“Kim o?” ......“Ben falanca”yım ...... “Kim o?” denildiğinde “Ben falanca”yım diye cevap verilmeli
Komşularından biri kapıyı çalmış. Açınca burun buruna gelmişler. Bundan memnun olmayan hanım söylenmiş:
- Müslümanlıkta böyle kapı çalma olmaz. İnsan şöyle bir kenara çekilir, öyle bekler kapının açılışını!. demiş. Öteki de pişkin mi pişkin.
- Hayret demiş, herkes kendi isteğini İslam’a yüklüyor. Müslümanlıkta böyle şey yoktur, diyor. Yani İslam senin kapını çalınca nasıl bekleyeceğimi de mi yazıyor?
- Yazıyor, yazmıyor.. derken bize sormuşlar:
- Var mı, yok mu kapıyı çalınca bir kenara çekilip de beklemek, demişler.
Efendim, İslam’da olmayan şey yoktur. Lakin biz bilmiyorsak o yok demek değildir. Belki biz bilmiyoruz, demektir. İsterseniz bu konuya dair bilgileri sıralayayım da birlikte okuyalım var olanları. Saad bin Ubade anlatıyor:
Bir adam Resulullah Aleyhisselam’ın kapısını çalıp izin istemişti. Efendimiz kapıyı açınca yüz yüze geldi. Adam, doğruca evin içini görür haldeydi. Resulullah, adamın bu tavrı üzerine dışarıya çıktı, kapının bir yanına çekilip:
- Çaldığınız kapının ya sağına ya soluna çekilin. İşte şöyle, diyerek bizzat gösterdikten sonra şunu ilave etti:
- Girmeye izin verilinceye kadar içeriye bakmak helal değildir! * * * Böylece içeriye ancak izinle girecek insanın dikkat edeceği diğer sünnetler de açıklanmıştır eserlerde. Sağ ayağıyla içeriye giren misafir, evin sağını solunu kolaçan eden bir tecessüsle bakınmadan gösterilen yere oturur, kendi istediği yere oturma konusunda bir tercihi olamaz. Hatta ev sahibi en itibarlı yeri gösterip de kendisi en değersiz yere, mesela kapının arkasına otursa bile itiraz edilmez.
Bunu da Adiy bin Hatim’den öğrenmekteyiz. Resulullah Aleyhisselam’a bir misafir gelmişti. Minderi gösterip üzerine oturmasını istedi. Kendisi de yere oturmayı tercih etti. Misafir istemediıi halde böyle yaptı. Nitekim İbni Sirin’i ziyarete giden Hatice bin Zeyd, onu yerde oturur görünce kendisi de yere oturmak istedi. Ancak İbni Sirin:
- Hayır, sen yere oturma, minder üzerine otur, diye ikaz ettikten sonra şöyle dedi:
- Evimde misafirin benden üstün yere oturmasını isterim! Şayet evde başka kimseler varsa cümlesine birden verilen selamdan sonra gerekecekse en itibarlılarından başlanarak musafaha yapılabilir. Sonra yan yana oturan iki kişinin arasına da oturmamaya dikkat edilir. Nitekim Efendimiz Aleyhisselam’ın tavsiyesi de böyledir.
- İzni olmadan iki kişinin arasına oturmayınız! Yine hadislerden öğrendiğimize göre, oturunca da iki kişinin arasındaki özel konuşmalara kulak kabartılıp da dinlemeye çalışılmaz. Ayrıca cemaat içinde konuşulacaksa önce alimlere, sonra yaşlılara söz verilir. Nitekim sofra gelince de aynı şekilde büyüklerin uzanması beklenir.
Yazımızı sünnet olan görgü kurallarını anlatan Min âdâbil İslam’dan nakledeceğimiz bir nükteyle bitirelim izin verirseniz. Bilindiği üzere kapı çalan insan, içeriden ‘Kim o?’ diye gelen soruya, ‘benim’ demez, kim olduğunu tanıtan sözlerle cevap verir. Fakat Ebu Nuaym’ın kapısını çalan adam kendini tanıtan sözlerle değil de ‘benim, ben’ diye cevap verince kızan Ebu Nuaym: - Sen kimsin be kardeşim? diye sordu. Aldığı cevap ise daha meçhul şekildeydi: - Ben ademoğullarından bir ademim!.. Bu defa kapıyı açan Ebu Nuaym, adama sarılıp kucaklarken şöyle söylendiği duyuldu: - Ben ademoğullarının nesli tükendi sanıyordum, demek senin gibi anlayışsız kısmı hâlâ devam ediyormuş!
A. şahin
__________________ GELDİĞİN ZAMAN BOŞLUK DOLDURAN DEĞİL,
GİTTİĞİN ZAMAN YERİ DOLDURULAMAYAN OL |