| Kime acıyalım?
Mahmut Toptaş
Kime acıyalım?
Kendi küçücük akıllarından kanun kalıpları yapıyorlar ve insanlık ailesinin her ferdini o kalıba dökmek istiyorlar. Sığmayanları Füze kurşunlarıyla yontuyorlar.
Bu günlerde "Ortalıkta yalnız kapitalist kanun kalıpları var. Kaçacak yeriniz yok" diyorlar. Kaçmak isteyeni de Irak’ta olduğu gibi Misket bombaları ile yola getiremediklerini tabuta koyarak engeli aşmaya çalışıyorlar. Böylece diğer ülkelere göz dağı veriliyor. Ancak 1892 yılında Paris de Fransızca olarak kitabını yayınlayan, 1875-1878 yılları arasında Galatasaray Lisesi müdürlüğü de yapan, Hıristiyan asıllı Sava Paşa, İslam hukukunun özellik ve güzelliklerini, batı insanına tanıtmaya başlarken "İslam Hukuku Nazariyatı Hakkında Bir Etüd" isimli iki ciltlik bir kitap yazar. Kitabı yine Galatasaray Lisesi mezunu Baha Arıkan beyefendi Türkçe’ye terceme eder. Son yıllarda kitabı yeniden yayınlayan "Kitabevi" nin yayınladığı baskının girişinde 1/15’de Sava Paşa, Fransız yöneticilere seslenerek Cezayir Müslümanlarını onlara tanıtıyor ve şöyle diyor:
"Bugün Fransa’nın mukadderatını idare edenler meşgalelerinden vakit ayırarak bu kitaba bir göz atacak olurlarsa, Muhammedî olan akvamın idaresi için lazım olan sırrı, iki hakikat şeklinde tebarüz etmiş bulacaklardır, ki bu iki hakikat, Cezayir Müslümanlarının ne suretle idare edilmeleri lazım olduğu yolunda umumi efkarı ve matbuatı işgal etmeye başlayan meselenin çözülmesine yol açacaktır. Bu hakikatlerin nelerden ibaret bulunduğu şu suretle telhis olunabilir:
1- Müslüman, ne kadar itikadı zayıf olursa olsun, din değiştirmediği takdirde, hiçbir hadisenin sıhhate mukarin olup olmadığına, o hadise İslamileştirilmedikten sonra inanmaz. Zira Müslüman’a göre bir şeyin sıhhate mukarin/doğruya yakın bulunması ve onun doğru telakki edilebilmesi için muhakkak surette dinen emredilmiş bulunması, Allah’ın kelamına veya Peygamberin sünnetine, yani dinin bu iki temel taşından birisine istinat ettirilmiş olmaları lazımdır.
2- Bütün kaziyyelerin İslamileştirilmek suretiyle dini temellere istinat ettirilmesi ve binnetice bu hakikatlerin yalnız kabulü değil aynı zamanda riayet olunması mecburiyeti altına sokulması da, Muhammedi Kanun’daki menbaların mebzuliyeti dolayısıyla, güç bir mesele değildir. Müslüman da sair fertler gibi günahkar olabileceği gibi, cürüm işlemek suretiyle insanların en bayağı derecesine de düşebilir. Fakat bütün bunlara rağmen yine Müslüman olarak kalır. İslamiyet de hakiki suretle din değiştirmek adeta meçhuldür.
Müslüman, İslamileştirilmemiş olan bir kanuna mutavaat ederek, kendi kudret ve kuvvetini gösteremediği müddetçe, bu kanuna zahiri şekilde mutavaat edebilir.
Kanunun esaslı bir kaidesine göre bu cebir altında bulunma keyfiyeti, din değiştirme keyfiyetini ortadan tamamen kaldırır. Kudretlendiğini hisseder etmezdir ki Allah’ın Kelamına ve Peygamberin sünnetine istinat ettiği isbat edilememiş bulunan bir kanuna itaatten uzaklaşmak Müslüman için farz olur."
Sava Paşanın dediği çıkar ve Cezayir Müslümanları yıllar sonra Fransızları ülkelerinden sürüp çıkarırlar.
Haydut sürüsü Amerikan askerlerinin üzerine, karnında tüyü bitmedik yavrusunu alarak, "Bu zalimlerle bu diyarda yaşanmaz" diyerek intihar saldırısı düzenleyen o gencecik kadına acımayın. Ondan şefaat etmesi için Allaha yalvarın.
Siz, alacak satacak ve geçimini temin edecek hiçbir şey bulamadığı için Harlem sokaklarında kendini satan, yüzünde sarhoş senatörlerin kokmuş nefesinin lekesi olan kadınlara acıyın.
Müslüman, belâlar, üzerine sicim gibi yağarken "Günahlarım temizleniyor" diye sevinir. Çeyiz sandığı görse Leylâ’ma götürür diye sevinir. Tabut görse Mevlâ’ma götürür diye sevinir. Yolun sonunda Leylâsını hayal eden Mecnunun ayağına diken batsa O, Leyla hayaliyle zevk alemine daldığından dikenin acısını hissetmez.
Belâlar, baskılar, hapisler, sürgünler, ambargolar, öldürmeler, korkutmalar cenneti görür gibi koşan adamı engellemez.
Sevgili peygamberimiz: "Belâların en çetini peygamberlere gelir" buyurmuş. (Buhari, K. Merza 3) Sarrafın evi soyulur. Meyveli ağaç taşlanır. Güzeller kıskanılır. Siz, sureti haktan görünen, yüze gülen, arkadan hançer saplayan, konuşunca dilinden bal, dişinden ve işinden zehir akıtan, kan üzerine pazarlık yapan, çıkarları için katillerle, zalimlerle koalisyon kuran ve bunu yapanlara fetva veren at cambazlarına acıyın.
__________________ " M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . " |