam gereken bir pay var mı' diye, o an pek aklına getirmez.

mesela bir cümleyi yanlış anlamış veya anlamamıştır da, başlar cümle hakkında konuşmaya.

konuşur, konuşur...

cümlenin sahibi der ki: 'arkadaş yanlış anlamışın/anlayamışsın. konuşmaların beni ilgilendirmiyor, nereden çıkarıyorsun ne söylüyorsun'

sen misin onu dikkate almayan! başlar tahkire usturubunun kudretince...

sözün muhatabı mı? hiç altta kaır mı o da başlar onu tahkire...

sonuç

ortada hak ve hakikat namına hiçbir şey kalmaz.

halbuki akl ı selim lazım...

sözün yanlışını doğrusunu tefrik edebilecek kadar en az derecede akıl ile sabretmek lazım hepimize...

sövülen, haklı/haksız sövülmekten haz etmez ya,

gel gör ki

haksız yere övülmek ise insanın fena hoşuna gider...

hiç sesi çıkmaz

insan, nefretinde boğulmaya müştak yaratılmamıştır.
__________________
Hakkperest olmayan putperest olur.
ismail arslan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 27.03.2008, 21:29
Hak-dilaram

 
ismail arslan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2005
Yaş: 38
Mesajlar: 356
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Bizlerin öncelikli üstüne düşmemiz gereken meselelerimizden biri de birbirimize karşı güvensizliğimiz olsa gerek.

Herkes, kendi idealize ettiği dünyayı ve hayat anlayışını başkasına dayatıyor. Erdem ve inançla değil, inat ve heves ile..

Kimse kendi beğeni ve arzusunun haricinde farklı bir anlayış ve yaşama biçimini bir başkaya reva görmüyor.

Böyle olunca gücü gücü yetene misali, baskıcı, dayatmacı, emr-i vakici bir uslubun hakim olduğu ilişkilerde, yapmacıklık, sonuçsuzluk, güvensizlik, maksatsızlık ve aslında anarşi hakim oluyor.

Herkes aynı saf değerlerin boş söylemi ile, birbirinin hayatını zehir etmeye çalışıyor.

Konuşulan, anlatılan, benimsenilmesi istenilen kıymetleri, kendisine ait hayatında görmek mümkün olmayan niceler, başkalarının hayatını, özde ve sözde kabul ettiğini iddia ettiği değerlerlerle paramparça etmede yarış halinde bir portre çiziyor.

Gıybetten herkes nefret ediyor; ama herkes gıybet ediyor.

Su-i zan herkesin çirkin gördüğü bir amel olmasına rağmen, bazen İslam adına dahi gayet rahatlıkla yapılabiliyor.

Haber dolaştırma, çekişme, kin, husumet, kuyu kazma, fitne, çekememezlik, bencillik, nefret duygusu, hazımsızlık, menfaatçilik, asabiyet, riya, gösteriş, aşırı hırs, hükmetme arzusu, sözü geçer olma isteği, servet, şöhret ile başkası üzerinde nefsani duyguları tatmin etmek, beğeniyi kişisel duygulara ait değerlendirmek, tek taraflı hükümler vermek, acımamak, merhametsizlik, şefkat eksikliği, sevgi zayıflığı, tahammülsüzlük...

Bütün bu olumsuz duyguları reddettiğini söyleyen her insanda, bu zararlı duyguların aşağı yukarı hepsini görmek yer yer az cok mümkün olabiliyor.

Var mı bundan istisna? Evet var birkaç kişi. Eğer din sadece bu birkaç kişinin yükselme ve kurtulma erkinin bir aracı olarak ifade buluyorsa birilerinin gönlünde, dinin cihanşumullüğü ciddi zarar görecektir!

İnsanlar, sevmeleri dini bir vazife olan insanlara yani müslumanlara bunlardan herhangi birini yapabilmeyi kendilerine yedirebiliyorlarsa, orada dinin misyonu kişide geçersiz kalıyor ve akıllar kök hücrelere kadar karışabiliyor.

Beğenileri sahsileşmiş, değer yargısını dinden aldığını söyleyip, dinin kerih gördüğü ile meşgul olan herkesin öncelikli sorgusu, kendi iç dinamiklerine yönelik olmalı.

Din mühim bir kanundur. Pespayeliği kabul etmez.

Din ağızlarda sakız misali gevelenen bir lezzet unsuru da değildir.

Özünde dinsiz, sözünde dinli her nefs sahibi, kendine şunu sormalı:

Ben inandığımı söylediğim dine ne kadar hürmetkarım?

Yobazlığın, ham softalığın , cehaletin, kendini beğenmişliğin birinci alameti;

ne olursa olsun din adına, din dışı telkinlere, kişinin kendini kaptırıp, kraldan çok kralcı hesabınca dini tahrip noktasındaki eylemleri ve sözleri olsa gerektir.

Bilmeyen susabilmeli.

Susan suskunluğunu hazmedebilmeli.

Susana karşı, ukalalık yapmamak erdem sayılmalı.

Söylediğini yapamayan, sukutunu din bilmeli.

Bilen ise yapmadan söyleyememeli.

Yaptığını söyleyen ise sonuç alamazsa, kendini dinin sahibi gibi görüp, malını beğenmeyen müşteriye kızan esnaf tarzı burun kıvırıcı olmamalı.

Dinine saygısı olan, dinini öncelikle ve ivedilikle kendine tebliğ edebilmeli ki dinden nasibsizlere nefes alma imkanı verilebilsin.

Din bu kadar konuşulamamalı herhangi bir ortamda.

Din olabildiğince yaşanmalı.

Müslüman, İslamdan nasibsiz olamamalı, buna müsaade edilmemeli.

İslam kof bir iddia değildir. Laf ebelerinin söz salatasına malzeme -haşa- hiç değildir.

İlla ki tatbikat görmek isteriz her hususta.

Sevgisini kaybetmiş, merhametten yoksun, Allah için buğz kadar, muhabbeti de hayatına katamamış her kişi ebede kadar sussun ancak!

Yaşam bulmayan her kaide, ancak kaidesizlik ve karmaşa ile karışık inançsızlıklara gebedir.

İsmail Arslan
__________________
Hakkperest olmayan putperest olur.
ismail arslan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 18.04.2008, 17:00
Hak-dilaram

 
ismail arslan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2005
Yaş: 38
Mesajlar: 356
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
farklı perspektif bakanı, 'anlamamazlık, farkedememeklik, yanlış görmeklik' ile ince ince itham ederken onu içerden bir yerlerinden rahatsız edecek bir uslub kullanmak, acaba bu da 'yol alamama'nın bir sebebi olabilir mi?

tahkir, cüsseli bir zanaattir. belli bir sıfatı olsa da, özel bir kalıbı yoktur.

ulemamızda da çok görüyorum. ulemanın da yer yer tarzı, aşağılamak, inceden dokundurmak.

halbuki çok kesin bir hakikat var ki, aşağılamak, asla yüceltmiyor, sana yaklaştırmıyor aşağıladığını ve hatta yanaşma zeminini yok ediyor ve nefretini çoğaltmaya yarıyor.

müslümanların birbirine hilm ile hitabı gerekliliği buyruğu'nun sahibi gavuru, gavurluğu aşağılıyor diye, onun kullarının ibadet aşkıyla birbirlerini tahkiri gücüme gidiyor.

bu mevzuya dair ciddi sıkıntım var ve bu konuda çok kalem oynattım.

MuHASEBE YAZILARI

ÖTeLENMiŞ ÖTEKiLERİN iTELENMiŞ HALLERi

BÜKÜLMÜŞ BURUŞMUŞ DÜRÜLMÜŞ ŞERHLeR

ZAMANE YAŞAmLARA TUZ RUHU

bütün bu yazılar/yazı dizileri hep bu odak mantıklı bir şekilde.

'neden bu metod' diye sorguladığım yazılarda temelde işi cüretli tespitlere kadar da götürmüşümdür. bir tarz tanrı olma hevesi ile izah etmeye mecbur kalmışımdır bazen.

uslub uslub uslub...

tamam sertlik, kırıcılık, öfke gereklidir, gereksizdir hiç ağzımı açmayacağım.

sadece bildiğim, gördüğüm öfkeli, incitici, alay edici, tahkir edici, dalga geçici uslub asla muhataba hitab etmiyor. söz sahibinin boşalmasına ve rahatlamasına belki fayda veriyor.
__________________
Hakkperest olmayan putperest olur.
ismail arslan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
photo shop notları tuqb@ Grafik - Logo - Animasyon Tasarımı 5 19.05.2008 19:35
Doğu Batı Farkı hk. Düşünce Notları ismail arslan Dini Bilgi ve Eğitim 7 13.05.2008 23:48
Hatmü'l Evliya kitabı ve önemli notları : dagdeviren Dini Bilgi ve Eğitim 124 15.08.2006 19:28
Notları unutmayalim µmmed Muhabbet Olsun 12 19.05.2004 01:27


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:46 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50