- Ben seni işe yerleştirmeseydim, sürünüp gidecektin. Kim bilir şimdi ne hallere düşecektin?
- Hani ev sahibinin kapıya dayandığı günü hatırlıyor musun? İşte o gün verdiğim para seni kurtarmıştı!
- Ben olmasaydım zor okurdun kızım. Anne-babana kalsa şimdi kocaya varmış, iki çocuğun olmuştu. Teyzen sayesinde doktor oldun!
- Evin bütün eşyalarını benim ailemin aldığını unutuyorsun. Çeyiz olarak iki örtüden başka bir şey getirmedin ki.
*** Evin bütün eşyasını neredeyse eşinin ailesi almıştı. Harun, evlenirken henüz iş bulamamıştı. Eşi Bahar’la zaman zaman yaptıkları ufak tartışmalarda eşi hep,
“Sen ne yaptın ki! Bütün her şeyi babam aldı.” derdi. Harun Bey her seferinde kendi ailesinin evlerine birşey alamadığı gerçeğinin önüne getirilişiyle karşılaşırdı.
Benzer bir durum, akrabalarında da vardı. Bu sefer kızın ailesinin maddi durumu iyi değildi. Kızın babası,
“Biz sizden hiçbir şey istemiyoruz. Bilezik yapmak isterseniz siz bilirsiniz. Ben ancak iki kanepe alabilirim. Onun haricinde bir şey almam mümkün değil.” demişti. Bir zaman sonra Şükrü Bey, eşinin ailesinin bu halini onun önüne getirmekten çekinmez hale gelmişti.
Başa kakan insan kıyamet gününde Allah’ın onlarla ne konuşacağı, ne de nazar edip günahlardan arındıracağı üç insandan biridir.
Allah Resulü bu konuda şöyle demektedir:
“Üç kişi vardır, kıyamet gününde Allah onlara ne konuşur, ne nazar eder ne de günahlardan arındırır. Onlar için elim bir azab vardır!” buyurdu ve bunu üç kere de tekrar etti. Ben: “Ey Allah’ın Resûlü! Öyleyse onlar büyük zarara ve hüsrana uğramışlardır. Kimdir bunlar?” dedim. Şöyle saydılar: “(Elbisesini kibirle, yerlere kadar salıp) süründüren, yaptığı iyiliği başa kakan, malını yalan yeminlerle reklam eden kimseler!” (Müslim, İman, 171)
Başa kakmak sözle olabileceği gibi fiille, imayla da olabilir.
“Bak ben olmasaydım, ben yardım etmeseydim, elinden tutmasaydım, yardımımı unutma!” gibi sözleri hatırlatan her davranış başa kakmadır. Kibirli kalbe iman taht kuramaz. Cimri ise Allah’tan uzaktır, cennetten uzaktır, insanlardan uzaktır, Cehenneme yakındır. Verdiğin yardım, uzattığın el bir sadakadır. Eğer ondan bir minnet bekliyor ve yardım ettiğin insandan bir karşılık umuyorsan kibire yenilmiş, bunu ifade ediyorsan başa kakmış olursun.
*** Asuman Hanım, hep yaptıklarını anlattıkça çevresindeki insanlar ondan uzaklaştı. Bahar Hanım ailesinin yaptıklarını anlattı, eşini ailesine düşman yaptığının farkına varamadı. Şükrü Bey’le eşinin arasına bir tarafın alamadığı mallar girdi durdu. Her iki aile bir tarafın alamadığı eşyalarla mutsuzluklarına mutsuzluk kattı. Onlar mutluluğu kendi elleriyle kovdu. Kibire, gurura saplanıp başa kaktıkça mutluluk onların yanından ebediyyen ayrıldı, gitti...