Üyelik tarihi: 28.02.2007 Teşekkür etti: 51
121 Teşekkür 86 Mesaja aldı
| islamda futbol oynamanin hükmü Emîr'ül-Mü'minîn ve Halîfet'ül-Müslimîn Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan): İSLAM'DA FUTBOL OYNAMANIN HÜKMÜ insanın yaratılışının ve dünyaya gelişinin tek bir gayesi vardır. O da Rabb'isini tanıması, emrine girmesi ve O'na kul olmasıdır. Kur'an-ı Kerim'de Rabb'ülâlemin şöyle buyurur: „Ben cinleri de insanları da (başka bir iş için değil), ancak kendime kul olmaları için yarattım." (Vezzariyat, 56)
insanoğlunun, nasıl ve ne şekilde kulluk görevini yapacağını da yine din öğretmekte ve ölçüsünü vermektedir. Yani, hayatın manasını, yaratılışın gayesini din öğrettiği gibi, bu gayeyi yerine getirmenin ölçüsünü de yine din vermektedir.
O halde insan, bütün söz, fiil ve hareketlerinde öyle olmalı ki, yirmi dört saatın yirmi dördünü de ibadetlerle değerlendirmeli ve ömrünün hiçbir dakikasını boşa geçirmemelidir.
Yirmi dört saatın faaliyeti ikiye ayrılır: 1- Asıl ibadetler, 2- Asıl ibadetlere vesile olanlar.
Asıl ibadetlere vesile olanları da ikiye ayırmak mümkündür: Para kazanmak için geçirilen zamanlar; vücudun gıdasını almak ve istirahatını temin için geçen zamanlar.
Gerek para kazanmak için, gerek vücudun gıdasını vermek için ve gerekse vücudun istirahatını temin için geçen zamanlar da ibadetle geçen zamanlardır. Çünkü, asıl ibadetleri yerine getirme bu ikinci kategoriye bağlıdır. Aç bir beden veya yorgun ve uykusuz bir beden, üzerine düşen görevi yapamaz veya hakkiyle yapamaz. insan eve, ekmeğe, havaya ve suya, elbise ve uykuya muhtaçtır. islam'da bir kaide vardır: „Bir vacibin (bir farzın) yerine getirilmesinin bağlı bulunduğu şey de vacibtir (farzdır)." işte, şuurlu bir mü'min bu suretle hareket eder ve ömrünün her dakikasını ibadetle geçirmiş olur. Demek oluyor ki, mü'minin, günah olan bir şeyle vakit öldürmesi şöyle dursun, boşa geçirmesi veya boş şeylerle öldürmesi kendisine yakışmaz.
Bu noktadan hareketle:
Dinimizde meşru eğlenceler olduğu gibi, dinimizin reddettiği, faydasız gördüğü ve hatta muzır addettiği oyun ve eğlenceler de vardır. Bunların bir kısmı haramdır, bir kısmı da tahrimen mekruhtur. Mesela: Kumar oynamak haram olduğu gibi, tavla ve satranç gibi oyunları oynamak da mekruhtur. Ancak imam-ı Şafii ile bir rivayete göre imam Ebu Yusuf, satranç oynamanın caiz olduğu yoluna gitmişler ise de bunu bir vecibenin ihmal edilmesine veya bir haramın irtikabına götürmemesi şartını getirmişlerdir. Şayet bu oyunla meşgul olmak bunlardan birini doğuruyorsa satranç oynamak da bilittifak haramdır.
Bir hadis-i şerif mealen şöyle: „Müslümanın her oyunu batıldır. Ancak üç oyunu müstesna: Ailesi (hanımı) ile eğlenmesi, atını yetiştirmesi ve ok atması." (A. b. Hanbel, c. 4, s. 144) „Ademoğlunun her eğlencesi (oyunu) batıldır, üçü müstesna: Okunu yayından atması, atını yetiştirmesi ve hanımıyle eğlenmesi. Zira bunlarla eğlenmesi hakdır." (A. b. Hanbel, c. 4, s. 148) „Çocuklarınıza yüzücülük, binicilik ve atıcılık öğretiniz; iki hedef arasında gizlenmeyi de emrediniz!" (Tenbih'ül-Gafilin-Büstan'ül-Ârifin, 70) „Nerdşir ve satranç oyunları da tahrimen mekruhtur. İmamı Şafii, bir rivayette de İmam Ebu Yusuf „satranç" oyununu caiz görmüşlerse de kumara götürmediği, devamlı olmadığı, herhangi bir vacibin terkine sebep olmadığı gibi şartlara bağlamışlardır. Yoksa bu da bilittifak haramdır. (Her oyun) da! Çünkü, Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyurdu: „Müslümanın her oyunu haramdır. Ancak üçü müstesna: Ehliyle (hanımıyle) eğlenmesi, atını yetiştirmesi ve ok atması." (ibn-i Abidin, Kerahet ve istihsan bahsi)
Görüldüğü üzere, islam oyun türünden sadece üçüne cevaz vermiş, diğer bütün çeşitlerini yasak etmiştir. Üç şeyi istisna edişinde elbette hikmet vardır; bunlar faydalı eğlencelerdir.
Hanımıyle eğlenmesi, aile yuvasındaki saygı ve sevginin kuvvetlenmesine, neşeli bir hayatın hasıl olmasına vesile olur... Ok ve benzeri silahları atmak, müslümanda atıcılık kabiliyyetinin gelişmesine ve gelişen bu kabiliyyetten de savaşlarda yararlanmasına imkân verir. At ve benzeri binek vasıtaları da böyledir. Oyun maksadıyle değil de savaş meydanlarında yararlı olacağı niyyetiyle binicilik mevzuunda kendisini yetiştirmesi elbette arzu edilen şeylerdendir.
Yine oyun ve kumar maksadıyle değil de vücudu geliştirmek gibi, meşru gayeler takip ederek müsabakalar tertip etmek, meharet gösterenlere hediyeler vermek caizdir. Bunlar hem birer riyazattir hem de cihad için faydalı hatta lüzumlu şeylerdir. Silah atmalar, piyade koşular, at ve deve gibi hayvanlarla yapılan yarışmalar da bu kabildendir. Futbol oyunları: Futbol ve benzeri oyunları, belli grupların karşılıklı oynamaları acaba hangi oyun kategorisine girer? Şimdi bunun cevabını hep birlikte arıyalım: 1- Futbol ve benzeri oyunlar, bir kere islam'ın mübah ve caiz gördüğü oyunlar cinsinden değildir. Öyle ise, „Müslümanın her oyunu haramdır!" hükmüne girer. 2- Futboldan hem oyuncular hem de seyirciler zarar görmektedir; her iki tarafı da işinden ve gücünden men etmektedir; kitap okumalarına, okuduklarını tebliğ etmeye engel olduğu gibi, ister istemez bir kısım ibadetlerin en azından aksamasına sebebiyet vermektedir. 3- Müslümanın kederi de sevinci de müşterektir. Müslümanlar kederlerini paylaşacaklar, sevinçlerine katılacaklardır. Futbol takımlarında da ve onları tutanlarda da bir rekabet, bir tarafgirlik ve bir kıskançlık hüküm sürmekte, hatta birbirini vurup öldürmekte veya kavgadan ayaklar altında kalarak ezilmektedir. Belçika ve Kayseri maçları bunun taze ve ibret verici örnekleridir... 4- Sömürücü devletlerin yöneticileri, kitleleri maddeten de manen de kolayca ve rahatça sömürmek için çeşitli oyun ve eğlence vasıtalarını kullandıkları gibi, futbol ve benzeri oyunlardan da geniş çapta faydalanmakta ve hele hele gençleri bununla meşgul edip haftanın tatil günlerinde bile düşünme ve gerçeği bulma ve bilme fırsatını vermemektedirler. Haftanın diğer günleri işyerlerinde veya okulda geçiren ve dolayısıyle akl-i selimini çalıştırma imkânı bulamayan dünya gençliği, hafta sonlarında da içi boş bir topun arkasından koşturmaktadır.
Binaenaleyh, dünya ve ülke çapında düzenlenen maçlar arkasında işte bu ve benzeri daha nice felaket ve afyonlamalar yatmaktadır. Bu babda meşhur General Franko'nun şu sözleri, hususiyle müslüman olduğunu iddia ettiği halde, maç hastalığına yakalanan ve hele hele gayrî meşru bir hareket olduğu ortada duran „Bu yolla (futbol yoluyla) gençleri islam'a kazancağız!" vehmine kapılan gençler için çok ibret vericidir: „Futbol, seks ve piyango olmasaydı, ben kırk yıl nasıl idare ederdim?" Cemaleddin Hocağlu (Kaplan) -Rh.a.- Emîr'ül-Mü'minîn ve Halîfet'ül-Müslimîn
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |