| Himmet ke Sultanimin... ![]() ![]() Üyelik tarihi: 04.01.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 961
Teşekkür etti: 0
20 Teşekkür 16 Mesaja aldı
| AMIN ECMAIN ADANALI kardes
__________________ Gül Bahcesine Giren kokusunu almadan cikmaz!!!! COK YAKINDA TV15-Bizim Kanalimiz |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.10.2005
Mesajlar: 1.254
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| .................................. Konu kemal bilici tarafından (22.08.2006 Saat 23:07 ) değiştirilmiştir. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 669
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| herangi bi tarikata bağlı olmak kurtuluş değildir.bi şeyh yada hoca insanı cennetede götüremez.kuran ve sünneti hayatında yaşayanlar ancak allahın rızasını elde ederler yoksa tarikatçı olmak falan bunlar boş şeyler.ümmetçi olmak lazım cemaatçi değil..
__________________ ey insanlar ölüm tutkunu olunuzki size hayat bağışlansın şehid abdullah azzam |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() Üyelik tarihi: 08.03.2003
Mesajlar: 1.684
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 6 Mesaja aldı
| Bismillah.... Karıştırdığınız noktalar var.Geçmişi okursanız gerekli izahatlar görülecektir. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 669
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| geçmiş mi nasıl
__________________ ey insanlar ölüm tutkunu olunuzki size hayat bağışlansın şehid abdullah azzam |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() Üyelik tarihi: 08.03.2003
Mesajlar: 1.684
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 6 Mesaja aldı
| Bismillah... Bahsettiğiniz cemaat veya tarikat taassubudur.Bu hatadır.Lakin her cemaatte her tarikatta mutassıb insanlar mevcuttur.Bu insanlara yani sizin tabirinizle "cemaatçilik,tarikatçılık" yapan insanlara bakıp "boş"tur hükmü verilemez.Mutaassıb insanların yaptıgı boştur.Bunlar ham insanlardır ve yaptıkları kendi hatalarıdır.Merkezde ve tasavvuf ocağında pişmişlerde uhuvvet-i islam söz konusudur. Geçmişten kasıt 11 sayfa boyunca yazılanlar. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 669
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| mektuplarınızıda diğer yazılarıda okudum. ama tarikata bağlı olmak cennete götürür mantığı yanlıştır.hiç bir insan bi insanı kurtaramaz.hz fatımaya bile rasulullah babana güvenme diyor.bu yeter başka nediyeyim.allah şah damarımızdan yakındır dualara cevap verendir.aracıya ihtiyaç duymaz semidir basirdir.
__________________ ey insanlar ölüm tutkunu olunuzki size hayat bağışlansın şehid abdullah azzam |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() Üyelik tarihi: 08.03.2003
Mesajlar: 1.684
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 6 Mesaja aldı
| Bismillah... Yanlış olan "tarikata bağlı olmak cennete götürür" mantığı değil "tarikatsız cennete gidilmez" mantığıdır.Tarikat elbetteki cennete götürebilir.Fakat tarikat mensubu olmamak insanı cehennem götürmez.Bu ikisi farklıdır. Bakış perspektifinize göre haklısınız.Çünkü yazdıklarınıza göre insanların sadece şeyhi veya hocasına tabi olup başka birşey yapmadıgını ve buna güvendiğini zannediyorsunuz.Şöyle diyelim o zaman;Biz bir takımız.Stad,dünyadır.Rakib,nefis ve insi-cinni şeytanlar toplulugudur.İşte şeyh veya hoca bir teknik direktördür.Bize bu maçı kazanmamız için taktikler verir:)Yoksa "teknik direktörüm var maçı kazandım" demek ve böyle düşünmek hatadır. vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 669
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| çevremde çok tarikata mensup kişiler var ve ben gözlemlerimden anladığım su konuştukları zaman hikaye ve kıssa başka bişey yok.bu tarz misallerih ilmi açıdan bi verisi yok.ben önder olarak aleyselatu vesselama tabiyim.bu bana yeter biiznillah
__________________ ey insanlar ölüm tutkunu olunuzki size hayat bağışlansın şehid abdullah azzam |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.03.2006
Mesajlar: 1.027
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
unutmayın ki Kuran-ı Kerim'de de Cenabı Allah(CC) kıssalar ile pergamberimize(SAS) ve tabiki bizlere örnekler verirdi..ve Allah resulude (SAS) geçmiş kavimler hakında kıssalar anlatarak bizlere ibret almamızı emrederdi.. kıssa ibretlik hikaye demektir...ve dolayısı ile hikaye, hikemiyet, hikem ; hep aynı köklerden gelip , hikmetli olaylar, sözler anlamını taşımaktadır.... kısaca tabiki ayetler ve hadisler daha önemlidr ama kıssalar ve hikayeleri de geri plana atmak uygun düşmez...selam ve dua ile.
__________________ "Eğer Allah'ı (c.c) hakkı ile tanısaydınız,dualarınızla dağlar yerinden oynardı". HZ.Muhammed (sas) | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 669
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
__________________ ey insanlar ölüm tutkunu olunuzki size hayat bağışlansın şehid abdullah azzam | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 117
Teşekkür etti: 4
25 Teşekkür 17 Mesaja aldı
| Tasavvuf islamın özüdür ve en 'rafine' bir şekilde anlaşılıp yaşanmasına verilen addır. Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi'nin buyurduğu gibi: İşte tasavvuf, -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in mübârek hayatıyla zâhiren ve bâtınen bütünleşerek, engin bir muhabbetle kaynaşmaktır. Çünkü o, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in zâhirî-bâtınî, iç ve dış tecellîleri, yâni hâlidir. Onun içindir ki, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in rûhâniyetinden hisse alabilmek ve rûhen onunla mezc olabilmekten ibârettir. Diğer bir ifâdeyle tasavvuf, aşk ile birleşen îmân, vecd ile îfâ edilen ibâdet ve davranış güzelliğidir. Hâsılı tasavvuf Âdem -aleyhisselâm-'a "rûh üfürülmesi"yle başlayan bir yüce nasîbin, Âhirzaman Nebîsi'ndeki kemâl tezâhüründen, muhabbet dolu kalblere akseden feyz şebnemleridir. Yani tasavvuf olmadan olmaz. Olur ama bu ihsan kıvamından uzak bir yaşam olur. Kurtuluş için yeter şart olarak sadece farzlar yeterlidir. Bunun ötesi bir yaşam kişiye kalmışıtr. Hz. Peygamber ile necidli biri arasında geçen şu hadise olaya ışık tutmaktadır. http://www.altinoluk.com/makale_detay.php?makale_no=d246s040m1&dergi_sayi=2 46 |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.02.2006
Mesajlar: 2.212
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 8 Mesaja aldı
|
Simdi bir soru: Biri diyor ki benim önderim Peygamber (s.a.v.), peki O´nun (s.a.v.) yolunu nerden ögreniyorsun? Eger kitap dersen kim yazmis?, falanca dersen o kim? Demekki arada mutlaka birileri var. Mürsidler de ayni o birileri gibidir, lakin onlarin vasiflari vardir, sünnete uymak ve takva (vera) sahibi olmak. Velhasil, aracilara ihtiyac vardir ve o aracilarin her bakimdan en güzel olanlarina tabi olmak lazimdir ki, bu da Peygamber Efendimiz´in sav tavsiye ve emridir. ALLAHÜ TEALA yüce kitabinda nice ayette kissalar bildirmektedir, bunlarin hep hikmetleri vardir, bunlari düsünmeden dinlemek belki insana bikkinlik verir, ama kusur anlatanda degil analtilandadir. Bir örnek: ALLAHÜ TEALA nin Kur´an da Hz. Yusuf´u a.s. görünce ellerini kesen ve fark etmeyen kadinlardan bahsetmistir! Hikmeti: sehitler de ölüm acisi hissetmez, cünkü o kadinlar Hz. Yusuf a.s. güzelligi karsisinda aci hissetmediler, ölürken cennette ki makamini gören sehit te aynen böyle aci hissetmez. Selametle...
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 669
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| herangi bi aracıya ihtiyaç yoktur allah kulunu duyar görür ama insanlar hep kolayını istiyor.şu tarikat yada şeyh beni cennete götürsün diye.ama öyle değil allah insanlara sizin hanginizin güzel isler yapacağını denemek için hayatı ve ölümü yarattım buyuruyor.demekki her insana yine ilk ayette oku buyuruyor mevla insana okumakta farz ozaman birilerine takılacağımıza bizlerde allah için yaşayan yani yaşayan kuran olmamız gerekmezmi.yarabbi bunlara tabi oldum diye bi mazeret olabilirmi?kişi yanlız kendini kurtarabilir hiçbi şeyh müridini kurtaramaz kurtarsa rasullh kızına bana güvenme demezdi...
__________________ ey insanlar ölüm tutkunu olunuzki size hayat bağışlansın şehid abdullah azzam |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.02.2006
Mesajlar: 2.212
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 8 Mesaja aldı
| O zaman önce soruma cevab ver, sen dinini nerden ögreniyorsun?
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
| Himmet ke Sultanimin... ![]() ![]() Üyelik tarihi: 04.01.2006 Yaş: 20
Mesajlar: 961
Teşekkür etti: 0
20 Teşekkür 16 Mesaja aldı
| Gözyasigülüm Allah Dostlarinin Menkibeleri hic SIKARmi?? Bizleri ELHAMDULILLAHI RABBEL ALMIN SIKMADI.. Onlarin agizlarindan Bal Damliyor,onlar Resulullahin Varisleridir.. ves´selam
__________________ Gül Bahcesine Giren kokusunu almadan cikmaz!!!! COK YAKINDA TV15-Bizim Kanalimiz |
| | |
![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.05.2006
Mesajlar: 184
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
beni de sıkmıyor... | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| Lailaheillallah ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.02.2006 Yaş: 31
Mesajlar: 61
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Selamün Aleyküm, Hocamin söyledigi güzel bir söz vardi... Dervislik olsaydi TAC ile HIRKA Bunu herkes alirdi 30'a 40'a ![]()
__________________ سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم ALLAH BaNa YeTeR, O Ne GüZeL VekiLDiR |
| | |
![]() ![]() Üyelik tarihi: 18.11.2005
Mesajlar: 152
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Bismillahirrahmânirrahîm Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Salât ve selâm kulu ve rasûlü Muhammed’in, O’nun ailesinin, ashabının ve şirksiz olarak Allah'a iman eden bütün mü’minlerin üzerine olsun. "O(insa)nların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler.” [1] “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz.” [2] Aklı başında insanlar usulüne uygun ve ma'kul sınırlar çerçevesinde, gerekli bilgiyle, azimle, sabırla, dürüstçe ve cesaretle işlerini hallederler. Allah'ın hidayetine mahzar olan aklı başında bir mümin de -hidayete erdiği yaş kaç olursa olsun- kişisel gelişimini ve terbiyesini Kur'an ve Sahih Sünnet mektebine tabi tutar. Ailevi hukuku, toplum hukukunu, ibadet, ahlak ve muamelatını yalnız İslam'dan alır ve kendini beşeri kanunlar yerine Allah'ın kanunlarına karşı sorumlu bilir. Dinini sahih kaynaklardan alır ve gelişi güzel her söze iltifat etmez. Onun yaşantısı kaliteli insan Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşantısının bir yansımasıdır çünkü O'nun ümmetidir. Dünyada Kelime-i Tevhid'i kalbine iman olarak yazmış ve onun gereklerini hayatına uyarlamış bir mümin için nice müjdeler vardır. Bu mümin Lâ ilâhe illallah anahtarıyla Havz-ı Kevser'de Rasûlullah'ın komşusudur. Firdevs-i Âlâ'da en güzel nimetlerle rızıklanacaktır. $$ Gözü açık, kurnaz, her işini öyle veya böyle, -haklı haksız fark etmez- halleden, ne hırıtlar çevirip kârlı, olmadık desiselerle haklı çıkan kişi dünyaya ölçüsüzce rağbetinin kendisini neyin kapsam alanına çektiğinin farkında değildir. Lakin bu uyanık babasının dini olan İslam'ın etkisindedir, Allah'a ve ahiret gününe inancı vardır ve cennetten de vazgeçemez, çünkü kendisi hesabını iyi bilir. Cennet de yabana atılır bir nimet değildir hani! O halde onu elde etmenin de bir kolayı olsa gerek, ilim tahsiliymiş, dini bilgilerdeki şüpheleri gidermek için araştırmalarmış, vesair uzun iş; diye düşünürken, şeytan ona bazı yolları kolaylaştırır. Karşısına bir cennet simsarını çıkarır. Gel kardeşim gel, iyisi daha ucuza burada diye bedava çığırtkanlık yapan saftirikler veya menfaatçi kurnazlar rastgelirler ona. O sesleri iyi işitir çünkü kulağı pek sever kârlı işleri. Derler ki : “Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun.” “Cemaatin içinde olmazsan kuzuyu kapan kurt gibi seni de şeytan kapar.” “Çobansız sürü olmayacağı gibi mürşidsiz cemaat da olmaz.” “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.” “Alim bir zatın kamil bir mürşidin terbiyesinden geçmek, himmetinden istifade etmek gerek.” “Onlar peygamberlerin vârisleridir.” “Onlar son nefesinde şeytandan imanını kurtarır.” “Ahirette şefaatçi olurlar.” “Bir mürşidin eteğini tutan cennetin en yücelerine, şehitlerin ve peygamberlerin mertebesine çıkar” daha neler neler… Ağzının suyu akar tabi dinleyenin. ISSIZ ADA Bu anlatılanlar tıpkı yurt dışına işçi olarak götürmeye heveslendirip de insanların borç harç buldukları paraları dolandıran, işçi adaylarını ıssız bir adaya bırakıp işte geldiniz inin, buradaki ağaçları budayıp, otları sulayacaksınız, işiniz bu diyen dolandırıcıların vaatleri gibidir. Halbuki insanların gayesi müsbet idi, fakat pek kestirme bir yol tuttular. Kendilerine yol gösterenler de kestirme yol arayanların bir kılavuzu olsun, garibanlar mürşidsiz mi kalsın diye (!) bir boşluğu doldurdular. Bu bir dengedir, her ne kadar tasvip etmesek de beni kandıran yok mu dercesine tedbirsiz kimseleri birileri kandırır ve bu sayede imtihan dünyasının ıssız adaları da adam yüzü görür. Dolandıran da bir müddet sefa sürer. Bazıları erken kendine gelir, eyvah dolandırıldık der, lakin dolandırıldığını anlayamayan adam, emeğinin karşılığını alacağını umarak salih amel işlemeye devam eder, otları sular, ağaçları budar, hem niye kandırsınlar ki onu, “ağaçları kesin, otları yakın” gibi kötü bir emir de vermediler ki!… bu gariban emeğinin karşılığını alacağına inanarak ecel gemisi gelinceye kadar bekler durur. Maalesef ömür sermayesini batak şirketlere yatırmış ve tüketmiş olarak ahirete göçerler. Bir daha dönüş imkanı olmayan ahiret yolculuğu için insan, henüz dünyada iken , rehber kitap Kur’anı ve kılavuz Muhammed aleyhisselamı iyi tanımalı, din simsarlarının eline düşmemelidir. ÇANTADA MÜRİD Adı üstünde mürid, o istedi bunları, başına ne geldiyse sunulan yemi istemekle geldi. İnsanları sazan yerine koyup bu çekici yemleri, peşpeşe sıralayanların sözleriyle, vaat ettikleri arasında, düşünen insanın kolayca görebileceği, uçurumlar bulunmaktadır, fakat insanları düşünmekten alıkoyan bir şey var ki o, dergaha düşürülen kişinin, korkutulmasıdır. Şeyhten haber verirken müride telkin edilenler gerçekten ürkütücüdür, korkutucudur ve insanın elini ayağını buz keser ve tabi beynini de. Sadece bu şeyh mi ? Hayır ayrı bir dünyadasınız artık, duymadıklarınızı duyacak inanmadıklarınıza inandırılacaksınız. Yeni tanıştığınız bu dünya, süpermenleri bol, binlerce, milyonlarca ayakları yere basmayan müridiyle vekiliyle, halifesiyle kutupları, gavsları, kırkları yedileriyle, Mars’tan daha uzak bir gezegendesiniz. Şeyh insan olduğu halde insanlardan güçlü kuvvetli , dilediğini yapabilen, her an gören ve işiten (!) bir adamdır! O halde onun hakkında nasıl şüpheye düşebilirsin, onun hakkında anlatılanları nasıl eleştirebilirsin? Senin aklından geçenleri bile bildiğini söyledikleri adamın sahte bir veli, bid'atçı ve mülhid olduğunu nasıl düşüneceksin. İşte burada Allah'tan korkar gibi bir insandan korkmakla ve onu eleştirememekle kayıtsız, şartsız batıl bir imanın temelleri atılmış olur. Gelin İbrahim aleyhis selamın dediği gibi biz Allah'tan başka (sizin ilahlarınızdan) korkmayız,[3] diyelim ve onların putunu kırmaya koyulalım. Yukarıda zikrettiğimiz insan avcılarının kaymaklı kadayıf türünden sözlerinin bir kısmı, oltanın ucundaki yemin besin değeri bulunduğunun doğruluğu kadar doğru sözlerdir. Amma çoğu zaman balık o besinden istifade edemez de bir parça yem uğruna hayat suyundan dışarı çıkar ve beslenen değil hayatı pahasına besleyen olur. Yemlerin arkasında duran oltacılara bir bakalım. O da bu yola ilk sülûk ettiğinde acemiydi, toydu, ya şimdi! O da böyle başlamıştı… günlerden belki de Cuma idi, heey hey ne mukaddes günlerdi, o gün hidayete erdi fakir! Gibi övünmeleri de yok mu? MERASİM-İ KÜBRÂ Bir mürşide tabi olmazsan kaybolursun, al sana bir 'mürşid' yemi. Oltaya takıldıktan sonra dergaha doğru yola düşersin, sofraya konmadan önce güzelce bir yıkanırsın, sonra avcının nezaretinde mürşidin elini ve eteğini öper, bir güzel günah çıkartırsın, pişmansın ve artık yapmayacaksın, çünkü mürşid seni görecek! Ne mutlu sana, anandan doğduğun, Arafat’tan döner gibi(!) gibi günahsız oldun(!) CEMAAT MUHABBETİ “Cemaatten ayrılan bizden değildir” hadisini de sık sık duyururlar. Nasıl bir cemaat mi? Hadis tefsire muhtaç değil ki, adamların keyfince bir cemaat işte! Siyasetle işi olmayan, cihad kavramı lûgatlarından çıkarılmış, baş örtüsü falan gibi kıldan işlere bulaşmayan, etliye sütlüye karışmayıp yavan ekmeği tavsiye eden bir cemaat işte! Daha ne olsun ki! Zikir kardeşim zikir, şeyhin dediği gibi zikir. Fikir dedin mi bozuşursun, şeyhe itiraz yok, ölü yıkayıcının önünde yatan meyyit gibi itaat ister efendi baba! Ne kendi konuşur, ne adamı konuşturur. Etrafındaki dalkavuklar onun yerine sizinle konuşacak, siz de dut yemiş bülbül gibi somurtacaksınız. İyi ki geldiniz birazdan daha yakından tanıyacaksınız. Mürşid beyin keramet, mersiye ve kasidelerini sayıp döken meclislere katılırsın, hangi kabirden ne istenir, nasıl tavaf edilir, teberrük için ekmek, şeker ve daha neler gezdirilir, iyice öğrenirsin. Bitmeyen ekmeklerden yer, cabul cubul çorbalardan içer şeyhin bereketiyle tanışırsın, sanki ömrünce aç gezmiştin de Allah seni doyurmamıştı(!) Bu şirk meclislerinde Allah'ı sever gibi şeyhini seven insan suretinde şeytanlar görürsün. Ağızlarında geveleyip durdukları sünneti seniyye laftan ibarettir, şayet uygulama varsa muhakkak riyakarlıkla karışıktır, yapılan her amelde şeyhi memnun etme gayreti saklıdır. İnsanların kalplerindeki imanın yanına yerleştirilen şirk öğretileri, ölülerden istimdad, bedava kasko hizmetleri, çamura çöken eşeği kurtarmalar mı dersin, tekerleği fırlayan arabaya –gavs marka- teker olmalar mı dersin, neler neler, çok yönlü kullanışlı şeyh efendilerin reklamları film gibi anlatılır, fakat asıl çok yönlü kullanılan bu reklamları dinleyen ve anlatan müridlerdir. Şeyhin turistik tesislerinden alışverişler yapar memleket ekonomisine katkıda bulunursun. Bir daha ki sefere hizmetlerin nisbetinde, vazifelendirilirsin; artık ya iyi olta atan bir avcısın, ya iyi para harcayan bir mürid, ya bedava ırgat, ya da eline tutuşturulan teranelerin çığırtkanlığıyla ömrünü tüketecek mütevekkil bir seyyar satıcı! Bu satışlar bazen sokaklarda, bazen bir dergi editörlüğünde bazen şeytanın gel dediği yerdedir. Bunun dışında gerçekten irşad olmayı bekleyenlerin hayal kırıklığına uğramaması için manevi irşad feyzle olur hikayeleri, mürşidin bir nazar etmesiyle ne merhaleler katedilir, ne derecelere ulaşılır teraneleri sayılır dökülür. Dinlediklerini aklından şöyle bir geçirmeye kalksa insan, ilk bir kaçında hemen tökezir, çelişkilerle dolu hiç duymadığı saçmalıklar kafasını allak bullak eder ve çaresiz olarak düşünmekten de vazgeçer. Bundan sonra yalanlarla avutulan müride bol bol rabıta yapmak ve feyz almaktan başka irşad yolu kalmamıştır. Mürşid beyi gözünde canlandıramayanlar için teknoloji ne güne duruyor, memlekete dönerken cüzdana konulan resimlerle idare edilip, bir dahaki ziyarete kadar bol bol rabıta yapılır, hem mürşid uzaktakilere manyetik dalgalarla feyz ve irşad proğramına devam etmektedir. İş manen hallolduğuna göre artık soru sormaya, vaaz dinlemeye, kitap okumaya gerek kalmamıştır. Bu arada mürid nefsine uygun dini yaşantının menbaına demir atmıştır artık. Yapılması gereken tek şey mürşidi kızdıracak iş yapmamak, verdiği zikir ve evradı tamam çekmek, onu memnun etmektir. Dikkat etmek gerekir çünkü o işlenen günahlardan haberdardır, müridini görmektedir, işitmektedir(!) ALLAH AKLA GELMEZ OLUR LÂFTA KALIR Böylesine sıkı takibe alınan ve denetlenen bir mürid kendisini takibe alandan başka kimseyi, daha çok memnun edemez ve artık öfkesi, sevinci, ibadeti, tevekkülü hepsi onadır. Her ne kadar Allah'ı ve rasulünü unutmuşsa da kendisine aracılık edecek paravan şirket muameleyi prosedüre uyduracaktır. Ona göre bunların hiçbiri şirk sayılmaz çünkü bu olan biten işlerin baş aktörü Allah dostudur(!) Allah dostu ile şeytan dostu olanları birbirinden ayırt edemeyen, İslamın mesajını anlayamamış kimselerin bu tuzaklara düşmeleri gayet tabiidir, çünkü onlar dini kaynağından öğrenmediler. Ya bilenlerin susmasına ne demeli !? Ümmet dinini yaşamak için binbir meşakkat alim ararken yolları kesen haramiler, İslam adı altında başka bir dini öğretmektedir. Onlar Müseylime'nin vârisidir ve öğrettikleri dine inananlar Müseylime’nin ümmeti olurlar. BABADAN OĞULA MİRAS POSTLAR Saltanatlarının bekası ve şahsi menfaatlerinin devamı için şeytanın da işini kolaylaştırarak Müslümanların dünyadaki zilletine ahirette de kendisinin ve yandaşlarının helakine sebep en tehlikeli ayrılıkçılar bu din tâcirleridir. Onların tezgahına/dergahına düşmemek, aldatıcı sözlerini dinlememek gerekir. Allah'ın ayetlerini, rasulünün hadislerini dinlememiş birinin cahilce din tacirlerini dinlemesi ne büyük tehlikedir. Onlardan birçoğu Rasulullahın sünnetine göre abdest almayı bile bilmezler. Onları şeyh yapan babalarının sülbünden gelmiş olmaktır o kadar. Onlar bir yığın sapık inanç ve bid'at amellerle övünüp sevinerek cennet ummaktadırlar. Halbuki kendilerini memnun etmeye çalıştıkları diri veya ölü mürşidleri onlara cennet veremez. Kalplerinde ve dillerinde bulunan safsatalar, Kelime-i Tevhid'in manasına aykırıdır ve Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) İslam mesajından çok uzaktır. Onlar İslam’ın adını soyadını, sicilini kütüğünü her bir şeyini kullanırlar, fakat İslam diye insanların kalplerine yerleştirdikleri şirk inançları inanan kimseyi ebediyyen cehenneme hapseder. Allah onların yaptığı bu işi şöyle haber vermektedir: “Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler.”[4] Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği inançlarla, amellerle Allah'a yaklaşılacağını iddia eden müşriklerin akıbeti ebedi ateştir. Şayet herkes kendi hevasına göre Allah'a yaklaşmanın yolunu bulacak olsaydı peygamberlere ne gerek vardı? Onlardan birçoğu bu şirkten vazgeçmeyecek ve eski müşrikler gibi içinde bulunduğu durumu savunmaya çalışacaktır. Allah buyurdu ki: “Allah'tan başka veliler edinenler derler ki biz onlara bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz. Allah onların ihtilaf ettikleri şeyde aralarında hükmedecektir. Allah yalancı ve kafir kimseye hidayet etmez.[5] Yani onlar kendilerini Allah'a yaklaştırsın diye birtakım aracılar edinmişler ve bu aracıları övmelerine, sevmelerine, yüceltmelerine sebep, onun gûya Allah'a yaklaştıracak olması imiş! İşte bu safsatalar cennet anahtarı olmak şöyle dursun, olsa olsa maymuncuktur. Cennet kapısını ise maymuncuk açmaz. La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah deyiniz ve bu sözde sebat ediniz, dininizi tarikat deccallerine emanet edip peşlerinden gitmeyiniz. (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim."[6] VE SELAMUN ALE’L MURSELÎN VE’L HAMDU LİLLAHİ RABBİL ALEMÎN |
| | |
![]() ![]() Üyelik tarihi: 18.11.2005
Mesajlar: 152
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| TASAVVUFUN PİRLERİ SÜPERMENDİR Biz peygamberin yolundan gidiyoruz diyen ifsad edicilere bir soralım hele. Niçin müşrikleri seviyor ve onları kayırıyorsunuz ? mesela "Enel Hak" diyen bir Hallacı Mansur'u, “Bu elbisenin (kendi elbisesini kastediyor)içinde Allah'tan başkası yok diyen” Nesimi'yi, “sizin taptığınız benim ayağımın altında” diyen Arabi'yi niçin çok seviyorsunuz ? Ayağının altında altın varmış da halk parayı seviyormuş da gibi küfre kılıf arayan ilahiyatçıların kulakları çınlasın, geçsinler bu ayakları, biraz sonra göreceğiz bu zırvaların te'vil edilemeyeceğini. Sünnete uyduğunu iddia eden tasavvufçulara soralım, "sizin meşhur evliyanızın hangisi gibi, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün kalkıp "Ben Allahım" diye (hâşâ) nâra attı ? hangi sahabe "bazen ben Allah'a ibadet ederim, bazen Allah bana ibadet eder dedi ? Hangi sahabe veya tabiin şeyhinin kabrinden yardım istedi veya ilim tahsil etti veya hangisine gaibten vahyler geldi? Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) in vefatından sonra Ebu Bekr radıyallahu anh Ömer radıyallahu anha : "Bizimle gel rasulullahın yaptığı gibi Ümmü Eymen'i (radıyallahu anha) ziyaret edelim" dedi. Ziyaretine gittiler, yanına varınca kadıncağız ağladı. Kendisine : "Niye ağlıyorsun? Allah'ın kendi nezdinde hazırladığı, Rasulullah ( sallallahu aleyhi ve sellem ) için daha hayırlıdır" dediler. Kadın onlara: "ben de biliyorum ki Allah'ın yanındaki Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) için elbette daha hayırlıdır. Ancak ben semadan vahyin kesilmesine ağlıyorum". Cevabını verdi. (Ümmü Eymen) bu sözüyle onları da ağlattı ve ümmü Eymen'le beraberce ağladılar.[6] O sahabe ne şeyhinin bakışlarından feyz ile bilgileniyordu, ne onu rabıta ederek manen yükseliyordu, ne de ölülerin kabrinden ilim tahsil ediyorlardı. Onlar Kur'an-ı Kerim ve peygamberin sünnetini bilenleri arayıp buluyor, dizlerinin dibinde dinliyor, bilmediğini soruyor ve öğrendiklerini öğretmek için çalışıyorlardı. Muaz bin Cebel genç yaşta ölüm döşeğinde iken etrafında talebeleri ağlaşıyordu. Niçin ağlıyorsunuz, ben nasıl olsa bu emaneti sahibine vereceğim deyince talebeler: "Biz senin ölümüne değil, seninle birlikte giden ilme ağlıyoruz" demişlerdi. Hepsi de onun kabrinden ilim öğrenilemeyeceğini biliyordu. Ya kabirlerde şeyhinden ilim tahsil etmeye devam ettiğini iddia eden tasavvufçulara ne demeli ? Zira tasavvuf kitapları bu zırvalarla dolu. Ebu Hureyre'yi bu güne dek 1400 küsur sene taşıyıp getiren ilim onun 4 sene tahsil ettiği ilimdir. Bu dört senenin bereketi uğraşılan ilmin Kur'an ve sahih sünnet olmasındandır. Halbuki 20 sene şeyh efendinin hizmetinde bir mürid manevi irşad feyzle olur, rabıtayla olur hikayeleriyle oyalanıp durur da, sünnet diye de bir yığın bidatı öğrenir, ne abdestin rüknünü bilir ne namazın erkanını, ne alışveriş ahkamından haberi vardır ne feraizden ne cihad vardır şeyhin gündeminde ne iman ki müridine bir nebze bulaşsın. Varsa yoksa genişleyen saltanatın bekası, akın akın gelen kalabalıkların ağızlarında geveledikleri kerametler! Ve şeyhin ağırlığından ezilmiş koyun postundan daha ezik bir ümmet! Silsile-i sâdat'ın başı dediğiniz Ebu Bekir (radıyallahu anh) 'ğavs' değildi ki kendisinden yardım istensin. Ali (radıyallahu anh) ğavs değildi ki imdat diyenin yardımına gelsin. Osman (radıyallahu anh) evinde mahsur iken susuzluktan takati kesilmiş bir yudum suya muhtaçtı da ancak Allah'tan yardım istiyordu. Şimdi sorarım size silsile-i sadat'ın başı diye ismine sığındığınız kimseler ğavs değilmiş de size ne oluyor, babası ölüp de posta konan her çocuk ğavs üniforması giyiyor! Abdul Kâdir Geylanî'yi imdada yetişenlerin en büyüğü "Ğavs-ı A'zam" seçen kimdir? Eskiyen şeyhleri kutup, evtab, ebdal yapan kimdir? İmam Ebu Hanife sizin inandığınız gibi inanmıyordu bu isimleri bilmiyordu ve Allah'tan başka bir ilahı olmadığı gibi Allah'ın kendisine böyle yardımcılar edindiğine de inanmıyordu ve hatta onun zamanında bu inançlar İslam ümmetinin inancına bulaşmamıştı. İmam Malik sünnette delilini bulamadığı bir meselede gayrına iltifat etmeyecek kadar sünnete bağlı idi. İmam Şafi de tasavvufun şirkinden, küfründen, bidatından beridir. İmam Ahmed bin Hanbel Kur'an Allah kelamıdır dediği için zindanlarda işkence görüyordu bu tasavvufçular ise Kur'an zahiri ilimdir, avamı ilgilendirir, biz ilmin bâtınına talibiz diyerek Kur'an-ı Kerimin şerî ahkamını bidata ve şirke dönüştürmekte, fenafillah mertebesine eriştiğini zannedenlerse ibadetleri hepten terk etmekte, haramları helal saymaktadır. Fenafillah Allah'a ulaşma ve onda kendini kaybetme demektir. Bu terim İslamî değil sadece tasavvufîdir. Hindû putperestlerin Nirvana’ya ulaşmaları aynen bunun gibidir. Kendisini Allah'ın kulu bilen ve tevhidi en güzel kavrayan sahabe bu tasavvufçular gibi süpermen değildi ve kendi canını kurtaramıyordu, peygamber dahi haince şehit edilen 70 kurrâ sahabinin pusuya düşürüleceğini bilmiyor, onlara yardım edemiyor ve oturup ağlıyordu. Peygamberin yardım edemediği yerde şeyhler kelebek gibi uçuyorlar bu hangi din ? Taif'te taşlanan peygamber uçamadı, taşlardan kaçamadı. Amcası Hamza’ya saplanan mızrağa yetişemedi. Ciğerparesi oğlu İbrahim vefat ederken, ölüm meleğinin torbasına elini atıp İbrahim'in ruhunu alarak, bırak biraz daha yaşasın diyemedi, hem ağlıyor, hem de Ey İbrahim gidişinle bizi hüzünlendirdin" diyordu . Bunların hepsini yaptığını iddia eden şeyh ve ona inanan mürid, ne kadar Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) in dinindendir, diye sormak elbette hakkımızdır. kaynak www.ehlisunnet.biz |
| | |
![]() |